|
I.
KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ
|
|
|
B- KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİNTÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ
1- Ekonomik Gelişmeler ve Politikalar
a) Dünya ekonomisindeki gelişmeler :
1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarında Dünya ekonomisindeki gelişmelere ilişkin temel göstergeler 1 sayılı çizelgede gösterilmiştir.
Çizelge : 1- Dünya ekonomisindeki temel göstergeler (Yüzde
değişme)
Kaynak: IMF World Economic Outlook, September 2001
(1) Tahmin 2002 PROGRAMI, DPT.
Dünya ekonomisi, 2000 yılında son on beş yılın en yüksek büyüme hızına ulaşarak yüzde 4,7 oranında büyümüştür. Bu gelişmede, gelişmiş ülkelerdeki hızlı büyümenin devam etmesinin yanında; başta Latin Amerika ve Orta Doğu ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan ülkeler ile geçiş dönemi ülkelerindeki canlanma etkili olmuştur. Ancak, 2000 yılının sonlarına doğru başta ABD olmak üzere, gelişmiş ülkelerde durgunluğun baş göstermesi ve gelişmekte olan ülkelerde büyüme hızının düşmesi dünya ekonomisinde de yavaşlamaya yol açmıştır.
Öte yandan Dünya ticaret hacmi, özellikle gelişmiş ülkelerin ticaret hacimlerindeki yüksek oranlı artışın etkisiyle yüzde 12,4 oranında bir değişim göstermiştir.
Tüketici fiyatlarındaki yüzde değişme ise geçiş dönemi ülkeleri dışında oldukça düşük seviyelerde seyretmiştir.
AB Ekonomilerinde gelişmeler:
2000 yılında AB ülkelerinde ekonomik büyüme önemli bir artış göstermiştir. Dünya ekonomisindeki canlanma ve Euro’nun değer kaybına bağlı olarak önemli ölçüde artış gösteren ihracatın da katkısıyla, 2000 yılında AB’de ekonomik büyüme 1999 yılına göre 0,8 puan artarak yüzde 3,5 düzeyinde gerçekleşmiştir.
AB’de oldukça yüksek düzeylerde seyreden işsizlik oranı 1999 yılına göre bir puan dolayında bir azalış göstererek yüzde 8,1 düzeyine gerilemiştir.
Türkiye dışında AB’ye üyelik sürecinde bulunan ülkeler grubunda ise 2000 yılında yüzde 3,8 oranında gerçekleşen büyümenin az da olsa artarak 2002 yılında yüzde 4,2’ye yükselmesi beklenmektedir.
b) Türkiye ekonomisindeki gelişmeler :
Türkiye’nin 1996–2000 yıllarına ilişkin temel ekonomik büyüklükler
2 sayılı çizelgede gösterilmiştir.
Çizelge: 2- Türkiye’nin temel ekonomik büyüklükleri
|
1996 |
1997 |
1998 |
1999 |
2000 |
|
|
BÜYÜME (Yüzde Değişme) |
|||||
|
Tarım |
4,4 |
-2,3 |
8,4 |
-5,0 |
4,1 |
|
Sanayi |
7,1 |
10,4 |
2,0 |
-5,0 |
5,6 |
|
Hizmetler |
7,6 |
8,6 |
2,4 |
-4,5 |
8,7 |
|
GSYİH |
7,0 |
7,5 |
3,1 |
-4,7 |
7,2 |
|
GSMH |
7,1 |
8,3 |
3,9 |
-6,1 |
6,1 |
|
GSMH (Trilyon TL) |
14.978 |
29.393 |
53.518 |
78.283 |
125.971 |
|
GSMH (Milyon Dolar) |
184.602 |
194.106 |
205.808 |
187.468 |
202.064 |
|
FİYATLAR |
|||||
|
GSMH Deflatörü (Yüzde Değişme) |
78,0 |
81,2 |
75,3 |
55,8 |
51,6 |
|
TEFE Yıllık Ortalama (Yüzde Değişime) |
75,9 |
81,8 |
71,8 |
53,1 |
51,4 |
|
TEFE Yıl Sonu (Yüzde Değişme) |
84,9 |
91,0 |
54,3 |
62,9 |
32,7 |
|
TÜFE Yıllık Ortalama(Yüzde Değişme) |
80,4 |
85,7 |
84,1 |
64,9 |
54,9 |
|
TÜFE Yıl Sonu (Yüzde Değişme) |
79,8 |
99,1 |
69,7 |
68,8 |
39,0 |
|
DIŞ TİCARET (Milyon Dolar) |
|||||
|
İhracat (FOB) |
23.225 |
26.261 |
26.973 |
26.587 |
27.774 |
|
İthalat(CIF) |
43.627 |
48.559 |
45.922 |
40.687 |
54.502 |
|
Dış Ticaret Açığı (1) |
-10.582 |
-15.358 |
-14.220 |
-10.443 |
-22.377 |
|
Cari İşlemler Dengesi (1) |
-2.437 |
-2.638 |
1.984 |
-1.360 |
-9.819 |
|
Cari İşlemler Dengesi /GSMH |
-1,3 |
-1,4 |
1,0 |
-0,7 |
-4,9 |
|
KONSOLİDE BÜTÇE GELİRLERİ /GSMH |
18,0 |
19,6 |
21,8 |
24,0 |
26,4 |
|
-Vergi Gelirleri/GSMH |
15,0 |
16,1 |
17,3 |
18,9 |
21,0 |
|
KONSOLİDE BÜTÇE GİDERLERİ /GSMH |
26,3 |
27,2 |
28,8 |
35,9 |
37,3 |
|
-Faiz Ödemeleri/GSMH |
10,0 |
7,7 |
11,5 |
13,7 |
16,2 |
|
-Faiz Dışı harcamalar/GSMH |
16,3 |
19,4 |
17,2 |
22,2 |
21,1 |
|
KONSOLİDE BÜTÇE AÇIĞI (Trilyon TL) |
-1.238 |
-2.241 |
-3726 |
-9.285 |
-13.725 |
|
-Bütçe Açığı/GSMH |
-8,3 |
-7,6 |
-7,3 |
-11,9 |
-10,9 |
|
-Faiz Dışı Denge /GSMH |
1,7 |
0,1 |
4,6 |
1,8 |
5,3 |
|
KAMU KESİMİ BORÇLANMA GEREĞİ/GSMH |
|||||
|
TOPLAM KAMU |
8,6 |
7,7 |
9,4 |
15,6 |
12,5 |
|
Konsolide Bütçe |
8,3 |
7,6 |
7,3 |
11,9 |
10,9 |
|
KİT |
-0,5 |
-0,2 |
1,4 |
2,5 |
2,2 |
|
-İşletmeci KİT |
-0,4 |
0,6 |
1,3 |
2,3 |
1,6 |
|
Mahalli İdareler |
0,3 |
0,3 |
0,4 |
0,4 |
0,5 |
|
Döner Sermayeli Kuruluşlar |
-0,0 |
-0,0 |
-0,0 |
-0,0 |
-0,1 |
|
Sosyal Güvenlik Kuruluşları |
0,0 |
0,1 |
0,4 |
0,2 |
0,6 |
|
Fonlar |
0,1 |
-0,0 |
0,0 |
0,7 |
-1,3 |
|
Özelleştirme Kapsamındaki Kuruluşlar |
0,5 |
0,1 |
0,0 |
0,1 |
0,5 |
(1) 1996 yılından
itibaren bavul ticareti dahil
Kaynak: 2002 Yılı Programı, DPT.
Türkiye ekonomisi, 1998 yılında %3,9 gibi dünya ortalamasının (%2,6) üzerinde bir oranda büyümüşken, 1999’da tüm sektörlerdeki küçülme sonucu % 6,1 oranında küçülmüş, 2000 yılında yeniden % 6,1 oranında büyümüş, 2001 yılında ise yaşanan büyük kriz sonucu % 9,4 gibi rekor bir düzeyde küçülmüştür.
Öte yandan 2000 yılı dış ticaret açığı %114 oranında artarak 10.443 milyon dolardan 22.377milyon dolara yükselmiştir.
Konsolide bütçe açığı ise 1999 yılında 3.726 trilyon liradan 9.285 trilyon liraya 2000 yılında da13.725 trilyon liraya yükselmiştir.
Toplam kamu kesimi itibarıyla KKBG/GSMH oranı 1999 yılında 9,4’ten 15,6’ya, yükselmiş, 2000 yılında 12,5’e gerilemiştir.
TEFE ve TÜFE oranları 1999’a göre gerileyerek sırasıyla %51,4 ve % 54,9 olarak gerçekleşmiştir.
İşsizlik oranı ise 1999’da % 7 iken 2000 yılında % 6,6’ya gerilemiş, 2001 yılında krizin etkisiyle % 7,8’e yükselmiştir.
1999 yılında, kamu finansman dengesinin önemli ölçüde bozulması, reel faizlerin yüksek seviyesini koruması, fiyat artışlarının tekrar hızlanma eğilimine girmesi ve ekonomik aktivitenin önemli ölçüde daralması şeklinde ortaya çıkan makro ekonomik dengelerdeki sürdürülemez yapı, kapsamlı bir istikrar programının uygulamaya konulmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu çerçevede 2000 yılı başında orta vadeli bir makro ekonomik program uygulamaya konulmuştur. Ancak kur çıpasına bağlı olan bu programın başarısız olması üzerine 2001 yılında yeniden dalgalı kura geçilerek IMF desteğinde “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”nın uygulamasına geçilmiştir.
2- Kamu iktisadi teşebbüslerine ilişkin hedef ve politikalar :
KİT'ler, adından da anlaşılacağı üzere, öncelikle birer iktisadi teşebbüstür. Diğer iktisadi teşebbüslerden temel farkı sermayelerinin yarısından fazlasının doğrudan doğruya veya dolaylı olarak devlete ait olmasıdır. Bu kuruluşlar, esas itibariyle tüm iktisadi kuruluşlar için geçerli olan ticari esas ve usullere göre çalışmaktadırlar. Ancak, yönetim ve denetimleri konusunda Devlet tarafından yapılmış özel düzenlemelere de tabi tutulmuşlardır. Genelde yasalarla yapılmış olan bu düzenlemeler yanında, KİT’lerle ilgili hedef ve politikaları belirleyen idari düzenlemeler de yapılmaktadır.
Nitekim, KİT’lerin yönetim denetim ve çalışma esasları genelde 233 sayılı KHK ile belirlenmiş olmasına rağmen kalkınma planlarında ve yıllık programlarda KİT’lerle ilgili hedef ve politikalara yer verildiği gibi, Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılan kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkların genel yatırım ve finansman programı ve Başbakanlık tasarruf genelgeleri ile de KİT’lerin faaliyetlerine ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmış bulunmaktadır.
Söz konusu başlıca düzenlemeler aşağıda açıklanmıştır.
a) VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1996-2000):
VII. Beş Yıllık Kalkınma Planında yer alan KİT'ler ile ilgili amaç, ilke ve politikalar şunlardır:
-Amaçlar, ilkeler ve politikalar :
Ekonomide verimliliğin ve maliyet yapısının rekabet edebilir seviyelere getirilebilmesi için, devlet işletmelerinin etkin ve verimli çalışmaları sağlanarak ekonomi üzerindeki yüklerin azaltılması ve sağladıkları mal ve hizmetlerin kalitesinin yükseltilmesi gerekmektedir. Devlet, işletmecilik faaliyetinde bulunurken serbest piyasa fiyatlarını bozmayacak, rekabet ortamını gözetecek ve dünya fiyatlarına uyum sağlayacaktır.
Özelleştirilmesi uygun görülmeyen veya kısa sürede özelleştirilmeleri mümkün olmayan KİT’lerin, kendilerine yeterli bir şekilde ve kaynak yaratarak faaliyet göstermelerini sağlayıcı tedbirler alınacaktır. Kaynak tüketen müessese ve işletmeler kapatılacak, müesseseler arasında işgücü ve makina-teçhizat transferi yapılarak güçlendirilen ve yaşayabilir duruma getirilen tesisler özelleştirilmeye hazırlanacaktır.
Özellikle, tarımsal destekleme görevi yürüten ve sosyal amaçlı faaliyetleri öne çıkan kuruluşların, bu faaliyetlerinin finansmanı sağlıklı kriterlere dayandırılacak ve kamu finansmanı politikası içerisinde bu faaliyetler yeniden tanımlanacaktır.
Kamu mülkiyetinde faaliyetlerine devam edecek KİT’lerin yönetim sistemi yeniden düzenlenecektir. Bu kapsamda merkezi yönetim ile KİT’lerin ilişkisi sadece finansal ve ekonomik verimlilik ve etkinlik denetimi ile sınırlı tutulacaktır. Bu çerçevede, KİT sistemi yönetim bakımından yeniden düzenlenecek, yönetim kurulu oluşturulmasında ve genel müdür atanmasında özerk bir yapıya geçilecektir.
KİT yönetimlerinin, kuruluşların iştirakleri dahil her türlü varlıkları ve faaliyetleri üzerindeki yetki ve sorumlulukları dengeli bir yapıya kavuşturulacaktır.
KİT’lerin kamu hukukundan gelen ayrıcalıklı statüleri kaldırılacak ve özel hukuka tabi olmaları için gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Ayrıca, performans kriterleri uygulanacak, borçlanma limiti getirilecektir. KİT fiyat sisteminin gelir transferi ve sübvansiyon aracı olarak kullanılmasına son verilecektir.
Kamu işletmelerinde işgücü ve iş yükü arasında ilişki kurularak istihdam fazlası azaltılacaktır.
Hizmetin niteliği göz önüne alınarak, genel ve katma bütçeli kuruluşlar ile döner sermayeli kuruluşlara ait hizmet üretim birimleri ayrı işletmeler halinde öngörülecek yönetimleri ise işletme hakkının devri veya yönetim sözleşmesi aracılığıyla girişimci gruplara devri imkanları araştırılacaktır.
Bir çok amacı aynı anda yüklenmiş olan kuruluşların asli fonksiyonları dışındaki faaliyetleri ayrı ayrı örgütlenerek yönetilebilir işletme ölçeğine indirilecek ve özelleştirileceklerdir.
-Hukuki ve kurumsal düzenlemeler :
KİT’lerin yönetim özerkliğini ve piyasa şartlarına uygun olarak çalışmayı sağlamak üzere 233 sayılı KHK’de merkezi yönetim ile KİT’lerin ilişkisinin sadece finansal ve ekonomik verimlilik ve etkinlik denetimi ile sınırlı tutulmasına, mevcut atama sürecinin değiştirilmesine, etkin bir performans değerleme sisteminin geliştirilmesine ve karar alma özelliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılacaktır.
b) VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı :
VIII. BYKP’da KİT ve özelleştirme politikaları şu şekilde yer almıştır.
-Devletin ekonomiye doğrudan müdahalesi özelleştirme politikaları çerçevesinde olabileceğince daraltılacak, kamu hizmeti niteliğinde görevlerin yürütülmesinde etkinlik ve verimlilik esaslarına uyulacaktır. Özelleştirme kapsamı dışındaki işletmelerin faaliyetlerini özerk bir şekilde yürütebilmelerini teminen yeniden yapılandırılmaları sağlanacaktır.
-Özelleştirme stratejisi geniş kamuoyu desteğine, uzlaşmaya ve özelleştirme sürecinin şeffaflığına dayanacaktır.
-Özelleştirmeden beklenen hedeflere ulaşmak amacıyla kamu sermayesinin belirleyici olduğu ulaştırma-haberleşme ve enerji sektörlerinde serbestleşmeye gidilerek, özel sektör katılımının sağlanmasına düzenlemelere devam edilecektir. Yap-işlet-devret, yap-işlet ve işletme hakkı devri gibi finansman modelleri yeniden gözden geçirilerek bu modellerin rekabeti engelleyici uygulamalara yol açması önlenecektir. Özel sektörün katılımına açılan iletişim ve enerji gibi sektörlerde, tüketici hak ve çıkarlarını korumak ve rekabeti tesis etmek başta olmak üzere gerekli her türlü yapısal düzenlemeler özerk düzenleyici kurullar vasıtasıyla sağlanacaktır.
Özelleştirme uygulamalarında sermaye piyasasından yararlanılarak sermayenin tabana yayılması sağlanacaktır.
c) 2000 Yılı Programı :
Devlet işletmeciliğinde yapısal değişim projesi :
-Amaçlar :
Ekonominin uluslararası alanda rekabet edebilecek bir yapıya kavuşturulması için başta KİT’ler olmak üzere, genel ve katma bütçeli idarelere, sosyal güvenlik kuruluşlarına, döner sermayelere ve yerel yönetimlere ait işletmelerin verimlilik ve etkinlik ilkeleri göz önünde bulundurularak yeniden yapılandırılmaları temel amaçtır.
-Hukuki ve kurumsal düzenlemeler :
KİT’lerde yönetim özerkliğini ve piyasa şartlarına uygun olarak çalışmayı sağlamak üzere, 233 sayılı KHK’da, merkezi yönetim ile KİT’lerin ilişkisinin sadece finansal ve ekonomik verimlilik ve etkinlik denetimi ile sınırlı tutulmasına, mevcut atama sürecinin değiştirilmesine, etkin bir performans değerlendirme sisteminin geliştirilmesine ve karar alma özerkliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemelerin yapılmasına imkan verecek çalışmalar başlatılacaktır
d) 2000 yılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve Bağlı Ortaklıkları Genel Yatırım ve Finansman Programı :
2000 yılı Genel Yatırım ve Finansman Programında, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının, 2000 yılı faaliyetlerini, Genel Yatırım ve Finansman Programı hedefleri doğrultusunda aşağıda belirtilen ilkelere uygun olarak yürütmeleri kararlaştırılmıştır.
“Üretim Faaliyetleri
Madde 1- 2000 yılı Genel Yatırım ve Finansman Programı’nın belirlenen hedefleri tutarlı bir biçimde uygulanabilmesi için teşebbüs ve bağlı ortaklıklar,
a)Üretim faaliyetlerinde verimliliğin artırılması yanında maliyetlerin düşürülmesi, en az girdiyle en çok çıktının sağlanması, istihdam artışlarından kaçınılmak suretiyle iş gücü verimliliğini artırıcı yöntemlerle çalışan başına üretimin artırılması,
b)Stok yönetiminde gereken özenin gösterilmesi ve stok yönetiminin temeli olan optimum stok düzeylerinin belirlenerek bu düzeylerin üzerine çıkılmaması,
hususunda gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdürler.
Borç Ödemeleri ve Alacaklar
Madde 2- Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları; maaş, ücret ve çalışanlara yapılacak diğer ödemelerini Hazine’ye olan devirli ve garantili kredi ile temettü borç ödemelerini, Bütçe Kanunu çerçevesinde hasılatları üzerinden yapılan kesintileri özel dış borç ana para ve faiz ödemelerini özel tertip devlet tahvillerine ilişkin geri ödemelerini vergi ve sosyal sigorta prim ödemelerini birbirlerine ve diğer kurum ve kuruluşlara olan tüm ödemelerini öncelikle yerine getirirler.
Madde 3- Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları, kendi aralarındaki ticari ilişkiler dolayısıyla oluşan borç ve alacaklara uygulayacakları faizi, söz konusu ticari ilişki öncesinde karşılıklı anlaşma yoluyla belirler ve hesaplarına uzlaşılan faiz oranları üzerinden kaydederler.
Taraflar arasında uygulanacak faiz konusunda uzlaşmaya varılmadığı takdirde. Hazine Müsteşarlığı genel faiz oranlarını dikkate alarak uygulanacak faiz oranını belirlemeye yetkilidir.
Kamu iktisadi teşebbüsleri alacaklarının tahsili için her türlü önlemi almakla yükümlüdürler.
İstihdam
Madde 4- Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkların personel alımı (memur, sözleşmeli, daimi ve geçici işçi dahil) durdurulmuştur. Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların eleman ihtiyacı, ana kuruluş içindeki veya bağlı ortaklık içindeki birimlerin ihtiyaç fazlası elemanlarının nakli suretiyle karşılanır.
Eleman nakli suretiyle, personel ihtiyacının karşılanmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde, ürün alımı yapan tarımsal kuruluşlar dışındaki teşebbüs ve bağlı ortaklıklar, Hazine Müsteşarlığı’nın uygun görüşü alınmak kaydıyla bir önceki yıl içinde ayrılan eleman sayısının % 15’ini geçmemek üzere;
İlk Defa Devlet Kamu Hizmeti ve Görevlerine Devlet Memuru Olarak Atanacak İçin Mecburi Yeterlik ve Yarışma Sınavları Genel Yönetmeliği kapsamında Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı’nca yapılacak sınavda başarılı olanlar ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Daimi Kadrolarına İlk Defa İşçi Olarak Alınacaklar Hakkında Uygulanacak Sınav Yönetmeliği uyarınca Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı’nca yapılacak sınavda başarılı olanlardan,
Devlet Personel Başkanlığı’nın izniyle açıktan personel alabilirler.
Ana kuruluşlardan bağlı ortaklıklara veya bağlı ortaklıklardan ana kuruluşlara personel geçici % 15 sınırlamasına dahildir.
Kurumda çalışan geçici işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmeleri, başka kamu kurum ve kuruluşlarından naklen atanacak memur statüsünde 1 Sayılı Cetvel’e dahil kadrolardaki personel de % 15 sınırlamasına dahildir. Geçici işçi pozisyonu, daimi kadrolara alınan geçici işçi sayısı kadar azalır.
Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarca personel ihtiyacına ilişkin talepler 15 Temmuz 2000 tarihine kadar Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığı’na bildirilir. Bu tarihten sonra yapılan başvurular değerlendirmeye tabi tutulmaz. Personel talepleri yıl içinde bir defaya mahsus olmaz üzere yapılar ve münferit talepler kesinlikle dikkate alınmaz.
Konuya ilişkin olarak Hazine Müsteşarlığı’na intikal eden taleplerin değerlendirilmesinde esas alınacak bilgilerin mahiyeti Hazine Müsteşarlığı’nca yayımlanacak genelge ile ilgililere duyurulur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince kuruma karşı mecburi hizmet ile yükümlü bulunanlar, eşinin kamu görevlisi olması kaydıyla eş durumu nedeniyle yapılan açıktan atama veya nakiller, askerden dönen personel ve özel kanunlar gereği çalıştırılması zorunlu olan personel söz konusu sınırlamaların dışındadır. Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarca Devlet Personel Başkanlığı’ndan izin alınması suretiyle söz konusu personelin atamaları yapılır.
Yeni üretim tesisi ve hizmet birimlerinin faaliyete geçmesi halinde bu tesisler için personel alımına ilişkin kuruluş talepleri Hazine Müsteşarlığı’nın uygun görüşüne dayanarak Devlet Personel Başkanlığı’nca ayrıca değerlendirilir.
Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarca, yalnızca dönemsellik arz eden hizmetler ve yardımcı hizmetler için taşeron çalıştırılabilir.
1999 yılında taşeron çalıştıran teşebbüs ve bağlı ortaklıklarca bu taşeronların yaptıkları hizmetler ve yıllık maliyeti 31.01.2000 tarihine kadar Hazine Müsteşarlığı ile Devlet Personel Başkanlığı’na bildirilir.1999 yılında bu şekilde yapılmış bulunan ihalelere 2000 yılında da devam edilebilmesi için Hazine Müsteşarlığı ile Devlet Personel Başkanlığı’nın uygun görüşünün alınması şarttır. Taşeron aracılığıyla çalıştırılan personel sayısı bir önceki yıl bu yolla çalıştırılan personel sayısını geçemez.
İlk kez taşeron çalıştıracak olan teşebbüs ve bağlı ortaklıklar Hazine Müsteşarlığı’nın uygun görüşünü almak zorundadırlar.
Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarca. 1/1/2000 tarihinden itibaren 30 iş gününden fazla süre ile çalıştıracakları geçici işçilere ait geçici iş pozisyonları “yıl içinde askerden dönecekler de dikkate alınarak” ilgili bakanlığın onayı alınmak suretiyle 31.1.2000 tarihine kadar vize ettirmek üzere Devlet Personel Başkanlığı’na başvurulur. Devlet Personel Başkanlığı vize işlemlerinden önce Hazine Müsteşarlığı’nın görüşünü alır. Vize edilen geçici işçi pozisyonları Devlet Personel Başkanlığı tarafından başka unvanlı geçici işçi pozisyonları ile değiştirilebilir veya iptal edilebilir. Vize edilen cetvellerin bir örneği Devlet Personel Başkanlığı’nca Yüksek denetleme Kurulu’na ve Hazine Müsteşarlığı’na gönderilir. Bu vize işlemi yapılmaksızın ödeme yapılamaz.
Teşebbüs ve bağlı ortaklıklar bir önceki yılda vize edilen geçici işçi sayısını ve süresini aşacak şekilde geçici işçi çalıştıramazlar.
Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların hangi statüde olursa olsun personeline fazla çalışma yaptırabilmeleri için yürürlükteki mevzuatın gerektirdiği diğer işlemlerin yanı sıra Devlet Personel Başkanlığı’nın iznini de ayrıca almaları şarttır.
Bu madde hükümleri çerçevesinde Devlet Personel Başkanlığı’nca uygun görülen teşebbüs veya bağlı ortaklıklara ilişkin personel işlemlerinin ve fazla çalışma izinlerinin sonucundan Hazine Müsteşarlığı’na bilgi verilir.
Personel hareketlerindeki mevcut durum ve gelişmeler Hazine Müsteşarlığı’nca yayınlanacak genelge doğrultusunda üçer aylık dönemler halinde Hazine Müsteşarlığı’na bildirilir.
Fiyatların Belirlenmesi
Madde 5- Kamu iktisadi teşebbüsleri, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 35 inci maddesinin 2 nci fıkrasının hükümleri saklı kalmak kaydıyla ürettikleri mal ve hizmetlerin fiyat tarifelerini saptamakta serbesttirler.
Teşebbüs ve bağlı ortaklıklar ürettikleri mal ve hizmet fiyatlarında yapılan değişiklikleri ve bu değişiklikleri sonucu oluşacak ek hasılatları, değişikliğin yapıldığı günü izleyen 7 gün içinde Hazine Müsteşarlığı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’na bildirirler.
Genel Hükümler
Madde 6- Hazine Müsteşarlığı yıl içindeki gelişmeler doğrultusunda, Genel Yatırım ve Finansman Programı’nda gerekli değişiklikleri Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’nın görüşünü alarak yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya yetkilidir.”
Bu temel düzenlemeler yanında, Başbakanlık Tasarruf Genelgeleri de KİT faaliyetlerinin yürütülmesinde etkili olmakta olup, söz konusu genelgelerde özellikle genel giderleri kısıtlayıcı yönde düzenlemelere yer verilmektedir. Ancak bu kısıtlamaların bir kısmı KİT’lerin özerk bir tarzda ekonominin kurallarına yönetilmelerini olumsuz yönde etkilemektedir.
e) Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler ve Ulusal Program:
Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı ile Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar 24.03.2001 tarih ve 24352 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının; bu kapsamda kamu iktisadi teşebbüslerinin, Ulusal Programda yer alan çalışmaları zamanında ve öngörülen hedefler doğrultusunda gerçekleştirmeleri esasından hareketle, AB müktesebatına uyum çerçevesinde, görev alanlarına giren konuların etkin bir biçimde yürütülmesini ve karar alma sürecinde AB boyutunun da dikkate alınmasını sağlayan düzenlemeleri yapmaları gerekmektedir.
Ulusal Programda KİT’leri de ilgilendiren konular aşağıda verilmiştir.
“Ekonomik Kriterler:
Ekonomide Serbestleşme Süreci
Türkiye ekonomisi, 1960’lı yıllarda kalkınma planları çerçevesinde, devletin pek çok sektörde önderlik ettiği ithal ikameci bir sanayileşme stratejisiyle hızlı bir büyüme performansı gerçekleştirmiştir. Ancak, 1970’li yıllarda yaşanan petrol şokları ile ödemeler dengesi açıklarının finansmanında karşılaşılan güçlükler yüksek enflasyon ve ekonomik daralmaya neden olmuştur. Bu sıkıntılar, 24 Ocak 1980’de Uluslararası Para Fonu, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların da desteğini alan kapsamlı bir istikrar ve yapısal uyum programının başlatılmasına neden olmuştur. Bu programla kaynakların etkin dağılımını artırmaya yönelik olarak piyasa güçlerini harekete geçirmek ve Türkiye ekonomisini rekabete açık bir ekonomi haline getirmek amacıyla önemli ve radikal adımlar atılmıştır.
Programın temel hedefleri dış ticaretin serbestleştirilmesi, kur ve teşvik politikaları ile ihracatın desteklenmesi, mali serbestleşme sonucu reel faiz oranlarının pozitife dönmesi ile yurt içi özel tasarruf ve yatırımların artırılması, uluslararası sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi, Türk Lirasının konvertibil hale getirilmesi ve özelleştirme ile kamunun ekonomideki ağırlığının azaltılması olarak sıralanabilir.
Bu programla Türkiye ithal ikameci bir kalkınma stratejisinden, dışa açık bir büyüme modeline adım atmıştır. Bu bağlamda, dış ticaret rejimi serbestleştirilmiş, dış ticaret üzerindeki miktar kısıtlamaları kaldırılmış ve gümrük vergilerinde önemli oranda indirime gidilmiştir. Dış ticaret, uygulanan politikaların bir sonucu olarak ülke ve mal bazında genişlemiş, 1980’lerin ilk yarısında ihracat hızla yükselmiştir.
1980 yılında uygulamaya konulan yapısal uyum ve reform programı ile mali sistemin uluslararası mali piyasalarla entegrasyonunu sağlayacak çalışmalar da 1980’lİ yıllarda hız kazanmıştır.
Enflasyonla Mücadele ve Yeniden Yapılanma Programı:
1980’lerin başındaki serbestleşme sonucunda ülke ekonomisi hızlı bir büyüme performansı göstermiştir. Bununla birlikte yüksek enflasyon ve giderek artan kamu açıkları makroekonomik dengesizliklerin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Bu çerçevede ülke, 1994 yılındaki mali krizden ve 1997 yılından itibaren uluslararası piyasalarda yaşanan krizlerden etkilenmiştir. 1999 yılında Türkiye’nin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olan 17 Ağustos depremi, ekonomide az da olsa canlanma belirtilerinin gözlenmeye başlandığı bir döneme rastlamış ve ekonomik faaliyetleri durdurmuştur. Bu gelişmelerin sonucunda 1999 yılında GSYİH reel olarak yüzde 5 oranında GSMH ise yüzde 6,1 oranında daralmıştır.
Türkiye’nin 1980’li yıllardan itibaren uygulamaya koyarak önemli bir yol kat ettiği rekabete dayalı piyasa ekonomisi anlayışının sağlıklı bir biçimde işlemesi, ekonominin değişen iç ve dış koşullara uyum sağlayabilmesi ve ülke dinamiklerinin önündeki ciddi engellerin kaldırılabilmesi için bazı yapısal değişikliklere gidilmesi son derece önemlidir. Bu çerçevede; enflasyonun uzun yıllardan beri ekonomiye verdiği zarar, kamu açıklarının sürdürülebilir olmaması ve Avrupa Birliği üyeliğine gidilen yolda başta enflasyon olmak üzere makroekonomik dengesizliklerin ortadan kaldırılmasının kaçınılmaz olması, kapsamlı bir programın hazırlanmasını gerekli kılmıştır.
Bu bilinçle, 1999 sonunda üç yıllık bir enflasyonla mücadele ve yapısal uyum programı yürütülmeye başlanmış ve Uluslararası Para Fonu ile de Stand-by Düzenlemesi yapmıştır. Son derece iddialı hedefleri olan bu program 2000 yılı içinde başarıyla uygulandıktan sonra Kasım 2000’de finansal bir kriz olarak ortaya çıkan istikrarsızlığın Şubat 2001’de ekonomik krize dönüşmesi sonucunda birtakım değişikliklere uğramıştır.
Yaşanan ekonomik kriz sonrasında da Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinde olan Türkiye’nin gerek ekonomik yapısı, gerekse Maastricht Kriterlerince belirlenen temel ekonomik göstergeleri itibariyle Birliğe yakınlaşmasını sağlayacak politikaları içermekte olan programın temel ilkelerinden sapma olmamıştır. Ekonomik krize rağmen, kamu disiplininin tesis edilmesinin ve yapısal reformların hayata geçirilmesinin sürdürülebilir bir ekonomik istikrarın sağlanabilmesi için olmazsa olmaz bir koşul olduğunun bilinciyle bu alanlardaki politikalara başlangıç aşamasında öngörüldüğü gibi kararlılıkla devam edilecektir.
Programın ilk ayağını oluşturan mali disiplin, bütçe faiz dışı dengesinin iç borç stokunu reel olarak azaltacak biçimde fazla vermesini böylelikle hızla büyüyen iç borç yükünün azalmasını sağlayacaktır. 1980’li yılların ortasından bu yana yükselme eğiliminde olan kamu kesimi açıklarında sağlanacak ciddi bir azalma kalıcı fiyat istikrarının temini ve makroekonomik dengelerin tesisi için kaçınılmazdır. Program ile kamu mali disiplini çerçevesinde, kamunun önemli ölçüde faiz dışı fazla vermesini sağlayacak gelir artırıcı ve gider azaltıcı önlemler alınmış ve 2000 yılı içinde başarıyla uygulanmıştır.
Kamu disiplininin bundan sonraki dönemlerde de devamı için ise şeffaflık ilkesine dayalı bir mali yönetim anlayışının oluşturulması amaçlanmakta ve bu konudaki çalışmalar hızlı bir şekilde ilerlemektedir.
Yapısal reformlar enflasyonla mücadele ve yeniden yapılanma programının ikinci bileşenini oluşturmaktadır. Programın yürürlüğe girmesinden bu yana başta bankacılık, sosyal güvenlik ve tarım alanlarında gerçekleştirilmekte olan yapısal reformların uygulaması, önümüzdeki dönemde de hızlandırılarak sürdürülecektir.
Programın son ayağını oluşturan döviz kuru politikası ile belirsizliği ortadan kaldıracak ve enflasyonist bekleyişlerin kırılmasına katkıda bulunacak bir ekonomik ortamın yaratılması amaçlanmıştı. Kur politikasında, gelecek dönemdeki kurların açıklanması biçiminde ileriye dönük resmi bir taahhüt ortaya konmuş, bir başka deyişle sürüklenen çapa uygulamasına geçilmişti. Sıkı para politikası çerçevesinde Merkez Bankasının para yaratması döviz rezervleri ile ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte Kasım ve Şubat aylarında mali piyasalarda meydana gelen dalgalanmalar sonucunda sürüklenen çapa uygulaması terk edilerek serbest döviz kuru uygulamasına geçilmiş para politikaları değiştirilmiştir.
Dalgalı kur rejimi çerçevesinde para politikalarının fiyat istikrarını teminini sağlayacak şekilde değiştirilmiştir.
Bundan sonraki aşamada kamu disiplininin sağlanması ve yapısal reformların gerçekleştirilmesi uygulamalarına olduğu gibi ve hatta daha fazla hız verilerek devam edilecektir. Orta ve uzun vadede enflasyon gerçekleşmelerinin Avrupa Birliği kriterleri ile uyumlu düşük tek haneli rakamlarda istikrar kazanabilmesi için kamu bankalarının yeniden yapılandırılmaları ve özelleştirme programı büyük önem taşımaktadır.
Kamu maliyesi üzerinde uzun yıllardır büyük bir finansman yükü oluşturan ve yurtiçi finans piyasalarının sağlıksız yapısına önemli oranda katkıda bulunan kamu bankalarının görev zararlarının en kısa sürede kapatılması ve bu bankaların yeniden yapılandırılmaları programın kısa vadedeki en önemli aşamalarını oluşturmaktadır. Bu çerçevede, T.Telekom ve THY gibi kuruluşların özelleştirilmesi ile birlikte hem kamu mali disiplininin sağlanması için kaynak sağlanmış olacak hem de rekabete ve pazar ekonomisi kurallarına dayalı ekonomik yapı daha da kuvvetlendirilecektir.
Kopenhag Kriterleri dikkate alındığında, Türkiye’nin özellikle son 20 yıldır pazar ekonomisini uygulamada çok başarılı bir çizgi yakaladığı görülmektedir. Kamunun, rekabet kurallarının geçerli olması gereken piyasalardan özelleştirmeler yolu ile çekilmesi, ekonomik kaynakların daha etkin bir biçimde kullanılması yönünde önemli aşamalar kaydedilmiştir. Öte yandan, 1996 yılında hayata geçen Gümrük Birliği ile, özel sektör başta olmak üzere, Türkiye ekonomisinin uluslararası rekabete dayanabilirliğinin gayet yüksek olduğu kanıtlanmıştır. Bazı yapısal sorunlar bulunmakla birlikte, Türkiye ekonomisinin yapısal temellerinin, rekabete dayalı serbest piyasa kurallarını sağlıklı bir biçimde işlemesini sağlayacak yeterlilik ve gelişmişlik düzeyinde olduğu görülmektedir.
Başta kamu disiplininin sağlanmasına yönelik önlemler ve yapısal reformlar olmak üzere uygulanacak politikalar sonucunda pazar ekonomisi daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulurken, sağlanacak istikrarla özel sektörün uluslararası alanda rekabet edebilirliği daha da artırılmış olacaktır. Kopenhag kriterlerinin tam olarak sağlanması konusunda uygulanacak politikalar önemli bir aşama olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye, Katılım Öncesi Mali İzleme Sürecinin iki önemli ayağından birini oluşturan ve Avrupa Birliği’ne üye olmak için gerekli ekonomik reformları ve üyelik sonrası Ekonomik ve Parasal Birliğe katılmaya yönelik oluşturacağı ekonomik politikaları, yapısal reformları ve kurumsal kapasitesini içeren bir “Katılım Öncesi Ekonomik Program (KEP)” (Pre-Accession Economic Programme) hazırlamaktadır. Söz konusu program her yıl güncelleştirilecektir. Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler, makro ekonomik çerçeve, kamu maliyesi ve yapısal reform amaçları olmak üzere dört bölümden oluşan ve 1 Ekim 2001 tarihinde AB Komisyonu’na sunulacak olan KEP uygulanmakta olan politikalar ile de uyumludur.
Yapısal Reformlar:
Tarım Alanında Yapılan Reformlar:
Tarım kesimine yönelik bugüne kadar uygulanan fiyat ve girdi sübvansiyonlarının devlete oldukça yüklü bir maliyeti olmuş, destekleme yardımları çiftçiler arasında dengeli dağıtılamamış ve tarımda verimlilik düşük olmuştur. Tarım destekleme politikalarının devlete giderek artan maliyetinin azaltılması amacıyla çiftçiye doğrudan gelir desteği sistemine geçilmesi yönünde önemli bir adım atılmıştır. Bu çerçevede, “Tarımda Yeniden Yapılandırma ve Destekleme Kurulu” teşkil edilmiştir. Tarımsal veri tabanının Kurul tarafından tamamlanmasının ardından doğrudan gelir sistemine geçilmesi beklenmektedir. Halen sistemin muhtemel sonuçlarının test edilmesi amacıyla pilot proje uygulamaları başlatılmıştır.
Çiftçiye düşük faizli kredi desteği kaldırılmış olup, gübre desteği aşamalı olarak azaltılmaktadır. Gübre desteği 2001 yılı boyunca nominal olarak aynı kalacak, dolayısıyla reel olarak azalacak ve 2002 yılının ilk çeyreğinde ise kaldırılacaktır.
2000 yılı hububat destekleme fiyatları, bu fiyatlar ile tahmin edilen dünya piyasa fiyatı arasındaki farkın öngörülen dünya CIF piyasa fiyatının yüzde 35’inden fazla olmayacağı şekilde belirlenmiş olup 2001 yılında bu farkın yüzde 20 olması hedeflenmektedir.
Tütündeki destek politikalarının reformu ve TEKEL’in ticari varlıklarının özelleştirilmesi yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Gerçekleştirilmekte olan düzenlemelerle TEKEL’in hükümet tarafından belirlenen destekleme fiyatından tütün alımı yaptığı mevcut sistem yerine açık artırma sisteminin tesis edilmesine, kurumun destekleme alımı birimi ile diğer işlevsel birimlerinin birbirinden ayrılmasına ve sektördeki tekel statüsünün ortadan kaldırılmasını teminen özel sektörün alkollü ürünler üretmesine olanak tanınması planlanmıştır. Alkollü içkilerde tekeli ortadan kaldıran Kanun çıkarılmış olup Tütün Kanununun da en kısa sürede yasalaşması beklenmektedir. Son olarak, TEKEL özelleştirme kapsamına alınmış olup özelleştirme işleminin üç yıl içerisinde tamamlanması öngörülmektedir.
Şeker destekleme fiyatı sistemini ortadan kaldıracak ve Türkiye Şeker Fabrikaları ile özel fabrikalara, üreticilerle fiyat ve diğer kontrat hükümleri üzerinde müzakere edebilme olanağı getirecek olan yeni Şeker Yasası çıkarılacaktır. Ayrıca Özelleştirme İdaresine devredilecek olan şeker fabrikalarının özelleştirilmeleri 2001 ve 2002 yılında tamamlanacaktır.
Tarım Satış Kooperatifleri ve bunların kurduğu Birlikler tarafından Hükümet adına yürütülen sınai tarımsal ürünlere ilişkin destekleme alımlarında Birliklere tam özerklik sağlayan kanun 2000 yılında yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanun ile Kooperatif ve Birliklerin yeniden yapılandırılması, tüm faaliyetlerinin kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve mali/idari denetimin yapılması, her Birlik için detaylı yeniden yapılandırma programlarının geliştirilmesi, atıl varlıklar ile asli faaliyetler için gerekli olmayan varlıkların tasfiye edilmesi, kooperatif ve Birliklerin tabandan tavana yönetilen, yöneten, tam anlamda özerk yapıda faaliyet göstermeleri sağlanacaktır.
Özelleştirme:
Etkinliğin artırılması için özelleştirme çalışmalarının hızlandırılması hedeflenmiştir. Bu açıdan özelleştirme reform programının çok önemli bir unsurudur. Türkiye ekonomisinin rekabetçi bir ortamda büyüyebilmesi için devletin, özellikle tekelci konumdaki ekonomik faaliyetlerinin hızlı bir biçimde özelleştirilmesi gerekmektedir. Bu yapılırken, devlet tekelinin yerine özel tekellerin oluşmaması için azami özen gösterilmektedir. Devletin asli görevlerine dönmesi sürecinde önemli bir rol oynayacak olan özelleştirme sonucunda devletin kamu iktisadi teşebbüsleri nedeni ile yüklenmek zorunda kaldığı finansal açıklar sona erecek ve mali disiplinin sağlanması daha kolaylaşacaktır. Devletin ekonomideki işlev ve ağırlığının azaltılması, kaynak dağılımının, üretimde verimliliğin ve üretim teknolojisindeki etkinliğin artmasına katkıda bulunacaktır.
1999 yılında yapılan değişiklik ile özelleştirme ilk kez Anayasaya girmiş ve enerji ihalelerindeki darboğazın aşılması için uluslararası tahkim müessesesi düzenlenmiştir.
İki adet GSM lisansının satışına ilişkin sözleşmeler 1998 yılında imzalanmış ve bu işlemden bütçeye bir milyar dolar gelir aktarılmıştır. 2000 yılı ilk çeyreğinde üçüncü GSM lisansının satışı gerçekleştirilmiş olup bu satıştan KDV dahil yaklaşık üç milyar dolar gelir elde edilmiştir.
2000 yılı içerisinde aralarında Tüpraş, Petkim, THY, Erdemir, SEKA gibi büyük ölçekteki KİT’lerin de bulunduğu kamu işletmelerinin blok satış ve halka arz gibi çeşitli yöntemlerle özelleştirilmeleri programlanmıştır. Nitekim 2000 yılı içerisinde, Petrol Ofisi’nin yüzde 51’nin blok satışı, TÜPRAŞ’ın halka arz yolu ile yüzde 31.5’inin satılması ve cep telefonu lisans satışı ile beklenenin üzerinde gelir elde edilmesi olumlu gelişmeler olmuştur. İhale duyurusu 14 Aralık 2000 tarihinde yapılmış olan Türk Hava Yolları’nın yüzde 51’inin satışının ise 2001 yılı başlarında gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.
Telekomünikasyon Alanındaki Düzenlemeler:
27 Ocak 2000 tarihinde yapılan yasal düzenleme ile T.Telekom A.Ş.'nin özel hukuk hükümlerine tabi bir şirket olarak yeniden yapılandırılması sağlanmış ve sektörde düzenlemelerden sorumlu Telekomünikasyon Kurumu oluşturulmuştur. Yapılan bu düzenlemeler ile telekomünikasyon sektörünün rekabete açılması, bu alanda kamunun yükünün azaltılması ile daha verimli ve kaliteli hizmet sağlanması amaçlanmıştır.
Türk Telekom’un özelleştirilmesinde kamuoyunda duyarlılığın yüksek oluşu nedeniyle bir miktar gecikilse de kurumun blok satışına ilişkin özelleştirilmesi süreci başlatılmış olup tamamının satılmasına ilişkin yasal değişiklik çalışmaları sürdürülmektedir.
Enerji Sektörüne ilişkin Düzenlemeler:
Enerji sektöründeki özelleştirme hem işletme haklarının devrine ilişkin sözleşmelerle gelir sağlamak hem de bu sektördeki yatırımı ve etkinliği artırmak için hayati öneme haizdir. Bu nedenle enerji sektörünün de tam anlamıyla rekabete açılabilmesi ve bu alanda kamu yükünün azaltılması amacıyla elektrik dağıtımı ve enerji santrallerinin işletme hakları özel kesime devredilecektir. Bu çerçevede, elektrik sektörünün özelleştirilmesi için gerekli yasa tasarısı 14 Aralık 2000 tarihine kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuş olup ilgili Kanun Mart 2001 başında Resmi Gazete’de yayınlanarak yasalaşmıştır. Böylece elektrik sektöründe rekabete dayalı bir piyasanın oluşmasını ve kamu kesiminin gerekli regülasyon konusunda tek otorite olmasını mümkün kılacak gerekli altyapı oluşturulmuştur.
Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 24 aylık süreyi kapsayan hazırlık dönemini takiben yeni sisteme geçilecektir. Bu sistemde bağımsız olarak oluşturulacak Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu piyasada serbest rekabet koşullarının oluşumunu sağlayacak ve denetleyecektir.”
f) Uluslararası kuruluşlarla ilişkiler çerçevesinde KİT’ler :
IMF – Niyet Mektupları – Kredi Anlaşmaları Koşulları
18 Ocak 2002 tarihli Niyet Mektubunda yer alan KİT’lerle ilgili hususlar şunlardır:
“Paragraf 9: 2002-2004 Türkiye’nin ekonomik reform programını destekleyen çok yönlü ekonomi politikalarının yürürlüğe konulması kapsamında; program süreci sonunda, tüm büyük KİT’lerin yeniden yapılandırmalarının tamamlanması ve bir çoğunun özelleştirilmesi öngörülmektedir.
2002 yılı Programı
Kamu Maliyesi
Paragraf 12 : 2002 yılı için belirlenen mali hedefin desteklenmesi amacıyla 20 Kasım 2001 tarihli Niyet Mektubunda KİT’lere ilişkin GSMH’nın yüzde 1,1’ine eşit tedbirlerden çoğu yürürlüğe konulmuştur. Bu kapsamda, temel KİT fiyatlarında artışlar yapılarak, bedelsiz ve tarife altı fiyat uygulamaları kaldırılmıştır. Ayrıca, KİT’lere, yıllık Yatırım ve Finansman Kararnamesi ve üç genelge ile bütçelerinde yer alan harcama kalemlerinde maliyet tasarrufu sağlayıcı tedbirleri uygulamaları talimatı verilmiştir. Hazine Kontrolörleri ise KİT’lerin söz konusu tedbirlere uyumunu üçer aylık dönemlerle denetleyeceklerdir.
Bedelsiz ve Tarife Altı Fiyat Uygulamalarının Kaldırılması
Paragraf 14 : KİT gelirlerinin güvence altında tutulması bakımından, KİT’ler için KİT’lerin yönetimlerince ticari sebeplerle kararlaştırılanların dışında yeni bedelsiz veya tarife altı fiyat uygulamaları öngörülmeyecektir.
Faiz Dışı Fazla Kriterine 10 KİT ilavesi
Paragraf 15 : Faiz dışı fazlaya ilişkin performans kriterine 2002 yılında 10 KİT dahil edilmiş, 2003 yılında 10 KİT daha ilave edilmesi kararlaştırılmıştır.
Para Politikası
Paragraf 23 : Enflasyon hedeflemesi rejimine erken geçilmesini desteklemek amacıyla; KİT’lerin yönetilen fiyatlarının geriye dönük olarak endekslenmesinin, finansal durumlarını bozmayacak şekilde azaltılması olasılığı dikkate alınacaktır.
Paragraf 25 : Tüpraş ve Botaş’ın dövize dayalı işlemleri nedeniyle, döviz piyasasındaki yüklü işlemlerini en aza indirmek üzere kamu bankalarıyla işbirliği yapmaları hükmü getirilmektedir.
Kamu Sektörü Reformu
Paragraf 40 : Konsolide bütçeye ilişkin temel reform çabaları kapsamında, KİT istihdam düzeyini üçer aylık bazda izleyecek bir entegre sistem hayata geçirilecektir. (yapısal kriter)
Gönüllü emeklilik, atıl istihdam ve kadroların azaltılması-iptali
Paragraf 41 : Kamu kaynaklarının kullanımında ve mali durumunda en büyük iyileşmenin, başta etkin olmayan KİT’lerde olmak üzere, aşırı istihdam düzeyinin azaltılmasıyla sağlanması beklenmektedir. 3.12.2001 tarihli Başbakanlık Genelgesi hükmü gereği, kamu işçileri için başlatılan gönüllü emekli planına göre, Ocak/2002 ayı ortasına kadar 15.000 çalışan emekli edişmiş ya da emekli edilecekleri tebliğ edilmiş olacaktır.(ön koşul) Ayrıca, (Dünya Bankası yardımı aracılığıyla) T.Telekom A.Ş.’deki ve Özelleştirme İdaresi portföyünde yer alan şirketlerdeki fazla istihdam belirlenmiş olup, söz konusu işçilere gönüllü emeklilik teklifi yapılacaktır. Aynı zamanda, 2002 Ocak ayı sonuna kadar; (i) KİT’lerdeki tüm fazla istihdam ve kadrolar belirlenecek, (ii) tüm açık, doldurulmamış, atıl kadrolar ortadan kaldırılacaktır. (Birinci gözden geçirmeye ilişkin ön koşullar) Gönüllü emeklilik teklifleri ve sadece gerekli görüldüğü takdirde işten çıkarmalar vasıtasıyla, Haziran sonuna kadar fazla işçi sayısı üçte bir oranında ve 2002 Ekim sonuna kadar kümülatif olarak üçte iki oranında (ikinci hüküm bir yapısal performans kriteridir) azaltılacaktır. 2003 Haziran sonuna kadar, kalan fazla istihdam aşamalı olarak azaltılacaktır. Fazla istihdamı azaltmaya yönelik bu hedef uyarınca hiçbir yeni işe alıma izin verilmeyecek ve boşalan ilgili kadrolar süratli bir biçimde iptal edilecektir. KİT’lerin söz konusu programa bağlı kalmaları üçer aylık periyodlar halinde denetime tabi olacaktır.
Özel Sektörün Rolünün Artırılması
Paragraf 45 : Özelleştirme stratejisi, özelleştirme kapsamındaki tüm büyük şirketlerin satılmasına ilişkin hazırlık çalışmalarının 2002 yılında tamamlanmasını amaçlamaktadır. Özelleştirilmeleri için teknik hazırlıkları halihazırda tamamlanmış olan, Tüpraş ve Poaş’ın özelleştirilmesi yanında, 2002 yılında T.Telekom, Tekel, T.Şeker Fabrikaları A.Ş., THY, Erdemir, EÜAŞ, TEDAŞ, BOTAŞ ve kamuya ait arazilerin özelleştirilmesine ilişkin tüm hazırlık çalışmalarının tamamlanması taahhüt edilmektedir.
· Kesin zamanlaması piyasa koşullarına bağlı olmakla birlikte, Özelleştirme İdaresi’nin POAŞ’ın halka arzının 2002 yılı Mart ayı sonuna kadar, TÜPRAŞ’ın halka arzının 2002 yılı Haziran ayı sonuna kadar gerçekleştirmesi beklenmektedir. Bu, Tüpraş’ın devlete ait hisselerini %50’nin altına düşürecektir. Özelleştirme İdaresi ayrıca, piyasa koşulları uygun olduğunda THY’nin birincil halka arzını gerçekleştirmeye hazırdır.
· Hükümet, Aralık 2001’de T.Telekom için Özelleştirme İhale Komisyonu atamıştır. Komisyon’un orijinal olarak belirlenen 2001 yıl sonuna kadar revize edilmiş bir özelleştirme planı hazırlaması mümkün olmamasına rağmen, Nisan 2002’de böyle bir planın Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmesi sağlanacaktır. (İkinci gözden geçirme için ön koşul). Halihazırda uluslararası danışmanların yardımı ile hazırlanmakta olan şirketleşme planı, özelleştirme planı için altyapı sağlayacaktır.
· Tütün Kanunu 3.1.2002 tarihinde Meclis tarafından kabul edilmiştir (böylelikle bu ön koşul yerine getirilmiştir). Bir sonraki aşama olarak, TEKEL için bir özelleştirme planı hazırlanması ve Eylül ayı sonuna kadar Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmesi öngörülmektedir.(Dördüncü Gözden Geçirmeye ilişkin ön koşul)
· T. Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin özelleştirme çalışmaları, ilk adım olarak 2002 Mayıs ayına kadar bir özelleştirme planının kabulü suretiyle sürdürülecektir. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ve TEKEL’in başarılı bir şekilde özelleştirilmesinin öncesinde büyük çaplı operasyonel yeniden yapılandırma gereklidir, bu kapsamda, Dünya Bankası ile yakın işbirliği içinde çalışılarak operasyonel yeniden yapılandırmalar hayata geçirilecektir.
· Elektrik sektöründe, mevzuatın açıklığa kavuşturulmasına bağlı olarak, işletme devir hakkı sözleşmeleri askıya alınmış tüm projelerin derhal feshedilmesini sağlayacak bir Bakanlar Kurulu Kararı’nın 2002 yılı Ocak ayında kabul edilmesi beklenmektedir. 2002 ayı Mart ayına kadar, Enerji Bakanlığı, hangi elektrik varlıklarının özelleştirileceğini Özelleştirme İdaresi’ne bildirecektir ve 2002 yılı Nisan ayına kadar dağıtım şirketleri için ön yeterlilik ihalesi yapılacaktır.
· Doğal gaz dağıtım şirketlerinin, Özelleştirme İdaresi’ne devrinin 2002 yılı Mart ayına kadar tamamlanması beklenmektedir.
· Özelleştirme İdaresi, lisansları ETİ Holding’den devralınır alınmaz, portföyünde bulunan ETİ Krom A.Ş., ETİ Elektrometalurji A.Ş., ETİ Gümüş A.Ş.’nin satış çalışmalarını başlatmaya hazırdır.
· Özelleştirme İdaresi, portföyündeki ERDEMİR ile turizm ve Gübre Üretim varlıklarının satış çalışmalarına devam edecektir. Özelleştirme İdaresi portföyündeki küçük ve orta ölçekli şirketlerin satış çalışmalarına da devam edecektir.
EK: D.
KONSOLİDE KAMU SEKTÖRÜ FAİZ DIŞI DENGESİ
Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Paragraf 6 : Faiz dışı dengeleri performans kriteri tanımına dahil edilecek 10 KİT: TTK, TŞFAŞ, TMO, TEKEL, TCDD, BOTAŞ, TEDAŞ, EÜAŞ, TETTAŞ ve TEİAŞ’dır. Bu KİT’lerin faiz dışı dengeleri, sağlanan net finansman toplamından KİT’ler tarafından ödemesi yapılan tahakkuk etmiş faiz tutarlarının düşürülmesi şeklinde takip edilecektir.
EK: E.
DİĞER KAMU KURULUŞLARINDA FAİZ DIŞI DENGESİ
Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Paragraf 4 : Faiz dışı dengeleri gösterge niteliğindeki hedef tanımına dahil edilecek 10 KİT: Türk Telekom, THY, PETKİM, MKEK, ETİ Holding, TKİ, TPAO, PTT, DHMİ ve ÇAYKUR’dur.
2.3.2. AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı
(19.3.2001 tarih, 2001/2129 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe girmiştir.)
Ulusal Programda KİT’lere ilişkin hususlar aşağıda verilmiştir:
Paragraf 4. Üyelik Yükümlülüklerini Üstlenebilme Yeteneği
Paragraf 4.1. Gümrük Birliği (ortaklık ilişkileri çerçevesinde)
Tarım
Katma Protokolde, 22 yıllık dönem sonunda, Türk tarımının OTP’ye uyumunun sağlanması için, Türkiye’nin gerekli OTP tedbirlerini alması öngörülmüştür. Ancak, bu hüküm, 1/95 sayılı OKK ile değiştirilerek, bu sürenin herhangi bir tarih belirtilmeden ek bir süre verilerek uzatılması kabul edilmiştir.
Paragraf 4.2.10. Telekomünikasyon
Türk mevzuatının AB ile uyumlaştırılması çalışmaları halen devam etmekte olup, kısa vadeli yapılanma çerçevesinde Telekomünikasyon Kurumu 27.1.2000 tarih, 4502 sayılı yasa ile kurulmuş bulunmaktadır. Diğer mevzuat uyum çalışmalarının ise orta vadede tamamlanabileceği tahmin edilmektedir.
Paragraf 4.8. Ortak Tarım Politikası
II. AB müktesebatı ile Türk mevzuatı karşılaştırması ve yapılması gereken değişiklik ve yeniliklerin uygulamaya geçirilmesi için alınması gereken önlemler;
c) Gerekli kurumsal değişiklikler
Tarım ürünleri pazarlama sistemi içinde kamu kurumları; hububat (TMO), şker pancarı (TŞFAŞ), çay (ÇAYKUR), tütün, tuz ve alkol (TEKEL) ürünlerinin pazarlanmasında aktif olarak yer almakta ve fiyat oluşumunda ürün alımları oranında etkili rol oynamaktadırlar. Türkiye hükümeti ile IMF arasında imzalanan stand-by anlaşmasında yer alan tarım reformu kapsamında, bu kurumların bazılarının özelleştirilmesi öngörülmektedir.
Şeker : Kanun Tasarısının yasalaşması ile (04.4.2001 tarih ve 4634 sayılı Kanun yasalaşmıştır) birlikte, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin elinde bulunan fabrikalar özelleştirilecek, fabrikalar sözleşmeli olarak şeker pancarı üretimini sağlayacak ve fiyat mevcut sistem içerisinde belirlenecektir. TŞFAŞ, 6.1.2001 tarih ve 24279 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ÖYKK ile özelleştirme kapsamına alınmış bulunmaktadır.
Tekel : Kanununun yasalaşmasıyla (11.1.2001 tarih ve 4619 sayılı Kanun yasalaştı) birlikte, Tekele ait fabrikaların özelleştirilmesi ve tütün fiyatlarının 2002 yılından sonra borsada oluşması öngörülmektedir. (Tütün ve Tütün Mamulleri Kanunu 03.01.2002 tarih ve 4733 sayılı Kanun yasalaşarak, “Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu” nun kurulması sağlanmaktadır.)
TMO : ülke çapında hububat alımında yetkili kuruluş olarak belirlenmiştir.
IMF stand-by anlaşmasına göre TMO;
·
2001 yılında küçülerek sadece olağanüstü hal stoku ve stratejik
stok (müdahale amacıyla) tutacak yapıda olacak,
·
2002 yılı ve sonrasında borsada oluşan fiyatlardan ve borsadan
alım yapacaktır.
2002 yılı ve sonrasında OTP’ye uyum çerçevesinde Topluluk benzeri müdahale kuruluşu ve müdahale fiyatı sistemine uyum sağlanması için gerekli tedbirler alınacaktır.
Paragraf 4.8.2. Tarımsal Ürünler
I. Öncelik Tanımı
a) Mevcut Durum
Bitkisel Ürünler: Amaçlar, İlkeler ve Politikalar
Fındık, tütün, çay, şeker pancarı ve çekirdeksiz kuru üzüm gibi üretim fazlası olan ürünlere yönelik “Alternatif Ürün Projeleri” geliştirme çabalarına Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca devam edilmektedir.
Şeker üretimi ve talebi arasında dengeyi tesis etmek ve pancar alımları ile talep fazlası şeker stoklarının bütçe üzerindeki yükünü azaltmak amacıyla şeker pancarı üretiminde kota uygulamasına devam edilecek ve ekim nöbeti süresi uzatılacaktır. Dünya Bankası ile yapılan Alternatif Ürün Projesi kapsamında şeker pancarında ekim alanları daraltılacaktır.
Fındık üretim alanlarının daraltılmasına yönelik önlemler alınacak ve çay üretim alanlarının genişlemesi önlenecek, budama uygulamasına devam edilerek kaliteli yaş çay arzı sağlanacaktır.
Arz fazlası olan fındık, çay ve tütün üretim alanlarında alternatif ürünler ile bölgede yeni iş imkanlarının geliştirilmesine yönelik projeler uygulamaya geçirilecektir.
Tütün üretiminde piyasa fiyatları esas alınacak ve bu çerçevede tütün müzayede sistemi kurulacaktır.
Paragraf 4.10. Ortak Taşımacılık Politikası
II. AB müktesebatı ile Türk mevzuatı karşılaştırması ve yapılması gereken değişiklik ve yeniliklerin uygulamaya geçirilmesi için alınması gereken önlemler
b) Türk mevzuatında yapılması gereken değişiklik ve yenilikler
·
Ulaştırma Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında 3348 sayılı
Kanun
·
KİT’ler Hakkında 233 sayılı KHK.
·
TCDD Ana Statüsünde değişiklik yapılmalıdır.
c) Gerekli kurumsal değişiklikler
Demiryolları için yeni bir kurumsal yapı gerekmektedir.
Demiryolu altyapısı ile ilgili tüm işlevlerin tek elde toplanması amacıyla TCDD’nin altyapısıyla ilgili birimleri ile Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğünün demiryolu kısmının birleştirilerek, gerekirse ayrı bir kuruluş oluşturulması gerekmektedir.
f) Gerekli yatırımlar
TCDD yönetimi ve personelinin kamu hizmeti anlayışından ticari odaklı bir hizmet anlayışına getirilmesi amacıyla eğitilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, TCDD’nin yeniden yapılandırılması sırasında istihdam yükünün azaltılması gerekmektedir.
Paragraf 4.15. Enerji
II. AB müktesebatı ile Türk mevzuatı karşılaştırması ve yapılması gereken değişiklik ve yeniliklerin uygulamaya geçirilmesi için alınması gereken önlemler
c) Gerekli kurumsal değişiklikler
·
Elektrik Piyasası Düzenleyici Kurumu’nun tesisi,
·
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün “Petrol Piyasası Düzenleyici
Kurumu” olarak yeniden yapılandırılması.
Kısa Vade
·
Elektrik Piyasası Kanun Taslağı (20.2.2001 tarih, 4628 sayılı
Kanun yasalaştı.)
·
Sektörde düzenleme ve denetleme görevini yürütecek bağımsız bir
“Enerji Piyasası Düzenleyici Kurumu”nun tesisi. (18.4.2001 tarih, 4646 sayılı
Kanun’la değişik)
·
Piyasa faaliyetleri için Kurumdan “lisans alma” uygulamasının
getirilmesi,
·
Üretim ve dağıtım varlıklarının özelleştirilmesi,
·
Seçme hakkına sahip olacak tüketicilerin tedarikçisini seçmesi,
gibi hususlar yer almaktadır.
Orta vade
6326 Sayılı Petrol Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı
·
Petrol piyasasının rekabete yönelik olarak yeniden yapılandırılması,
·
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün “Petrol Piyasası Düzenleyici
Kurumu” olarak yeniden yapılandırılması,
·
Doğal gaz pazarının liberasyonu ve gerekli düzenlemelerin yürürlüğe
konulması (18.04.2001 tarih ve 4646 sayılı Kanunla gerekli yasal düzenleme yapılmıştır.),
·
Ulusal petrol piyasasında arz, taşıma ve dağıtım faaliyetlerinin
birbirinden bağımsız olarak yürütülmesi.
Paragraf 4.20. Telekomünikasyon
II. AB müktesebatı ile Türk mevzuatı karşılaştırması ve yapılması gereken değişiklik ve yeniliklerin uygulamaya geçirilmesi için alınması gereken önlemler
b) Türk mevzuatında yapılması gereken değişiklik ve yenilikler
27.01.2000 tarih ve 4502 sayılı Kanun yasalaşmış ve bu Kanun’la idari ve mali yönden özerk “Telekomünikasyon Kurumu” oluşturulmuştur. Sektörün tam rekabet koşullarına uygun çalışmasını sağlamakla Kurum görevlendirilmektedir.
12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Kanun’la Türk Telekom A.Ş.’nin yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesine ilişkin hükümler düzenlenmektedir.
III. Takvim
Orta vade
Posta hizmetlerinde AB ülkelerinin serbestleştirme çalışmaları dikkate alınarak gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır. PTT’nin yeniden yapılandırılması tamamlanarak, posta hizmetlerinde kalite artırılacaktır.
Paragraf 5. Müktesebatın Uygulanmasına Yönelik İdari Kapasite
Paragraf 5.1.2.
7. Ortak Tarım Politikası
Türkiye hükümeti ile IMF arasında imzalanan stand-by anlaşmasında yer alan tarım reformu kapsamında, TMO, TŞFAŞ, ÇAYKUR ve TEKEL kurumlarından bazılarının özelleştirilmesi öngörülmektedir.
9.Ortak Taşımacılık Politikası
Demiryollarının yeniden yapılandırılması ve denizyolu taşımacılığındaki güvenlik gereklerine uyumun artırılması hedeflenmektedir. Bu amaca yönelik olarak Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 3348 sayılı Kanunda ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile TCDD Ana Statüsü’nde değişiklik yapılarak, Demiryolları için yeni bir kurumsal yapı oluşturulacaktır.
14.Enerji
“Elektrik Piyasası Düzenleyici Kurumu”nun tesisi ve “Petrol Piyasası Düzenleyici Kurumu” olarak yeniden yapılandırılması öngörülmektedir.
19.Telekomünikasyon
4502 sayılı Telekomünikasyon Kanunu ile sektörde bağımsız düzenleyici otorite kurulmuş, rekabetin sağlanmasına yönelik düzenleme faaliyetlerine başlanmıştır. Bu yeni yapılanmada, Ulaştırma Bakanlığı genel politikaları belirleyecek ve lisansları verecek, Telekomünikasyon Kurumu’da verilen lisanslar ve sunulan tüm telekomünikasyon hizmetlerine ait gerekli teknik, idari ve mali işlemlerle denetim görevini yerine getirecektir.
Paragraf 6. Reformların Mali Açıdan Global Değerlendirilmesi
6.1.5. Ortak Taşımacılık Politikası
TCDD yönetimi ve personelinin kamu hizmeti anlayışından ticari odaklı bir hizmet anlayışına getirilmesi amacıyla eğitilmesi gerekmektedir. Ayrıca TCDD’nin yeniden yapılandırılması sırasında istihdam yükünün azaltılması gerekmektedir.
Aşırı istihdamın elimine edilmesi için tazminat ödemesi olarak 75-100 milyon Dolar gerekmektedir. Yeniden yapılanmanın 2000 yılında başlaması halinde ilk üç yılda;
·
Yıllık 160 milyon Dolar işletme sübvansiyonu,
·
Yıllık 30 milyon Dolar sosyal sigorta yükümlülükleri karşılığı,
·
Yıllık 200 milyon Dolar kredi veya kredi garantisi,
·
Yıllık 10 milyon Dolar istisnai yeniden yapılanma finansmanı
gerekmektedir. Yeniden yapılanmanın gecikmesi halinde sübvansiyon gereği artacaktır.
2.3.3. Dünya Bankası Kredi Anlaşması Koşulları
Dünya Bankası, 2.Mali Sektör ve Kamu Sektörü Program Uyum Kredisi (Öneri) koşullarında KİT’lere ilişkin olan hükümlere de yer verilmektedir.
(Proposed Second Programmatic Financial and Public Sector Adjustment Loan, PFPSAL-II) 28 Ocak 2002. Toplam kredi tutarı: 1.35 milyar ABD Doları.
Yapısal reformlarda ilerlemeler kaydedildiği için 2001 yılı Temmuz ayında 1. Uyum Kredisi (PFPSAL-I.) onaylanmıştır. Bu kredi anlaşmasında değinilen reformlardan kamu kuruluşlarına ilişkin olanları tarım, enerji ve telekomünikasyon sektörlerinin özel girişime açılarak verimlilik, büyüme ve gelir artışı sağlanmasına yönelik girişimlerdir.
Kriz ve reform programının sosyal ve fakirlik etkisi bölümünde; 2002 yılı için hazırlanan bütçeye ilişkin önlemlerin bir parçası olarak, 50 yaşın üzerindeki kamu işçilerinin emeklilik koşullarına ilişkin sınırlamalar kaldırılarak, emeklilik başvuruları serbest bırakılmıştır.
Ekonomik Reformlara Dünya Bankası Desteği:
Başlangıçta Ekonomik Reform Kredisi (ERL) anlaşması çerçevesinde tarım destekleme politikaları genişletilmiş reform programının (DIS-Direct Income Support) bir parçası olarak ele alınan ve tarım reformu programının temelini oluşturan Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIP), Temmuz/2001 ayında Dünya Bankası yönetimince onaylanmıştır.
Personel harcamaları ve sosyal harcamalardan tasarruf amaçlanarak, GSMH’nın yüzde 0.5’i kadar tasarruf hedeflenmektedir.
Bu çerçevede alınan önlemler:
-KİT’lerde daha önceki yıllarda emekli personelin yerine istihdam edilen personel sayısı yüzde 15 oranıyla sınırlandırılırken, bu oran 2002 yılında yüzde 10’a indirilmiştir.
-Aralık/2001 ayında alınan bir kararla 50 yaşın üzerindeki kamu işçileri için emekli olma zorunluluğu getirilmesi.
-Toplam ücret ödemelerinden yüzde 10 azaltılması amaçlanmaktadır. (Bu kapsamda iki ikramiyenin 2003 yılına aktarılması için Bakankar Kurulunun yetkilendirilmesi öngörülmektedir.)
İşletme Giderlerinden Tasaruflar (Toplamda GSMH’nın yüzde 0.2’si kadar.)
-KİT’lerin genel yönetim giderlerinin ve stoklarının azaltılması, zarar eden demiryolu hatlarındaki faaliyetlerin durdurulması ve THY’nın zarar eden uçuş hatlarının iptal edilmesi ve atıl havaalanlarının kapatılması.
Tarım Sübvansiyonları (Toplamda GSMH’nın yüzde 0.1’si kadar.)
-Dolaylı tarım sübvansiyonları ve şeker fiyatlarında artışa gidilmesiyle Şeker Şirketine yapılan transferlerin azaltılması.
Harcama alanında , kamu sektörünün uzun dönemde modernizasyonu stratejisinin bir parçası olarak, orta vadede mali istikrarın sağlanması ve iş alanları yaratılmak üzere kaynakların özel sektör kullanımına açılması gibi köklü yapısal önlem hazırlıkları bulunmaktadır. Bu stratejinin kapsadığı hususlar arasında; i) KİT’lerin yeniden yapılandırılması ve özelleştirilmesi ile tarım destekleme politikalarındaki reformlar yoluyla devletin doğrudan üretim faaliyetlerinden çekilmesi, ii)... v) KİT istihdam harcamalarını azaltmak dahil kapsamlı bir kamu istihdam programı uygulamak. KİT istihdam harcamalarının azaltılması, enflasyonist olmayan bir şekilde KİT genel dengesini kalıcı bir biçimde açıktan fazlaya çevirme politikalarını da destekleyecektir.
-KİT’ler faiz dışı fazlasının GSMH’ya oranı(%); 2000’de -1,8 , 2001’de 0,2 , 2002’de 1,1 .
-KİT istihdam gelişmeleri (yıl sonu): 233 sayılı KHK’ye tabi 2000’de 379.508 kişi, 2001’de 323.752 kişi, 2002’de 304.003 kişi.
Hükümet, T.Telekom ve özelleştirme kapsamındaki şirketlerdeki ihtiyaç fazlası kamu işçilerini belirleyerek, gönüllü emekli tekliflerini bunlara da iletecektir. Ocak 2002 sonu itibariyle Hükümet:
1) KİT’lerdeki tüm ihtiyaç fazlası işçiler ve kadroları yeniden belirleyecek,
2) Tüm açık, doldurulmamış ve ihtiyaç fazlası pozisyonlar iptal edilecek. Gönüllü emeklilik teklifleri, sadece gerekli olduğu durumlar için işten çıkarmalar yoluyla hükümet ihtiyaç fazlası işçi sayısının Haziran sonunda 1/3’nü, Ekim/2002 ayı sonunda da kalan 2/3’nü azaltacaktır. Haziran/2003 sonunda da kalan ihtiyaç fazlalarının azaltılması beklenmektedir. İyi planlanmış bu sayı azaltması yapılırken, yeni istihdama izin verilmeyecek ve sonuçta doldurulmayan pozisyonlar derhal iptal edilecektir. KİT’lerin bu sürece uyumları üçer aylık dönemlerle incelenecektir. Emekli ve işten çıkarmalar nedeniyle yapılacak toplu kıdem tazminatı ödemeleri için Hükümet gerekli fonlamayı yapmak üzere koordine edici önlemler alacaktır. Bu durum, kıdem tazminatı ödemelerini zarar ettikleri için kendi nakit akışları ile karşılama imkanı olmayan KİT’ler için özellikle önem taşımaktadır.
Kapsamlı kamu istihdam programına başlamak PFPSAL II için İcra Kurulunun koşulu olup, bunun uygulamaya konulması ve gelişme kaydedilmesi kredinin 2. ve 3. dilimlerinin serbest bırakılmasının koşuludur.”
3- KİT’lerin Türkiye ekonomisi içindeki yeri :
KİT’lerin 1996-2000 dönemine
ait başlıca bilgiler aşağıdaki 3 sayılı çizelgede gösterilmiştir.
Çizelge : 3 - KİT'lere ait başlıca bilgiler

2000 yıl sonu itibariyle 10,8 katrilyon lirası öz kaynak, 42,8 katrilyon lirası da yabancı kaynak olmak üzere toplam 53,6 katrilyon lira kaynak kullanan KİT’lerin yabancı kaynaklar artış oranı %44,3, öz kaynaklar artış oranı %41,5 olarak gerçekleşmiş, toplam kaynaklar artış oranı %43,7 olmuştur.
2000 yılında işletmeci KİT’lerin ödenmiş sermayesi %58,7 oranında artarken, mali kuruluşların ödenmiş sermaye artış oranının %109,1 olarak gerçekleşmesi, KİT’lerin toplam ödenmiş sermaye artış oranının %63,2 olarak gerçekleşmesinde etkili olmuştur. Özellikle işletmeci KİT’lerin ödenmiş sermaye artış oranının, %41,3 olarak gerçekleşen toplam öz kaynaklar artış oranından yüksek olarak gerçekleşmesi, kuruluşların finansman ihtiyaçlarının sermaye artırılarak karşılanmaya çalışıldığını göstermektedir.
KİT’lerin 2000 yılı net satış hasılatı, bir önceki yıla göre %64,4 oranında 7,4 katrilyon lira artarken, satışların maliyetinin %73,9 oranında artması faaliyet kârlılığını olumsuz yönde etkilemiştir.
1994 yılına kadar dönem kârları toplamı, dönem zararları toplamının gerisinde seyreden KİT’lerin net dönem sonucu 1995 yılında 24,3 trilyon lira kârla kapanmış olup, yıllar itibariyle artış gösteren net dönem kârı 1999 yılında 1,3 katrilyon liraya ulaşmış, 2000 yılında ise 1.911,4 trilyon lira tutarındaki dönem kârlarına karşılık, dönem zararlarının 2.032,9 trilyon lira olarak gerçekleşmesi nedeniyle, net dönem sonucu 121,5 trilyon lira zararla kapanmıştır.
Uygulanan personel politikaları sonucunda yıllar itibariyle azalış gösteren ortalama çalışan personel sayısı 2000 yılında da %3,4 oranında 17.570 kişi azalarak, 505.404 kişiye inmiştir 2000 yılında ortalama memur ve sözleşmeli personel sayısı %10,3 oranında azalırken, ortalama işçi sayısı %3,2 oranında artış göstermiştir. Yıl sonu itibariyle çalışan personel sayısındaki azalış ise %2,1 oranında gerçekleşmiştir. 1995 yılına göre son 5 yıllık dönemde ortalama çalışan personel sayısındaki azalışın %15,8 oranında 95.133 kişi, yıl sonu itibariyle çalışan personel sayısındaki azalışın ise %12,9 oranında 74.508 kişi olarak gerçekleştiği görülmektedir.
KİT’lerin istihdam, üretim, yatırım, Hazine ile ilişkileri ve yaratılan katma değer olarak Türkiye ekonomisi içindeki yeri aşağıda ayrıntılı olarak incelenmiştir.
1- İstihdam yönünden:
Türkiye'de ve KİT'lerde çalışan personel sayısı hakkındaki son beş yıla ait bilgiler, sektörler bazında ayrıntılı olarak aşağıdaki 4 sayılı çizelgede gösterilmiştir.
Çizelge : 4 - Sektörler itibariyle istihdam (Bin
kişi)
Notlar :
1- KİT rakamları ortalamadır.
2- Türkiye rakamları olarak DİE Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarının aritmetik
ortalaması alınmıştır.
(*)Enerji sektörü Türkiye rakamları için DİE anket rakamları
KİT rakamları için ise TEDAŞ ve TEAŞ ile bağlı ortaklıklarında çalışan personel
sayısı esas alınmıştır.
Türkiye’de 2000 yılı sonu itibariyle toplam ülke nüfusu 64.059 kişi iken 15 ve daha yukarı yaştaki kurumsal nüfus 2000 yılı DİE değerlerine göre 44.765 bin kişidir. Bu nüfusun 2000 yılı itibariyle 20.578 bin kişisi çeşitli sektörlerde çalışmaktadır. Türkiye’de istihdam edilenlerin çalışma çağındaki nüfus içindeki oranı %46 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin toplam istihdamı 1996 yılında 20.894 bin kişi iken 5 yıllık süreçte bu rakam %1,5 oranında 315 bin kişi, 1999 yılına göre ise %4,9 oranında 1.064 bin kişi azalarak 20.579 bin kişiye inmiştir. Nüfus artış hızı Dünya ortalamalarının üstünde olan ve her yıl ortalama 1-1,5 milyon kişinin istihdam piyasasına girdiği Türkiye’de, ülke ekonomisi ve istihdam piyasasının sağlıklı bir şekilde oluşması için istihdam edilenlerin her yıl artması beklenirken gerçekte istihdam miktarının azalması olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan ülke toplam istihdamının 1996 yılında 558 bin kişisi KİT’lerde çalıştırılırken, bu sayı 2000 yılında; 1996 yılına göre %9,3 oranında 52 bin kişi azalarak 506 bine inmiştir. İşsizlik ve özellikle genç işsizlerin yoğun olarak bulunduğu Türkiye’de kamu kesiminin yarattığı istihdam olanaklarının da sürekli azalması toplumsal düzeyde etki yaratmaktadır.
Genel olarak KİT’lerin Türkiye istihdamındaki payı 1994 yılında %3,3 , 1995 yılında %3 oranında iken KİT’lerdeki çalışan sayısının sürekli olarak azalması yanında toplam istihdamın da azalması sonucu 2000 yılında %2,5 oranına gerilemiştir. Bu durumun oluşmasında KİT’ler açısından uygulanan özelleştirme politikaları yanında KİT’lerde yeni personel istihdamını kısıtlayıcı kararlar, toplam istihdam yönünden ise ülke ekonomisinin içinde bulunduğu olumsuz gelişmeler etkin rol oynamıştır.
2000 yılında Türkiye’de çalışan toplam 20.579 bin kişinin; %34,5 oranında 7.103 bin kişi tarım, %18,2 oranında 3.738 bin kişi sanayi, %44 oranında 9.047 bin kişi hizmetler, %3,3 oranında 691 bin kişi mali kuruluşlar sektörlerinde istihdam edilmektedir. KİT’lerde istihdam edilen 506 bin kişinin ise %1,4’ü tarım, %48,4’ü sanayi, %37’si hizmetler, %13,2’si mali kuruluşlarda çalışmaktadırlar.
Gelişmekte olan Türkiye ekonomisi açısından, sektörlere göre toplam istihdama bakıldığında tarım ve hizmetler sektörünün gelişen çarpık ekonomik ihtiyaçlar nedeniyle ekonominin gelişme gücünü oluşturan sanayi sektörünün çok üstünde paylara sahip olduğu görülmektedir. Bu olumsuzluk izlenen tüm özelleştirme politikalarına rağmen KİT’lerde daha düşük düzeydedir.
b)Üretim yönünden:
KİT’lerin üretim yönünden Türkiye ekonomisi içindeki yeri, mal ve hizmet üreten kuruluşlar ve mali kuruluşlar (bankacılık ve sigortacılık) olmak üzere iki grup halinde ele alınmıştır.
ba)Mal ve hizmet üretimi yönünden:
Bazı mal ve hizmetlerin Türkiye ve KİT üretimleri 1995 ve 2000 yılları itibariyle aşağıdaki 5 sayılı çizelgede gösterilmiştir.
Çizelge: 5 - 1995 ve 2000 yıllarında Türkiye ve seçilmiş mal ve hizmet üretimleri
|
* ( DPT ), Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki gelişmeler
2000 yılı programı destek çalışmaları, tahmin. |
Tüketim malları alt sektöründe faaliyet gösteren Yem Sanayii A.Ş. ve SEK’in özelleştirilmesi ile KİT’ler, yem sanayi ile süt ve süt ürünleri üretiminden de bütünüyle çekilmişlerdir. 2000 yılında TİGEM tarafından üretilen 652 ton beyaz peynirin Türkiye toplam üretimindeki payı yalnızca %0,3 düzeyindedir. KİT’lerin 1995 yılı et üretiminde %5,4 olan payı, 2000 yılında %1,5’e düşmüştür. Et ve Balık Ürünleri A.Ş.’nin kombinalarının bir bölümünün özelleştirilmesi, kalanların da %5-10 kapasite kullanım oranlarıyla çalışmaları et üretiminde KİT’lerin payının giderek azalmasına neden olmuştur. Çay üretiminde 1995 yılında %61,3 olan KİT payı, 2000 yılında %64,4 olmuştur. Çay üretiminde KİT payının az da olsa artması, özel sektör üretiminin beş yıl içinde %5 oranında azalmasından ileri gelmiştir. Şeker üretiminde, beş yıl içinde özel sektör üretimi %82, KİT üretimi %93 oranında artmış, şeker üretimindeki KİT payı %76’dan %80,%’e yükselmiştir. KİT’lerin 1950’li yıllara kadar çok yüksek olan tekstil ürünleri üretimi içindeki payı, özel sektörün gösterdiği hızlı gelişme ve özeleştirmeler nedeniyle azalmış, 2000 yılında bu sektördeki KİT payı, ürün çeşitlerine göre %0,2 ile %2,3 arasında kalmıştır.
Ara mallarından petrokimya ürünleri ile alüminyum üretiminde tekel konumunda olan KİT’ler, kimya sanayii ürünlerinde de önemli paya sahiptir. Türkiye’de petrol ürünleri üretiminde faaliyet gösteren beş adet rafineriden dördü Tüpraş’a, biri de özel sektöre aittir. aittir. Petrol ürünlerinin çeşitlerine göre, Türkiye üretiminde KİT payı %66,2 ile %100 arasında değişmektedir. Ara mallarından çimento ve toprak ürünlerinden tamamen çekilen KİT’lerin orman ürünleri sanayiinde SEKA’ya bağlı üç adet fabrikası kalmıştır. Özelleştirme programı içinde olan bu tesislerin de özelleştirilmesi ile KİT’ler orman ürünleri sanayiinden bütünüyle çekilmiş olacaklardır. Beş yıllık süreçte, Türkiye kağıt karton üretiminin %27 oranında artmasına karşın, KİT kağıt-karton üretimi %12 oranında azalmıştır. Kuruluşundan 1980’li yıllara kadar kağıt-karton üretiminde Türkiye’de tek üretici olan KİT’lerin Türkiye toplam üretimindeki payı, yeni yatırım yapılmaması ve özel sektörün gösterdiği hızlı gelişme nedeniyle, 1980 yılında %66’ya, 1990 yılında %56’ya ve 2000 yılında %29’a düşmüştür. SEKA A.Ş.’nin özelleştirme programında olması nedeniyle bu sektördeki KİT payının daha da azalması beklenmektedir. 2000 yılında, sıvı ham demirin %41,8’i, gübrenin %30,7’si, hadde ürünlerinin %24,6’sı ve külçe çeliğin %13,7’si KİT’ler tarafından üretilmiştir.
KİT’ler demiryolları ile ilgili lokomotif ve vagon üretiminde tekel konumundadırlar. 1999 yılında meydana gelen deprem nedeniyle Adapazarı’nda bulunan vagon fabrikasının büyük ölçüde hasar görmesi, vagon üretimini olumsuz yönde etkilemiştir. Türkiye’de ikisi KİT, üçü de özel sektöre ait olmak üzere toplam beş traktör fabrikası bulunmaktadır. Kamu kesiminde, tarım traktörü Türkiye Zirai Donatım (TZD) A.Ş. ve Tümosan A.Ş. tarafından üretilmektedir. Her biri 15.000 adet/yıl üretim kapasitesine sahip olan bu iki fabrika 2000 yılında 1.832 adet traktör üreterek, Türkiye toplam üretiminin %4,9’unu gerçekleştirmişlerdir. 2000 yılı itibariyle Türkiye’de gemi inşa kapasitesi 846.370 DWT/yıl olup, bu kapasitenin %70’i özel sektöre, %30’u da kamu sektörüne aittir. Türkiye Gemi Sanayii A.Ş.’nin 1999 yılında dört adet tersanesi bulunmakta iken, Pendik ve Alaybey tersaneleri, ÖYK’nın 12.10.1999 tarih ve 99/71 sayılı kararı ile Milli Savunma Bakanlığına tahsis edilmek üzere Maliye Hazinesine devredilmiş, 2000 yılında 2 adet tersanesi kalmıştır. Özelleştirme Yüksek Kurulu 18.04.2000 tarihinde, Haliç Tersanesinin İ.Ü. Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsüne, Camialtı Tersanesinin de İstanbul İl Özel İdaresine tahsisi için Maliye Hazinesine devrini kararlaştırmış ancak, 28.02.2001 tarihinde alınan kararla, sosyal boyutlarda karşılaşılan güçlükler nedeniyle çalışanlar hakkında bir düzenleme yapılıncaya kadar bu tersanelerin normal faaliyetlerine devam etmesine karar verilmiş ve devir kararları uygulanmamıştır. Bu iki tersanede yapılmakta olan gemilerden 10 adedi 2000 yılında, 2 adedi de 2001 yılında teslim edilmiştir. Haliç ve Camialtı tersanelerinin de devri ile Şirketin üretim ünitesi kalmayacak ve KİT’ler gemi imal sanayiinden bütünüyle çekilmiş olacaklardır.
2000 yılında Türkiye elektrik enerjisi üretimine TEAŞ’ın katkısı %59, bağlı ortaklıklarının katkısı %16 ve özel sektörün katkısı %25 olmuştur. Kurulu gücün 77,9’u kamu mülkiyetinde, %22,1’i de özel sektörün mülkiyetinde bulunmaktadır. Aynı yıl kurulu güce ilâve edilen 1.147,3 MW’ın, %37,7 oranındaki 432,6 MW’ı TEAŞ’a, %62,3 oranındaki 714,7 MW’ı da özel sektöre aittir.
2000 yılında Türkiye’de yolculuk yapanların %95,2’si karayolu, %3,0’ı demiryolu ve %1,8’i havayolu ile taşınmıştır. Yük taşımalarının ise, %94,1’i karayolu, %5,8’i demiryolu ve %0,18’i hava yolu ile gerçekleştirilmiştir. KİT’ler tekel konumunda olduğu demiryolu taşımacılığında beş yılık süreçte bir gelişme sağlanmamıştır. 2000 yılında, Türkiye sivil havacılığında çalışan 135 uçağın %54,1’i oranında 73 adedi; toplam 22.966 adet koltuk kapasitesinin %51,9’u oranında 11.620 adedi ve taşınan toplam 18.943.389 yolcunun %63,5’i oranında 12.030.747 adedi THY’ye aittir. Beş yıllık süreçte, havayolu ile taşınan toplam yolcu sayısı %75 oranında artarken, THY tarafından taşınan yolcu sayısı %40 oranında artmış, KİT’lerin havayolu taşımacılığındaki payı, %79,4’den %63,5’e düşmüştür.
1995 ve 2000 yılları arasında, tekel konumunda olmayan KİT’lerin Türkiye üretimindeki paylarının genel olarak azalma eğiliminde olduğu görülmektedir. KİT’lerin ekonomideki ağırlığı 1980’li yıllara kadar devam etmiştir. 1980’li yıllarda ithal ikamesi politikasının terk edilmesinden sonra, yeterli miktarda kaynak yaratamadıkları için gerekli teknolojik yenileme yatırımlarını yapamayan ve bir çoğu eski teknoloji ile çalışan KİT’ler, rekabet koşullarına ayak uyduramamışlardır. Bir yandan özel sektörün güçlenmesi, diğer yandan özelleştirme uygulamaları ile KİT’lerin üretimdeki payları giderek azalma sürecine girmiştir.
bb) Mali kuruluşlar yönünden :
1999 yıl sonu itibariyle ülkede T.C. Merkez Bankası dışında 81 banka faaliyette bulunurken; 2000 yılı içerisinde 2 kalkınma ve yatırım bankasının faaliyetine son verilmesi, 3 özel sermayeli ticaret bankasının yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesi sonucu 2000 yıl sonu itibariyle 18’i kalkınma ve yatırım bankası, 61’i ticaret bankası olmak üzere 79 banka bulunmaktadır. Ticaret bankalarının, 4’ü kamu sermayeli, 28’i özel sermayeli, 18’i yabancı sermayeli, 11’i TMSF kapsamındaki bankalardır.
TMSF kapsamındaki bankaların üçünün satılması, diğerlerinin birleştirilerek tasfiye edilmesi sonucunda 2002 yılı başında banka sayısı 61’e düşmüştür.
3.7.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanun gereğince T. Emlak Bankası A.Ş.’nin T.C. Ziraat Bankası ve T Halk Bankası A.Ş.’ye devredilerek tasfiye edilmesi ile kamu sermayeli ticaret bankası sayısı 3’e düşmüştür.
2000 yılında bankacılık sisteminin aktif büyüklüğü 1999 yılına göre %45 oranında artarak 104,3 katrilyon liraya yükselmiştir.
Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların şube sayıları 1999 yılına göre 146 artarak 7.837’ye yükselmiştir. Kamu sermayeli bankaların şube sayısı 10 düşerek 2.515’e gerilemiştir.
2000 yılında bankacılık sektöründe çalışanların sayısı %2,1 oranında 3.587 kişi azalarak 170.401’e düşerken, kamu sermayeli bankaların personel sayısı %1,5 oranında 1.224 kişi azalarak 61.601’e gerilemiştir.
2000 yılında sektörde bulunan bankalar 4,7 katrilyon lira zarar ve 2,0 katrilyon lira kâr etmiş olup sektörün dönem zararı 2,7 katrilyon lira olmuştur. Fon’daki banka sayısının artışına paralel olarak sektörün zararı da artmış olup; özel sermayeli ticaret bankalarının ortalama aktif kârlılığı %4,4’ten %1,1’e, ortalama öz kaynak kârlılığı %52’den %11,5’e düşmüştür.
2000 yıl sonu itibariyle Yüksek Denetleme Kurulu’nun denetimindeki 6 bankadan 3’ü KİT statüsüne olup, 2’si özel kanunları, 1’i TBMM KİT Komisyonu kararı ve Başbakanlığın yazıları uyarınca denetlenmiştir.
KİT bankalarının, tüm bankaların kaynak ve varlıkları içindeki payı 2000 yılında %30,2’den %29,6’ya gerilemiştir.
1999 yılında bankaların aktifleri (varlıkları) bir önceki yıla göre %44,5 oranında artarak 104,3 katrilyon liraya ulaşmıştır. KİT bankalarının aktifleri ise, önceki yıla göre %41,4 oranında artarak 30,8 katrilyon liraya yükselmiştir.
Sektörün öz kaynakları 2000 yılında %178,2 oranında artarak 5.476 trilyon liraya yükselmiştir. Kamu sermayeli bankaların öz kaynakları ise %4,7 oranında azalarak 720 trilyon TL olmuş ve tüm bankaların öz kaynaklarındaki payı %13,1’e gerilemiştir. Kamu sermayeli bankaların öz kaynak azalışında 304 trilyon liralık T. Emlak Bankası zararı etkili olmuştur.
2000 yılında tüm bankacılık sektörü net 4.461 trilyon lira zarar etmiştir. Kamu sermayeli bankalarda ise bu tutar 227,5 trilyon lira seviyesindedir. TMSF’ye devredilen bankaların zararı 3,3 katrilyon liradır.
Bankaların seyyal kredileri 2000 yılında, %57,6 oranında artmıştır. 34.213.480 milyar lira tutarındaki seyyal kredilerin %90,8 oranında 31.055.631 milyar lirası ticari bankalara, %9,2 oranındaki 3.157.849 milyar lirası da kalkınma ve yatırım bankalarına aittir.
Sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren 2 sigorta şirketindeki kamu hisselerinin 2000 yılında özelleştirilmesi sonucu, bu alanda faaliyet gösteren kamu kuruluşu kalmamıştır.
c) Yatırımlar yönünden:
2000 yılında %16,5 oranında artan toplam sabit sermaye yatırımları, 2001 yılının ilk yarısında %23,5 oranında azalmıştır. 1999 yılında, kamu finansman dengesinin önemli ölçüde bozulması, reel faizlerin yüksek seviyesini koruması, fiyat artışlarının tekrar hızla artış eğilimine girmesi ve ekonomik aktivitenin önemli ölçüde daralması şeklinde ortaya çıkan makroekonomik dengesizlik kapsamlı bir programın uygulamaya konulmasını zorunlu hale getirmiştir.
Uygulamaya konulan programın temel hedefleri; üç yıllık bir dönem sonunda enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi, reel faizlerin aşağı çekilmesi, kamu finansman dengesinin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması, ekonomide sürdürülebilir bir büyüme ortamının tesis edilmesi ve yapısal reformların hızla gerçekleştirilmesi olarak belirlenmiştir.
Kamu açıklarının finansman yapısına göre kamu kesimi, 1994-1998 döneminde net dış borç ödemesinde bulunurken, 1999-2000 yıllarında sırasıyla GSMH’nın %1,9’u ve %3,6’sı oranında net dış borç kullanılmıştır.
İşletmeci KİT’lerin borçlanma gereğinin GSMH’ya oranı, 1999 yılındaki %2,3 seviyesinden 2000 yılında %1,6 seviyesine düşmüştür. Bu gelişmeye, tarımsal destekleme alımında bulunan kuruluşların borçlanma gereğindeki düşüşler katkıda bulunmuştur. Özelleştirme kapsamında izlenen KİT’lerin borçlanma gereğinin GSMH içindeki payının 2000 yılındaki %0,5 seviyesinden, 2001 yılında %0,2’ye gerilemesi öngörülmüştür.
2000 yılında toplam yatırımların %11,4, sabit sermaye yatırımlarının artışı %16,5 nispetinde olmuştur. 1999 yılında %3,9 oranında azalan kamu sabit sermaye yatırımlarının %15,7 nispetinde, özel sabit sermaye yatırımlarının ise %14 oranında artması hedeflenmiş, gerçekleşme ise kamu sabit sermaye yatırımlarında reel olarak %20,6 nispetinde artış olarak belirlenmiştir.
Aşağıdaki grafikte sabit üretici fiyatlarıyla tarım, sanayi, hizmet sektöründeki büyüme hızları görülmektedir.
Grafik 1 : GSMH ve sektörel büyüme hızları (Sabit üretici fiyatlarıyla)
-(2000).gif)
2000 yılında sabit fiyatlarla %7,2 oranında artan GSYİH, 2001 yılında %6,5 oranında gerilemiştir. Aynı dönemde net dış alem faktör gelirlerinde kaydedilen düşüş nedeniyle GSMH’daki azalış %8,5 seviyesinde gerçekleşmiştir.
2000 yılında tarım sektörü katma değeri %4,1 sanayi sektörü katma değeri %5,6, hizmet sektörü %8,6 nispetinde artış göstermiştir.
2001 yılında ise bütün sektörlerin katma değerleri azalmıştır. Özellikle sanayi sektöründe; özel kesimde başta taşıt araçları üretimi olmak üzere, ağaç ve mantar, kağıt ve kağıt ürünleri, kok kömürü-rafine edilmiş petrol ürünleri, kimyasal madde ürünleri, ana metal sanayii, metal eşya sanayii ve makine ve teçhizat imalatı sektöründe üretim düşüşleri gözlenirken, petrol ürünleri sektöründe önemli bir artış kaydedilmiştir.
Gayri safi milli hasılanın büyümesinde yatırımlar, tüketim
ve dış kaynakların payı aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.
Grafik 2 : GSMH büyümesine katkılar
-(2000).gif)
2000 yılında GSMH’daki büyümede en önemli pay tüketimdir. Zira 2000 yılında yurt içi talep reel olarak %8,8 oranında artmış ancak dış dengenin GSMH büyümesi üzerindeki negatif katkısı nedeniyle GSMH artış hızı %6,1 nispetinde belirmiştir. Yatırımın katkısı %3,8 ile ikinci sırada belirmiştir.
Bu makro hedeflerin çerçevesi içinde KİT yatırımlarının cari ve reel fiyatlarla gerçekleşmesi 6 ve 7 sayılı çizelgelerde gösterilmiştir.
Çizelge:6-Sektörlerin sabit sermaye yatırımları (Cari fiyatlarla)|
Kesimler |
1996 |
1997 |
1998 |
1999 |
2000 |
|||||
|
Program |
Gerçekleşen |
Program |
Gerçekleşen |
Program |
Gerçekleşen |
Program |
Gerçekleşen |
Program |
Gerçekleşen |
|
|
A-Kamu kesimi : |
||||||||||
|
1-KİT |
300.602 |
257.548 |
569.392 |
482.248 |
1.259.999 |
994.744 |
1.808.125 |
1.035.201 |
2.681.119 |
2.141.421 |
|
2-Diğer kamu kesimi |
360.948 |
419.912 |
736.874 |
1.189.681 |
1.590.001 |
2.267.316 |
2.974.170 |
4.212.323 |
5.855.275 |
6.567.583 |
|
Toplam (A) |
661.550 |
677.460 |
1.306.266 |
1.671.929 |
2.850.000 |
3.262.060 |
4.782.295 |
5.247.524 |
8.536.394 |
8.709.004 |
|
B-Özel kesim |
2.639.462 |
2.866.340 |
4.976.303 |
5.687.840 |
9.694.303 |
10.491.518 |
15.496.613 |
13.333.180 |
20.841.443 |
19.705.465 |
|
Genel toplam |
3.301.012 |
3.543.800 |
6.282.569 |
7.359.769 |
12.544.303 |
13.753.578 |
||||