|
I.
KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ
|
|
|
233 sayılı KHK’ya tabi olan KİT ve bağlı ortaklıkları personelinin hizmete alınmalarını, görev ve yetkilerini, niteliklerini, atanma, ilerleme, yükselme hak ve yükümlülükleriyle diğer özlük haklarını düzenleyen 399 sayılı KHK’nın “Temel İlkeler” başlığını taşıyan 2 inci maddesinde; "Personelin hizmet şartlarına, statülerine, hak, yükümlülük ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usullerin belirlenmesinde;
-İşin gerektirdiği nitelikleri haiz elemanların işe alınması ve işin gereğine uygun olarak yetiştirilmesi,
-Verimlilik ve kârlılık ilkelerine bağlı olarak maliyet bilinci içinde çalıştırılması,
-Çalıştığı kuruluşta göreve devamını özendirecek bir özlük hakları sisteminin gerçekleştirilmesi,
-Yaratıcılığı, girişimciliği, başarı ve çabasının maddi ve manevi olarak değerlendirilmesinin teşviki,"
ilkelerinin göz önünde bulundurulması öngörülmüştür.
KİT’lerde çalışan personelle ilgili istihdam esas ve usulleri kanunla belirlenmiş olmakla beraber, istihdam politikalarının esasları yıllık programlar ile genel yatırım ve finansman programı kararnameleri; bunun yanında Başbakanlık tarafından ihtiyaç duyulan zamanlarda yayımlanan genelgelerde ayrıca düzenlenmektedir.
17.10 1999 tarih ve 23849 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 2000 yılı Genel Yatırım ve Finansman Programı kararnamesinin istihdamla ilgili 4. Maddesinde;
KİT’ler ve bağlı ortaklıklarının personel alımının (memur, sözleşmeli, daimi ve geçici işçi dahil) durdurulduğu, eleman ihtiyacının ana kuruluş veya bağlı ortaklık içindeki birimlerin ihtiyaç fazlası elemanlarının nakli suretiyle karşılanacağı belirtilmiştir.
Ana kuruluş veya bağlı ortaklık içinden eleman nakli suretiyle personel ihtiyacının karşılanmasının mümkün olmadığı zorunlu hallerde, ürün alımı yapan tarımsal kuruluşlar dışındaki teşebbüs ve bağlı ortaklıkların, Hazine Müsteşarlığı’nın uygun görüşü alınmak kaydıyla bir önceki yıl içinde ayrılan eleman sayısının %15’ini geçmemek üzere; “İlk Defa Kamu Hizmeti Ve Görevlerine Devlet Memuru Olarak Atanacaklar İçin Mecburi Yeterlik Ve Yarışma Sınavları Genel Yönetmeliği” ile “Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Daimi Kadrolarına İlk Defa İşçi Olarak Alınacaklar Hakkında Uygulanacak Sınav Yönetmeliği”hükümlerinde yapılan değişiklik gereği olarak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılacak merkezi sınav sonucu başarılı olanlardan Devlet Personel Başkanlığı’nın izniyle açıktan personel alabileceği belirlenmiştir.
Ayrıca teşebbüs ve bağlı ortaklıklarca “yalnızca dönemsellik arz eden hizmetler ve yardımcı hizmetler” için taşeron aracılığı ile personel temin edilebilmesi de mümkün kılınmıştır. Ancak taşeron aracılığı ile çalıştırılan personel sayısının bir önceki yıl çalıştırılan personel sayısını geçmemesinin esas olduğu belirtilmiştir.
Yine teşebbüs ve bağlı ortaklıkların bir önceki yılda vize edilen geçici işçi sayı ve süresini aşmamak üzere ve vize ettirmek suretiyle geçici işçi çalıştırabilecekleri belirtilmiştir.
2- Personel istihdamı çeşitleri, ilgili mevzuat ve gelişmeler:
Başlangıçta özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren KİT’lerin personel yönetimi bakımından ilk düzenleme, 1939 yılında yayınlanan 3659 sayılı Kanunla yapılarak; memur durumunda olan personel için düzenleme getirilmiştir. Daha sonraki yıllarda yapılan çeşitli düzenlemelerle beraber KİT’ler de çalışan memurların ücretleri Devlet memurları ile paralel düzeye getirilmiştir. Zaman içinde yeni kurulan veya statülerinde değişiklik yapılan bazı KİT personelinin farklı statülerde istihdam edilmesi sağlanmıştır.
1982 Anayasa’sının 128 inci maddesi ile “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atamaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” hükmü getirilmiştir.
Daha sonra KİT’lerle ilgili olarak 60 sayılı KHK, 2929 sayılı Kanun ve 233 sayılı KHK ile yapılan mevzuat düzenlemelerinde ilkeleri de belirtilmek suretiyle personel rejiminin ayrı bir kanunla düzenleneceği belirtilmiş; ancak bu konuda ilk düzenleme kanunla değil 26.04.1985 tarih ve 85/9 sayılı Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu (daha sonra Yüksek Planlama Kurulu-YPK) kararı ile yapılarak; bazı istisnalar dışındaki KİT’lerin tüm boş kadroları iptal edilmiş ve istihdam ihtiyacının sözleşmeli personelle karşılanması esası benimsenmiştir.
233 sayılı KHK gereği personel rejimi ile ilgili ilk yasal düzenleme 05.01.1988 tarih ve 308 sayılı KHK ile yapılmış, daha sonra 16.06.1988 tarih ve 331 sayılı KHK ile bu KHK’da değişiklik yapılarak; KİT’ler de tüm hizmetlerin işçiler dışında yalnız sözleşmeliler eliyle yürütülmesi öngörülmüştür. Ancak bu düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin 22.12.1998 tarih ve 1988/55 sayılı kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Bu gelişme üzerine 22.01.1990 tarih ve 399 sayılı “KİT Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK’nın Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair KHK” 29.01.1990 tarih ve 20417 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
399 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinde teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda hizmetlerin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürüleceği, işçilerin bu KHK’ye tabi olmadığı hususları düzenlenmiştir.
Ancak söz konusu KHK’nın geçici 9 uncu maddesi ve 408 sayılı KHK ile 399 sayılı KHK’ya eklenen ek 1 inci madde ile de 233 sayılı KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihten önce özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olup tüm personeli İş Kanunu’na tabi olan kuruluşlar personel rejimi ile yapılan düzenlemeler kapsamı dışında tutulmuştur.
399 sayılı KHK’nın bazı maddeleri, Anayasa Mahkemesi’nin 13.8.1991 tarih ve 20959 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4.4.1991 tarih 1990/12 Esas, 1991/7 sayılı Kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş, ancak kararın yayım tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği de ayrıca belirtilmiştir.
Personel rejimini düzenlemek üzere yayımlanan ancak anayasaya aykırılık gerekçesi ile iptal edilen 399 sayılı KHK’nin; iptal gerekçeleri de dikkate alınarak yeni bir düzenleme yapmak üzere 3771 sayılı Kanun 11.2.1992 tarih ve 21139 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 3771 sayılı Kanunla I sayılı cetvelde unvanları sayılan personelin sözleşmeleri iptal edilerek, kadrolarında istihdam edilmesi ile, 399 sayılı KHK’de belirtilen hükümler dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olacakları hususları düzenlenmiştir.
16.09.1991 tarih ve 20993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 453 sayılı KHK ile 399 sayılı KHK’nın 58 inci maddesi değiştirilerek sözleşmeli personel hakkında da söz konusu KHK’de hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.
KİT’lerde çalışan işçiler özel hukuk hükümlerine göre istihdam edilmektedir. KİT’lerde işçi personelin istihdamı; 1475 sayılı İş Kanunu, 2821 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, 2822 sayılı Sendikalar Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile bu kanunlarda ek ve değişiklik yapan Kanun ve KHK hükümlerine göre yürütülmektedir.
27.11.1994 tarih ve 22124 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda çalışan personel için ;
-İş Kaybı Tazminatı ödenmesi ve diğer hizmetlerin verilmesi,
-Personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmesi,
-Sosyal yardım zammının ödenmesi,
-Kendi istekleriyle emekli olunması halinde emekli ikramiyelerinin %30 fazlası ile ödenmesi hususları düzenlenmiştir.
08.09.1999 tarih ve 23810 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun ile tüm çalışanlarla ilgili olarak uygulanan sosyal güvenlik sistemi değiştirilerek, emeklilik koşulları ile ilgili yeni düzenlemelere gidilmiş bunun yanında; işsizlik sigortası uygulamasının başlatılması konusunda ilk yasal düzenleme yapılmıştır. İşsizlik sigortası ile ilgili uygulama Haziran-2000 tarihinde başlatılmıştır. Ancak emeklilik koşullarını yeniden düzenleyen bazı maddeler Anayasa Mahkemesi kararı ile 2001 yılında iptal edilmiştir.
KİT’lerde çalışan personeli üç ana başlık altında toplamak mümkündür.
a) Memurlar:
Kuruluşlarda istihdam edilen memurlar;
a)399 sayılı KHK’de değişiklik yapan 3771 sayılı Kanunla 657 sayılı Kanun hükümlerine tabi olan personel ile sözleşmeli statüye geçmeyip 233 ve 308 sayılı KHK’lerin geçici maddeleri gereğince haklarında 657 sayılı Kanun’un değişik ek geçici 9 ve 21 inci maddelerine istinaden 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanan personel,
b)Haklarında 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmakla beraber çalıştıkları kuruluşların özel kuruluş kanunlarındaki istisnai hükümlerden yararlananlar
olmak üzere iki gruptan oluşmaktadır.
b) Sözleşmeli personel :
Kuruluşlarda çalışan sözleşmeli personel;
a)399 sayılı KHK (Ek-2 sayılı liste)ye göre çalışanlar,
b)657 sayılı Kanun’un 4/B maddesine göre çalıştırılan personel
olmak üzere iki ayrı yasal düzenlemeye göre çalışmaktadır.
c) İş Kanunu’na tabi personel:
KİT’lerde 1475 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak çalışan işçiler;
a)Üretim birimlerinde toplu iş sözleşmesi hükümlerine tabi olarak çalışanlar,
b)İşçilerle beraber sendikalaşıp, işverenle toplu iş sözleşmesi yapan ve kapsamı itibariyle kurumlarına göre değişiklik gösteren, toplu iş sözleşmesine tabi büro personeli,
c)İşveren vekili durumunda bulunan veya işveren vekili olmamakla beraber işverenle toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili işçi sendikası üyesi olmayan ve bu sendikaya dayanışma aidatı ödemediklerinden haklarında toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanmayan ve kapsam dışı olarak nitelendirilen personel,
olmak üzere üç ayrı grupta toplanmaktadır.
KİT’lerde çalışan personelin statüsünde görülen farklılıklar kuruluşlarda aynı veya benzer nitelikteki hizmetlerin değişik statülerde çalışan personel eliyle görülmesine ve dolayısıyla da bu personele farklı olanakların sağlanmasına neden olmaktadır.
Nitekim 1985 yılında başlatılan sözleşmeli personel uygulamasının amacı; nitelikli personeli daha iyi ücretle çalıştırmak, KİT’lerde çalışan nitelikli personelin daha iyi olanaklar sağlayan özel sektör kuruluşlarına geçişini önlemek, çalışana daha iyi ücret ödeyerek çalışmayı teşvik etmek ve dolayısıyla verimliliği arttırmak olmasına karşın; aradan geçen zaman içinde gerek daha önce belirtildiği gibi yapılan yasal düzenlemelerdeki yetersizlik ve ayrıcalık getiren hükümler, gerekse uygulanan ücret politikalarının ülke ekonomisinin içinde bulunduğu koşullara göre yetersiz ve seyyanen belirlenen ücret artışları şeklinde olması; ücret bakımından daha adaletsiz koşulların yaratılmasına neden olmuştur. Bunun yanında, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda çalışan personel için sağlanan ayrıcalıklar personel sisteminde yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Diğer taraftan; bütçe kanunları, kararnameler ve Başbakanlık genelgeleri ile KİT’lerde yeni personel istihdamını önleyici kısıtlamalar nedeniyle, üretim yerlerinden ayrılan nitelikli personelin yerine yeni personel alımının neredeyse imkansız hale gelmesinin yanında; ihtiyaç fazlası personelin görev yerlerinin değiştirilmesi uygulamasının da çeşitli nedenlerle giderek daha güçleşmesi sonucu faaliyetlerin aksamadan yürütülmesini teminen; konuyla ilgili yapılan tüm kısıtlayıcı ve hatta yasaklayıcı düzenlemelere karşın süreklilik gösteren bazı işlerde hatta büro hizmetlerinde taşeron aracılığı ile eleman çalıştırılması uygulaması giderek yaygınlaşarak yeni bir istihdam statüsü haline gelmiştir.
Taşeron aracılığı ile personel temini uygulamasında, bu çalışanlar için yapılan harcamalar personel harcamaları içinde gösterilmemekte, dışardan sağlanan fayda ve hizmetler harcama grubu içinde değerlendirilmektedir. Bunun yanında taşeron aracılığı ile temin edilen personelin tamamı herhangi bir işçi sendikasına üye olamamakta, hizmet satın alınması şeklinde yapılan bu uygulamada çalıştırılan kişiler asgari ücret üzerinden istihdam edilmektedir. Yasal hakları olan dayanışma aidatı ödeyerek sendika üyesi olmaları halinde daimi işçilerle aynı mali haklara sahip olduklarından sendikaya üye olan taşeron işçisi işinden çıkarılmaktadır. Ancak işten çıkarılsalar dahi geçmişe dönük olarak açılan davalar sonucu, taşeron işçisi daimi işçilere göre eksik aldığı mali haklarını yasal olarak almakta, bu durum da bu şekilde istihdamın yaygın olduğu kuruluşlar için önemli mali yükleri de beraberinde getirmektedir.
İş yaşamının önemli bir bölümü olan sendika ve dolayısı ile toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında olduğundan ucuz olan, taşeron aracılığı ile personel temini uygulaması giderek daha da yaygınlaşmış ve yapılan düzenlemelerin aksine sadece dönemsellik arz eden veya yardımcı hizmetlerin dışına çıkılarak, asli ve sürekli görevlerde de bu şekilde personel çalıştırılması suretiyle daimi işçi kadrolarında eksik olan kadrolar tamamlanmıştır. Hatta bu uygulama bazı kuruluşlarda daimi personel kadrolarından daha fazla taşeron işçisi istihdamı şekline dönüşmüştür. (Örn: İskenderun Demir ve Çelik A.Ş.’de 2000 yılı sonu itibariyle toplam Şirket personeli 6.381 kişi iken Taşeron işçisi 4.432 olmuş, 13.8.2001 tarihi itibariyle bu sayılar 4.204 ve 4.411 olmuştur. Yine TPAO’da Kadrolu personel sayısı 2000 yılı sonu itibariyle 3909 iken taşeron işçi sayısı 2.419 olmuştur.)
Bu uygulama ile kuruluşlar açısından ortaya çıkan diğer önemli bir sakınca da; kuruluşların daimi kadrolarında gerekli olan personel kadrolarını yetiştirmemesinin bu kuruluşların geleceği açısından yaratacağı sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan; ancak asgari ücret karşılığı çalıştırılan kişilerin nitelik olarak yetersiz bir düzeyde olması yanında sürekli değişmesi de kuruluşların üretim verimliliklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Yine niteliksiz personelin üretim araçlarına vermeleri muhtemel zararlarda diğer olumsuz etkilerdir.
3- Personel sayıları ve personele yapılan harcamalar:
YDK’nın denetimine tabi kuruluşlarda 1996-2000 yıllarında çalışan toplam personelin sektörler itibariyle yıllık ortalama ve yıl sonu sayıları ile bunlara yapılan harcamalar 14 ve 15 sayılı çizelgelerde gösterilmiştir.
Çizelge : 14 - Yıllık ortalama ve yıl sonu toplam personel sayısı (Kişi)
Toplam personel giderleri çizelgesinde yer alan veriler farklı hesaplarda bulunan harcamaların yanında geçmiş yıllara ait personel giderlerini de kapsadığından Raporun diğer bölümlerinde yer verilen çeşitli çizelgelerdeki (Giderler ve GSMH’ye katkı) personel harcamaları değerlerinden farklılık göstermektedir. Diğer taraftan geçmiş yıllar raporlarında hizmet sektörü içinde değerlendirilen mali kuruluşlar (bankacılık ve sigortacılık alanlarında faaliyet gösteren kuruluşlar ) 1999 yılından itibaren ayrı olarak ele alınmıştır.
KİT’lerde çalışan personel sayısı yıllar itibariyle sürekli bir azalma eğilimi içindedir. 1996 yılında çalışan ortalama personel sayısı 558.438, yıl sonu itibariyle çalışan personel sayısı ise 544.328 kişi iken; beş yılda sürekli azalarak 2000 yılında çalışan ortalama personel sayısı %9,5 oranında 53.034 kişi azalarak 505.404’e, yıl sonu itibariyle çalışan sayısı da %7,9 oranında 43.096 kişi azalarak 501.232 kişiye inmiştir. Sektörler itibariyle bakıldığında yıl sonu çalışan personel sayısında son beş yılda tarım sektöründe %2,3 oranında 168 kişi, sanayi sektöründe %11,6 oranında 31.373 kişi, hizmetler sektöründe %5,8 oranında 11.517 kişi azalma görülmekte, Mali sektörde ise çalışan sayısında önemli bir değişme görülmemektedir. Görüldüğü gibi ağırlıklı olarak sanayi sektöründe olmakla beraber tüm sektörlerde meydana gelen azalmalar esas itibariyle, özelleştirme uygulamaları yanında emeklilik ya da diğer şekillerde kuruluşlardan ayrılan personelin yerine yeni eleman alınması konusunda getirilen kısıtlamalardan meydana gelmiştir.
2000 yılı sonu itibariyle KİT’lerde çalışan toplam 501.232 personelin; %47,8 oranında 239.651’i sanayi sektöründe, %37,4 oranında 187.637'si hizmetler sektöründe, %13,3 oranında 66.764’ü mali kuruluşlarda, %1,4 oranında 7.180’i tarım sektöründe çalışmaktadır. Yine yıl sonu itibariyle çalışan personelin; %4,3 oranında 21.729’u memur, %40,5 oranında 202.834’ü sözleşmeli, %55,2 oranında 276.669’u işçi statüsünde istihdam edilmektedir.
2000 yılında KİT'lerde çalışan tüm personel için geçen yıla göre %56,8 oranında 1.751.325 milyar lira artışla toplam 4.832.208 milyar lira personel harcaması yapılmıştır. Bu tutarın 185.059 milyar lirası geçmiş yıllara ilişkin personel giderlerinden oluşmaktadır. Toplam personel harcamalarında 1996 yılına göre, cari fiyatlarla % 1.068,3 sabit fiyatlarla (1994 yılı fiyatlarıyla) %22 oranında artış meydana geldiği görülmektedir.
2000 yılında yapılan toplam harcamaların %51,7 oranında 2.498.589 milyar lirası esas ücret ödemelerine, %25,4 oranında 1.225.851 milyar lirası ek ödemelere, %22,9 oranında 1.107.768 milyar lirası sosyal giderlere ait bulunmaktadır.
Personel harcamalarına ilişkin bu veriler içerisinde müteahhit(taşeron) firmalar aracılığıyla temin edilen işçiler için yapılan ödemeler yer almamaktadır. Kuruluşlarda bu ödemeler “dışardan sağlanan fayda ve hizmetler” gider grubunda takip edildiği için personel giderleri kapsamında takibi güç olmaktadır. Özellikle bazı kuruluşlarda bu şekilde çalıştırılan işçi sayısı ve yapılan ödemelerin önemli boyutlarda olduğu göz önünde bulundurulursa gerçekte yapılan personel giderlerinin daha yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır.
Diğer yandan çizelgede yer alan harcamalar içinde, dışardan atanan yönetim kurulu üyeleri ile denetçilere 2000 yılında toplam 1.219 milyar lira tutarında ödeme yapılmıştır.
![]() |
2000 yılı personel giderleri artış hızı cari fiyatlarla %56,8 olarak gerçekleşirken, 1994 yılı sabit fiyatlarına göre önceki dönemden % 1,2 oranında fazla harcama yapılmıştır. KİT personel harcamaları içinde en yüksek artış hızı işçi personele yapılan giderlerde meydana gelmiş; 2000 yılında ortalama artış hızı ise %73,4 olmuştur.
Personel harcamalarından kişi başına düşen aylık ortalama giderler ve artış hızlarının son beş yıllık gelişimi, cari ve 1994 yılı fiyatlarıyla aşağıdaki 18, 19, 20 ve 21 sayılı çizelgelerde gösterilmiştir.


2000 yılında, KİT’lerde cari fiyatlarla kişi başına aylık ortalama giderler
geçen yıldan %62,3 oranında 305.633 bin lira artışla 796.556 bin lira olarak
hesaplanmıştır. Personel statülerine göre aylık ortalama giderlere bakıldığında;
5 yılda memurlar için %1029,2 sözleşmeliler için %1143,1 işçiler için %1180,5
oranında artmıştır. 1996 yılında %70,4 olan kişi başına aylık ortalama gider
artış hızı, yıllar itibariyle istikrarlı bir trend göstermemiş, 2000 yılında
önceki yıla göre 26,5 puan azalarak %62,3 olarak gerçekleşmiştir. 2000 yılında
aylık ortalama giderler içinde en yüksek artış %68,1 oranıyla işçilerde görülmekte,
sözleşmelilerde %50,1 olan artış hızı, memurlarda %35 olarak gerçekleşmiştir.
1994 yılı sabit fiyatlarıyla kişi başına aylık ortalama giderler, 1996 yılında 19.905 bin lira iken, 2000 yılında 26.823 bin lira olarak hesaplanmıştır. Reel anlamda ücret artışlarını ifade eden bu değerlere göre kişi başına aylık ortalama giderler son 5 yılda %34,8 oranında artmıştır.

Personel giderlerinin üretim maliyetleri içindeki
payı ve son beş yıllık seyri aşağıdaki 22 sayılı çizelgede gösterilmiştir.
2000 yılında üretim maliyetleri geçen yıla göre %71,3 oranında artarken personel giderleri %60,2 oranında artmıştır. Personel giderlerinin üretim maliyetleri içindeki payı 1994 yılı fiyatlarıyla 1996 yılında %32,1 iken bu oran 2000 yılında %34,7 düzeyine çıkmıştır. Personel giderlerinin maliyetler içindeki payının nispi olarak artışında, özellikle üretime yönelik kuruluşların özelleştirilmesi sonucu, personel giderlerinin toplam maliyetlerdeki payı yüksek olan (ulaştırma-haberleşme gibi) hizmet sektörünün mevcut KİT’ler içinde ağırlık kazanmasının önemli bir etkisi olmuştur.
YDK’nın denetimine tabi kuruluşlarda personel istihdamına ilişkin olarak ortaya çıkan tüm bu veriler, son yıllarda uygulanan istihdam ve ücret politikalarında bir istikrar olmadığı bunun sonucu personel sayısının ve reel personel harcamalarının da yıllar itibariyle değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ancak genel olarak bakıldığında personel sayısının son 5 yıllık süreçte sürekli azalma eğilimi gösterdiği; maliyetleri de etkileyen bu durumun oluşmasında, ayrılan personelin yerine yeni eleman alınması konusunda getirilen kısıtlamaların önemli etkisinin bulunduğu görülmektedir. Ancak, personel sayısında kaydedilen azalma, bir taraftan giderek daha da yaygınlaşan bir uygulama ile müteahhit – taşeron aracılığı ile hizmet alımı şeklinde personel istihdamının farklı bir hale dönüşmesine neden olmuş, diğer taraftan yalnızca personel sayısında kısıtlama şeklinde izlenen bir politika ile, istihdam hedeflerine bunun yanında ekonomik hedeflere ulaşılmasında tek başına yeterli olamadığı görülmüştür. Aksine yetersiz ve niteliksiz personel, mal ve hizmet üretiminde verimlilik ve kalite açısından önemli sıkıntılara neden olmuştur. KİT'lerdeki yapısal sorunlardan kaynaklanan nedenlerse bu süreçte çözümlenememiştir.
Kuruluşların büyük bir kısmında bilimsel esaslara dayalı norm kadroların olmayışı gerçek personel ihtiyacının tespitini güçleştirmekte; bu kapsamda görev tanımı yapılıp işin niteliği önceden ortaya konulmadığı için, daha başlangıçta işin niteliğine uygun eleman istihdamı ilkesi sağlıklı bir şekilde işletilememektedir. 6.11.2000 tarih ve 2000/1658 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Kamu kurum ve kuruluşlarının norm kadro çalışmalarında uyacakları usul ve esaslar belirlemiştir. Yine Başbakanlığın 2001/39 sayılı genelgesi ile norm kadro çalışmasının yapılacağı tüm kuruluşlar için bir çalışma takvimi tespit edilmiştir. Bu çalışmaların tespit edilen takvim içinde tamamlanmasının tüm KİT’ler için istihdam sorunlarının çözümünde belirleyici bir işlevi olacaktır.
Diğer yandan; personel seçiminde karşılaşılan müdahaleler, bazı kuruluşlarda ilgili mercilerin onaylarına dayanmadan yapılan açıktan atamalar, asli ve sürekli işlerde yaygın olarak müteahhit elemanı çalıştırılması gibi uygulamalar sağlıklı bir personel politikasını zedeleyen diğer hususlar olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle dışardan hizmet alımı şeklinde uygulanan taşeron personelinin kuruluşlarda sürekli işlerde çalıştırılması, bu personelin niteliği, aldığı ücret ve özellikle sorumluluk yönünden önemli sorunları da beraberinde getirmektedir.
KİT’lerde çalışan personelin statülerinde görülen çeşitlilik, aynı veya benzer nitelikteki hizmetlerin değişik statülerde çalışan personele gördürülmesine ve dolayısıyla değişik imkanlar sağlanmasına neden olmaktadır. Ücret sisteminin, iş değerlemesine dayanmaması ve verimlilikle ilgilendirilmemesi, aynı ya da benzer işi yapan personel arasında gerek aynı kurum içinde, gerekse değişik kurumların kendi arasında ücret dengesinin kurulamaması; maliyet bilinci, göreve devamın özendirilmesi ve başarının değerlendirilmesinin teşviki ilkeleriyle uyum göstermemektedir.
Personel yönetimini olumsuz yönde etkileyen ve çalışma uyumunu bozan bir diğer husus ta, ekonomik gereklere uygun düşmeyen ve kuruluşların yönetimlerince herhangi bilimsel gerekçesi olmadan ve hatta işin gereklerine bile uygun olmayan şekilde sık sık değiştirilen organizasyon yapıları içindeki kadrolara ve unvanlı görevlere terfian yapılan atamaların sübjektif değerlendirmelere açık olmasıdır. Bir çok kuruluşta görevde yükselme esaslarını düzenleyen iç mevzuatın bulunmayışı, bulunsa bile istisna hükümlerinin normal hükümlerden daha çok uygulanması sonucu, unvanlı terfilerde görevin niteliği yerine, genellikle kişisel değerlendirmeler ön plana geçmektedir. Liyakat esasına aykırılık teşkil eden bu uygulamalar sonucu ayrıca, kimi kuruluşlarda personelin önemli bir kısmının orta ve alt düzey yönetim kadrolarında toplandığı üst yönetim kadrolarına atamaların kuruluşların dışından yapıldığı görülmektedir. Yine çalışan personel için liyakat esasına uyulmadan yapılan bu uygulamalar iş barışını da bozan bir etki yapmaktadır.
Diğer taraftan; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine Dair Kanunun 3. maddesi gereğince özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar için personel alımı, azaltılması, çalışma şartları gibi uygulamalardaki tasarruf yetkisi aynı kanunun 4 / ı maddesi gereğince Özelleştirme İdaresi Başkanlığına geçmektedir. 2000 yılı Aralık ayı itibariyle özelleştirme kapsamında bulunan kuruluş sayısı 48 adet olup bunlardan 42 adedi YDK’nın denetimine tabi bulunmaktadır.
Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlara sadece işçi olarak alınacaklarda merkezi sınav şartı aranırken, açıktan yapılacak memur ve sözleşmeli personel alımları bu sistemin dışında tutulmakta; bu durum bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getirmektedir. Konu ile ilgili Başbakanlığın 19.12.2000 tarih ve 32 sayılı genelgesi ile 4046 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlarında, istihdamla ilgili uygulamalarda diğer kamu kurum ve kuruluşları ile aynı hükümlere tabi olduğu açık olarak belirtilmiştir. Ancak merkezi sınav dışında açıktan personel atamaları devam etmiştir.
Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlara açıktan ve başka kurumlardan naklen alınan memur ve sözleşmeli personel göreve başladıktan sonra özelleştirme düzenlemeleri gereği nakle tabi personel konumuna geçmektedir. Bu çerçevede başka kurumlarda daha alt görevlerde çalışmakta iken özelleştirme kapsamındaki kuruluşa naklen ve üst görevlere terfian tayin edilen personel için bu kez elde ettikleri üst kadro ve pozisyonlarla tekrar başka kurumlara nakil imkanı doğmakta; uygulamada da bunun örnekleri sıkça görüldüğünden özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar bir anlamda ara geçiş yeri olarak kullanılmaktadır. Diğer taraftan; özelleştirme kapsamındaki kuruluşların üst düzey kadrolarına sık sık ve kısa süreli yapılan atamalarda bu kuruluşların istihdam yönünden yaşadığı diğer bir sorundur.
KİT'lerde yeni personel alımına ilişkin kısıtlamaların genelleştirilerek uygulanması ve kuruluş içi veya kuruluşlar arasında ihtiyaç fazlası personelin ihtiyaç duyulan birimlere naklinin gerektiği gibi sağlanamaması nedenleriyle, özellikle üretim birimlerinde ve kritik işyerlerinde darboğaz yaşandığı gözlenmektedir.
Bunun sonucu olarak son yıllarda birçok kuruluşta asli ve süreklilik arz eden görevlerde yaygın bir şekilde geçici işçi ve müteahhit-taşeron işçisi çalıştırıldığı görülmektedir. Bazı kuruluşlarda önemli sayıda olduğu gözlenen müteahhit-taşeron işçilerinin, bütçe kanunlarına ve yatırım ve finansman programı kararnamelerine aykırı olarak süreklilik arz edecek şekilde çalıştırılmaları, iş ve sosyal güvenlik açısından yasal sorunlar ortaya çıkarmakta; ayrıca bu işçilerin sendikalara üye olarak toplu iş sözleşmelerinden yararlanmak üzere açtıkları davaları kazanmalarıyla ayrı bir maddi külfete yol açılmaktadır.
KİT'lerde karlılık ve verimlilik prensiplerine uygun işgücü planlaması ve dengeli bir ücret sistemi kurulması, personel seçiminde objektif kıstasları esas alan, liyakat ve eğitime önem veren bir personel sistemi oluşturulması, personel alımına yönelik kısıtlamaların üretim birimlerinde darboğaza neden olmayacak şekilde düzenlenmesi, ayrı bir istihdam şekli haline gelen geçici işçi-müteahhit işçisi uygulamasının kaldırılması hususlarında gerekli tedbirler alınmalıdır.
4- Personel statülerine göre işlemler:
a) Memurlarla ilgili işlemler:
Memurlar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişik ek geçici 9. ve 21. maddelerine istinaden çalıştırılan personel ile 399 sayılı KHK’nın ek 1 sayılı listesine tabi personel ve haklarında 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmakla birlikte çalıştıkları kuruluşların özel kuruluş kanunlarındaki istisnai hükümlerden yararlanan personeldir.
399 sayılı KHK’nın bazı maddeleri Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş ve 3771 sayılı Kanunla yeni bir düzenleme yapılarak ek 1 sayılı listedeki personel 1.1.1993 tarihinden itibaren kadrolarına döndürülmüşlerdir.
KİT’lerde 1996-2000 yıllarında çalışan memurların yıllık ortalama ve yıl sonu sayıları ile yapılan harcamaların sektörler itibariyle ayrıntısı aşağıdaki 23 ve 24 sayılı çizelgelerde gösterilmiştir.
Çizelge : 23 - Yıllık ortalama ve yıl sonu memur sayısı (Kişi)
2000 yılında KİT’lerde çalışan ortalama memur sayısı geçen yıla göre 569 kişi azalarak 21.545 kişi, yıl sonu itibariyle çalışan memur sayısı ise geçen yıla göre 256 kişi azalarak 21.729 kişi olarak gerçekleşmiştir. KİT’lerde yönetici düzeyinde ki görevlerde memur statüsünde personel istihdam edilmektedir.
Memurlara yapılan harcamalar cari yıl fiyatlarıyla geçen yıla göre %31,5 oranında 42.550 milyar lira artarak 177.515 milyar liraya yükselmiştir. Memurlar için 2000 yılında yapılan toplam giderlerde cari fiyatlarla 1996 yılına göre artış oranı ise %950,6 olarak hesaplanmıştır. 1994 yılı fiyatlarıyla memurlar için yapılan toplam giderler karşılaştırıldığında 1996 yılında 5.506,9 milyar lira olan harcamalar toplamı 1997, 1998 ve 1999 yıllarında sürekli artan bir trend izlemiş ancak 2000 yılında geçen yıla göre %15,1 oranında 1.061,5 milyar lira azalmış, 1996 yılına göre ise 8,5 puan artış göstererek 5.977,5 milyar lira olmuştur.
2000 yılında memurlar için yapılan harcamaların %27,2 oranında 48.248 milyar lirası esas ücretlere, %45,6 oranında 80.877 milyar lirası ek ödemelere, %27,2 oranında 48.390 milyar lirası sosyal giderlere aittir.
Memurlara uygulanan ücret sisteminde öğrenim durumu, uzmanlık ve kıdem gibi unsurlar değerlendirilmekte, ancak mesleki bilgi, tecrübe, ihtisas ve yetenek gibi unsurlar gerektiği şekilde dikkate alınmamakta, bunun yanında toplam giderlerin yalnızca %27,2’sinin esas ücret olması da uygulanan ücret sisteminin geçerliliğini tartışılır duruma getirmektedir.
b) Sözleşmelilerle ilgili işlemler:
KİT’lerde istisnai hallere inhisar etmek üzere 657 sayılı Kanun’ un 4/B maddesine göre çok az sayıda sözleşmeli personel çalıştırılmakta iken, 26.4.1985 tarih ve 85/9 sayılı Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu (Yüksek Planlama Kurulu-YPK) kararıyla KİT’lerde boş bulunan ve boşalacak memur kadroları iptal edilerek, ağırlıklı olarak sözleşmeli personel istihdamına gidilmesi öngörülmüştür.
5.1.1988 tarih ve 308 sayılı KHK ile de; 233 sayılı KHK’nın personele ilişkin hükümleri düzenleyen 41-53 üncü maddeleri değiştirilerek, KİT’lerdeki hizmetlerin sözleşmeli personel ve işçiler eliyle yürütülmesi hükme bağlanmıştır.
308 sayılı KHK’nin 22.12.1988 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi üzerine çıkarılan 22.1.1990 gün ve 399 sayılı KHK'nin sözleşmeli personel istihdamı ile ilgili hükümlerinin de 13.8.1991 tarih ve 20959 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi üzerine çıkarılan 453 sayılı KHK, 16.9.1991 tarih ve 20993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
453 sayılı KHK ile değişik 399 sayılı KHK’nin 58 inci maddesinde; sözleşmeli personel hakkında söz konusu KHK’de hüküm bulunmayan hallerde, Devlet Personel Dairesi Başkanlığı’nın görüşü alınmak kaydıyla 657 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
11.2.1992 tarih ve 21139 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3771 sayılı Kanunla da; 399 sayılı KHK’nın bazı maddeleri değiştirilerek ek I sayılı cetvelde yer alanların sözleşmelerinin 31.12.1992 tarihi itibariyle iptal edilerek, kadrolarında istihdam edilmesi ile ek tazminat ödenmesi hususları düzenlenmiştir.
399 sayılı KHK’nın ek 1 inci maddesi ile geçici 9 uncu maddesi kapsamındaki kuruluşların yönetim kademelerinde görev alan personeli de kapsam dışı personel statüsünde 1475 sayılı Kanuna tabi olarak istihdam edilmesine karşılık, bu tür personelin sayı ve harcama rakamları da sözleşmeli personelle ilgili tablolara dahil edilmiştir.
1996-2000 yıllarında çalışan sözleşmeli personelin yıllık ortalama ve yıl sonu sayıları ile yapılan harcamaların sektörler itibariyle ayrıntısı aşağıdaki 25 ve 26 sayılı çizelgelerde gösterilmiştir.
Çizelge : 25 - Yıllık ortalama ve yıl sonu sözleşmeli personel sayısı (Kişi)
2000 yılında KİT’lerde sözleşmeli statüde çalışan ortalama personel, geçen yıla göre %11,1 oranında 25.545 kişi azalışla 205.357 kişi olmuştur. 2000 yılı sonu itibariyle ise geçen yıla göre 26.426 kişi azalışla toplam 202.834 kişi sözleşmeli statüde istihdam edilmiştir. Esas itibariyle enerji sektörü dışında tüm sektörlerde azalış olmakla beraber, ulaştırma-haberleşme sektöründe özelleştirme kapsamında olan Türk Telekom A.Ş.’de çalışan sözleşmeli statüdeki personelin işçi statüsüne geçirilmesi bu azalışta etkili olmuştur.
Çalıştırılan sözleşmeli personel sayısında ortaya çıkan azalmaya karşın, ücret artışları ve sosyal amaçlı harcama artışlarının etkisiyle, 2000 yılı toplam sözleşmeli personel giderleri geçen yıla göre %33,5 oranında 382.455 milyar lira artarak 1.524.332 milyar liraya yükselmiştir. Cari fiyatlarla toplam giderlerde 1996 yılına göre meydana gelen artış %937,5 düzeyindedir. 1994 yılı sabit fiyatları esas alındığında; sözleşmeli personel giderlerinin 1999 yılına göre %13,8 oranında 8.223,9 milyar lira azaldığı, 1996 yılına göre ise artışın %7 gibi çok sınırlı bir düzeyde olduğu görülmektedir.
Sözleşmeli personel için yapılan tüm giderlerin %70 oranında 1.068.363 milyar lirası esas ücretlere, %8,1 oranında 123.076 milyar lirası ek ödemelere, %21,9 oranında 332.893 milyar lirası sosyal giderlere aittir.
c) İşçilerle ilgili işlemler:
1475 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak çalışanların oluşturduğu işçiler hakkında ayrıca 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümleri uygulanmaktadır.
İş yaşamında Toplu İş Sözleşmesi döneminin başladığı 1963 yılından itibaren hem işçiler hem de işverenler kendi sendikalarını kurmuş ve bu sendikalara üye olmuşlardır. Bütün KİT’lerin işveren sendikalarına üye olmaları 1986 yılında gerçekleşmiştir.
KİT’lerde 1996-2000 yıllarında çalışan işçilerin sektörler
itibariyle yıllık ortalama ve yıl sonu sayıları ile bunlara yapılan harcamalar
27 ve 28 sayılı çizelgelerde gösterilmiştir.
Çizelge : 27 - Yıllık ortalama ve yıl sonu işçi sayısı (Kişi)
KİT’lerde 2000 yılında çalışan ortalama işçi sayısı geçen yıla göre 8.544 kişi artışla 278.502 kişi, yıl sonu itibariyle çalışan sayısı ise geçen yıla göre %6,1 oranında 15.851 kişi artışla 276.669 kişiye yükselmiştir. Bu artış ulaştırma-haberleşme (T.Telekom A.Ş.’de) sektöründe sözleşmeli personelin yasal düzenleme gereği işçi statüsüne geçirilmesinden kaynaklanmıştır. Son 5 yılda KİT’lerde çalışan ortalama personel sayısı %9,8 oranında 30.401 kişi azalmıştır.
İşçilere 2000 yılında yapılan harcamalar toplamı geçen yıla göre %73,4 oranında 1.324.917 milyar lira artarak 3.129.142 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Toplam işçi giderleri 1996 yılına göre ise %1.154,5 oranında artmıştır. 1994 yılı fiyatlarıyla KİT’lerde farklı statülerde çalışan personel arasında yalnızca işçi personel ücretleri sürekli artış gösterebilmiştir. İşçiler için 2000 yılında yapılan harcamalar toplamı 1994 yılı fiyatlarıyla 1996 yılına göre %31,8 oranında 11.272 milyar lira artmıştır. İşçilerle ilgili olan ve parasal olarak ortaya çıkan sorunların başında iş değerlendirmesine dayalı bir ücret sisteminin uygulanmaması ve toplu iş sözleşmeleri ile seyyanen zam yapılması gelmektedir.
Diğer taraftan, 2320 sayılı Kanunla değişik 1475 sayılı iş Kanunu’nun 14 üncü maddesinde, kanunla tesisi öngörülen kıdem tazminatı fonunun oluşturulmamış olmasının da mali yönden olumsuz etkisi vardır. Büyük bölümü geçmiş yıllara ait olan kıdem tazminatı ödemeleri yapıldığı yıl giderlerini artırmakta, dolayısıyla bilançoların dönemsellik ilkesine de uymayan bir durum ortaya çıkmaktadır. Yalnızca Kamu kesiminde faaliyet gösteren KİT’ler için yasal bir zorunluluk olarak getirilen emekli personel için SSK’ya yapılan Sosyal Yardım Zammı ödemeleri de rekabet ortamında faaliyetlerini devam ettiren kamu işletmeleri için ek bir finansmanı gerektirmekte bu durum ise mali yönden kuruluşları olumsuz yönde etkilemektedir.
![]() |
İşçi ücretlerinin %44,1 oranında 1.380.758 milyar lirası esas ücretlere, %32,7 oranında 1.021.900 milyar lirası ek ödemelere, %23,2 oranında 726.484 milyar lirası sosyal amaçlı giderlerden oluşmuştur.
1996 yılından itibaren ücret unsurları içinde esas ücretin payı giderek artarken, sosyal giderlerin payı düşüş göstermiştir.
5- Personelle ilgili sosyal konular:
Personele esas ücret ve ek ödeme dışında; sosyal güvenliklerini sağlayan, bazı yönlerden refah düzeyini yükseltici, beden gücünü ve moralini destekleyici, eğlendirip dinlendirici, bilgi ve görgülerini genişletici araç ve olanaklar sağlamak üzere kuruluşlarca çeşitli harcamalar yapılmaktadır. Bir kısmı mevzuat gereği olan, bunun yanında toplu iş sözleşmeleri ile çalışan personele sağlanan menfaatlerden oluşan sosyal nitelikteki bu harcamalar giderek personel giderlerinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Nitekim 1999 yılı toplam personel harcamaları toplamı 3.472.256 milyar liranın %23 oranında 799.571 milyar lirası sosyal giderlere aittir.
Personele yapılan sosyal yardımların bir kısmı aşağıda açıklanmıştır.
-Barındırma:
KİT’lerin sahibi bulunduğu konutlar hakkında 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ve bu kanun gereğince çıkarılmış Kamu Konutları yönetmeliği ile değişiklikleri uygulanmaktadır.
Kamu konutlarının kira ve yakıt bedelleri 178 sayılı Maliye Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK' nin 13/e maddesi uyarınca Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilmektedir. Yakıt ve kira bedellerinde yapılan değişiklikler milli emlak tebliğleriyle duyurulmaktadır.
-Yedirme:
Memurların hangi hallerde yiyecek yardımından faydalanacakları ve bu yardımın uygulanmasıyla ilgili esaslar, 657 sayılı Kanun gereğince çıkarılan ve 11.12.1986 tarih ve 19308 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelikte düzenlenmiştir.
Memur ve sözleşmeli personelin yemek ücretleri Maliye Bakanlığı’nca tespit edilerek her yıl yayımlanan bütçe uygulama talimatları ile uygulamaya konulmaktadır.
İşçilere yapılacak yiyecek yardımı ise toplu iş sözleşmeleri ile hüküm altına alınmaktadır.
- Eğitim:
KİT’lerin bir kısmında eğitim faaliyetleri için özel ihtisas birimleri kurulurken, bir kısım kuruluşlarda ise eğitime gereken önemin verilmediği görülmektedir.
Genel olarak bakıldığında; özel ihtisas birimlerine ve yapılan giderlere rağmen, faaliyetlerin uzun vadeli programlara dayandırılmaması, koordinasyon noksanlığı ve sonuçlarının yeterince değerlendirilmemesi nedeniyle eğitim faaliyetlerinden istenen sonuçlar alınamadığı görülmektedir. Ayrıca Başbakanlık’ça yayımlanan tasarruf genelgelerinde eğitim harcamaları için getirilen kısıtlamalarda kuruluşların eğitim çalışmalarının yetersiz olmasına neden olmaktadır.
Ancak genel olarak KİT’ler de çalışan personelin eğitim düzeyinin düşük seviyede (ağırlıklı olarak ortaokul - lise mezunu ) olması çalışanların her konuda eğitime ihtiyaçları olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Diğer taraftan ekonomideki kamu payının küçültülmesine yönelik politikalar doğrultusunda, işten ayrılan personel nedeniyle ortaya çıkan personel ihtiyacının, eleman nakli ve eğitimi yoluyla karşılanması konusunda yeterli başarının sağlanamaması, aynı kuruluşta hem personel fazlalığının hem de personel ihtiyacının görülmesine neden olmaktadır.
Eğitim faaliyetlerine gereken önem verilerek ve bu faaliyetlere süreklilik kazandırılmak suretiyle personelin niteliklerinin mümkün olduğunca yükseltilmesi önem taşımaktadır.
-Emekli İkramiyesi, İşten Ayrılma Tazminatı:
2000 yılında KİT’lerden emeklilik suretiyle ayrılan personel için toplam 170.119 milyar lira tutarında emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatı ödenmiştir. Bu tutarın 42.539 milyar lirası memur ve sözleşmeli personele, 127.580 milyar lirası ise işçilere yapılan ödemelerdir.
2000 yılında ödenen emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının 11.945 milyar lirası cari yılla, 158.174 milyar lirası geçmiş yıllarla ilgilidir.
2320 sayılı Kanun’la değişik 1475 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile öngörülen "Kıdem Tazminatı Fonu"nun kurulmamış olması nedeniyle geçmiş ve cari yıllarla ilgili kıdem tazminatının tamamını ödemek zorunda kalan kuruluşlar mali yönden de sıkıntıya düşmektedirler.
-Sosyal yardım zammı:
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ek 24 üncü maddesine 3395 sayılı Kanunla eklenen “1” fıkrası ile; kamu kuruluşları ve KİT’lerden emekli olan işçilerin sosyal yardım zamlarının bu kuruluşlar tarafından SSK’ya ödenmesi yükümlülüğü getirilmiştir.
Özel sektör kuruluşları ayrı tutularak sadece kamu sektörüne getirilen bu yükümlülük, zaten yüksek maliyetle çalışan ve mali yönden büyük sıkıntı içinde bulunan ve aynı sektördeki özel kuruluşlarla rekabet ortamında faaliyet gösteren KİT’leri olumsuz yönde etkilemektedir. Her ne kadar 4447 sayılı Kanunun 15. maddesi ile ödenen sosyal yardım zammı tutarı 4.690 bin lira olarak sabitlenmiş ise de yasal olarak ödeme zorunluluğu halen devam etmektedir.
2000 yılında; KİT’ler tarafından 22.492 milyar lira sosyal yardım zammı ödemesi yapılmıştır.