I. KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ

F- YATIRIMLAR

1-Genel durum 

2-Yatırımların sektörel dağılımı 

A- KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİN TANIMI, KURULUŞ NEDENLERİ, TARİHÇESİ, HUKUKİ YAPISI VE DENETİM ŞEKLİ

B- KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİN TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİNDEKİ YERİ

C- İSTİHDAM

D- MALİ DURUM VE FİNANSMAN

E- İŞLETME ÇALIŞMALARI

F- YATIRIMLAR

G- ÖZELLEŞTİRME ÇALIŞMALARI

İÇİNDEKİLER SAYFASINA DÖNÜŞ


F-YATIRIMLAR

1-Genel Durum:

2000 yılının ilk altı aylık dönemine ilişkin GSMH verileri ekonomide bir canlanmanın başladığını göstermiştir. Nitekim 2000 yılının ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)’da %5,7, GSMH’da ise %4,3 oranında artış kaydedilmiştir. Bu dönemde büyüme hızı tarım sektöründe %1,7, sanayi sektöründe %3,5, hizmet sektöründe ise %7,4 oranında gerçekleşmiştir.

Aylık sanayi üretim endeksi, imalat sanayii kapasite kullanım oranları ve ithalattaki gelişmeler ekonomideki büyüme eğiliminin yılın ikinci yarısında da devam ettiğini göstermiştir. Bu gelişmeler çerçevesinde 2000 yılı sonu itibariyle GSYİH büyüme hızının %7, GSMH büyüme hızının ise %6 oranında gerçekleşmesi öngörülmüştür. 2000 yılında tarım sektörü katma değerinin %3,6, sanayii sektörü katma değerinin %6,9, hizmetler sektörü katma değerinin ise %7,9 oranında büyüyeceği belirlenmiştir.

1998 ve 1999 yıllarında sırasıyla %3,2 ve %14,3 oranında gerileyen toplam sabit sermaye yatırımları 2000 yılının ilk 6 aylık döneminde %15,8 oranında artmıştır. Bu dönemde sabit sermaye yatırımları özel kesimde %15,3 kamu kesiminde %17,8 oranında artış göstermiştir. 2000 yılı sonu itibariyle özel ve kamu sabit sermaye yatırımlarının sırasıyla %14 ve %15,7 oranında artması öngörülmüştür. Böylece 1999 yılında %14,3 oranında gerileyen toplam sabit sermaye yatırımlarının 2000 yılında %14,5 oranında artması hedeflenmiştir. 2000 yılında, sabit sermaye yatırım talebinin canlanmasında makroekonomik programın başarıyla uygulanması sonucu ekonomide belirsizliğin azalması, iç ve dış talebe ilişkin olumlu beklentilerin artması, kamu kesiminin mali piyasalar üzerindeki baskısının azalmasıyla birlikte reel faizlerin hızla düşmesi ve finans sektörünün reel kesime yönelik kredi hacmini arttırması belirleyici unsurlar olmuştur.

Bu gelişmeler sonucunda, 2000 yılında kamu kesimi borçlanma gereğinin (KKBG) GSMH’ya oranının bir önceki yıla göre 4,4 puan azalarak %10,9 seviyesinde gerçekleşmesi imkanı belirmiştir. Faiz ödemeleri ve özelleştirme gelirleri hariç tutulduğunda 1999 yılında GSMH’nin %0,6’sı oranında açık veren kamu kesimi genel dengesinin 2000 yılında %3,6 oranında fazla vermesi beklenmektedir.

KİT yatırımlarının sektörler itibariyle dağılımı aşağıda 83 sayılı çizelgede gösterilmiştir.

Çizelge: 83- KİT’lerin sektörler itibariyle 2000 yılı yatırım harcaması

KİT’lerin proje tutarı bir yıl önceye göre %45,3 nispetinde bir artış göstermiştir.

Nakdi yatırımlardaki artış bazı projeler durdurulup, önem arz eden projelerin gerçekleşmesine ağırlık verildiğinden %106 nispetinde artmıştır. Tüm KİT’lerde nakdi gerçekleşme oranı geçen yıla göre 48,8 puan artarak %79,8’e ulaşmıştır.

KİT yatırımlarında 2000 yılında ödeneklerine göre reel bir artış olmuştur.

KİT’lerin bu tabloya dayanarak belirlenen nakdi harcama payları aşağıdaki 84 sayılı çizelgede gösterilmiştir.

Çizelge : 84-Sektörlerin nakdi harcama payları (%)

Nakdi harcama payı (%)

Sektörler

1996

1997

1998

1999

2000

a)Tarım

0,6

2,4

0,9

1,0

0,7

b)Sanayi:

   ba)Madencilik

5,8

8,2

3,3

4,6

3,0

   bb)İmalat

17,1

11,6

8,9

11,4

9,7

   bc)Enerji

27,4

36,8

42,5

38,8

31,9

               Toplam (b)

50,3

56,5

54,7

54,8

44,6

c)Hizmetler :

   ca)Ulaştırma-Haber.

0,1

   cb)Ticaret

29,2

36,9

43,8

43,1

53,8

   cc)Diğer hizmetler

18,0

2,3

               Toplam (c)

47,3

39,2

43,8

43,1

53,8

d)Mali kuruluşlar

1,7

1,9

0,5

1,1

0,9

Genel toplam

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

Sektörel yatırımlar açısından ilk sırayı %53,8 ile ulaştırma-haberleşme bunu %31,9 ile enerji sektörü takip etmiştir.

Enerji, madencilik, imalat ve tarım sektörü yatırımlarında kısmi bir düşüş bulunmaktadır.

2-Yatırımların sektörel dağılımı :

a)Tarım sektörü :

Tarım sektörü üretimi içerisinde yaklaşık %65’lik paya sahip olan bitkisel üretim potansiyelinden yeterli düzeyde yararlanılmadığı ve verimin düşük kaldığı görülmektedir. Ayrıca, sektörün önemli yapısal sorunları olarak; üretim faktörleri verimliliğinin giderek azalması ve etkin kullanılmaması, üretici örgütlenmesinin düşük düzeyde oluşu, tarımsal eğitim ve öğretim ile yayım konularında yaşanan yetersizlikler, tarımsal işletmelerin küçük ve çok parçalı oluşu ile rekabet gücünün bulunmaması, üretim faaliyetlerinin Pazar koşullarına uygun olarak gerçekleşmemesi ve pazarlama ağlarının yetersizliği devam etmektedir.

Tarım sektörü yatırımlarının üretime katkısının yeterli düzeyde olmaması ve bütçe kaynaklarındaki kısıtlar ile sektörde faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki koordinasyon eksikliği, kurum ve kuruluşların kurumsal yapıları ile ilgili sorunlar, personel sayısı ve niteliğine bağlı olarak yürütülen faaliyetler ve uygulamalarında yaşanan eksiklik ve aksamalar, tarımsal politikaların etkin olarak yerine getirilmesini engellemektedir.

Bu nedenlerle;

-Tarımsal araştırma önceliklerinin belirlenmesinde üretici taleplerinin dikkate alınması, uygulamaya yönelik araştırma projelerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında üreticilerin katılımı ve katkısının esas alınması,

-Tarım-sanayii entegrasyonunun geliştirilmesinde, işletme sanayiinin rekabet edebilirliğini arttırıcı nitelikte uygun ve kaliteli hammaddenin temini ile tarımsal sanayiye yönelik sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması esas alınmıştır.

Yapılan incelemelerde bu sektördeki yatırımcı KİT’lerin başlıca sorunları şöyle saptanmıştır:

-Yatırımcı KİT’ler arasında hatta kuruluşların kendi içinde yeterli koordinasyon sağlanamamıştır.

-Tarımsal araştırma (ar-ge) yatırımları yeterli seviyeye çıkarılamamıştır.

-IMF verilen niyet mektupları ve çıkarılan tekel ve sübvansiyon politikasını ortadan kaldırıcı yasalar yatırımcı KİT’lerin yatırım politikalarını tekrar gözden geçirmesini zorunlu hale getirmiştir.

-Tarım sektöründeki KİT yatırımlarının nispi önemi küçülmüştür.

Bu sektörde başlıca yatırımcı kuruluşlar TMO, TZDK, TİGEM ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. olup sırası ile 2000 yılında 11,2 trilyon, 231 milyar, 1,8 trilyon ve 2,9 trilyon liralık yatırım yapmışlardır.

2000 yılında bu sektördeki kümülatif nakdi gerçekleşme oranı %60,4, 2000 yılı nakdi gerçekleşme oranı ise %77,8’dir.

b)Sanayii sektörü :

ba)Madencilik :

Son yıllarda, madencilik sektörünün geleceği açısından büyük önem arz eden, yeni arz kaynaklarının keşfi, mevcutların geliştirilmesi ile üretilen madenlerin kullanım alanlarının çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalar ağırlık kazanmıştır.

Sektörde önemli bir yere sahip olan linyit üretimi, 2000 yılında bir önceki yıla göre %7,9 nispetinde azalarak 61,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

1999 yılı ham petrol üretimi 2.940 bin ton, 2000 yılı üretimi ise 2.748 bin tondur. Yeni petrol sahalarının keşfedilmemesi ve mevcut petrol sahalarının da eski verimde olmaması nedeniyle ham petrol üretimimiz yıllar itibariyle düşmüştür. Arama çalışmalarından olumlu sonuçlar alınamaması halinde önümüzdeki yılarlarda ham petrol üretiminin azalarak seyretmesi beklenmektedir.

Doğalgaz üretimi son yıllarda önemli miktarda artış göstermiştir. Kuzey Marmara doğalgaz sahasının 1997 yılında devreye alınmasıyla birlikte ülke doğalgaz talebinin yerli üretimle karşılanması oranı %2,6’dan %4,1’e yükselmiştir. 1997 yılında 253 milyon m³ olan doğalgaz üretimi, 2000 yılında 639 milyon m³’e ulaşmıştır.

TPAO Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan Doğalgaz Depolama Projesi çalışmaları 2001 yılı içinde hız kazanmıştır. Bu proje kapsamında 1988 yılında keşfedilen Kuzey Marmara sahası ile 1994 yılında keşfedilen Değirmenköy doğalgaz sahasının depolama amaçlı kullanılması öngörülmektedir. Sahaların toplam depolama kapasitesi 1,6 milyar m³’dür.

Enerji talebinin güvenli, ucuz ve çevreye zarar vermeyecek şekilde karşılanabilmesi bakımından jeotermal enerji kaynaklarının değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede ülke jeotermal kaynaklarının özelliklerine bağlı olarak tercihen entegre kullanımı ile konutlarda kullanımının yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar sürdürülmektedir. Ayrıca MTA Genel Müdürlüğü tarafından jeotermal kaynak aramalarına devam edilmektedir.

Ülkede madencilik sektörünün en önemli problemlerini, sektörde faaliyet gösteren kamu kurumlarının farklı Bakanlıklara bağlı olmasından kaynaklanan koordinasyon eksikliği ve mevzuat karmaşası oluşturulmaktadır. Bu durum, gerek sektörel politikaların oluşturmasını gerekse sektöre yatırım yapılmasını güçleştirici bir etki yaratmaktadır. Diğer taraftan 2001 yılı şubatında yaşanan mali krizin etkisiyle sektörde faaliyet gösteren firmaların önemli ölçüde finansman sıkıntısıyla karşı karşıya kalması, firmaların üretimlerini kısmasına, çalışan sayılarını azaltmasına ve yatırımlarını ertelemelerine neden olmuştur.

Bu sorunların giderilmesi için;

-Yeraltı kaynaklarının yüksek katma değer sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılması, sanayiinin hammadde ve enerji ihtiyacının güvenli ve ekonomik olarak karşılanması, öncelikle sanayie girdi sağlayan ve rezervi tükenmekte olan cevherler olmak üzere metal madenciliğinde arama yatırımlarına önem verilmesi,

-Ülkede enerji kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle linyit yatakları değerlendirilmesi yönündeki çalışmalara devam edilmesi, petrol ve doğalgazda tüketim artışlarına paralel olarak arz kaynaklarının çeşitlendirilmesi yönündeki çalışmaların sürdürülmesi,

-MTA Genel Müdürlüğünün fiziki bakımdan küçük ancak teknik kapasitesi yüksek bir kuruluş haline dönüştürülmesini sağlayacak mevzuat çalışmalarına devam edilmesi,

-Jeotermal enerjinin aranması, üretilmesi ve işletilmesi konusundaki yasal boşluğun giderilmesi gerekli görülmektedir.

Madencilik sektöründe yatırım yapan KİT’lerin başlıca sorunlarının giderilmesi için;

-Öncelikle devamlı risk taşıyan bu sektör yatırımları için uzun vadeli yatırım kaynaklarının sağlanması ve mevzuat düzenlemelerinin sonuçlandırılması,

-Taş kömürü ve linyit yataklarının verimli olarak işletilmesini sağlayacak mekanizasyon yatırımlarının finansman ihtiyacının giderilmesi,

-Metal Madenciliği tesislerinde modernizasyon yatırımlarının tamamlanıp, özelleştirme işlemlerinin başlatılması,

-Petrol ve doğalgaz aramalarına kesintisiz devam edilmesi ve yurtdışı enerji nakli için gerekli boru hatlara projelerinin süresi içinde bitirilmesine çalışılması,

-Jeotermal enerji yatırımları hedeflerinin gerçekleştirilmesi,

uygun olacaktır.

2000 yılı madencilik sektörü ile ilgili tüm KİT proje tutarı 63,8 trilyon liradır. Bu sektörde KİT’lerin kümülatif yatırım harcamaları % 24,1, 2000 yılı nakdi harcamaları % 52,4 oranında gerçekleşmiştir.

2000 yılında bu sektörde yatırım yapan başlıca KİT kuruluşları, 40 milyar lira ile TDÇİ, 210 milyar lira ile KBİ, 3,4 trilyon lira ile Tekel, 26,7 trilyon lira ile Eti Holding, 24,8 trilyon lira ile TPAO, 4,2 trilyon lira ile TTK, 4,2 trilyon lira ile TKİ’dir.

bb)İmalat sanayii :

2000 yılında depremlerin ekonomiye olumsuz etkilerinin giderilmeye başlanılmasının yanında uygulamaya konulan makroekonomik programın etkisiyle imalat sanayii üretimi tekrar artış eğilimine girmiştir. 2000 yılında imalat sanayii üretimi %6,5 artarken katma değer artışı %5,9 olmuştur. İmalat sanayii alt sektörlerindeki en belirgin üretim artışları giyim, makine, elektronik, otomotiv, lastik ve plastik sektörlerinde gözlenirken en önemli üretim düşüşleri petrol ürünleri, metal eşya ile tıbbi aletler sanayilerinde gerçekleşmiştir.

İmalat sanayii kapasite kullanım oranları 2000 yılında kamu kesiminde %80,3, özel kesimde %74 olmak üzere ortalama %75,9 olarak gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan AB’ye üyelik hedefi doğrultusunda AB müktesebatına uyum sağlanması için Türk sınai mevzuatında ihtiyaç duyulan değişiklikler, yenilikler ve gereken kurumsal yapılanmalar belirlenmiştir. Bu kapsamda, AB Ulusal Programı çerçevesinde, sanayii politikaları ve malların serbest dolaşımı konularında; akreditasyon ve standardizasyon, ölçü ve ayarlar, sanayii ürünleri ve çevre ilişkisi, tütün ve tütün mamulleri, kimyasal maddeler, inşaat malzemeleri, makine imalat ve motorlu araçlar ağırlıklı olmak üzere, ilgili mevzuatın uyumlaştırılması çalışmasına devam edilmiştir.

Yatırım ortamındaki olumsuzluklara rağmen son yıllarda imalat sanayii sabit sermaye yatırımlarının büyük kısmı özel kesim tarafından gerçekleştirilmektedir. Kamu kesimi ise son yıllarda ağırlıklı olarak modernizasyon ve üretimin idamesine yönelik yatırımlara yoğunlaşmıştır.

2000 yılında; Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile mal ve hizmet üretiminin yanı sıra, KOBİ’ler, AR-GE, teknopark, çevre koruma, Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunca belirlenen öncelikli teknolojik yatırımlarla, istihdamı artırıcı, bölgeler arası gelişmişlik farklarını giderici özelliklere sahip, katma değeri yüksek, ileri ve uygun teknolojileri kullanan, döviz kazandırıcı faaliyetlere dönük, uluslar arası rekabet gücü sağlayan yatırımların desteklenmesine devam edilmiştir. İmalat sanayiinde 2000 yılında sabit yatırım tutarı cari fiyatlarla 3.444 trilyon lira olan 2.093 adet yatırım teşvik belgesi düzenlenmiştir.

2000 yılı kasım ayındaki krizin deri ve deri ürünleri sanayii üzerindeki etkisi sınırlı kalmıştır. 2001 şubat ayında yaşanan krizin, şubat ve mart aylarında sektör üretiminde ciddi bir gerilemeye neden olmadığı saptanmıştır.

Petrol ürünleri sanayiinde, rafinerilerde sürdürülmekte olan yatırım projelerinden Kırıkkale Rafinerisi LPG Tatlılaştırma Ünitesi Tesisi Projesi 2000 yılında tamamlanmış ve işletmeye açılmıştır. İzmir Rafinerisi CCR ve İzomerizasyon projesinin mekanik tamamlanması gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Son yıllarda yaşanan global kriz ile ülkemizde yaşanan Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinin oluşturduğu belirsizlik ortamı, demir ve çelik sanayiindeki yatırımların ertelenmesine yol açmıştır. 2001 yılında uygulamaya konulan istikrar tedbirleri sonucunda demir-çelik ürünlerinin kullanıldığı inşaat, otomotiv ve makine imalat sanayii gibi sektörlerin demir-çelik ürünlerine olan taleplerinde önemli bir daralma yaşanmaktadır.

Nitekim yaşanan krizler elektrikli makineler ve elektronik sanayiinde de etkili olmuştur. Her iki sektörde de faaliyet gösteren firmaların vadesi dolmayan kredi geri ödemeleri konusunda bankalarla ve firmaların kendi aralarındaki ödemelerde sıkıntılar yaşanmıştır.

Elektrikli makineler sanayii üretimi ocak-haziran 2001 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %15,7, elektronik sanayii üretimi ise aynı dönemde % 10 azalmıştır.

AR-GE faaliyetlerinin yetersizliği nedeniyle teknoloji üreten bir yapıya kavuşturulamayan sanayiinin rekabet gücüne bu yönde önemli katkı sağlanamamıştır. Taşıdığı yüksek ticari riskler nedeniyle sanayii de yeni teknolojilerin yerine yaygın olarak kullanılan teknolojiler benimsenmekte ve yeni teknolojilerle kazanabilecek fırsatlar değerlendirilememektedir.

2000 yılında KİT’lerin imalat sanayii yatırımlarının alt sektörler ve sanayii kolları itibariyle yatırım payları 85 sayılı çizelgede gösterilmiştir.

Çizelge: 85-Alt sektörler itibariyle imalat sanayii yatırımları


İmalat sanayiine ait KİT yatırımlarının toplam KİT yatırımları içindeki nispi önemi % 8’e gerilemiş olup alt sektörler itibariyle durum şöyledir;

                                    1997 yılı     1998 yılı     1999 yılı       2000 yılı

Tüketim mal. toplamı        9,4      <     29,7     >     28,6     <     30,-
Ara mal. toplamı              82,5     >     57,3     >      51,3   <     59,7
Yatırım mal. toplamı          8,9      <     13,-     <      20,1    >    10,3

Yatırım malları alanında KİT yatırımlarının payı %50 nispetinde azalırken, ara mallar ve tüketim malları yatırımlarına ait KİT yatırımlarındaki pay artmıştır.

İmalat sanayii sektöründe yatırımcı KİT’lerin yatırımlarının 2000 yılı nakdi gerçekleşme oranı %61,9, kümülatif nakdi gerçekleşme oranı ise %17,4’dür.

Bu sektörde KİT’lerde karşılaşılan başlıca sorunlar şöyle özetlenebilir;

-Yatırımlarda bilgi ve yoğun teknoloji içeren makine imalat kimya, elektronik ve yazılım sektörünün yeterince geliştirilmesi, sağlanamamış ve geleneksel sanayilerin rekabet gücünün artırılması mümkün olamamıştır.

-Rehabilitasyon yatırımları ise süresinde bitirilip zamanında devreye alınamamıştır.

-Yatırımlar talebin yoğun olduğu yıllarda gerçekleştirilip devreye alınamamış, bitirildikleri ve işletmeye alındıkları zamanda ya ekonomik kriz dönemlerine rastlamış veya tesislerin serbest piyasada rekabet edebilme şansları başlamadan bitmiştir.

-Çok sayıda yatırıma başlanıldığında bir çok tesisin finansman ihtiyacı yıllara bağlı olarak planlandığından çok daha yukarılarda belirmiştir.

-Birçok büyük ölçekli yatırım kriz dönemlerinde esnek bir çalışma ortamına geçirilemediğinden KİT zararlarını artırıcı etki yapmıştır.

-Projelerde fayda/masraf kriteri yerine istihdam/yatırım kriterleri önem kazanıp, birçok yatırım fazla ve marjinal verimi sıfır personelle işletmeye alınmıştır.

-Bu sektörde KİT yatırımları bazı alanlarda durdurulup, bu alanlar özelleştirilmiştir.

bc)Enerji :

Ülke enerji ve elektrik talebinin, uzun dönemde, artan nüfus, şehirleşme, sanayileşme, teknolojinin yaygınlaşması ve refah artışına paralel olarak büyüme seyrini sürdürmesi beklenmektedir. Ancak yaşanan ekonomik kriz ve durgunluk nedeniyle elektrik talebi, bir önceki yıl değerinin altına gerilemiş bulunmaktadır. Buna rağmen elektrik talebi ancak başa baş noktasında karşılanabilmekte, enerji arzı ve kalitesinde yetersizlikler görülmekte ve zorunlu kesintiler yaşanmaktadır.

Yedinci plan döneminin son yıllarında içine girilen ve sekizinci plan döneminin ilk yıllarında devam eden elektrik arzındaki yetersizliğin temel nedeni geçmiş yıllardaki istikrarsız yatırım uygulamalarından kaynaklanmaktadır.

Santral projeleri tipine bağlı olarak ortalama 3-8 yıl gibi inşaat süreleri gerektirmekte, bu süreler proje karar ve geliştirme süreleri ile birlikte daha da uzayabilmektedir. Bu nedenle enerji yatırımlarının, gerçekleştirilecek uzun vadeli ve ciddi planlarla, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde sürdürülme gerekliliği bulunmaktadır.

Kamu finansman imkanlarındaki yetersizliğin aşılması amacıyla 1980’li yıllarda başlatılan ve elektrik artırılmasını hedefleyen çok sayıda yasal düzenleme gerçekleştirilmiş, farklı özelleştirme modelleri uygulamaya konulmuş, sektörün yeniden yapılandırılması gündeme getirilmiştir. Ancak, bu uygulamalar değişik yasal ve bürokratik engeller nedeniyle beklenen düzeyde başarıya ulaşmamış, özel kesimden beklenen yatırımlar ve katkılar zamanında ve istenen düzeyde gerçekleşmemiştir. Sektörün düzenleyici kurulun oluşturulması çalışmalarının tamamlanması Yedinci Plan döneminde öngörülmüş olmasına rağmen, 2001 yılında sonuçlandırılabilmiştir.

2000 yılında 128,3 milyar kWh’e ulaşan elektrik tüketiminin, 2001 yılında %1,4 oranında gerileyerek 126,3 milyar kWh’e ve kişi başına elektrik tüketiminin de 1.910 kWh/yıla düşmesi beklenmektedir.

2001 yılı sonu itibariyle elektrik santralları toplam kurulu gücü 28.750 MW’a, ortalama üretim üretim kapasitesi de 151 milyar kWh’a ulaşacaktır. 122,8 milyar kWh olarak tahmin edilen fiili elektrik üretiminde hidrolik santrallar %18,5 linyit santralları %28,4 ve doğal gaz santralları %40 paya sahiptir.

Enerji sektöründeki sorunların aşılabilmesi için;

-Yeni santral projelerinin işletmeye giriş tarihlerine kadar ülke elektrik talebinin kesintisiz karşılanması,

-Özel şirket üretim yatırımlarının sürekli ve istikrarlı bir şekilde gerçekleşmesi için gerekli tedbirlerin alınması,

-Uzun dönemli enerji alım garantili ve genellikle yüksek tarifeli Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet projelerinin varlığı nedeniyle elektrik tarifelerindeki yükselmelerin asgari düzeyde tutulmasını sağlayacak önlemlerin tespiti,

-Yüksek kaçak elektrik tüketimlerinin azaltılması,

-Elektrik projelerinde; tip, kapasite ve kuruluş yerlerinin detaylı çalışmalarla belirlenmesi,

-Sağlıklı işleyen bir proje seçim, değerlendirme, denetim ve işletme sisteminin kurulması,

-Doğalgaz tüketiminin ve santral yatırımlarının planlı ve sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi,

-Sektör yatırımlarının gerçekleşmesini sağlayacak şirketlerde yeterlilik aranmasında, sistemin kredilendirilebilir ve kendini finanse eder bir yapıda oluşturulması,

-Hidrolik ve rüzgar santrallarının yapımına önem verilmesi gerekli bulunmaktadır.

2000 yılında bu sektörde KİT yatırımlarına ait nakdi gerçekleşme oranı % 81,4 olup, kümülatif gerçekleşme oranı % 21,5’dir. Enerji sektöründe KİT’lere ait projeler toplamı 9,9 katrilyon lira ile en başta gelen proje büyüklüğüne sahiptir.

Başlıca yatırımcı kuruluşlar; 141,9 trilyon lira ile TEDAŞ Müessesesi, 3,3 trilyon lira ile TEDAŞ merkez, 67,5 trilyon lira ile TEDAŞ’a bağlı ortaklıklar, 470 trilyon lira ile TEAŞ’tır.

c)Hizmetler sektörü:

ca)Ulaştırma-Haberleşme :

Ulaştırma sektöründeki temel amaç gelişen ekonomik ve sosyal yaşamın gereksinimi olan ulaştırma alt yapısının zamanında, ekonomik ve güvenli bir şekilde inşa edilmesi ve mevcut alt yapının, alt yapı ömrü çevrim maliyetini en aza indirerek bir idame ve yenileme anlayışı içerisinde yöneltilmesidir.

Ulaştırma alt sektörünün birbirlerinin tamamlayıcı nitelikte çalışması ve kombine taşımacılığın yaygınlaştırılması esastır. Bu kapsamda limanlarda başlayan konteyner yük akımının kurulacak transfer tesisleri ile demiryollarına aktarılması, ana hat taşımacılığının demiryolu ile yapılması ve karayolu taşımacılığının demiryolu ile yapılması ve karayolu taşımacılığının liman-transfer tesisi veya üretim/dağıtım merkezi,transfer tesisi arasında tercih edilmesi gerekmektedir.

Daha ekonomik bir taşıma olmasına ve daha az kaza riski taşımasına karşılık, demiryolu taşımacılığı toplam ulaştırma sektörü taşımalarından gerekli payı alamamıştır. Sektörü taşımalarından gerekli demiryolu yatırımlarının tamamlama sürelerinin uzun ve çok sayıdaki projeye tahsis edilen ödeneklerin yetersizliği, sektördeki projelerin tamamlanamamasına neden olmaktadır. Sektörde gerekli yeniden yapılanma çalışmaları gerçekleştirilememekte, mevcut yapısı ile demiryolları, ulaştırma sektörü içindeki rolünü yerine getirememektedir.

TCDD’nin çeken araç parkının modernize edilmesi için gerekli çalışmalar 2000 yılında da sürdürülmüştür. Bu çerçevede temini planlanan 71 adet dizel elektrikli lokomotif için gerekli dış kredi izninin alınamaması göz önünde bulundurularak, 6 adet lokomotifin öz kaynaklardan imali yoluna gidilmiş ve bunların TÜLOMSAŞ’ta mevcut lisans anlaşmaları ile imal ettirilmesi için programda değişiklik yapılmıştır.

Gebze-Halkalı Banliyö hattının iyileştirilmesi ve Demiryolu Boğaz Tüp Geçişi projesinin, Demiryolu Boğaz Tüp Geçişi kısmını finanse etmek üzere Japon kredi kuruluşu ile imzalanan anlaşma çerçevesinde mühendislik ve müşavirlik ihalesi tamamlanmıştır.

Ankara-İstanbul arasındaki mevcut demiryolu hattının rehabilitasyonu projesi yıl içinde başlamıştır. Diğer yandan Ankara-İstanbul Sürat Demiryolu Projesi bağlamında hattın yeniden gözden geçirilmesi ve projenin yeniden etüt edilmesi için DLHL Genel Müdürlüğü bir çalışma başlamıştır.

Türkiye’nin Orta Asya ülkeleri ile ekonomik ilişkilerinin güçlendirilmesi açısından önem taşıyan ve stratejik değere sahip olan Türkiye-Gürcistan Demiryolu bağlantısı projesinde, yabancı yatırımcıların Gürcistan tarafına kredi verme konusunda çekinceli davranmaları nedeniyle kredi temini konusunda gelişme sağlanamamıştır.

Denizyolu ulaştırmasında; Deniz ticaret filosu tonajının kiralık gemiler hariç 10 milyon DWT olması ve filonun dış ticaret taşımalarından aldığı payın % 33,4 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Uluslar arası Ro-Ro seferleri 28 gemi ile sürmektedir. Çeşme-Brindisi ve İzmir-Venedik hattında, TDİ Genel Müdürlüğünün yanı sıra özel sektörün 8 adet feribotuyla yolcu taşımacılığı gerçekleştirilmektedir.

YİD modeli (Yap-İşlet-Devret) kapsamında gerçekleştirilerek İzmir Limanı Taraması ve Tevsii Projesinin 2002 yılında yeniden ihale edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca Haydarpaşa, İzmir ve Mersin Limanlarının elleçleme kapasitelerini arttıracak olan liman Tesis Teçhizatı ve Modernizasyon-III Projesi büyük ölçüde tamamlanacaktır.

2001 yılında havalimanı ve meydanlarında gerçekleşen yolcu trafiğinin, dış hatlarda 2000 yılındaki 21,6 milyon yolcu seviyesinden % 23,3 artışla 26,7 milyona, toplamda ise 2000’deki 34,9 milyon yolcu seviyesinden % 9 artışla 38,1 milyona çıkması öngörülmüştür.

DHMİ sorumluluğundaki havalimanı ve meydanlarının sayısı 39’dur. Bunlar içinde 10 havalimanı uluslar arası tarifeli ve tarifesiz seferler ile iç hat seferlerine, 11 havaalanı uluslar arası tarifesiz seferler ile iç hat seferlerine ve 18 havaalanı da sadece iç hat seferlerine açık durumdadır.

Son yıllarda yapılan Antalya Havalimanı Yeni Dışhatlar Terminal Binası, Atatürk Havalimanı Yeni Dışhatlar Terminal Binası, Bodrum/Milas Havalimanı, Samsun/Çarşamba Havaalanı, Nevşehir/Kapadokya Havalimanı, Isparta Havalimanı gibi projelerin tamamlanmasının yanı sıra bir çok meydanda gerçekleştirilen idame-yenileme çalışmaları ve mevcut terminal binalarının kapasitelerinin arttırılması sonucu sektörde sunulan hizmetin iyileştirilmesi sağlanmıştır .

Orta Asya ve Kafkasya bölgelerinde üretilen ham petrol ve doğal gazı Türkiye üzerinden Batı Avrupa pazarlarına ulaştıracak boru hatlarının gerçekleştirilmesi çalışmaları sürdürülmektedir. Öncelikle Azerbaycan’da üretilen petrolün boru hattı ile Gürcistan üzerinden Ceyhan’daki bir terminale, buradan da tankerlerle Dünya pazarlarına ulaştırılması için geliştirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan Ana İhraç Boru Hatlı projesinin Türkiye bölümünü anahtar teslim esasına göre yürütmek üzere görevlendirilen BOTAŞ tarafından, temel mühendislik çalışmaları tamamlanmış ve 2001 yılı içinde detay mühendislik ve çevresel etki değerlendirme çalışmaları başlamıştır.

İran Azerbaycan ve Türkmenistan’dan gelecek doğal gazı taşıma amaçlı Doğu Anadolu Gaz Ana İletim Hattı ile Rusya Federasyonu doğal gazını Karadeniz’den geçirerek bir hat ile taşıyacak Samsun-Ankara Doğal Gaz İletim Hattının boru hattı yapım çalışmaları tamamlanmıştır. İran gazının alımına 2001 yılının son çeyreğinde başlanmıştır. Samsun-Ankara Doğal Gaz İletim Hattının tamamlanmasına ve sistemin gaz alır hale gelmesine rağmen, Karadenize geçişin 2002 yılına sarkması sonucu Rusya Federasyonundan bu hattın gaz teminine başlanamamıştır.

2000 yılında KİT’ler bu sektörde 1.149 trilyon liralık yatırım yapmış olup, KİT yatırımlarının dağılımı aşağıdaki 86 sayılı çizelgede gösterilmiştir.

Çizelge : 86-Alt sektörler itibariyle ulaştırma-haberleşme sektörü yatırımları

Alt sektörler

2000 yılı
nakdi gerç.
Milyar TL

Ulaştırma sektörü yatırım payı

Tüm
KİT yat.
payı

1996

1997

1998

1999

2000

Demiryolu

57.975

11,1

8,-

8,3

11,6

5,-

 

Denizyolu

9.618

1,9

2,7

4,-

2,9

0,8

6,9

Havayolu

108.692

16,2

19,5

23,9

20,9

9,5

 

Boru hattı

576.711

11,5

11,2

19,7

9,3

50,2

22,1

Haberleşme

396.864

59,3

57,6

44,1

55,3

34,5

15,3

Toplam

1.149.860

100,-

100,-

100,-

100,-

100,-

44,3

KİT yatırımları içinde ulaştırma sektörüne ait yatırımların payı 2000 yılında da yükselmeye devam etmiş son üç yılın payı % 37, % 33,9, % 44,2 olmuştur.

KİT’lerin bu sektördeki nakdi yatırımları 1.149 trilyon lira olup nakdi gerçekleşme % 86,9’dur. Bu sektördeki yatırım yapan başlıca KİT’ler, TCDD, D.B Deniz Nakliyat, Kıyı Emniyet ve Gemi Kurtarma, TDİ, THY, DHMİ, BOTAŞ, Türk Telekom A.Ş. ve PTT’dir.

Yatırımcı KİT’lerin karşılaştıkları başlıca sorunlar;

-Kaynak ihtiyacının karşılanamaması,
-Yatırım organizasyonu ve teknik kadronun yetersiz kalması,
-Atıl yatırımlara yol açılması,
-Teknolojik atılımların zamanında yapılamaması olarak sıralanabilir.

cb)Ticaret :

Bu sektörde KİT yatırımları 894 milyar liradır. 2000 yılı nakdi gerçekleşmesi %48,6, kümülatif nakdi gerçekleşme %49,7’dir.

cc)Diğer hizmetler :

Bu sektörde 2000 yılında 968 milyar yatırım yapılmıştır. Başlıca yatırım konuları; eğitim, sağlık ve turizmdir.

d)Mali kuruluşlar :

Bu sektörde KİT yatırımları 19,1 trilyon lira olup 2000 yılı nakdi gerçekleşmesi %54,7, kümülatif nakdi gerçekleşme %56,7’dir.

Başlıca yatırımcı kuruluşlar; 3 trilyon lira Ziraat Bankası, 16,1 trilyon lira ile Halk Bankasıdır.