|
|
|
1-Özelleştirme politikaları: Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde 1929 sonrasında yaşanan ekonomik kriz ve büyük bunalım, uygulanmakta olan liberal ekonomik politikaların terk edilmesine neden olmuş, 1930’lu yılları izleyen dönemde Keynes’çi iktisat teorisi çerçevesinde uygulanan ekonomik politikalar, devletin iktisadi yaşamdaki rolünü ve ağırlığını arttırmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde devletin ekonomik yaşamdaki rolünü arttıran diğer bir etmen de değişen devlet anlayışıdır. “Sosyal Refah Devleti” olarak ifade edilen bu anlayış, Birleşmiş Milletler bildirilerinde, giderek ülkelerin anayasalarında yer almış, 1950-70 arasında yaşanan ekonomik konjonktür, sosyal devlet anlayışının ekonomik yaşama geçirilişinin maddi olanaklarını sağlamıştır. Bu süreçte, gelişmiş ülkelerin yanı sıra az gelişmiş ülkeler de kamu desteğiyle (ithal ikameci sanayileşme modelleri çerçevesinde) kalkınma sürecine girmişlerdir. Devletin sosyo-ekonomik yaşama müdahalesi ve “sosyal refah devleti” olarak ifade edilen anlayışın hakimiyeti sonucu kamu ekonomik kuruluşları, gerek sayısal gerekse ulusal hasılalardaki oransal pay olarak önemli büyüklüklere ulaşmışlardır. 1970’li yıllarda yaşanan petrol şokları, gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan ekonomik kriz ve buna bağlı olarak gelişmekte olan ülkelerde uygulanmakta olan ithal ikameci sanayileşmenin, gelişmişlik farkını daha da açan olumsuz sonuçları, iktisat teorisinde yeni arayışlara yönelinmesine, Keynes’çi politikalar ve kamu girişimciliği ile kamu müdahaleciliğinin ciddi bir şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Neoliberalizm olarak adlandırılan iktisadi ve siyasi düşüncenin Avrupa ve Amerika’da hakim olması sonucu, geçmiş dönemdeki devlet müdahalesi anlayışı yerini, ekonomide liberalleşme ve serbest rekabet anlayışına bırakmıştır. Ekonomik ve siyasal nedenlerle 1980’li yıllara kadar hemen bütün ülkelerde kamulaştırmaların yanında, münferit uygulamalar olarak özelleştirmeler de söz konusu olurken, 1980’li yıllardan itibaren özelleştirme, gerek gelişmiş, gerekse azgelişmiş ülkelerin gündemindeki en önemli konu haline gelmiş; devletin ekonomik yaşamdaki varlığının azalması ve giderek ortadan kalkması, böylece ekonomik liberalleşmenin sağlanarak rekabetçi piyasa yapılarının oluşturulması, bütçe açıklarının azaltılması, kamu kesiminde verimliliğin arttırılması, sermayenin tabana yayılmasının sağlanması ve benzeri çok yönlü amaçlar için bir yöntem ve politika olarak geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Özelleştirme en dar anlamıyla, kamu ekonomik kuruluşlarının mülkiyetinin kısmen veya tamamen özel kuruluşlara devri olarak tanımlanmaktadır. Daha geniş bir yorumla ele alındığında ise, mülkiyet devrinin yanı sıra bu tür kuruluşların özel kesime kiralanması, kamu kesimi tarafından üretilen mal ve hizmetlerin finansmanının özel kesimce sağlanması, yönetimin özel kesime devri, mal ve hizmetlerin üretimindeki kamu tekellerinin kaldırılması ile piyasaya kamunun müdahalede bulunmaması da özelleştirme kavramı içinde yer almaktadır. Türkiye’de KİT’ler hızlı bir sanayileşmeyi gerçekleştirmek amacıyla ve yurt içindeki özel sermaye birikiminin bu amacı sağlayacak yeterlikte olmaması nedeniyle kurulmuşlar, 1960’lardan itibaren planlı dönemle birlikte, ithal ikameci strateji doğrultusunda hem sayıları, hem de ülke ekonomisi içindeki ağırlıkları artmıştır. İzlenen ekonomi politikalarına uygun olarak verilen görevler çerçevesinde KİT’ler, bir yandan devletin ekonomiyi yönlendirmesinde araç olarak kullanılırken, diğer yandan sermaye yetersizliği nedeniyle üretemeyen ülkenin kalkınmasında üreticilik görevini üstlenmiş, izledikleri yatırım ve fiyat politikalarıyla da sermaye birikimine ve özel kesimin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Geniş bir iç pazarın varlığına gereksinim duyan ithal ikameci sanayileşme döneminde KİT’ler, özellikle ara mallarda yoğunlaşarak, tüketim malları sanayiinde yer alan özel sektörü ucuz girdi ile desteklemişler, diğer taraftan doğrudan tüketime konu olan malların önemli bir kısmının temel mal ve hizmet kapsamında değerlendirilip, düşük fiyatlandırılması ile alım gücünü yükselterek, pazarın varlığının garanti altına alınmasında yardımcı olmuşlardır. Türkiye’de devletin zorunlu olmadıkça ekonomik yaşama girmemesi, devletçe gerçekleştirilen ekonomik faaliyetlerin de zaman içinde özel kesime devredilmesi prensibi, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanmakta olup, KİT’lerin özel sektöre devri 1950’li yıllarda hükümet programlarına bile girmiştir. Ancak Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yetersiz sermaye birikimi, sanayileşme politikalarının devlet eliyle başlatılmasını zorunlu kılmış, 1960’lı yıllardan itibaren planlı dönemle birlikte ithal ikameci sanayileşmenin ve karma ekonomi modelinin bir politika olarak benimsenmesi neticesinde kamu girişimciliğinin ekonomideki yeri her geçen yıl artmıştır. Türkiye ekonomisi 24 Ocak 1980 kararları ile başlayan dönemde yapısal bir dönüşüm sürecine girmiş, bu dönüşümle dışa nispeten kapalı, ithal ikamesine dayalı bir ekonomik yapıdan, rekabetçi ve ihracata yönelik sanayileşmeye dayanan ekonomik bir yapıya geçiş hedeflenmiştir. Bu dönemde özelleştirme, ekonominin liberalleşmesi ve kamu kesiminin yeniden yapılanma çalışmaları çerçevesinde; kamu kesiminde verimliliği sağlamak, ekonomideki ağırlığını azaltmak, bütçe açıklarını azaltmak vb. amaçlar için bir yöntem olarak Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemine yerleşmiştir. 24 Ocak Kararlarını izleyen süreçte, devlet bütçesine getirdikleri yükü ortadan kaldırmak için kısa vadeli bir çözüm olarak KİT fiyatları serbest bırakılmış, uzun dönemli ve “kalıcı” bir çözüm olarak da “özelleştirme” gündeme gelmiş, V. 5 Yıllık Kalkınma Planından itibaren özelleştirme kalkınma planlarına bir hedef olarak girmeye başlamıştır. 5. V Yıllık Kalkınma Planında Kamu İktisadi Teşebbüslerine bağlı bazı işletmelerin, hisse senetleri satışı yoluyla halka açılmasının sağlanacağı, özel sektörün yeterli olduğu alanlarda yeni yatırımlardan kaçınılacağı bir politika olarak benimsenmiştir. Bu hedefe yönelik olarak 1985 yılı Programı KİT politika ve tedbirlerinde, “Kamu iktisadi teşebbüslerinin hisse senetleri satışı yoluyla halka açılması ve işletme haklarının devri konusunda yasal düzenlemelerin yapılacağı” hükmü yer almış ve 1985 yılı icra planının 42 no’lu tedbiri çerçevesinde 1985 yılı başında Devlet Planlama Teşkilatında “KİT’lerin özelleştirilmesi Master Plan Projesi” çalışmaları başlatılmıştır. Master Plan Mayıs 1986’da hükümete sunulmuştur. VI. 5 Yıllık Kalkınma Planında kamu iktisadi teşebbüsleriyle ilgili temel politika; “iktisadi etkinliğin arttırılması ve sermayenin tabana yayılmasının sağlamak üzere başlatılan özelleştirme programının süratle geçekleştirilmesi” olarak belirlenmiştir. Altıncı ve Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarında sosyal devlet ilkesi çerçevesinde, kamu yatırımlarında eğitim ve sağlık sektörlerine, bölgesel gelişmişlik farklılıklarının giderilmesine ve geleneksel kamu hizmetlerine ağırlık verilmesi, kamunun imalat sanayiinden tamamen çekilmesi politikası ağırlık kazanmıştır. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile birlikte altyapı yatırımlarında özel kesimin de payının artırılması, bu kapsamda, ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynak gerektiren yatırım ve hizmetlerin finansmanında Yap-İşlet-Devret modeline ağırlık verilmesi, devletçe tamamlanan altyapı yatırımlarından uygun görülenlerin özel kesime devredilmesi veya özel kesim eliyle işletilmesi, imalat sanayiinde özelleştirme uygulamalarına paralel olarak kamu kesimi yatırımlarının toplam yatırımlar içindeki payını düşürmeye yönelik politikaların sürdürülmesi ilkeleri benimsenmiştir. 2-Mevzuat: Özelleştirmeye ilişkin gerçekleştirilen temel yasal düzenlemeleri, 2983, 3291 ve 4046 sayılı yasalar olarak sıralamak mümkündür. Söz konusu yasalar genel olarak özelleştirmeye ilişkin hususları düzenlemekle birlikte 1980’li yıllardan 2000 yılına kadar gelen süreçte, sundukları hizmetin özelliklerinden kaynaklanan yasal nedenlerle, enerji ve telekomünikasyon alanlarında ayrı düzenlemeler yapılmış, ayrıca ekonominin liberalleşmesi politikası doğrultusunda tekel niteliğini haiz bazı kamusal üretim alanlarında (çay ve tütün gibi) özel sektörün de faaliyet göstermesine olanak sağlayan yasal değişikliklere gidilmiştir. Söz konusu 3 temel yasanın yanı sıra, esas olarak KİT’lerin kuruluş ve faaliyetlerini düzenleyen 233 sayılı KHK’de de, özelleştirmeye ilişkin hükümler yer almıştır. Özelleştirme uygulamalarına dayanak teşkil edecek yasal ve yönetsel altyapı oluşturma çalışmaları şu şekilde özetlenebilir. -Özelleştirmenin yasal altyapısını oluşturmaya yönelik ilk hukuki düzenleme 17.3.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2983 sayılı "Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılmasına Dair Kanun"dur. Bu Kanunla; kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara ait tesislere, hisse senedi ihracı yoluyla gerçek ve tüzel kişilerin ortak edilebilmesine veya bu tesislerin işletme hakkının belli sürelerle devrine olanak tanınmıştır. Söz konusu enstrümanlar, Türkiye’de özelleştirme uygulamalarında bir başlangıç teşkil eden hukuki düzenlemeler olması yönünden önem taşımaktadır. -18.6.1984 tarih ve 18435 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında KHK, esas olarak KİT’lerin çalışma usul ve esaslarını düzenlemekle birlikte, Kararnamenin tek maddeden oluşan “Tasfiye” başlıklı 4’üncü bölümünde KİT’lerin tasfiye ve satışlarına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. 233 sayılı KHK’nın 4 üncü bölümünde yer alan 38 maddede: “Kararname kapsamındaki teşebbüs, müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimlerinin ve iştiraklerinin tasfiye, devir, satış ve işletme haklarının verilme kararının Koordinasyon Kurulu tarafından alınacağı, tasfiye devir, satış veya işletme hakkının verilmesinin, 2983 sayılı Yasanın öngördüğü esaslara göre Kamu Ortaklığı Kurulu tarafından yürütüleceği” ve genel nitelikli bazı hususlar hükme bağlanmıştır. Türkiye’de özelleştirmeyle ilgili ilk kapsamlı düzenleme 1986 yılında çıkarılan 3291 sayılı Yasa ile gerçekleştirilmiştir. 3291 sayılı Yasa, yalnızca özelleştirme uygulamalarına yönelik olmayıp, 7 ayrı kanunda daha değişiklik yapan bir metin olarak düzenlenmiş, aynı zamanda 1177 sayılı Tütün Tekeli Kanunu da aynı düzenleme ile yürürlükten kaldırılmıştır. 3291 sayılı yasa ile “özelleştirme” sözcüğü ilk defa mevzuatımızda yer almış, yeterli düzeyde olmasa da; KİT’lerin özelleştirme kapsamına alınması ve uygulamaların yürütülmesine, özelleştirilen kuruluş personelinin sosyal güvenlikle ilgili haklarına ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Yasanın “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin özelleştirilmesi ile ilgili Hükümler” başlıklı 4 maddeden oluşan 5. Bölümünde özelleştirmeyle ilgili hususlar düzenlenmiş, KİT statüsünde faaliyet gösteren kuruluşların özelleştirme kapsamına alınmasına Bakanlar Kurulu, KİT'lerin müessese, bağlı ortaklık, işletme ve işletme birimleri ile iştiraklerindeki paylarının özelleştirme kapsamına alınmasına Yüksek Planlama Kurulu yetkili kılınmış, özelleştirme programının yürütülmesi konusunda ise 2983 sayılı Yasa ile oluşturulan Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı görevlendirilmiştir. Özelleştirme uygulamalarından beklenen hedeflere ulaşılmasında karşılaşılan güçlüklerin giderilmesi amacı ile uygulamalara esas teşkil eden 2983 ve 3291 sayılı yasalarda, çeşitli tarihlerde değişikliğe gidilmiş, ancak gerçekleştirilen bu değişiklikler, zaten dağınık olan mevzuatı daha da karışık hale sokmuştur. 3291 ve 2983 sayılı yasalarda yapılan değişiklikleri şu şekilde özetlemek mümkündür. -31.12.1987 tarih ve 19681 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 304 sayılı KHK ile 2983 sayılı Yasanın TKKOK’nun teşkiline ilişkin maddesi yürürlükten kaldırılmış, Yüksek Planlama Kurulunun (YPK) oluşumuna ilişkin düzenlemeler yapılarak, ilgili mevzuatta TKKOK’na verilmiş olan görevler (YPK)’ya verilmiş, 2983 Yasa ve 233 sayılı KHK’de yer alan TKKOK, Kamu Ortaklığı Kurulu ve Koordinasyon Kurulu ibareleri YPK olarak değiştirilmiştir. -Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı, 10.04.1990 tarih ve 20488 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 412 ve 414 sayılı KHK'ler ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı olarak yeniden oluşturulmuş, özelleştirme uygulamalarının yürütülmesinde Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı görevli kılınmıştır. -6.1.1992 tarihinde yürürlüğe giren 473 sayılı KHK ile 2983 sayılı Kanunda değişiklik yapılarak özelleştirme uygulamaları konusunda karar mercii Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu olarak değiştirilmiştir. -13.9.1993 tarihinde yürürlüğe giren 513 sayılı KHK ile 3291 sayılı Kanuna ek madde eklenmek suretiyle, TEK’in özelleştirilmesi yetkisi Bakanlar Kuruluna, müessese, bağlı ortaklık, işletme ve işletme birimlerinin özelleştirilme yetkisi YPK’ya verilmiştir. Aynı düzenlemede, özelleştirilmesine karar verilen teşekkül, müessese, kuruluş, iştirak, bağlı ortaklık, işletme ve işletme birimlerinin, çeşitli mevzuatta öngörülen şartlar aranmaksızın anonim ortaklığa dönüşmüş sayılacağı öngörülmüştür. -1.3.1994 tarih 3974 sayılı Kanunla, 513 sayılı KHK ile yapılan düzenlemeler kanunlaştırılmış, özelleştirme ile ilgili ek maddeler getirilmiştir. Özellikle 3291 sayılı Kanunda yer alan özelleştirmeye ilişkin hükümlerin gelişen koşullar karşısında yetersiz kalması, özelleştirmede ortaya çıkan yetki kargaşası ve özelleştirmenin hukuki alt yapısının süratli bir özelleştirmeye imkan vermemesi, özelleştirme uygulamalarıyla ilgili hukuki düzenlemelerin yeniden yapılması gereğini doğurmuş, bu amaçla çıkartılan 11.5.1994 tarih ve 3987 sayılı yetki kanununa (Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesi ile Özelleştirme Sonucunda Doğabilecek İstihdamla İlgili Sorunların Çözümlenmesine İlişkin KHK'ler Çıkartılması Amacıyla Yetki Verilmesine Dair Kanun) dayalı olarak 5 adet KHK Hükümetçe yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu KHK'lerin dayanağı olan 3987 sayılı yetki kanununun Anayasa Mahkemesi'nce 7.7.1994 tarihinde, 3987 sayılı Kanuna dayanarak çıkartılan KHK'lerin de 21.7.1994 tarihinde iptal edilmesi üzerine ortaya hukuki bir boşluk çıkmış ve bu boşluk, Bakanlar Kurulu’nca 31.7.1994 tarihinde çıkarılan kararname uyarınca özelleştirme işlem ve faaliyetlerinin önceki mevzuatla yürütülmesinin düzenlenmesi ile doldurulmuştur. Özelleştirme uygulamalarının hukuki alt yapısını oluşturmaya yönelik olarak çıkartılan ve halen yürürlükte bulunan en son düzenleme 4046 sayılı "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"dur. 4046 sayılı Kanunla; 3291 sayılı Kanun’un özelleştirme ile ilgili maddeleri yürürlükten kaldırılmış, özelleştirme uygulamalarından sorumlu Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yeniden yapılandırılmış ve özelleştirmede hız ve esneklik sağlanabilmesi amacıyla İdare geniş yetkilerle donatılmıştır. 4046 Kanunla getirilen yeni düzenlemeler ve daha önceki mevzuatta yapılan değişiklikler şu şekilde özetlenebilir. -Özelleştirme uygulamalarında tek yetkili karar organı olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu, yalnızca özelleştirme uygulamalarını yürütmek ve sonuçlandırmak üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kurulmuştur. -Özelleştirme gelirlerinin bir hesapta toplanması amacıyla Özelleştirme Fonu oluşturulmuş ve bu fonun kullanım alanları belirlenmiştir. -Özelleştirmenin kapsamı genişletilerek KİT'lerin yanı sıra, Devletin diğer mal ve hizmet üreten birimlerinin de özelleştirilmesine olanak sağlayan düzenlemeler yapılmıştır. -Özelleştirme kapsamına alınan KİT'lerdeki istihdam fazlasının azaltılması amacıyla erken emekliliği teşvik uygulaması getirilerek, emeklilik hakkını kazananların bu hakkı kazanmalarından itibaren 2 ay içinde emekli olmayı istemeleri halinde, ikramiyelerinin %30'u oranında ek ödeme yapılması hükme bağlanmıştır. -Kamu yararının korunması amacıyla, stratejik nitelikteki kuruluşların Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca belirlenerek, bu kuruluşlarda imtiyazlı hisse bulundurulması öngörülmüştür. -Özelleştirme programındaki kuruluşların özelleştirilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması veya tasfiyesi durumunda, bu kuruluşlarda çalışan memur ve sözleşmeli personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki boş kadro ve pozisyonlara atanmalarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. -Özelleştirme uygulamalarıyla işini kaybeden işçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için mevcut haklarına ilaveten iş kaybı tazminatı ödenmesi ve meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi imkanını sağlayarak, bu konuda doğabilecek olumsuzlukların giderilmesi öngörülmüştür. 4046 sayılı Kanunda özelleştirmenin amacı ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak olarak belirlenmiş, ayrıca; -Kuruluşların özelliklerine ve içindeki bulundukları şartlara göre özelleştirme yöntemlerinin belirlenmesi, -Özelleştirme uygulamalarından elde edilecek gelirlerin genel bütçe harcama ve yatırımlarında kullanılmaması, -Oluşabilecek tekelci bir yapının olumsuz etkilerinin önlenmesi, -Mülkiyetin yaygınlığının yanı sıra, yönetim sorumluluk ve yetkilerini üstlenebilecek ortak grubunun temini, -Özelleştirme işlemlerinin değer saptaması da dahil aleniyet içinde yürütülmesi, -Özelleştirme uygulamalarında, milli güvenlik ve kamu yararının gerektirdiği durumlar hariç, kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelere devir yapılmaması, -Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde kamu bankalarının da öncelikle özelleştirilecek kuruluşlar arasına alınarak, süratle özelleştirilmesinin sağlanması, -Tabii kaynakların belli bir süre için sadece işletme hakkı verilmesi suretiyle özelleştirilmesi, gibi ilkelerin esas alınması benimsenmiştir. Daha önce özelleştirmenin yasal dayanağını oluşturan 3291 sayılı Kanunla, sadece KİT, bağlı ortaklıkları, müesseseleri ve iştiraklerinin özelleştirilmesi öngörülürken, 4046 sayılı Kanunla özelleştirmenin kapsamı genişletilmiştir. Buna göre KİT ve bağlı birimlerinin dışında; KİT statüsü taşımayan kamu kuruluşlarının kurdukları ticari amaçlı kuruluşlar veya ticari kuruluşlardaki iştirak payları, Hazineye ait paylar, genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve KİT'lerden kamu iktisadi kuruluşu (KİK) olanların gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan ilgili olmayan varlıkları ve iştiraklerindeki kamu payları, belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar, genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar vb.) ile kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi hakları da özelleştirme kapsamına alınabilecektir. Özelleştirme uygulamalarına ilişkin oldukça ayrıntılı düzenlemeler yapan 4046 sayılı Kanunda ayrıca, uygulanacak özelleştirme yöntemlerinin neler olduğu, değer tespitinin hangi yöntemlerle ve nasıl yapılacağı, özelleştirme ihale yöntemleri ve nasıl uygulanacağı belirtilmiştir. Özelleştirme uygulamalarının başladığı 1980’li yıllardan, 1999 yılına kadar gelen süreçte, gerek genel olarak KİT’lerin özelleştirilmesine ilişkin yasal mevzuatın, gerekse telekomünikasyon ve enerji alanlarındaki özelleştirme uygulamalarına ilişkin yasal düzenlemelerin önemli bir bölümü Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Anayasada özelleştirme ile ilgili herhangi bir hükmün yer olmaması karşısında, Anayasa Mahkemesi, özelleştirme ile ilgili olarak çıkartılan ve Anayasaya aykırılık iddiasıyla incelemelerine sunulan çeşitli kanunları ve/veya kanun maddelerini, “özelleştirme, Anayasada yer alan Devleştirmenin karşıtıdır” yorumu çerçevesinde değerlendirmiş ve ilgili maddelerin bazıları bu yorumla iptale konu olmuştur. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin “kamu hizmetine” ilişkin tanımlama ve yorumları, Anayasanın uluslararası tahkime olanak tanımaması ve imtiyaz sözleşmelerinin Danıştay incelemesinden geçme zorunluluğu gibi düzenlemeler, özellikle yüksek teknoloji ve büyük finansman gerektiren alt yapı yatırımlarının özelleştirilmesi (YİD ve benzeri) uygulamalarında önemli sorunlar yaratmış, enerji, telekomünikasyon gibi sektörlerde kamu tekelini ortadan kaldıran bazı düzenlemeler de AYM’ce Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Anayasanın mevcut hükümleri karşısında, söz konusu sorunların yasa ve KHK düzeyindeki düzenlemelerle giderilemeyeceğinin ortaya çıkması üzerine, 1999 yılında çıkartılan 4446 sayılı Yasa ile Anayasa değişikliğine gidilerek, devleştirmeyle ilgili 47., idarenin eylem ve işlemelerine karşı yargı denetimine ilişkin 125. ve Danıştay’ın oluşum ve yetkilerini içeren 155 inci maddeleri yeniden düzenlenmiştir. 13.8.1999 tarihinde kabul edilen ve 14.8.1999 tarih ve 23786 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4446 sayılı Yasa ile Anayasanın 47. maddesinin kenar başlığı “E. Devletleştirme ve Özelleştirme” şeklinde değiştirilerek, bu maddeye 2. fıkrasından sonra; “Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir. Devlet, Kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek ve tüzel kişilere yaptırabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir.” hükmü, Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna; “Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.” hükmü eklenmiş, Anayasanın 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ise; “Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasaları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.” şeklinde değiştirilmiştir. Söz konusu düzenlemeler ile Anayasaya ilk kez özelleştirme kavramı girerken, Kamu hizmetlerinin “özel sözleşmelerle “ yaptırılabilmesine ve kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden kaynaklanabilecek uyuşmazlıkların, uluslararası tahkim yoluyla çözülmesine olanak sağlanmış, Danıştay’ın görevleri arasında bulunan imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindeki “inceleme” yetkisi, “görüş bildirmeye” dönüştürülmüştür. Anayasa değişikliğine paralel olarak; -22.12.1999 tarih ve 23914 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4493 sayılı Yasa ile “Bazı yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında” ki 3996 sayılı Yasada değişiklik yapılarak, yasa kapsamı ”enerji, iletim, iletim, dağıtım ve ticareti“ faaliyetleri de dahil edilmek suretiyle genişletilmiş, ayrıca “YPK’ca belirlenen İdare ile sermaye şirketi veya yabancı şirket arasında yapılacak sözleşme, özel hukuk hükümlerine tabidir.” hükmü getirilerek, yasa kapsamındaki yatırım ve hizmetlerin, özel hukuk sözleşmeleri çerçevesinde yaptırılacağı belirtilmiştir. -21.12.1999 tarih ve 23913 sayılı resmi Gazete de yayımlanan 4492 sayılı yasa ile “Danıştay Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu”nun bazı maddelerinde değişikliğe gidilerek, Danıştay’ın kamu hizmeti, imtiyaz sözleşmelerindeki inceleme yetkisi, tahkim yolu öngörülmeyen sözleşmelerle sınırlanmıştır. -Son olarak 22.01.2000 tarihinde 4501 sayılı “Kamu Hizmetleri ile ilgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun” yürürlüğe konularak, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz sözleşmelerinde, bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi durumunda, taraflarca sözleşme yapılırken uyulması gereken usul ve esaslar belirlenmiştir. Bu yasa ayrıca, mevcut imtiyaz sözleşmelerinden özel hukuk statüsüne geçmek isteyenlerin veya imtiyaz statüsü ile devam edip uyuşmazlıkların çözümü için tahkim yolunu kabul etmek isteyenlerin bu taleplerinin Bakanlar Kurulunca değerlendirileceğini hükme bağlanmıştır. Özelleştirme uygulamaları, halen mevcut mevzuat çerçevesinde, Özelleştirme İdaresi, Enerji Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere üç ana kurum tarafından yürütülmektedir. -Özelleştirme İdaresi, 4046 sayılı Kanun çerçevesinde, KİT, KİT statüsünde olmayan ve hisselerinin çoğunluğu devlete ait iştirakler, Hazineye ait paylar, genel ve katma bütçeli idarelerin doğrudan hizmeti ile ilgili olmayan varlıkların özelleştirilmesi uygulamalarını gerçekleştirmektedir. -Enerji Bakanlığı, 3096 sayılı Kanun çerçevesinde, elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı ile ilgili olan özelleştirme uygulamalarını gerçekleştirmektedir. -Ulaştırma Bakanlığı, 406 sayılı Telefon ve Telgraf Kanununa ek olarak çıkarılan 4161 sayılı Kanun çerçevesinde, T.Telekom ve GSM Hatlarının özelleştirme işlemlerini gerçekleştirmektedir. Bu özelleştirme işlemleri bağımsız bir komisyon tarafından yürütülmekte olup, Ulaştırma Bakanlığı ve ÖİB mali işlerden sorumludur. Komisyonların giderleri de Özelleştirme Fonundan karşılanmaktadır. 4046 sayılı Kanun ile getirilen prosedür aşağıda özetlenmiştir. a) Kapsama alınma : Kanunda belirtilen kuruluşların birlikte ve/veya ayrı ayrı özelleştirme kapsamına alınmasına Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) teklifi üzerine Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca (ÖYK) karar verilmektedir. Kapsama alınmaya ilişkin ÖYK kararında; bu kuruluşlardan hangilerinin mali ve hukuki yönden özelleştirmeye hazırlık işlemine tabi tutulacağı, hangilerinin özelleştirilmek üzere doğrudan özelleştirme programına alınacağı, özelleştirmenin hangi yöntemle ve hangi süre içinde gerçekleştirileceği de belirtilmektedir. Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlardan, mali ve hukuki yönden özelleştirmeye hazırlanmalarına karar verilenlerin bu hazırlık işlemleri tamamlanıncaya kadar bunların bağlı bulundukları bakanlık veya kurumlar ile ilgileri ve önceki statüleri aynen devam etmektedir. Mali ve hukuki yönden özelleştirmeye hazırlık işlemleri, ÖYK'ca belirlenecek kuruluş veya kuruluşlar tarafından yürütülmekte, özelleştirmeye hazırlık işlemleri tamamlananlar ÖYK'nın vereceği yeni bir karar ile özelleştirme programına alınmaktadırlar. Kapsama alınan kuruluşlardan zaman içinde değişen şartlar da dikkate alınarak, özelleştirme kapsamından çıkarılmaları gerekli görülenlerin eski statülerine iadeleri yine ÖYK kararı ile olmaktadır. b) Programa alınma: Özelleştirmeye hazırlık işlemi tamamlanan kuruluşlar ÖYK'nun vereceği yeni bir kararla özelleştirme programına alınmakta olup, özelleştirme programına alınan kamu iktisadi kuruluşlarının, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, mülkiyetin devri dışındaki yöntemlerle yapılacak özelleştirme işlemleri ÖİB’nca yürütülmektedir. Özelleştirme kapsamında iken özelleştirme hazırlık işlemleri tamamlanarak özelleştirme programına alınanlar ile doğrudan özelleştirme programına alınanlar (bağlı ortaklıkların iştirak payları ve varlıkları ile bağlı ortaklık statüsünde olmayan ancak sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait kuruluşların iştirak payları ve varlıkları hariç) ÖYK kararının alındığı tarihte başka bir işleme gerek olmadan ve bedel alınmaksızın ÖİB'ye devredilmiş sayılmakta, bağlı bulundukları Bakanlık veya kurumla ilişkileri kesilerek İdareye bağlanmaktadırlar. Kuruluşların özelleştirme programına alınmalarına ilişkin kararlar Resmi Gazetede yayımlanmaktadır. Özelleştirme kapsamına alınmış kuruluşların özelleştirilmek üzere hazırlanması çalışmaları İdare tarafından yürütülmekte olup, 4046 sayılı Kanun çerçevesinde bu çalışmalar; -Mevcut durumları itibariyle anonim şirket statüsünde olan kuruluşların ana sözleşmelerinin 4046 sayılı Kanun hükümlerine uygun hale getirilmeleri, anonim şirket statüsünde bulunmayanlardan gerekli görülenlerin ana sözleşmelerinin hazırlanarak anonim şirket statüsüne dönüştürülmeleri, -Finansman sorunu olan şirketlere sermaye artırımı ya da borç verilmesi suretiyle kaynak aktarılması, -Özelleştirme kapsamındaki şirketlerden gerekli görülenlerin bağımsız denetimlerinin ve/veya mali, teknik değerlendirmelerinin yapılması, -Şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyelikleriyle ve personelin çalışma şartlarıyla ilgili düzenlemelerde bulunulması, şeklinde özetlenebilecek içerikte yürütülmektedir. Kuruluşların nitelikleri ve uygulanacak özelleştirme yöntemleri de dikkate alınarak, özelleştirmede esas alınmak üzere değer tespiti çalışmaları yapılmaktadır. 8 Nisan 1997 tarih ve 22958 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4232 sayılı Kanunla, 4046 sayılı Kanunun “değer tespiti” ve “ihale komisyonlarının oluşumuyla ihale usul ve işlemlerine” ilişkin maddelerinde değişiklik yapılmıştır. 4232 sayılı Kanunla getirilen değişiklik uyarınca; beş kişiden oluşan değer tespit komisyonları İdare Başkanının teklifi ve Başbakanın onayı üzerine göreve başlamakta, komisyonca gerekli görüldüğü takdirde, değer tespit çalışmalarına yardımcı olmak üzere ve kararlara katılmamak şartıyla İdare tarafından yeterli sayıda yerli ve/veya yabancı uzman görevlendirilebilmektedir. Değer tespit çalışmaları Kanunda yazılı yöntemlerden en az üçünü uygulamak suretiyle yürütülmektedir. 3-Uygulamalar: a)Kapsamdaki kuruluşlar: 4046 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 27.11.1994 tarihinden önceki mevzuat uyarınca özelleştirme kapsamına alınmış bulunan kamu hisseleri ile işletme ve varlıklar, 4046 sayılı Kanun’un geçici 11 inci maddesi uyarınca özelleştirme programına alınmış sayılmıştır. Özelleştirme uygulamalarının başladığı 1985 yılından 2000 yıl sonuna kadar sermayesinde kamu payı bulunan, 17’si teşekkül, 57’si bağlı ortaklık, 131’i iştirak, 10’u banka olmak üzere toplam 215 kuruluş ile 21 tesis, 5 taşınmaz ve 4 elektrik santrali özelleştirme kapsamına alınarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredilmiştir. Kapsama alınan kuruluşların listesine ve bunlarla ilgili bazı bilgilere raporun ekinde (EK:6) yer verilmiştir.[1] 2000 yıl sonuna kadar özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşlardan 4’ü tasfiye edilmiş, 1 kuruluş bedelsiz olarak devredilmiş, 16 kuruluş ile 4 elektrik santrali özelleştirme programından çıkarılmış, 143 kuruluş ile 13 tesiste hisse senedi, varlık satış/devri biçimlerinde özelleştirme uygulaması yapılarak hiç kamu payı kalmamış, 27 kuruluşta ise kısmen özelleştirme uygulaması yapılmıştır. 2000 yıl sonu itibariyle özelleştirme kapsam ve programında
bulunan kuruluş ve tesislere ilişkin bazı bilgilere aşağıdaki 87 sayılı çizelgede
yer verilmiştir.
2000 sonu itibariyle 51 kuruluş özelleştirme kapsam ve programında, 2 kuruluş ise özelleştirme kapsamında bulunmaktadır. Kapsam ve programda olan kuruluşlardan sermayesinin tamamı kamuya ait olan kuruluş sayısı 17, sermayesindeki kamu payı %100’den az, %50’den fazla olan kuruluş sayısı 12, %50’den az olan kuruluş sayısı ise 22 adettir. 20.12.2000 tarihli ÖYK Kararı ile özelleştirme kapsamına alınan Eti Holding A.Ş., 16.7.2001 tarihli ÖYK Kararı ile özelleştirme kapsamından çıkartılmıştır. b)Kısmen veya tamamen özelleştirilen kuruluşlar: Özelleştirme faaliyetlerinin başlangıcından itibaren 2000 yıl sonuna kadar 145 şirketteki kamu paylarının tamamı özelleştirilmiştir. 1999 yılında yapılan özelleştirme uygulamaları, özelleştirme programında olan kuruluşların işletme, arsa ve taşınmaz gibi varlıklarının satışı ile sınırlı kalırken, 2000 yılı; gerek özelleştirilen kuruluş sayısı ve gerekse özelleştirmeden elde edilen gelirler yönünden geçmiş yıllara göre en yoğun olduğu dönem olmuştur. 2000 yıl sonu itibariyle; 30 şirketteki çeşitli oranlardaki kamu paylarının tamamı ile POAŞ’daki %93,30 oranındaki kamu payının %51’i blok satış yöntemiyle özelleştirilmiş, TÜPRAŞ’daki kamu payının %31.3’i yurt içi ve uluslararası piyasalarda halka arz edilmiş, yıl içinde ayrıca Et ve Balık A.Ş., SEKA ve TURBAN’a ait çeşitli tesis ve varlıkların satışı ile portföydeki kuruluşlara ait ihtiyaç fazlası taşınmazların satışı gerçekleştirilmiş, ayrıca TDİ’ye ait bir liman işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirilmiştir. 2000 yılında özelleştirme işlemleri tamamlanan şirket, işletme, varlık ve tesisler ile işletme hakkı devirlerine ilişkin genel bilgiler aşağıdaki 88 sayılı çizelgede verilmiştir. Çizelge : 88- 2000 yılı satışları
2000 yılında İdare tarafından gerçekleştirilen ihale işlemleri neticesinde; Deniz Nakliyat, Güven Sigorta A.Ş., Ankara Sigorta A.Ş., POAŞ (%51 hisse), TÜSTAŞ(1) ve Asil Çelik A.Ş., ve Sümer Holding’e verilen yetki çerçevesinde 25 adet iştirakteki çeşitli oranlardaki İdare hissesinin özelleştirilmeleri blok satış yöntemiyle, TDİ’ye ait Antalya Limanı’nın özelleştirilmesi işletme hakkı devri yöntemiyle, TÜPRAŞ’da %31,5 oranındaki hissenin özelleştirilmesi ise yurt içi ve uluslararası piyasalara arz yöntemiyle gerçekleştirilmiş, toplam 1.636.523.272 milyon lira satış geliri elde edilmiştir. 2000 yılı satış gelirinin %57,4’ü blok satışlardan, %39,9’u halka arz uygulamalarında, %2,6’sı varlık ve tesis satışlarından, %0,1’I ise işletme hakkı devrinden elde edilmiştir. 2000 yılında blok satış yöntemiyle özelleştirilen 31 kuruluştan 6 tanesinde kamu payı %50’nin üzerinde, 25 tanesinde ise %50’nin altında olup, bu şirketlerden Deniz Nakliyat T.A.Ş., Güven Sigorta A.Ş., Ankara Sigorta A.Ş, TÜSTAŞ Sınai Tesisler A.Ş.. ve Asil Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile iştirak statüsündeki 25 şirkette hiç kamu payı kalmamış, POAŞ’ın sermayesinde ise %42,30 oranında kamu payı kalmıştır. Halka arz uygulaması: 2000 yılında TÜPRAŞ’daki kamu payının %31.3’ü, yurt içi ve uluslararası piyasalarda halka arz yöntemiyle özelleştirilmiştir. Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı’nın 13.07.1990 tarih ve Özelleştirme 90/3 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınan şirketle ilgili olarak ilk özelleştirme uygulaması 1991 yılında sermayesinin %1,64 oranındaki kısmının halka arzı suretiyle gerçekleştirilmiş, daha sonra 1992-1994 yıllarında İMKB’de küçük oranlarda yapılan satışlar dışında, 2000 yılına kadar herhangi bir özelleştirme uygulaması yapılmamıştır. 23.2.1998 tarih ve 98/10745 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 1.Mayıs.1998 tarihinden itibaren ‘otomatik fiyatlandırma modeline’ geçilmesi ile şirketin mali durumunun düzelmesi üzerine, özelleştirme stratejisinde, “halka arz” yöntemi ağırlık kazanmıştır. 2000 yılında gerçekleştirilen halka arz uygulamasında önce TÜPRAŞ’ın çıkarılmış sermayesinin %15’inin özelleştirilmesi hedeflenmiş, ancak şirket hisselerine arz edilen miktarın çok üzerinde talep gelmesi üzerinde, özellikle yurt içi talebin yeterli oranda karşılanabilmesini teminen halka arz tutarı, şirketin çıkarılmış sermayesinin %31,5’ne yükseltilmiştir. TÜPRAŞ’ın ikincil halka arzında yurt içindeki tasarruf sahipleri; TÜPRAŞ mensupları, küçük tasarruf sahipleri, alım gücü yüksek bireysel yatırımcılar ve yerli kurumsal yatırımcılar olarak dört gruba ayrılmış, TÜPRAŞ mensupları ve küçük tasarruf sahiplerinin 200 lot ve altında, alım gücü yüksek bireysel yatırımcılar ve yerli kurumsal yatırımcıların ise 201 lot ve üstünde talepte bulunabilecekleri belirtilmiş, ayrıca yatırımcılara iskontolu peşin ödeme, kredi kartı ile iskontolu ödeme, vade farksız taksitle ödeme şeklinde teşvikler getirilmiş, bu teşviklerden yararlanmak ise ön talepte bulunma ve kesin talep toplama aşamasında, en az ön talepte belirtildiği kadar hisse talep etme şartına bağlanmıştır. TÜPRAŞ ikincil halka arz uygulaması neticesinde gerçekleşen hisse satış miktarına aşağıdaki 89 sayılı özet tabloda yer verilmiştir. Çizelge : 89- TÜPRAŞ halka arz uygulamaları
TÜPRAŞ hisselerinin halka arzında 573,1 trilyon lirası yurt içi, 157,1 trilyon lirası da yurt dışı olmak üzere toplam 730,2 trilyon lira brüt satış geliri elde edilmiştir. Bu gelirden, yatırımcılar tarafından iade edilen hisse bedeli 19,6 trilyon liranın ve 56,9 trilyon lira satış iskontosunun düşülmesi ile net satış geliri 653,7 trilyon lira olarak gerçekleşmiştir. Telekomünikasyon hizmetlerinde özelleştirme : Telekomünikasyon hizmetleri, 1924 yılında yürürlüğe giren 406 sayılı Telgraf ve Telefon Yasası ile posta hizmetleri de 1950 yılında yürürlüğe giren 5584 sayılı Posta Yasasına göre, kısaca PTT olarak adlandırılan Posta, Telgraf ve Telefon Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte iken, sektörde özelleştirme uygulamalarını teminen 1993 yılından itibaren gerçekleştirilen düzenlemelerle hukuksal yapıda önemli değişiklikler yapılmıştır. Telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesine ilişkin ilk yasal düzenleme 3911 sayılı Yetki Kanununa istinaden çıkartılan ve 406 sayılı Yasa ile 5584 sayılı Posta Yasasında değişiklik yapan 509 sayılı KHK ile yapılmıştır. 14.09.1993 tarih ve 21698 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 509 sayılı “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi Kurulması Hakkındaki 509 sayılı KHK ile T.C Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi (PTT) Genel Müdürlüğü’nden, posta ve telgraf hizmetleri dışında kalan hizmetler ayrılarak, haberleşme hizmetlerini yürütmek üzere Türk Telekomünikasyon A.Ş. unvanı ile yeni bir şirket kurulmuş ve bu şirketin statü ve yönetimine ilişkin hükümlerin yanı sıra, gerek şirket hisselerinin satışına, gerekse tesislerinin işletme hakkının verilmesine ilişkin düzenlemeler yapılmak suretiyle, telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi doğrultusunda ilk adım atılmıştır. 509 sayılı KHK’nin AYM’ce iptal edilmesi üzerine[2] 1994 yılında 4000[3] sayılı Yasa çıkartılmıştır. 509 sayılı KHK ile paralel hükümler taşıyan 4000 sayılı Yasa ile 406 ve 5584 sayılı mevzuatta değişiklik yapılarak; -Posta ve telgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetler için T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünün, telekomünikasyon hizmetleri içinse Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin (TTAŞ) kuruluşuna, -Şirketin en fazla %49 oranındaki hisselerinin satışına ve satışla ilgili usul ve esasların belirlenmesine, -Şirket tarafından görülmekte olan diğer katma değerli hizmetlerin (mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi vb) işletme lisans ve ruhsatlarının verilmesine, ilişkin konularda düzenlemeler yapılmıştır. 4000 sayılı yasanın, özelleştirmeyle ilgili düzenlemeler yapan maddeleri, “Şirket hisselerinin satışının kimlere, hangi yöntemle, nasıl yapılacağı, posta işletmesine ayrılacak pay oranı, satış ve lisans ücretlerinin kullanım alanlarının belirlenmesinde tek yetkili olarak Ulaştırma Bakanının gösterilmiş olması, bu yetkilerin belirsizliği ve genişliği” gibi gerekçelerle Anayasanın 7. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiş[4], Mahkeme, PTT'nin posta ve telekomünikasyon hizmetlerinin ayrılmasına izin veren maddenin iptali istemini reddederek, özelleştirmenin yolunu da açmıştır. 4000 sayılı Kanunun da iptalinden sonra 4107([5]) sayılı Kanunla Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin özelleştirilmesine ilişkin yeni düzenlemeler yapılarak; -Telekomünikasyon A.Ş.’nin hisselerinin en çok %49’unun devredilebileceği, -Bu hisselerden %10’unun Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne bedelsiz olarak verileceği, -Satışa konu hisselerden ise Posta İşletmesi (P.İ) Genel Müdürlüğü, Telekomünikasyon şirketi çalışanları için %5, gerçek ve tüzel kişiler için %34 oranında pay ayrılacağı, hükümleri getirilmiş ve özelleştirme uygulamasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş, bu konularda ÖİB ile ÖYK’ya çeşitli görev ve yetkiler verilmiştir. Yasa ile ayrıca, Türk Telekomünikasyon A.Ş. hisselerinin satışından elde edilecek gelirin %20'sinin posta hizmetlerinin, %20'sinin telekomünikasyon hizmetlerinin iyileştirilmesinde; lisans satışlarından elde edilecek gelirlerin %20'sinin telekomünikasyon hizmetlerinin iyileştirilmesinde kullanılması, kalan kısmın ise öncelikle borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazine'ye devredilmesi, hususları hükme bağlanmıştır. 4107 sayılı Yasanın da özelleştirme uygulamalarında usul ve esasları belirleyen, ÖYK ve ÖİB’yi yetkili kılan maddeleri Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.[6] Söz konusu iptal kararlarının ardından, AYM’nin gerekçeleri de dikkate alınarak çıkartılan 4161[7] sayılı Yasa ile Telgraf ve Telefon Kanununun özelleştirme uygulamalarına ilişkin maddeleri yeniden düzenlenmiştir. 4161 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde TTAŞ hisselerine ilişkin satış stratejisi belirleme çalışmaları sırasında sektör reformuna ihtiyaç duyulmuş ve sektörün ve TTAŞ’nin sektördeki yerinin yeniden belirlenmesini teminen 4502[8] sayılı Yasa çıkartılmıştır. 4502 sayılı Yasa ile sektörde düzenlemeler yapmak üzere özerk yapıda Telekomünikasyon Kurumunun oluşturulmasına, TTAŞ’nin KİK statüsünden çıkartılarak, tamamen özel hukuk hükümlerine tabi kılınmasına ilişkin hükümler getirilmiştir. 4161 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde TTAŞ hisselerinin %20’sinin blok olarak satışı için 13.6.2000 ve 14.12.2000 tarihlerinde olmak üzere iki kere ihaleye çıkılmış, ancak söz konusu ihalelere telekom sektöründeki olumsuz gelişmeler, satışa konu olan oran, yönetim yetkisinin bulunmaması vb. nedenlerle katılım olmamıştır. Son olarak 23.5.2001 tarihinde çıkartılan 4673[9] sayılı Yasa ile TTAŞ hisselerinin satışına ve özelleştirme çalışmalarını yürüten komisyonların oluşumuna ilişkin yeni düzenlemeler yapılmıştır. 4673 sayılı Yasa ile: -TTAŞ’nin, telekomünikasyon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar tekel olarak yürüteceği, ancak şirketteki kamu payının %50’nin altına düşmesi şartı ile bu tekel haklarının, 31.12.2003 tarihinden önce de olsa ortadan kalkacağı, -TTAŞ’nin yetkili kurullarında alınacak kararlarda, devam süresince tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil, ekonomi ve güvenlikle ilgili olarak milli yararların korunması amacıyla Devlete söz ve onay hakkı verecek “bir” adet imtiyazlı hisse dışında tüm hisselerin satılabileceği, -Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin TTAŞ’deki hisse oranının %45’i geçemeyeceği ve bunların doğrudan veya dolaylı olarak şirketin çoğunluk hisselerine sahip olamayacakları, -TTAŞ tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerinin özeleştirme kapsamından çıkartılarak, 233 sayılı KHK’ye tabi bir KİT tarafından yürütüleceği, -Telekomünikasyon alanında verilecek tüm lisansların, Ulaştırma Bakanlığı yerine Telekomünikasyon Kurumu tarafından verileceği, hususları hüküm altına alınmıştır. Şirket hisselerinin devrine ilişkin hususlar 406 sayılı Yasanın, yukarıda belirtilen değişikler sonucunda yeniden düzenlenen Ek 17-21. maddelerinde yer almaktadır. Ek 17-21. maddelerde yer alan hükümlerle; -Şirket hisselerinin imtiyazlı hisse dışındaki tüm hisselerin satılabileceği , -Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, Şirket sermayesindeki paylarının %45’i geçemeyeceği, -Hisselerin satışına ilişkin usuli işlemlerin 4046 sayılı Yasa çerçevesinde ÖİB tarafından yürütüleceği, -Hisselerin değerinin günün ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak uluslararası finans ve sermaye piyasalarında kabul görmüş değerleme yöntemleri kullanılmak suretiyle değer tespit komisyonlarınca tespit edileceği, -Hisse satışının, halka arz, blok satış, yurt içi ve/veya yurt dışı sermaye piyasalarında satış, borsada, borsa usul ve esasları çerçevesinde satış, menkul kıymetler yatırım fonları ve/veya menkul kıymetler yatırım ortaklarına satış suretiyle yapılacağı, -Hisselerin satışında T.Telekom ile T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü çalışanları ve küçük tasarruf sahiplerine %5 pay ayrılacağı, bu payın satışının halka arz yöntemiyle ve sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak gerçekleştirileceği, -Değer tespit sonuçları ile satışa sunulacak hisselerin ne kadarının ve hangi satış yöntemiyle satılacağına, çalışanlarla küçük tasarruf sahiplerine ayrılan %5’lik payın ne oranda satılacağına, ÖİB’nin görüşü, Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca karar verileceği, satışa ilişkin nihai devir işlemlerinin Bakanlar Kurulu’nca onaylanacağı, -Hisse değerini tespit etmek üzere değer tespit komisyonu, tespit edilen ve Bakanlar Kurulunca onaylanan hisse değeri üzerinden satış ve ihale işlemlerini yürütmek üzere ihale komisyonu kurulacağı, komisyonların; ikisi ÖİB, ikisi Ulaştırma Bakanlığı ve biri Hazine Müsteşarlığı temsilcisi olmak üzere 5 üyeden oluşacağı, komisyonun sekreterya hizmetlerinin ÖİB tarafndan yürütüleceği, hususları düzenlenmiştir. Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin özelleştirme çalışmaları, yukarıda yer alan yasal gelişim süreci içinde, önce 4161 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde 2 aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada sektör politikası, satış stratejisi ve şirket değerini belirlemekle yükümlü “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı temsilcisinin başkanlığında, Ulaştırma Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve TTAŞ’nin temsilcilerinden” oluşan Değer Tespit Komisyonu (DTK) kurulmuştur. DTK’nın “Sektör Reformu ve Değer Tespiti” başlığı altında toplanan çalışmaları[10] 31.12.1997 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’na sunulmuş, Ulaştırma Bakanlığı da söz konusu kararı Bakanlar Kurulunun onayına sunmuş ve Bakanlar Kurulunca 1998 yılında onaylanmıştır. Bakanlar Kurulu’nun 06.08.1998 tarih ve 98/11472 sayılı Kararı uyarınca, “TTAŞ hisselerinin kanunen satışı öngörülen %39’luk bölümden, %20’ye kadar olan kısmının, uluslararası sabit telefon altyapısı sahibi bir telekomünikasyon işletmecisine veya sabit telefon altyapısına sahip işletmecilerin çoğunluğu temsil ettiği stratejik bir çekirdek ortaklığa blok olarak satılmasına, %5’lik bölümünün T.C Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ile TTAŞ çalışanları ve küçük sahiplerine yurt içi sermaye piyasalarında halka arz yöntemi ile satılması, geri kalan kısmının ise yurt dışı sermaye piyasalarında halka arz edilmesine, yurt içi talep miktarının %5’in üzerinde olması durumunda yurt dışında satılacak hisse miktarından karşılanmasına” karar verilmiştir. Satış stratejisi ve değer tespitinin Bakanlar Kurulu’nca onaylanmasının ardından özelleştirme çalışmalarının ikinci aşaması olarak Değer Tespit Komisyonu ile aynı yapıda ihale komisyonu oluşturulmuş ve 17.06.2000 tarihinde ihaleye çıkılmıştır. Ancak, gerek uluslararası konjonktürde meydana gelen gelişmeler, (sabit telefonun mobil telefon karşısında cazibesinin azalması, telekomünikasyon hizmetlerinde uluslararası ölçekte gerçekleşen diğer özelleştirmeler vb) gerekse, yönetim katılımını sağlayacak düzeyde olmayan %20’lik satış oranının sektörle ilgilenenlere cazip gelmemesi gibi nedenlerle ihaleye katılım gerçekleşmemiştir. Bunun üzerine 30.11.2000 tarih ve 2000/1653 sayılı ve 08.12.2000 tarih ve 2000/88 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile Türk Telekom A.Ş.’nin satış stratejisi; “satılacak hisse oranının %20’den, %33,5’e çıkarılması ve blok satıştaki stratejik ortağa TTAŞ yönetim kurulunda hissesi oranında temsil hakkı, İdari mali konulara ilişkin alınacak kararlarda onay hakkı ve genel müdür olarak atanacak adayları belirleme hakkı tanınması” şeklinde yeniden belirlenmiş, bu strateji çerçevesinde Aralık/2000 tarihi itibariyle yeniden ihaleye çıkılmıştır. Söz konusu ihaleye çıkma işlemiyle ilgili olarak açılan bir dava sonucunda, Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin 16.5.2001 tarihli Kararı ile ihalenin ve ihaleye dayanak teşkil eden ÖYK kararının iptaline karar verilmiştir. 4673 sayılı Yasa ile oluşturulan düzenlemeler çerçevesinde TTAŞ’nin özelleştirilmesine ilişkin çalışmalara yeniden başlanılmıştır. Bu çerçevede, Aralık/2001 tarihinde 4673 sayılı Yasada öngörülen yapıda yeni ihale komisyonu oluşturulmuş, söz konusu komisyonca değişen ekonomik koşullar doğrultusunda şirket hisselerinin değerini ve satış stratejisinin yeniden belirlenmesine yönelik çalışmalara başlanılmıştır. Enerji piyasasında özelleştirme çalışmalarıElektrik enerjisi piyasası: Türkiye’de elektrik üretimi ve dağıtımı, ilk defa özel sektör tarafından 1902 yılında Mersin-Tarsus’ta başlatılmıştır. İlk kamu işletmesi ise 1913 yılında İstanbul-Silahtarağa’da hizmete girmiştir. 1921 yılında çıkarılan Menafi-i Umumiyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun ile; ülkeye teknolojik yenilik getiren, üretim yapan, istihdam yaratan ve milli ekonomiye katkı sağlayan şirketlere imtiyazlar tanınmıştır. Cumhuriyet döneminde, devletin öncülüğündeki elektrik işletmeciliği 1935 yılında Etibank’ın kurulması ile başlamıştır. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-67) ve İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972) çerçevesinde, elektrik enerjisi sektöründe dağınıklığının giderilmesi, yerli ve yabancı ortaklıkların tasfiye edilmesi, ülke sathında enterkonnekte sisteme bağlı elektrik enerjisi üretim, iletim, dağıtım ve satış faaliyetlerinin kamusal bir kurum çatısı altında birleştirilmesi öngörülmüştür. Bu hedef ve strateji uyarınca 15.07.1970 tarih ve 1312 sayılı Kanunla TEK kurulmuş, 09.09.1982 tarih ve 2705 sayılı Kanunla da, ülke genelinde belediye ve köylerle, bunların birliklerinin, diğer müessese ve kuruluşların elektrik işletmeleri TEK’e devredilmiştir. Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1985-1989), Altıncı Kalkınma Planı (1990-1994), 05.04.1994 tarihli Ekonomik Önlemler Uygulama Planı, 1995 yılı Geçiş Programı İcra Planı’nda ve Hükümet Programlarında, elektrik sektöründe kamu ve özel kesim firmalarının bir arada faaliyet gösterebileceği yeni bir yapılaşmaya geçiş için asal düzenlemeler yapılması ve sektörde başlatılan yeniden yapılandırma projesi çevresinde TEK’in özelleştirilmesi öngörülmüştür. Öngörülen hedef ve stratejiler kapsamında yapılan çeşitli yasal düzenlemeler aşağıdadır: -04.12.1984 tarih ve 3096 sayılı “Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun”, -28.05.1986 tarih ve 3291 sayılı “…Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özelleştirilmesi Hakkında Kanun”a, Türkiye Elektrik Kurumu ve bağlı müessese ve işletmelerinin özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller hakkında ek maddeler getiren 22.02.1994 gün ve 3974 sayılı Kanun, -08.06.1994 tarih ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun, -24.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, -19.07.1997 tarih ve 4283 sayılı Yap İşlet Modeli ile Elektrik enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun. TEK, özelleştirilme amacıyla 12.08.1993 tarih ve 93/4789 sayılı Kararname ile Türkiye Elektrik Üretim ve İletim A.Ş. (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) unvanlarıyla iki ayrı İDT olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. BU yeni yapılanma ile daha önce kamu hizmet niteliği ağır basan elektrik üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerinin ticari boyutu öne çıkarılmıştır. (söz konusu bölünme neticesinde TEK’in elektrik dağıtımıyla ilgili birimleri TEDAŞ’a bırakılmıştır.) 3096 sayılı Kanuna göre Bakanlar Kurulunca onaylanan bir yönetmelikle, elektrik enerjisinin ülke genelinde dağıtım ve satışı için 33 adet görev bölgesi belirlenmiştir, Bu bölgelerden daha önce 3096 sayılı Yasanın 3 ve 5 inci maddelerine istinaden imtiyazlı ve görevli şirketlere tahsis edilen 4 bölge dışında kalan 29 adet görev bölgesindeki elektrik dağıtım ve satışı TEDAŞ müessese ve bağlı ortaklıkları tarafından yürütülmektedir. 3096 sayılı Kanun kapsamında TEDAŞ’a ait müessese ve bağlı ortaklıkların özelleştirilmesi çalışmaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca 1996 yılında başlatılmıştır. Ancak, 3974 sayılı Kanunun enerji sektöründe mülkiyetin devrini içerecek şekilde özelleştirmeyi düzenleyen temel hükümleri Anayasa Mahkemesince 09.12.1994 tarih ve 1994/42.2.K sayılı kararı ile iptal edilmiştir. TEAŞ ve TEDAŞ tarafından işletilen tesislerin mülkiyetin devri ile özelleştirilmesi, Anayasaya aykırı görülmesi nedeniyle mümkün olamamış, sadece 3096 ve 4046 sayılı Kanunlar uyarınca “işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirme yolu açık kalmıştır. 4046 sayılı kanunla yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılacak yatırım ve hizmetler arasından çıkarılan “Elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti” konusu 21.12.1999 tarih ve 4493 sayılı Kanunla tekrar bu kapsama alınmış, böylece YİD yöntemi de özelleştirme araçlarından birisi olmuştur. 1999 yılında 4501 sayılı Kanunla mevcut enerji mevzuatının Avrupa Birliği Müktesebatına uyum çalışmalar yanı sıra kamu kesimindeki elektrik şirketlerinde yeniden yapılandırma çalışmaları başlatılmıştır. 233 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesi, 03.02.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik yapılmasına Dair 25.01.2001 tarih ve 4622 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile yeniden düzenlenmiştir. Yapılan yeni yasal düzenlemede; 233 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin mülga (3) numaralı fıkrasında yer alan hüküm “teşebbüslerden iktisadi devlet teşekkülü olanlar, anonim şirket şeklinde kurulabilir” şeklide değiştirilmiştir. Bu yasal düzenlemeye dayanılarak, Türkiye Elektrik Üretim, İletim Anonim Şirketi (TEAŞ) 02.03.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 05.02.2001 tarih ve 2001/2026 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla; -Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), unvanlı üç ayrı “iktisadi devlet teşekkülü” olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. Söz konusu Kararnamenin eki Kararda; ayrıca, söz konusu kararnamenin yürürlüğe girdiği 02.03.2001 tarihinden itibaren, bu yeni şirketlerin devir ve kuruluşu işlemlerinin 60 gün içinde tamamlanması öngörülmüştür. TEAŞ 30.09.2001 tarihinde sicilden terkin edilmiş ve kurulan üç şirket TEİAŞ, EÜAŞ, TETTAŞ 01.10.2001 tarihinde ticaret siciline kaydedilerek faaliyete geçmişlerdir. AB Elektrik Mevzuatı ile uyum sürecinde 20.02.2001 tarih ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu ve Kurulu oluşturulmuştur. 4628 sayılı Kanunun amacı “elektriğin yeterli kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreye uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek mali açıdan güçlü, istikrarlı, şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır. 4628 sayılı Kanunun Özelleştirme başlıklı 14 üncü maddesi TEDAŞ, EÜAŞ, bunların müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarının özelleştirilmesinin 4046 sayılı Kanun uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacağını öngörmüştür. Mülkiyet devri yönetimi kullanılmadığı için özelleştirme uygulamalarını Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı yürütmekte idi. 4628 sayılı Kanun uyarınca, artık, özelleştirme işlemleri ÖİB tarafından yürütülecektir. 4628 sayılı Kanunun dağıtım tesisleri işletme hakkı devri öngörülenlerden, devir işlemlerini 31.10.2001 tarihine kadar tamamlamayan şirketlerin mevcut sözleşmelerinin hükümsüz olacağı şeklindeki değişiklik geçici 4. maddesinin 1.fıkrası hakkında AYM’nın 25.10.2001 tarihli kararı ile yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. 2001 yılında oluşturulan Elektrik Enerjisi Piyasasında; kamu kesiminde, TEAŞ’ın yeniden yapılandırılmasıyla birlikte, İDT statüsünde 4 teşebbüs, 11 bağlı ortaklık, 64 dağıtım müessesesi ve çok sayıda santral işletmesi faaliyet göstermektedir. Doğal gaz piyasası : Doğal gaz piyasasında faaliyet gösteren BOTAŞ, 08.02.1995 tarih ve 95/6526 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İDT olmuş ve 397 sayılı KHK uyarınca piyasada tekel olma niteliğine kavuşmuştur. 18.04.2001 tarih ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir doğal gaz piyasasının oluşturulmasını ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasını amaçlamaktadır. Söz konusu Kanunla; 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunda değişiklikler yapılmış, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu olarak, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu da Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu olarak değiştirilmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu hem doğal gaz hem de elektrik piyasası düzenlemekle görevli olacaktır. 4646 sayılı Kanunun geçici 2 inci maddesi uyarınca, BOTAŞ 2009 yılından itibaren yeniden yapılanarak sadece iletim konusuyla sınırlı kalacaktır. Yeniden yapılanma sonucu ortaya çıkacak şirketler 2 yıl içinde özelleştirilecektir. Ayrıca Kanunun geçici 3 üncü maddesinde; Eskişehir ve Bursa şehir içi dağıtım işletmeleri ve varlıklarının, özelleştirilmeleri için 4046 sayılı Kanunu çerçevesinde ÖİB’ye devredilmeleri öngörülmüştür. [1] Ek:6’da yer alan tablo, 2000 ve 2001 yıllarında özelleştirme programına alınan kuruluşları da kapsamaktadır. (1) Satış bedeli, sermayesindeki azınlık payları nedeniyle kuruluşa bırakılmıştır. (1) Türkiye Sınai Tesisler A.Ş. [2] AYM’nin 1993/40-1 sayılı yürütmeyi durdurma kararı 23.10.1993 tarih 21737 sayılı resmi Gazete de, 1993/40-2 sayılı iptal kararı da 6.11.1993 tarih 21750 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır. [3] 4000 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunun Bir maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Ek ve Geçici Maddeler eklenmesine dair kanun” 18.06.1994 tarih 21964 sayılı resmi Gazete de yayımlanmıştır. [4] AYM’nin 1994/65-1 sayılı yürütmeyi durdurma kararı 20.08.1994 tarih 22027 sayılı, 1994/65-2 sayılı iptal kararı 28.01.1995 tarih 22185 sayılı resmi Gazete de yayımlanmıştır. [5] 4107 sayılı “Telgraf ve Telefon kanunun Bazı ek maddeler eklenmesine Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 06.05.1995 tarih 22279 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır. [6]AYM’nin 1996/1 sayılı yürütmeyi durdurma kararı 02.03.1996 tarih ve 22568 sayılı Resmi Gazete de, 1996/7 sayılı iptal kararı ise 24.05.1996 tarih 22645 sayılı resmi Gazete de yayımlanmıştır. [7] 4161 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 05.08.1996 tarih ve 22718 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. [8] 29.1.2000 tarih ve 23948 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. [9] 23.5.2001 tarih ve 24410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. [10] Değer tespit çalışmalarında ihale sonucu belirlenen Goldman Sachs firması önderliğindeki danışman konsorsiyumdan hizmet alınmıştır. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||