|
|
|
1-İştirak tanımı, iştirak nedenleri ve hukuki yapı : KİT'leri bir sistem çerçevesinde düzenleyen 18.6.1984 tarih ve 233 sayılı KHK’nin 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında; iştirak, “devlet teşekküllerinin veya kamu iktisadi kuruluşlarının veya bağlı ortaklıkların, sermayelerinin en az %15, en çok %50 sine sahip bulundukları anonim şirketlerdir” şeklinde tanımlanmıştır. Cumhuriyetin başlangıcından itibaren kalkınmada özel teşebbüse stratejik önem ve yer verilmiş olup, Türk sanayiinin finansmanı için 1925 yılında 633 sayılı Kanunla “Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası” kurulmuştur. Söz konusu Kanun’un 2 nci maddesinde “iştirak sureti ile tesisatı sınaiyede bulunmak ve işletmek” hükmü uyarınca devletin özel sektör sermayesine iştirakinin hukuki dayanağı ortaya konmuş ve bu amaçla uygulama başlatılmıştır. Cumhuriyetin ilk on yılı içinde özel girişim desteklenmiş olmasına karşılık, özellikle 1929-1930 yıllarındaki dünya ekonomik krizinin istihdama ve iktisadi kalkınmaya olan olumsuz etkileri nedeniyle, Türkiye’de de iktisadi hayata müdahaleye ihtiyaç duyulmuştur. Ekonomik ve mali politika araçlarının devlet uygulamaları ile ortaya konması ihtiyacı karşısında devletçilik anlayışı ve zaman içinde de karma ekonomik modeller benimsenmiştir. İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında, hatta özel teşebbüs ile kalkınmayı esas alan 1950 yılı siyasi iktidar değişikliğinden sonra da çeşitli kamu iktisadi teşebbüsleri kurulmuş, kuruluş kanunlarında özel sektör şirketlerinin sermayelerine iştirak konusu hükme bağlanmıştır. Öte yandan KİT’leri toplu düzenlemeye tabi tutan çeşitli kanun ve KHK’lerde de iştirak konusunda hükümler yeralmıştır. 233 sayılı KHK’da iştiraklerle ilgili olarak; -Teşebbüsler ve bağlı ortaklıkların; anonim şirket statüsünde olan ortaklıkların en az %15’ine, en çok %50’sine iştirak edebilecekleri, -Teşebbüs veya bağlı ortaklığın bir anonim şirkete iştirakinin, ilgili teşebbüsün önerisi ve YPK kararı ile olacağı, -İştirakin sermaye artırması halinde teşebbüs veya bağlı ortaklık payının %15’in altına düşürülemeyeceği, -Aynı ortaklığa birden fazla teşebbüs veya bağlı ortaklığın iştirak edemeyeceği, -İştiraklerin yönetim kurullarında, teşebbüs veya bağlı ortaklığı temsilen her %15 hisse için en az bir üye bulundurulacağı, teşebbüs ve bağlı ortaklık temsilcilerinin yönetim kurulu üyesi oldukları anonim şirketin faaliyetleri ve mali durumu hakkında teşebbüs ve bağlı ortaklığa bilgi vermekle yükümlü oldukları, -İştiraklerin tasfiye, devir ve satışına YPK’nın karar vereceği, -Teşebbüs veya bağlı ortaklıkların 233 sayılı KHK hükümleriyle bağlı olmaksızın yurt dışında şirket kurmalarına veya kurulmuş şirketlere iştirak etmelerine izin vermeye ve bu konudaki esasları kurumlar itibariyle belirlemeye Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu hususları düzenlenmiştir. Zaman içinde şirketlerde yapılan sermaye artışlarına özel sektörün katılmaması nedeniyle taahhüt edilmeyen sermaye artışlarının kamu tarafından taahhüt edilmesi veya şirketlerin nakit ihtiyaçlarının karşılanması için verilen ve geri dönmeyen kredilerin sermayeye mahsup edilmesi sonucu bazı şirketlerdeki kamu payı %50’nin üzerine çıkmıştır. Çeşitli nedenlerle, kamu sermayesi %50’nin üzerine çıkan şirketlere bağlı ortaklık statüsü kazandırılması için gerekli olan YPK kararının istihsal edilememesi, yada kamu sermaye payının %50’nin altına düşürülmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınamaması sonucu bu şirketler Anayasa’nın 165 inci maddesinde öngörülen TBMM denetiminin dışında kalmışlardır. TBMM KİT Komisyonu 04.12.1992 tarih ve 40 sayılı kararı ile “sermayelerinin yarısından fazlası kamuya ait olan ve iştirak statüsünde bulunan şirketlerin Anayasa’nın 165 inci maddesi ve 3346 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi gereğince TBMM’ce denetlenmesine" karar vermiş olup, Başbakanlığın görevlendirmesi üzerine bu kuruluşların denetimleri TBMM adına YDK tarafından yapılmaktadır. 4046 sayılı Kanunda da; özelleştirme programında olan kuruluşlardaki sermaye payı %50'nin altına düşünceye kadar bu kuruluşların YDK tarafından denetlenmesi öngörülmüştür. 2000 yıl sonu itibariyle, kamu sermaye payı %50’nin üzerinde olan 33 şirketin; 15’i yabancı sermayeli veya yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketler olup, 1 adeti tasfiye halinde olmak üzere 16’sının denetimi söz konusu karar doğrultusunda YDK tarafından denetlenmektedir. T.C. Merkez Bankası ise sermayesindeki kamu payı %77,9 olmasına rağmen 3346 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile bu Kanunla konulan denetimin dışında tutulmuştur. 233 Sayılı Kanunun geçici 2.maddesinde iştirak paylarının devir tasfiyesi konusunda, keza Geçici 3. maddesinde( 308 Sayılı KHK’nin 15. maddesinde tadil edilmiştir.) iştirak paylarının toplanması konusunda getirilen hükümlere rağmen teşebbüs ve bağlı ortaklıkların faaliyet alanı dışında kalan ve piyasa şartları içinde elden çıkarılması mümkün olan iştirakler yeterince elden çıkarılamadığı gibi, Hazinenin ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının mevcut iştiraklerdeki hisseleri iştirakin faaliyet alanına en yakın teşebbüslere veya bağlı ortaklıklara on yıl içinde devredilir hükmü de yerine getirilememiştir. 2-İştiraklerin denetimi : İştiraklerin denetimi konusunda genel olarak TTK hükümleri doğrultusunda işlemler yapılabilmektedir.Dolayısıyla kamu kesiminin gerek Yönetim Kurulu Üyesi gerekse denetçilerinin seçiminde etkinliği Şirket Ana Sözleşmesine ve Şirketteki iştirak payına bağlıdır.Kuruluşlar iştiraklerinde Çoğu kez Bakanlık veya kendi personelinden Yönetim ve Denetim Kurulu adaylarını hisselerini temsil eden vekili vasıtasıyla İştirakin Genel Kurulunda seçtirmektedir. İştiraklere ait toplu bilgiler aşağıdaki 117 sayılı çizelgede, ayrıntılı bilgiler ise Ek:4 sayılı çizelgelerde gösterilmiştir. ![]() 2000 yıl sonu itibariyle YDK’nın denetimine tabi kuruluşların iştirak ettiği 200 şirketin; 72sine bir kuruluş, 17’sine birden fazla kuruluş ortak bulunmakta,34 adedi tasfiye halinde veya faaliyeti bulunmamakta, 61 adedi yabancı sermayeli veya başka devletlerin hukukuna göre kurulup faaliyet göstermekte ve 15 adedinde de %50'den fazla kamu payı bulunmaktadır. 1999 yıl sonu itibariyle665,1 trilyon lira olan iştiraklerin nominal (esas) sermayeleri 2000 yılında %206 oranında artarak 2035 trilyon liraya yükseltilmiştir. Bu artışta; sermaye artışlarının yanı sıra, yeni iştirak edilen şirketler ve yabancı para değerindeki değişmeler de etkili olmuştur. 2035 trilyon lira tutarındaki nominal sermayenin %98,2 oranında 1.046 trilyon lirası ödenmiştir. 1999 yılında 219 olan iştirak sayısı, 2000 yılında11 şirketin ilavesi ve30 şirketin tenzili sonucu 200’e düşmüştür. 2000 yılında iştirakler listesine eklenen 11 şirketin 8 i T.C. Ziraat Bankasına gelen ve tasfiye halinde bulunan Şirketler ,3 ü de Tekelin yurt dışı iştirakleridir.Giden şirketlerin 27si özelleşenler, 3ü ise tasfiye olanlardır.. İştiraklerin 2035 trilyon lira tutarındaki nominal sermayelerinin; %12,1oranında 247 trilyon lirası KİT’ler ve sosyal güvenlik kuruluşları tarafından taahhüt edilmiş, taahhüt edilen tutarın da %92,4 oranında 228 trilyon lirası ödenmiştir. KİT'lerin iştirak edilen şirketlerin sermayesine katılma oranı; 1999 yılında %23 iken 2000 yılında10,9 puan azalarak %12,1’e düşmüştür 2000 yıl sonu itibariyle tasfiye halindeki veya faaliyeti olmayan 34 iştirakin dışındaki 166 şirketin; 99’unun dönem sonuçlarının karla, 40’ının dönem sonuçlarının zararla sonuçlandığı tespit edildiği halde, kalan 27 şirketin dönem sonuçları hakkında bilgi alınamamış olması, kuruluşların iştirakleri üzerindeki ilgilerinin ve hakimiyetlerinin ne kadar az olduğunu göstermektedir. 2000 yılında faaliyet gösteren şirketlerin tespit edilen dönem karları toplamı önceki yıla göre863,4 trilyon lira artarak 1473.,8 trilyon liraya ulaşırken, dönem zararları toplamı 52 trilyon lira fazlasıyla 65,4 trilyon lira olarak gerçekleşmiştir. YDK’nın denetimine tabi kuruluşların sermayesine iştirak ettiği 200 şirketin; 5’i hizmet konsorsiyumu şeklinde kurulmuş olup, 33’ünde sermayeye katılma oranı %50’nin üzerinde, 66 adedinde ise %15 oranının altındadır. KİT'lerle ilgili hususları düzenleyen 233 sayılı KHK’de; bir anonim şirkete iştirak için teşebbüs veya bağlı ortaklığın, şirket sermayesine katılma payının en az %15 olması şartı getirilmiş olmasına, bu oranın ortaklığın sermaye artırması halinde de %15’den aşağıya düşürülmemesi yönünde bir amir hüküm bulunmasına rağmen, 66 iştirakteki kamu payının bu oranın altında bulunması ve bu durumdaki şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurulmaması, kamu kaynaklarının kamunun inisiyatifi dışında kullanılmasına neden olmaktadır. Yine 233 sayılı KHK’nin 27/3 maddesi gereğince, aynı iştirake
birden fazla teşebbüs veya bağlı ortaklığın katılamaması gerekirken, rapor eki
(Ek:4) tabloda da görüleceği üzere 28 şirkette birden fazla kamu iktisadi teşebbüsünün
değişik oranlarda payla ortaklık yapmaları ve birbirlerinden bağımsız işletme
politikaları uygulamaları; amaca yönelik birlikteliğin ve kamu kaynaklarının
yerinde ve etkin kullanımının yanı sıra, şirketlerin yönetim kurullarında kamu
paylarının yeterince temsilini de engellemektedir. |
| ||||||||||