KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ’NİN
TABİ OLDUĞU MEVZUAT VE TBMM’NCE
DENETLENMESİ
HAKKINDA MEVZUATLA İLGİLİ NOT

Hazırlayan: Mustafa ÖZKAN
Başdenetçi


İ Ç İ N D E K İ L E R

I.KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİN TABİ OLDUĞU MEVZUAT
A-Kamu İktisadi Teşebbüslerinin tarihsel gelişimi
B-3460 Sayılı Kanun
C-440 Sayılı Kanun
D-2929 Sayılı Kanun
E-233 Sayılı KHK.

II.KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİN TBMM’NCE
DENETLENMESİ
A-3460 Sayılı Kanun
B-468 Sayılı Kanun
C-3346 Sayılı Kanun

III.ÖZET VE GENEL DEĞERLENDİRME




KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ’NİN TABİ OLDUĞU MEVZUAT

 
A-Kamu İktisadi Teşebbüslerinin tanımı ve tarihsel gelişimi:

Kamu teşebbüsü; sermayesinin tamamına veya yarısından fazlasına sahip olarak ya da diğer yollarla, devletin ve/veya diğer kamu tüzel kişilerinin yönetimine, yönetim organları vasıtasıyla hakim olduğu teşebbüs şeklinde tanımlanabilir.

Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) kavramı, gerek konuyla ilgilenen kişi ve kuruluşlar tarafından, gerekse mevzuatta farklı anlamlarda kullanılmakta olup bir tanıma göre KİT’ler; ekonomik faaliyette bulunmak üzere devlet yada başka bir kamu kuruluşu tarafından yalnız veya ortaklık yolu ile oluşturulan, sermayesinin tamamı veya çoğunluğu devlet veya diğer kamu kuruluşlarına ait bulunan, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde devlet tarafından denetlenen ve ürettikleri mal ve hizmetlerden yararlanabilmek için karşılık ödenmesi gereken iktisadi işletmelerdir.

Avrupa’da Kamu İktisadi Teşebbüsleri üzerinde en yetkili kuruluş olan Avrupa KİT Merkezi ise KİT’leri şöyle tanımlamaktadır: Mal veya hizmet üretmek üzere kurulmuş olan, kaynaklarının yarısından fazlası, merkezi veya yerel kamu idareleri tarafından sağlanan veya işletme sonuçlarından bu idarelerin sorumlu bulunduğu ve bunlar tarafından denetlenen girişimlerdir.

Devletin mal ve hizmet üretimi ile ticari faaliyette bulunması genel olarak ekonomik nedenlere dayanmasına karşılık, zaman zaman ideolojik, sosyal v.b. gibi nedenlerle de olabilmektedir.

Osmanlı döneminde KİT sayılabilecek ilk kuruluş bugünkü MKEK’nin temelini oluşturan “Top Asitanesi” esas olarak ordu ve sarayın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 15. yüzyılda kurulmuştur.

Daha sonra; 1810 yılında Beykoz Techizatı Askeriye Fabrikası, 1835 yılında Feshane fabrikası, 1845 yılında Hereke Fabrikası, 1850 yılında

Bakırköy Fabrikası, 1863 yılında Ruscuk Memleket Sandığı, 1888’de Ziraat Bankası kurulmuştur.Bu fabrikalardan Beykoz, Feshane ve Bakırköy Fabrikaları daha sonra Sümerbank bünyesinde uzun yıllar hizmet vermiştir.

Birbiri ardına devam eden Balkan, I. Dünya ve Kurtuluş Savaşları yaklaşık 10 yıl sürmüş bu süreç, ülkenin tüm kaynaklarını kurutmuştur.1923 yılında Türkiye’de Osmanlı Döneminden gelen ufak atölyeler ve imalathanelerin dışında sanayi olmayıp buralarda yaklaşık 80 bin işçi çalışmakta ve ülkenin ihtiyaç maddelerinin tüme yakını dışarıdan alınmakta idi.Osmanlı Maliyesi 1876 yılından beri iflas durumunda olup bütçenin yaklaşık 1 /4’ü dış borç ödemelerine ayrılmakta olup bütçe gelirlerinin yaklaşık yarısını köylüden alınan aşar vergisi oluşturmaktaydı.

Kapütülasyonlar yolu ile yurdu sömüren yabancı sermaye kendinden saydığı azınlıkları ticari aracı olarak kullanmış, Türkler ticari hayatın dışına itilmiştir.Kurutuluş Savaşı ile ticari hayatı elinde tutan Rumlar ve Ermenilerin ülkeden ayrılması ile her yerde ticari hayat sönmüştür.Bu nedenle ulusal bir tüccar yaratmak gerekiyordu.

Ülkeyi düşmandan arındıran genç Türk Yönetimi bu hazin durumu

kökten düzeltmek zorunda idi.Bu amaçla daha Cumhuriyet ilan edilmeden, 18 Şubat 1923 tarihinde İzmir’de “Türkiye İktisat Kongresi” toplandı.Bu kongreye toplumun her kesiminden 1135 kişi katılmış olup kongrenin açılışını yapan Atatürk, konuşmasında Yeni Devletin izleyeceği ekonomik modelin bu kongrede saptanmasını istemiştir.

Bu kongrenin sonunda iktisadın Esaslarının belirtildiği Ekonomi Andı anlamına gelen "Misak-ı İktisadi” kabul edilmiştir.Bu Ekonomi Andı’nda özetle bağımsızlık ilkesi içinde ekonomik kalkınmanın özel sektör eliyle gerçekleştirilmesi, bunun için devletin gerekli düzenlemeleri yapması kararlaştırılmıştır.

Bu dönemde Osmanlı döneminden kalan işletmelerde Devlet eliyle işletilmeye devam edilmiştir.1925 yılında Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur.Banka; devlete ait sanayi kuruluşlarını işletmek, yenilerini kendi başına veya iştirakler yoluyla kurmak, madenleri işletmek, sanayicilere ve madencilere kredi vermek ve her türlü bankacılık işlemlerini yapmakla görevlendirilmiştir.Bunun üzerine daha önceleri devletin çeşitli birimlerine bağlı fabrikaları Banka tarafından devralınarak çalıştırılmaya başlanmıştır.Kanunun 8. maddesine göre banka kendisine devredilen kuruluşları mümkün olduğu kadar özel sektöre devretmek, özel sektöre kredi vermek ve ona öncülük etmek görev ve yetkileri ile donatılmıştır.

Banka bu süreçte kendisine bağlı fabrikaları ve iştiraklerini yönetmede başarılı olmuşsada; sermaye yetersizliği ve mali durumu nedeniyle ve özel sektörün asgari bilgi ve teşebbüs fikrinden yoksun olması nedeniyle bankacılık alanında başarılı olamamıştır.

Ekonomik kalkınmada temel unsur olarak görülen özel sektörün güçlendirilmesi amacıyla 1924 yılında İş Bankası, 1926 yılında Emlak ve Eytam Bankası kurulmuş, 1927 yılında Teşvik-i Sanayi kanunu çıkarılmıştır.Bu kanunla getirilen koruma ve teşviklere karşın, özel sektörün kendisinden beklenen atılımı gerçekleştirememesi, Türkiye Sanayii ve Maadin Bankası’nın temel fonksiyonlarını gereğince yerine getirmede yetersiz kalması ve 1929 Ekonomik Buhranı’nın ortaya çıkması ekonomide Devletçilik fikrinin ağırlık kazanmasına neden olmuştur.

Devletin para işlerini düzenleme görevini yerine getiren Osmanlı Bankası’nın bu görevi 1930 yılında kurulan Merkez Bankası’na devredilmiştir.Bu dönemde Devletçilik uygulamaları ağır basmaya başlamış olup T.Sanayi ve Maadin Bankası’nın sorumluluğundaki tesisler 1932 yılında kurulan Devlet Sanayi Ofisine verilmiştir.Bankacılık işlemleride yeni kurulan Türkiye Sanayi Kredi Bankası’na devredilmiştir.

Devlet Sanayi Ofisinin kuruluş kanunu’nun gerekçesinde; “ülkede güçlü sermayedar bulunmadığından halkın ancak küçük ölçekte sanayi işlerine girebildiği ülkede iktisadi dengenin süratle düzenlenmesi ve üretim imkanlarının gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan sanayi teşebbüslerinin doğrudan doğruya Devlet tarafından vücuda getirilmesi ve işletilmesi bir zaruret teşkil etmektedir” şeklindeki ifade ile ekonomik politikadaki kökten değişiklik açıkca görülmektedir.

1933 yılı “Karma Ekonomik Model”in uygulanma sürecinin başladığı yıl olmuştur.Devlet Sanayi Ofisi ve T.Sanayi Kredi Bankası mevcut hali ile milli sanayinin gelişmesine katkıda bulunmaktan çok özel sektörü caydırıcı etkisi olduğu gerekçesi ile 3.6.1933 tarih ve 2262 Sayılı Kanunla kurulan Sümerbank’a devredilmiştir.Bu Kanunla Sümerbank’a verilen görevler şunlardır:Devlet Sanayi Ofisi’nden devralacağı fabrikaları işletmek, devlet sermayesi ile vücuda getirilecek bütün sınai müesseselerin etüd ve projelerini hazırlamak ve bunları tesis etmek ve idare etmek, başka şirketlere iştirak ve yardım etmek, memlekete ve kendi fabrikalarına gerekli olan usta ve işçileri yetiştirmek, sanayi müesseselerine kredi temin etmek ve kendisine verilen konularda danışmanlık yapmak gibi ülkenin o günkü sorunlarını gidermeye yönelik bir amacı olduğu görülmektedir.

1933 yılında ilk 5 yıllık plan uygulanmaya başlanmış olup planda yer alan projeleri gerçekleştirme görevi Sümerbank’a verilmiştir.Planda yer alan projeler; dokuma , maden, selüloz, seramik ve kimya sanayileri olmak üzere 5 sektörde toplanmıştır.

Daha sonra 14.6.1935 tarih ve 2805 Sayılı Kanunla; MTA Enistitüsü’nce bulunan madenlerin işlenmesini sağlamak ve Elektrik İşleri Etüt İdaresince geliştirilecek Projelere göre enerji üretimi ve dağıtımını yapmak üzere Etibank kurulmuştur.

Sümerbank ve Etibank temel sanayi, maden ve enerji işletmelerinin kurulmasında , insan gücünün yetiştirilmesinde , modern işletmecilik tekniklerinin uygulanmasında çok önemli görevler üstlenmiş ve daha sonra bir çok KİT’lerin çekirdeğini oluşturmuştur.Bu dönemde, Sümerbank ve Etibank dışında yeni düzenlemelerle yeni kamu teşebbüsleri de oluşturulmuştur.

5 Şubat 1937 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği ile “ Altı İlke” Anayasa’nın 1. maddesine ilave edilmiştir.Bu ilkelerden birisi de “Devletçilik” ilkesi olup; kalkınmanın baş yolunun “Devletçilik” olduğu ilkesi resmileşmiştir.


B-3460 Sayılı Kanun:           

KİT’lerin ekonomide artan önemi, bu kuruluşların genel bir düzenlemeye tabi tutulmaları gereğini ortaya çıkarmıştır.Bunun sonucunda; 4.7.1938 tarih ve 3950 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3460 Sayılı “Sermayesinin Tamamı Devlet Tarafından Verilmek Suretiyle Kurulan İktisadi Teşekküllerin Teşkilatı ile İdare ve Murakebeleri Hakkında Kanun” ile Sümerbank , Etibank, T.C. Ziraat Bankası, Denizbank ile Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu bu kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.

Kanunun 1. maddesinde; Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan İktisadi Devlet Teşekküllerinin teşkilatı ile idare ve murakebelerinin bu kanuna göre düzenleneceği ve yönetileceği belirtilmiştir.

Bu kanun hükümlerine tabi teşekküllerin tüzel kişiliğe, mali ve idari özerkliğe sahip ve sorumlulukları sermayeleri ile sınırlı bulunmak üzere özel hukuk hükümlerine göre yönetileceği 2. maddede belirtilmiş olup bu özellikler daha sonraki düzenlemelerde de esas alınmıştır.

Kanun’un 3. maddesinde ise teşekküller ve müesseselerin Muhasebe-i Umumiye, Arttırma ve Eksiltme ve İhale Kanunları, Divanı Muhasebatın denetimi hükümlerine tabi olmadığı belirtilerek bu teşekkülleri devlet kuruluşlarından ayrı tutulmuş, denetimleri de Sayıştay denetimi dışında düzenlenmiştir.

Kanun’un 4. maddesinde ise bu kanun hükümlerine tabi teşekküllerin yetkili idare ve denetim organları;

I.Umumi Heyet (Genel Kurul)
II.Umumi Murakebe Heyeti (Yüksek Denetleme Kurulu)
III.İdare Meclisi (Yönetim Kurulu)
IV.Umum Müdürlük (Genel Müdürlük ) olarak tesbit edilmiştir.

I.Genel Kurul:

Kanun’un 5. maddesinde bu kanun hükümlerine tabi teşekküllerin Genel Kurulu; Başbakan veya Bakanlardan seçeceği birisinin başkanlığı altında Maliye, İktisad ve Ziraat Vekilleri ile TBMM Bütçe, Adliye, İktisad ve Ziraat Komisyonları başkan ve başkan vekilleri, yazı işleri müdürleri ve katiplerle ve bu komisyonların kendi üyeleri arasından seçeceği 5 üye ve Sayıştay 1. başkanı ve Umumi Murakebe Reisi (Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı) ile bu kanun hükümlerine tabi teşekküllerle sermayeleri 1 milyon TL’ndan fazla olan milli bankaların Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürlerinden oluşmaktadır.

Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı ve görüşülen teşekkülle ilgili işlerde teşekkül yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü oy kullanamazlar, genel kurul üye tam sayısının yarısından bir fazlası ile toplanır, kararlar mevcudun ekseriyeti ile verilir.

Genel Kurul’un teşekküllerin genel faaliyetlerini, Yüksek Denetleme Kurulu’nun raporları ile teşekküllerin bilanço ve kâr- zarar hesaplarını incelemek ve gerekli kararları almak gibi görevleri vardır.

Görüldüğü gibi 3460 Sayılı Kanun’a göre Genel Kurul bürokrat ağırlıklı olup burada alınan kararlar gerekçeleri ile birlikte TBMM üyelerine gönderilerek konudan TBMM haberdar edilmektedir.

II.Umumi Murakebe Heyeti (Yüksek Denetleme Kurulu):

3460 Sayılı Kanunun 7 – 13. maddeleri arasında düzenlenmiş olup bu konu II. Bölümde incelenmiştir.

III.İdare Meclisi (Yönetim Kurulu): 

Kanunun 14 – 16. maddeleri arasında düzenlenen İdare Meclisi (Yönetim Kurulu) teşekküllerin kendi özel kanunlarına göre teşekkülleri yönetirler.Genel Müdürler Yönetim Kurulu’nun üyesi olup, oya iştirak ederler.

Yönetim Kurulu üye sayısı ve atanma şekilleri ile süreleri teşekküllerin özel kanunlarında gösterilmiş olup genel kurulca seçilecek yönetim kurulu üyesi hükümetçe tayin edilmektedir.

Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin ücretleri Hükümetçe tayin edilmektedir.

Yönetim Kurulu Başkan ve üye seçilebilmek için teşekküllerin özel kanunlarında yazılı özelliklerden başka yüksek öğrenim görmüş ve görevlerini başarı ile yerine getirmek için mesleki, hukuki, mali, iktisadi ve teknik bilgiye sahip ve tecrübe sahibi olmaları şart olup, rakip müesseselerle maddi menfaat ilişkileri bulunanlar yönetim kurulu üyesi olamazlar.

IV.Umum Müdürlük (Genel Müdürlük):

Kanunun 17 – 20. maddeleri arasında düzenlenen umumi müdürlük (Genel Müdürlük); teşekküllerin bütün işlemleri, kendi özel kanunlarındaki yetki çerçevesinde Yönetim Kurulu’nun gözetiminde Genel Müdürlük tarafından yerine getirilmektedir.

Genel Müdür teşekkülü adli, idari makamlar nezdinde ve üçüncü şahıslara karşı temsil eder.

Genel Müdürlük her 3 ayda teşekkülün faaliyetleri hakkında Yönetim Kurulu’na rapor vermek zorunda olup bu raporun bir sureti Yüksek Denetleme Kurulu’na verilmesi gerekmektedir.

Kanun’un “Bütçe” başlıklı 21. maddesinde ; teşekküllerin yönetim ve işletme masraflarını kapsayan bütçeleri ile kadroları genel müdürlükleri tarafından hazırlandıktan sonra Yönetim Kurulu’nun incelemesine sunulacağı, bütçenin yönetim masrafları ve kadroya ait kısmı Yönetim Kurulu’nda kabul edildikten sonra İktisat Bakan’ının imzası ile kesinleşirken işletme masrafları ise yönetim kurulunun kabulü ile kesinleşmektedir.

Yıl içersinde gerektiğinde aynı usullerde bütçede değişiklik yapılabileceği ve kesinleşen bütçenin ilgili bakanlığa ve Yüksek Denetleme Kurulu’na gönderileceği kabul edilmiştir.

Bütçenin gerçekleşmesini gösteren bir belge olan bilanço ve kâr-zarar hesabı kanunun 22-25 maddelerinde düzenlenmiştir.

Teşekküllerin senelik bilanço ve kâr-zarar hesapları takip eden yılın ilk 3 ayı içersinde Genel Müdürlükleri tarafından düzenlenerek ve Yönetim Kurulu’nca tetkik ve tasdik edildikten sonra Yüksek Denetleme Kurulu’na gönderilir.

Müesseselerde ise Müessese Müdürleri ve İdare Komitesi tarafından düzenlendikten sonra ilgili teşekkülün genel müdürlük ve yönetim kurulunca kabul edildikten sonra kendi bilanço ve kâr-zarar cetveline iliştirilerek Yüksek Denetleme Kurulu’na gönderilir.

Yüksek Denetleme Kurulu kendisine gönderilen bu bilanço ve kâr-zarar hesapları ve diğer raporlar doğrultusunda teşekküllerin tüm faaliyetlerini kapsayan bir rapor hazırlar ve raporları ilgili bakanlık ve İktisat Bakanlığına gönderir, bu bakanlıklar kendi görüşlerini ekleyerek genel kurula sunulmak üzere Başbakanlığa gönderir.

Bilanço ve kâr-zarar hesapları ile birlikte tüm raporlar Haziran ayı sonunda genel kurul üyelerine verilmesi gerekmektedir.Genel kurul en geç Kasım sonuna kadar toplanarak incelemeye başlar hesapların tasdiki ile yönetim kurulu ibra edilmiş olur.

Müesseseler:Kanunun 26. maddesine göre;

Teşekküller, ellerinde bulunan teşebbüsleri özel hukuk hükümlerine göre idare edilmek ve kendilerine bağlı olmak ve tüzel kişiliğe haiz olmak üzere kurulacak sınırlı sorumlu müesseselere devretmek zorundadırlar.

Müesseseler, ilgili teşekkülün yönetim kurulu tarafından kabul edildikten sonra İktisat Bakanı tarafından tasdik edilecek kararlarla kurulur.Bu kararların ticaret siciline kayıt ve ilanı ile müesseseler tüzel kişilik kazanır.

Müesseselerin idare organları müdür ve idare komitesidir.

Müdür:Müessesenin bütün idare ve işlemlerden sorumlu olup müesseseyi adli, kazai ve idari makamlar nezdinde ve 3. şahıslara karşı temsil eder.

İdare komitesi:Müessese müdürünün başkanlığı altında varsa yardımcıları ile müessesenin mensup olduğu teşekkülün yönetim kurulu tarafından müessesenin servis şefleri veya memurları arasından seçilecek en az 3 kişiden oluşur.

İdare komitesinin görevi, müessesenin rasyonel faaliyetini iş programına ve ilgili teşekkül tarafından tesbit edilmiş olan esaslara göre sevk ve idare etmektir.

Müessese müdürü, yardımcısı ve servis şefleri ilgili teşekkül genel müdürünün teklifi üzerine teşekkülün yönetim kurulu tarafından, diğer personel ise müessese müdürü tarafından tayin olunur.Bunlarla ilgili teşekkül genel müdürüne bilgi verilir.

İdare Komitesi, teşekkülün tesbit edeceği sürede takip eden yıla ait iş programını hazırlayıp teşekkül genel müdürlüğüne gönderir.İş programlarında bütçe ile birlikte kadrolar, inşaat, işletme, tesisat gibi tüm faaliyetleri kapsar.Gerekirse yıl içinde değiştirilir.

Teşekkül bu iş programlarını tasdik ettikten sonra birer suretini İktisat Bakanlığı, ilgili Bakanlık ve Yüksek Denetleme Kurulu’na gönderir.

Teşekküller sürekli olarak müesseseleri denetler ve teftiş eder.

Müesseselerin borçlarından dolayı ilgili teşekküller aleyhine ancak müesseselerin acze düşmeleri halinde yalnız ödenmemiş sermayeleri dahilinde takibat yapılabilecektir.Teşekküllerin müesseselere kefil olmaları halinde ise borçlar genel hükümlere tabidir.

Kanun’un 41 – 51 maddeleri arasında ise müteferrik hükümler başlığı altında kârın dağıtımı ve Yüksek Denetleme Kurulu ile ilgili hükümlere yer verilmiştir.Ayrıca 5 geçici maddeye yer verilmiştir.

3460 Sayılı Kanun uygulanırken, 18.1.1940 tarih ve 3680 Sayılı

Milli Korunma Kanunu ile Devletin ekonomideki ağırlığı daha da sistemleştirilmiş, daha önce TBMM’de olan KİT’lerin kuruluş yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilmiş, böylece hükümet her türlü alanda, her türlü ticari ve endüstriyel işletme kurma, hatta gerekli gördüğü özel sektör işletmelerine el koyabilme ve bunları işletme imkanına sahip olmuştur.

1950 yılında, çok partili demokratik sisteme geçişle birlikte yapılan seçimler sonucunda iktidara gelen partinin hükümet programında; bundan böyle amme karekterine sahip olunmayan alanlarda işletmeciliğe geçilmeyeceğinin yanında bu tip amme kuruluşlarının da peyderpey özel teşebbüse devredileceğinin belirtilmesine rağmen 1950 – 1960 yılları arasında iktidarda kalan aynı parti hükümetleri ekonomide devletin payını küçültemediği gibi mevcut KİT’lere ilave olarak TCDD, PTT, Denizcilik Bankası, DMO İktisadi devlet teşekkülüne dönüştürülmüş, TPAO, EBK, TDÇİ, SEKA ve Turizm Bankası kurularak KİT kapsamı genişletilmiştir.

27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi ile yeni bir dönem başlamıştır.15.7.1960 tarihinde 3460 Sayılı Kanuna ek olarak çıkarılan 23 Sayılı Kanun ile 3460 Sayılı Kanun kapsamında olan teşekküllerin denetlenmesi bu kanun kapsamına alınmış ve Başbakanlığa bağlı olarak görev yapan Yüksek Denetleme Kurulu Yasama Organı Başkanlığı’na bağlanmıştır.

6.12.1960 tarihinde çıkarılan 154 Sayılı Kanun ile; kamu kesimi borç-alacak ilişkilerini düzenlemek, bu teşebbüslerin durumlarını her yönüyle incelemek, alınması gereken tedbirlerin saptanmasına imkan verecek çalışmaları yapmak amacıyla bir komisyon kurulmuştur.

Düzenlenen yeni anayasa 9.7.1961 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edilmiştir.Anayasa’nın “Bütçe” başlıklı 126. maddesinde; kamu iktisadi teşebbüsleri harcamalarının yıllık bütçenin dışında yapılacağı belirtilerek KİT’lerin özerkliği kabul edilmiş, “Sayıştay; Kamu İktisadi teşebbüslerinin denetlenmesi başlıklı” 127. madde ise KİT’lerin TBMM’nce denetlenmesi kanunla düzenlenir denilmiştir.Kamu İktisadi Teşebbüsleri deyimi ilk kez 1961 Anayasası’nda yer almıştır.

Anayasa’nın “Kalkınma Planı ve Devlet Planlama Teşkilatı” başlıklı 129. maddesinde; “iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma plana bağlanır.DPT’nin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir” denilmiştir.

DPT’nin kurulduğu bu dönemde karma ekonomi ilkesi benimsenmiş ve I.Beş Yıllık Kalkınma Planı hedeflerinde de bu ilkelere yer verilmiştir. Plan hedefleri doğrultusunda “İktisadi Devlet Teşekkülleri Yeniden Düzenleme Komisyonu” kurularak, yapısal ve hukuki düzenlemeler yapılmıştır.


C-440 Sayılı Kanun:

3460 Sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran “ İktisadi Devlet teşekkülleriyle Müesseseleri ve İştirakler hakkında” 440 Sayılı Kanun 12.3.1964 tarihinde TBMM’nce kabul edilmiş ve 21.3.1964 tarih ve 11662 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun’un “Tarifler” başlıklı 1. maddesi şöyledir:

İktisadi Devlet Teşekkülleri; sermayelerinin yarısından fazlası tek başına veya birlikte Devlete (Genel ve katma bütçeli idarelere) ve İktisadi Devlet Teşekküllerine ait olup, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan ve kuruluş kanunlarında bu kanuna tabi olacakları belirtilen teşebbüslerdir.

Devlet ve teşekkül iştirakleri, Devlet ve İktisadi Devlet Teşekküllerinin sermayelerinin yarısına veya daha azına sahip bulundukları, özel hukuk hükümlerine göre kurulan ortaklıklardaki hisselerdir.

Bu kanunda geçen “Teşekkül” deyimi İktisadi Devlet Teşekküllerini, “ İştirak ” deyimi Devlet ve İktisadi Devlet Teşekkülü iştiraklerini , “Müessese” deyimi sermayesinin tamamı Devlete ait olan teşekküllere bağlı ve tüzel kişiliği haiz işletme ve işletmeler grubunu, “Bakanlık” deyimi teşekküllerin kanuna göre ilgili bulundukları bakanlıkları, “Tüzük” deyimi, bu kanunun uygulanmasını gösteren tüzüğü ifade eder.

440 Sayılı Kanunda 3460 Sayılı kanundan ayrı olarak İktisadi Devlet Teşekkülleriyle Müessese ve İştiraklerini ayrıntılı olarak tanımlamıştır.

Kanun’un amacı ve konusu ise 2. maddede şöyle tanımlanmıştır.

A)Amaç:

Bu kanunun amacı, İktisadi Devlet Teşekkülleriyle müesseseleri ve iştiraklerin ulusal ekonomimize faydalı olabilmesi için özerk bir tarzda, karma ekonominin kurallarına ve ekonomik gereklere uygun olarak yönetilmelerini, kârlılık ve verimlilik anlayışı içinde çalışmak ve sermaye birikimine yardım etmek suretiyle daha fazla yatırım kaynağı yaratmalarını ve bu amaca ulaşmak için denetlenmelerini sağlamaktır.

B)Konu:

İktisadi Devlet Teşekkülleriyle müesseselerinin kuruluş, yönetim ve denetimi ve iştiraklerin yapılması ve yönetimi bu kanuna göre düzenlenir ve yürütülür.

Kanun’un “Teşekküllerin kuruluşu” başlıklı 3. maddesinde; Teşekküllerin tüzel kişiliğe sahip ve faaliyetlerinde özerk olduğu, Teşekküllerin özel kanunla kurulacağı, bu kanun ve kuruluş kanunları dışında özel hukuk hükümlerine tabi olacağı ve sorumluluklarının sermayeleri ile sınırlı oldukları belirtilmiştir. Bunların sonucunda; Teşekküller ve müesseseler Genel Muhasebe , Devlet alım- satım ve ihaleleri ile Devlet inşaatının tabi olduğu mevzuat hükümlerine ve Sayıştay denetimine tabi olmadıkları belirtilirken konunun amaç başlıklı maddesinde belirtilen amaçları başarmaya devamlı olarak elverişli bulunmayan teşebbüslerin İktisadi Devlet Teşekkülü olarak kurulamayacağı belirtilmiştir.

Devlet iştirakleri ise kanunla, teşekkül iştirakleri Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmaktadır.Teşekküller, kuruluş kanunlarında belirtilen amaçlarla ilgili olmayan ortaklıklara katılamayacaklardır.

Kanun’un 6. maddesinde ise iştirak oranı ile ilgili olarak şu hüküm yer almıştır.

Madde 6- Devlet veya teşekküllerin iştirak ettiği ortaklıklardaki kamu hissesinin % 50’nin üstüne çıkması halinde şirket, bu durumun hasıl olduğu takvim yılını takip eden üç yıl için eski statüsü ile yönetilir.Kamu hissesi bu müddetin sonunda % 50’nin altına düşürülemediği taktirde ortaklık İktisadi Devlet Teşekkülü haline getirilir.

Kanun’un II.Bölümünde, Teşekkül ve müesseselerin yönetim konusunda yetkili organları düzenlenmiştir.

Teşekküller;kanun ve tüzük hükümleri ile yönetim kurulları kararları dahilinde genel müdür tarafından yönetilmektedir.Yönetim kurulu ve genel müdürün görev, yetki ve sorumlulukları kuruluş kanunları ve tüzükte belirtilmiştir.

Yönetim Kurulu teşekküllerin karar organı olup teşekkülü en yüksek seviyede yönetme ve karar alma yetki ve sorumluluğunu taşır.

Yönetim kurulu üye sayısı teşekküllere göre 5-7 arasında değişmektedir.

Teşekkül bünyesinden Yönetim Kuruluna katılacak görevliler kuruluş kanununda gösterilir ve sayıları genel müdür dahil üçten fazla olamaz.

Yönetim Kurulu’na ilgili Bakanlık ve Maliye Bakanı’nın teklifi ile Bakanlar Kurulu’nca tayin edilecek bir üye atanır.Bu üyelerde Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcılarında aranan nitelikler aranmaktadır.Ayrıca sanayi, tarım ve ulaştırma alanlarında çalışan teşekküllerden geniş ölçüde işçi çalıştıranların yönetim kurullarında bir işçi üye bulunur.Özel sermayenin teşekküllerdeki hissesi % 15’i aştığı taktirde yönetim kurulunda bir üye bulundurabilirler.

Özel sermaye hissesini temsil eden üyenin dışındaki yönetim kurulu üyeleri diğer kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulunda üye olarak çalışamaz ve başka bir iş yapamazlar.Rakip kuruluşlarda menfaat bağları bulunanlar, yönetim kurulu üyesi olamazlar.

Teşekkül genel müdürü ve sayısı özel kanunlarında belli edilen genel müdür yardımcıları ilgili Bakan’ın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca atanır.Tayin usullerine göre değiştirilebilir.

Genel Müdür Yönetim Kurulu’nun başkanlığını yapar, teşekkülü idare eder ve adli merciler ile 3. kişilere karşı teşekkülü temsil eder.

Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı olabilmek için;

a)İktisadi veya mesleki alanda yüksek öğrenim yapmış olmak,

b)Genel Müdür ve yardımcılık görevlerini yerine getirebilecek ehliyet, bilgi ve tecrübe sahibi olmak,

c)Memur’in Kanunu’nun ilgili maddesindeki niteliklere sahip olmak gerekir.

Müesseseler:

Sermayesinin tamamı devlete ait teşekküller, işletmelerini kendilerine bağlı, tüzel kişiliği haiz müesseseler olarak teşkilatlandırmaya mecburdur.Bu ancak Bakanlar Kurulu Kararıyla kaldırılabilir.

Müesseseler, çalışma konuları, nitelikleri ve kuruluş yerleri bakımından bağımsız olarak yönetilmesi faydalı bulunan bir veya daha fazla işletmeyi kapsar.

Müesseseler bağlı oldukları teşekkülün yönetim kurulu kararıyla kurulur.

Müesseseler, teşekkül yönetim kurulunca atanacak bir müdür ve yönetim komitesi tarafından idare edilir.

Müdür, yönetim komitesinin başkanı olup müesseseyi temsil eder.

Yönetim komitesi, müessesenin en yüksek seviyedeki idarecileri arasından seçilecek üç görevli ile geniş ölçüde işçi çalıştırdığı Bakanlar Kurulu’nca belli edilen müesseselerde işçi üyeden kuruludur.Yönetim komitesi kararları 10 gün içinde teşekküle gönderilir.

Kanun’un c) Programlar, bütçeler – hesaplar, kısa ve uzun vadeli programlar 13 – 19 maddeleri arasında yer almıştır. 19. maddede ise Bilançolar ve netice hesapları ve faaliyet raporları düzenlenmiş olup, Bilanço ve netice hesapları 4. ayın sonuna kadar hazırlanıp faaliyet raporuyla birlikte Yüksek Denetleme Kurulu’na gönderileceği belirtilmiştir.

Denetleme başlıklı 20 ve 21. maddelerde ise; teşekküller ve müesseselerin Yüksek Denetleme Kurulu’nun mali, idari ve teknik denetimine tabi olduğu belirtilmiş ve Yüksek Denetleme Kurulunun; Teşekküllerin bir yıla ait hesap ve işlemleri üzerindeki incelemelerini en geç ertesi yılın Eylül ayı sonuna kadar tamamlayarak bunlar hakkında düzenlenen raporları ilgili mercilere vereceği belirtilmiştir.

Kanun’un “faaliyet sınırı ve gaye” başlıklı 23. maddesi şöyledir.

Madde 23- Teşekküller kuruluş gayeleri dışında faaliyette bulunamazlar.

İşletme ve idarede prensip kârlılık ve verimliliktir.Her teşekkül kendisine verilen sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları bu esasa göre kullanmaya ve değerlendirmeye mecburdur.

Teşekküllerin her türlü personeli bu prensibe uygun olarak gereken gayret ve basireti göstermekle yükümlüdür.

Bu maddede belirtilen kârlılık ve verimlilik ilkesinin sonucu olarak “Fiyat ve tarifeler” başlıklı 24. maddede; Teşekküller mal ve hizmet fiyatlarını tesbitte serbest olduğu ilkesi yer almıştır.

Ancak aynı maddenin 2. fıkrasında; bu mal ve hizmetlerden temel mal ve hizmet mahiyetinde olanların fiyatları gerektiğinde Bakanlar Kurulu’nca tesbit edilebilecektir.Tesbit olunan fiyatlar maliyetin altında bulunduğu takdirde zarar en geç takip eden yılın genel bütçesine konulacak ödenekle kapatılır.Ayrıca teşekküllere Bakanlar Kurulu kararlarıyla verilecek görevlerden zarar oluşursa bu zararda bütçeden karşılanacak olup bu görevler teşekkülün çalışma alanı dışında olamayacaktır.

Teşekkül personelinin atama ve işe alma şartları 25. maddede düzenlenmiştir.Personelin Yönetim Kurulu tarafından atanacağı belirtilmiştir.Her teşekkül için kadro sınıflandırılması, idari ve teknik personelde aranacak nitelikler, işe alma, nakil, terfi, işe son verme ve disiplin cezaları gibi konuları düzenlemek üzere Bakanlığın Olur’u ile yürürlüğe girecek bir yönetmelik hazırlanması gerekmektedir.

Devlet ve teşekkül iştiraklerinde pay % 15’in üzerinde ise Devlet adına Maliye Bakanlığı ve teşekkül temsilcisi iştirak yönetim kurulunda bulundurulur.

Kanun’un 28. maddesinde; teşekküllerin ve müesseselerin malları ve her çeşit mevcutları aleyhine işlenen suçlar devlet malı aleyhine işlenmiş sayılır ve bunlar için TCK’nun bu fiillere uyan cezaları uygulanır.

Bu kanunda şartları taşımasına rağmen kanunun uygulanmayacağı durum “istisnalar ve saklı hükümler “ başlıklı 34. maddede düzenlenmiş olup madde şöyledir.

İstisnalar ve saklı hükümler

Madde 34- 1. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu kanun hükümlerine tabi değildir.

2.a)Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunundan faydalanan gerçek ve tüzel kişilerle kurulmuş olan ortaklıklara ait kanun ve ana sözleşmeler ile,

b)Petrol Kanunundan faydalanan tüzel kişiliği haiz ortaklıklara ait kanun ve ana sözleşmeler hükümleri saklıdır.

Kanun metninde yer alan , Tüzük; kanunun uygulanmasını düzenlemek üzere yürürlüğe girişinden itibaren 6 ay içinde Maliye Bakanlığınca ilgili Bakanlıklar ve Yüksek Denetleme Kurulu’nun görüşünü alarak hazırlanıp yürürlüğe konulacaktır.

Kanunun Geçici 1. maddesinde; Bu kanun hükümlerine intibakı sağlamak için Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak “İktisadi Devlet Teşekküllerini Yeniden Düzenleme Komisyonu” kurulacağı kararlaştırılmıştır.

Komisyon 6 üyeden oluşacak olup; Maliye, Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarıyla, DPT, YDK ve Devlet Personel Dairesi temsilcilerinden oluşacaktır.Komisyon en fazla 2 yıl içinde çalışmalarını bitirecektir.

Geçici 2. maddede bu komisyonca İktisadi Devlet Teşekküllerinin bütün aktif ve pasifleri belli edilecek esaslara göre yeniden değerlendirilmesi kararlaştırılmıştır.

Kanunun yayımından itibaren 3 yıl içinde teşekküllerin faaliyet konuları dışındaki iştirakleri tasfiye edilecektir.

Kanun yürürlüğe girdiği tarihte kuruluş kanunu olmayan teşekküllerin kuruluş kanunlarını ilgili bakanlık 6 ay içinde hazırlayıp ilgili komisyona verip, gerekli düzenlemeler yapılarak Bakanlar Kurulu’na sunulacak, 3 ay içinde de TBMM’ne sevk edilecektir.Bu kuruluş kanunları yürürlüğe girinceye kadar teşekkül yönetim kurulları bu kanuna göre kurulacaktır.

Geçici Madde 6’da ise geçici dönemde denetleme düzenlenmiş olup; Yüksek Denetleme Kurulu hakkında Kanun yürürlüğe girinceye kadar Kamu İktisadi teşebbüslerinin denetimi3460 ve 23 Sayılı kanunların YDK ile ilgili hükümlerine göre yapılacaktır.

440 Sayılı Kanun yaklaşık 20 yıl uygulanmıştır.

1980 yılına ülke ekonomik bunalımla girmiştir.24 Ocak 1980 tarihinde alınan ve “24 Ocak Kararları” olarak anılan ekonomik istikrar tedbirleri ile KİT politikasında köklü değişiklikler yapılmıştır.Bu kararlarla ülkede uygulanan ithal ikameci sanayileşme stratejisinin yerine ihracata yönelik sanayileşme stratejisine dönüşümün sağlanması ve serbest piyasa kurallarının ekonomiye hakim kılınması amaçlanmıştır.Bu amaçların gerçekleştirilmesi için; Devletin ekonomideki ağırlığının hafifletilmesi, sermayenin tabana yayılması, KİT’lerin serbest piyasa koşullarında etkinlik esasına göre çalışmalarının sağlanması, özelleştirme ve Türk Lirasının konvertibl hale getirilmesi amacıyla çeşitli idari ve yasal düzenlemeler yapılmıştır.

Bu kararların alınmasından yaklaşık 9 ay sonra 12 Eylül 1980 Askeri Harekatı ile ordu yönetime el koymuştur.Kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş, görev ve yetkilerinin düzenlenmesi ile ilgili olarak 17.6.1982 tarih ve 2680 Sayılı yetki kanunu çıkarılmıştır.Bu kanun uyarınca Bakanlar Kurulu’nun 26.8.1982 tarih ve 8/5284 Sayılı kararı ile “Kamu Yönetimini Yeniden Düzenleme Komisyonu” oluşturulmuştur.Komisyonun, Kamu İktisadi Teşebbüslerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin çalışmaları 1983 yılında sonuçlandırılmış ve bu çalışmaların ışığı altında, İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları Hakkında 60 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname 11.4.1983 tarihinde çıkartılarak 440 Sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.


D-2929 Sayılı Kanun:

60 Sayılı KHK’nın değiştirilerek    kabulü hakkında 2929 Sayılı Kanun 19.10.1983 tarihinde TBMM’de kabul edildikten sonra 22.10.1983 tarih ve 18199 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasında; kanununun, iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarını ve bunların müesseselerini, bağlı ortaklıklarını ve iştiraklerini kapsar denilerek kapsamı çizilmiştir.

2. fıkrada kanunun amacı şöyle belirtilmiştir:

a)İktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarının ve bunların müesseselerinin, bağlı ortaklıklarının kurulmasını, iştiraklerinin yapılmasını, özerk bir tarzda ve karma ekonominin kurallarına uygun olarak yönetilmelerini,

b)İktisadi devlet teşekküllerinin ekonomik gereklere uygun olarak verimlilik ve kârlılık ilkeleri doğrultusunda kendi aralarında ve ulusal ekonomi ile uyum içinde çalışarak sermaye birikimine yardım etmelerini ve bu suretle daha fazla yatırım kaynağı yaratmalarını,

c)Kamu iktisadi kuruluşlarının kendilerine verilen görev ve kamu hizmetlerini ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak verimlilik ilkesi doğrultusunda yürütmelerini,

d)İktisadi devlet teşekküllerinin, kamu iktisadi kuruluşlarının ve bunların müesseseleri ile bağlı ortaklıklarının amaçlarına ulaşabilmelerini sağlamak için denetlenmelerini,

Düzenlemektir.

Kanunda geçen deyimler kanunun 2. maddesinde tanımlanmış olup 2. madde şöyledir:

Tanımlar ve kısaltmalar:

MADDE 2.

1.Bu Kanunda geçen deyimler aşağıda tanımlanmıştır.

a)İktisadi devlet teşekkülü; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kanunla kurulan kamu iktisadi teşebbüsleridir.

b)Kamu iktisadi kuruluşu; sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kanunla kurulan, kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsleridir.

c) Müessese; sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olup, ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğudur.

d)Bağlı ortaklık; sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan anonim şirketlerdir.

e)İştirak;İktisadi devlet teşekküllerinin veya kamu iktisadi kuruluşlarının veya bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde yirmialtısına en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketlerdeki hisseleridir.

f)İşletme; müesseselerin ve bağlı ortaklıkların mal ve hizmet üretim birimleridir.

2.Bu Kanunda geçen “ teşekkül” deyimi iktisadi devlet teşekküllerini, “Koordinasyon Kurulu” deyimi Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu’nu, “Tüzük” deyimi, bu Kanunun uygulanmasını gösteren tüzüğü ifade eder.

2929 Sayılı Kanunun II.kısmında Teşekkül, Müessese, Bağlı Ortaklık ve iştiraklerin kurulması, nitelikleri, organları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürün nitelikleri, atanmaları gibi hususlar belirtilmiştir.

Teşekküller:

Kanunun 3 – 14. maddeleri arasında Teşekküller yer almıştır.

Teşekküller kanunla kurulur. Kurulmasında ekonomik ihtiyaçlar gözetilir.Bankacılık alanındaki teşekküllerin % 91’i devlete ait olması şartıyla A.Ş. olarak kurulabilecektir.

Tüzel kişiliğe sahip teşekküller özel hukuk hükümlerine tabidir.Yönetim Kurulu bir başkan ve dört üyeden oluşur.Yönetim kurulu üyelerinden üçü ilgili Bakan’ca, biri Maliye Bakan’ınca önerilir ve Başbakan, Maliye Bakanı ve ilgili Bakan’ın imzalarını taşıyan ortak kararname ile atanır.Genel Müdür Yönetim Kurulu Başkanıdır.Görev süreleri 3 yıldır.Süre dolmadan görevden alınabilir.Ayda ikiden az olmamak üzere toplanır.Üye sayısının salt çoğunluğu ile toplanır, kararlarını üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alır.

Genel Müdür olabilmek için; yüksek okul mezunu olmak, 10 yılı kamu olmak üzere 15 yıl çalışmak, yeterli bilgi ve tecrübe sahibi olmak İDT personeli ile ilgili, kanunda öngörülen diğer niteliklere sahip bulunmak.

Kuruluş kanununda belirtilen sayıdaki genel müdür yardımcısı ise genel müdürün önerisi üzerine Yönetim Kurulu’nca atanır.En az 7 yılı kamu kuruluşlarını olmak üzere toplam 10 yıl çalışmış olmak gerekir.

Müesseseler:

Sermayesinin tamamı Devlete ait teşekküller, işletmelerini müessese olarak teşkilatlandırırlar.Müesseseler teşekkül genel müdürünün önerisi ve yönetim kurulunun kararı ile kurulur.Müesseseler yönetim kurulunun kararı ve ilgili bakanlığın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından Bağlı Ortaklık haline getirilebilir.Müesseseler sermayeleri ile sorumludur.Müessesenin organları yönetim komitesi ve müessese müdürüdür.Yönetim komitesi bir başkan ve dört üyeden oluşur.Başkan müessese müdürü, üyeler üst düzey yöneticilerdir.Yönetim komitesi kararları karar gününü izleyen 10 gün içinde teşekküle gönderilir.

Müessese Müdürü, teşekkül genel müdürünün önerisi üzerine yönetim kurulunca atanır.5 yılı kamu kuruluşlarında olmak üzere 10 yıl çalışmış olmak gerekir.

Bağlı Ortaklıklar:

Bağlı ortaklıklar bir müessesenin bağlı ortaklık haline getirilmesi, teşekkülün iştiraklerdeki hissesinin % 50’nin üstüne çıkması, teşekkülün sermayesinde % 50’den fazla hisseye sahip olduğu yeni bir şirket kurulması şeklinde oluşur. Bağlı ortaklıklar Bakanlar Kurulu kararı ile kurulur.

Bağlı ortaklıklar yönetim kurulu genel müdür dahil beş üyeden oluşur.Genel Müdür ve kamu temsilcileri teşekkül genel müdür ve yönetim kurulu üyelerinin şartlarını taşımalı.

Bağlı ortaklıklarda 3 kişiden oluşan denetim kurulu vardır.Özel kesim payı % 20’den fazla ise genel kurulda onları temsilen bir üye seçilir.

Bağlı ortaklıklar bilanço ve kâr-zarar cetvellerini Mart ayı sonuna kadar YDK’na göndermek zorundadırlar.YDK raporunu Mayıs ayı sonuna kadar ilgili teşekküe ve bağlı ortaklığa göndermek zorundadır.Bağlı ortaklık genel kurulu en geç Haziran ayı sonuna kadar toplanır ve YDK raporunu da dikkate alarak kararını verir.Alınan kararlar 3 gün içinde YDK’na gönderilir.YDK bu kararları ilgili teşekkül raporunda değerlendirir.

İştirakler:

Teşekkül veya bağlı ortaklığın bir A.Ş.’ne iştiraki ilgili teşekkülün önerisi üzerine Koordinasyon Kurulu Kararı ile yapılır.İştirak oranı en az % 26 olmalıdır.Sermaye arttırımında bu oran düşürülemez.Aynı iştirake birden fazla teşekkül veya bağlı ortaklık iştirak edemez. Teşekkül veya bağlı ortaklık her

% 15 hisse için yönetim kurulunda en az bir üye bulundurur.

Teşekkül, müessese ve bağlı ortaklıklar, işletmelerinde üretilen mal ve hizmet fiyatlarını tesbitte serbesttir.Gerektiğinde    fiyatlar Bakanlar Kurulu’nca tesbit edilir.Fiyatlar maliyetin altında ise bu görevden doğan zarar ve mahrum kalınan kâr izleyen yılın bütçesine konan ödenekle karşılanır.

Kanun’un 38. maddesinde ; Teşekküller, müesseseler ve bağlı ortaklıkların BYDK’nun mali idari ve teknik yönden sürekli denetimine tabi olduğu belirtilmiştir. Raporların en geç ertesi yılın Ekim ayı sonuna kadar tamamlanması gerektiği belirtilmiştir.

Kanun’un 41-50. maddeleri arasında personele ilişkin hükümler yer almıştır.

Kamu İktisadi Kuruluşu:

Kanun’un 51- 56. maddeleri arasında düzenlenmiş olup İktisadi Devlet Teşekkülleri ile aynı özellikleri taşırlar.

Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu:

İDT ve KİK’nın gerek kendi aralarında gerekse birbirleriyle olan ilişkilerinde genel koordinasyonun sağlanması ve bunların ortak sorunları hakkında karar alınması görevi EİYKK tarafından yerine getirilir.

Kanun’un 62. maddesinde Teşekküllerin ve KİK’nun müesseselerin ve bağlı ortaklıkların malları ve her çeşit mevcutları aleyhine işlenen suçlar, Devlet aleyhine işlenmiş sayılır ve TCK’daki cezalar uygulanır.

İştiraklerden; teşekkülün faaliyet alanı dışında kalanlarla ve elden çıkarılmaları mümkün olan iştirak payları 3 yıl içinde elden çıkarılacaktır.

% 26’nın altında bulunanlarda EİYKK kararı ile muhafaza edilir.

Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte sermayesinin % 51’inden fazlası devlete veya teşekküle ait olan Limited Şirketlerin devamına Koordinasyon Kurulu’nca karar verilmesi halinde Bakanlar Kurulu kararıyla A.Ş.’ye dönüştürülerek bağlı olduğu teşekkül belirtilir.

Kanun’un geçici 6. maddesinin 2. fıkrasında, teşekküllerin ve kamu iktisadi kuruluşlarının kuruluşlarına ilişkin Kanun hükmünde kararnamelerin en az 1 ay içinde, müesseselerin kuruluşuna ilişkin yönetim kurulu kararları ile bağlı ortaklıkların ana sözleşmelerinin ise teşekkül ve kamu iktisadi kuruluşlarının hukuken kuruldukları tarihi takip eden en geç 6 ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konulacağı belirtilmiştir.

Kanun’un eki listede çeşitli bakanlıklara bağlı 25 teşekkül ve bu teşekküllere bağlı 93 müessese ve 47 Bağlı Ortaklık ile 7 Kamu İktisadi Kuruluşu ve bunlara bağlı 12 Müessese ve 3 Bağlı Ortaklık yer almıştır.


D-233 Sayılı KHK:

17.6.1982 tarih ve 2680 Sayılı Yetki Kanunu’na dayanılarak Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile ilgili düzenlemeler 18.6.1984 tarih ve 18435 Sayılı Resmi Gazete'’e yayımlanan 233 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmıştır.233 Sayılı KHK ile yaklaşık 9 ay yürürlükte kalan 2929 Sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, Kamu İktisadi Teşebbüsleri bugünkü hukuki statülerine kavuşturulmuştur.

233 Sayılı KHK’nin maddelerine ve bu maddelerle getirilen yeniliklerle diğer kanunlardan farklılıklarına karşılaştırmalı olarak aşağıda yer verilmiştir.


BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler 

Kapsam ve Amaç:

Madde 1-1.Bu Kanun Hükmünde Kararname, iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarını ve bunların müesseselerini, bağlı ortaklıklarını ve iştiraklerini kapsar.

2.Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Amacı:

a) İktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarının ve

bunların müesseselerin, bağlı ortaklıklarının kurulmasını, iştiraklerinin teşkilini, özerk bir tarzda ve ekonominin kurallarına uygun olarak yönetilmelerini,

b) İktisadi devlet teşekküllerinin ekonomik gereklere uygun olarak verimlilik ve kârlılık ilkeleri doğrultusunda kendi aralarında ve milli ekonomi ile uyum içinde çalışarak sermaye birikimine yardım etmelerini ve bu suretle daha fazla yatırım kaynağı yaratmalarını,

c) Kamu iktisadi kuruluşlarının kendilerine verilen görev ve kamu hizmetlerini ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak verimlilik ilkesi doğrultusunda yürütmelerini,

d)İktisadi devlet teşekküllerinde ve kamu iktisadi kuruluşlarında ve bunların müesseseleri ile bağlı ortaklıklarında 17.4.1984 tarih ve 2983 Sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması hakkında Kanun’un uygulanması ile ilgili işbirliği ve koordinasyon esaslarını,

e)İktisadi devlet teşekküllerinin, kamu iktisadi kuruluşlarının ve bunların müesseseleri ile bağlı ortaklıklarının amaçlarına ulaşabilmelerini sağlamak için denetlenmelerini,

Düzenlemektir.

440 Sayılı ve 2929 Sayılı Kanunda kanun kapsamındaki

kuruluşların “Karma ekonominin kurallarına uygun olarak yönetilmeleri” ilkesi yer almışken 6 Kasım 1983 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde iktidara gelen hükümetin programında yer alan ilkeler paralelinde 233 Sayılı KHK’de bu ilke “ekonominin kurallarına uygun olarak yönetilmeleri” ilkesi benimsenmiştir.

İlk defa 2929 Sayılı Kanun ile getirilen İDT ve KİK ayrımına burada da yer verilmiş olup İDT verimlilik ve kârlılık ilkeleri doğrultusunda çalışırken KİK ise kendilerine verilen görev ve kamu hizmetlerini ekonomik ve sosyal gereklere uygun olarak verimlilik ilkeleri doğrultusunda yürütmeleri öngörülmüştür.

Tanımlar ve kısaltmalar:

 Madde 2-Bu KHK de geçen deyimler ve kısaltmalar aşağıda tanımlanmıştır.

1.Kamu iktisadi teşebbüsü “Teşebbüs”; iktisadi devlet teşekkülü ile kamu kuruluşunun ortak adıdır.

2.İktisadi devlet teşekkülü “teşekkül” sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsüdür.

3.Kamu iktisadi kuruluşu “Kuruluş”; sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan, kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsüdür.

4.Müessese; sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olup, ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğudur.

5.Bağlı ortaklık; sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktiasdi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan anonim şirketlerdir.

6.İştirak;İktisadi devlet teşekküllerinin veya kamu iktisadi kuruluşlarının veya bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde onbeşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketlerdir.

7.İşletme; müesseselerin ve bağlı ortaklıkların mal ve hizmet üreten fabrika ve diğer birirmleridir.

8.Koordinasyon Kurulu;Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu’dur.

9.Kamu Ortaklığı Kurulu;2983 Sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması hakkında Kanun’da belirtilen Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu’dur.

Kamu İktisadi Teşebbüsü,İktisadi Devlet Teşekkülü ve Kamu İktisadi Kuruluşunun ortak adı olarak tanımlanmış olup bu ayrım 2929 Sayılı Kanundan sonra 233 Sayılı KHK’de de yer almıştır.

İDT İktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyette bulunurken KİK tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan kamu hizmeti niteliği ağır basan KİT olarak tanımlanmıştır.

İştirak tanımında, İDT, KİK ve Bağlı ortaklıkların sermayelerinin en az % 15 en çok % 50’sine sahip bulundukları A.Ş.’ler oldukları belirtilmiştir. 440 Sayılı Kanunda asgari oran belirtilmemiş, 2929 Sayılı Kanunda ise % 26 olarak belirtilmiştir.

Bu KHK’de yer alan Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulu, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu ibareleri 28.12.1987 tarih ve 304 Sayılı KHK’nin 5. maddesi ile “Yüksek Planlama Kurulu” olarak değiştirilmiştir.

İKİNCİ KISIM
Teşebbüs, Müessese, Bağlı Ortaklık ve İştirakler

BİRİNCİ BÖLÜM
TEŞEBBÜSLER

Teşebbüslerin Kurulması:

Madde3-1.Teşebbüsler Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulur.

2.Yeni bir teşebbüsün kurulmasında ve mevcut bir müessese veya bağlı ortaklığın teşebbüs haline getirilmesinde , ekonomik ihtiyaçlar gözetilir.

3.Teşebbüslerden iktisadi devlet teşekkülü olanlar, bankacılık

alanında, sermayelerinin en az % 91’inin Devlete ait olması şartıyla anonim şirket şeklinde de kurulabilir.Bu durumda Türk Ticaret Kanununun 277 nci maddesinde sözü edilen 5 kurucunun bulunması şartı aranmaz, genel kurulu ve denetçileri bulunmaz.

4.Teşebbüsün merkezi, Koordinasyon Kurulunca tespit edilir ve değiştirilebilir.

440 ve 2929 Sayılı Kanunlarda Kanunla kurulacağı belirtilen teşebbüslerin, 233 Sayılı KHK’de Bakanlar Kurulu’nca ekonomik ihtiyaçlar gözetilerek kurulacağı belirtilmiştir.

İlk defa 2929 Sayılı Kanunda yer alan 3.fıkra ile İDT olanlar bankacılık alanında sermayelerinin en az % 91’inin Devlete ait olması şartıyla A.Ş. olarak kurulabileceği, 5 kurucu şartının aranmayacağı genel kurul ve denetçilerinin bulunmayacağı belirtilmiştir.

233 Sayılı KHK’nin 3. maddesinin 3. fıkrası 15.9.2000 tarih ve 24171 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 615 Sayılı KHK ile değiştirilmiştir.Ancak KHK’nin dayanağını oluşturan 4588 Sayılı Yetki Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi üzerine bu kanuna dayanılarak çıkarılan 615 Sayılı KHK’de iptal edilmiştir.

İptal nedeniyle oluşan boşluk 3.2.2001 tarih ve 24307 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4622 Sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmiş olup yeni 3. fıkra şöyledir.

“3. Teşebbüslerden iktisadi devlet teşekkülü olanlar, anonim şirket şeklinde kurulabilir.Anonim Şirket şeklinde kurulan iktisadi devlet teşekküllerinde Türk Ticaret Kanunu’nun 277 nci maddesinde sözü edilen beş kurucunun bulunması şartı aranmaz, genel kurul ve denetçiler bulunmaz”

Fıkranın ilk halindeki bankalarla ilgili kısım, kamu bankalarının özerkleştirilmesi ile ilgili olarak çıkarılan 25.11.2000 tarih ve 4603 Sayılı Kanun ile düzenlendiğinden burada yer verilmemiştir.

Bu fıkra ile tanımlanan A.Ş.’ler TTK  ‘nun ilgili maddelerinden ayrı bir oluşum içermekte olup 233 Sayılı KHK kapsamındaki A.Ş.’ler olarak adlandırılabilir.

Teşebbüslerin nitelikleri:

Madde 4-1.Teşebbüsler tüzel kişiliğe sahiptir.

2.Teşebbüsler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabidir.

3.Teşebbüsler, Genel Muhasebe Kanunu ile Devlet İhale Kanunu hükümlerine ve Sayıştay’ın denetimine tabi değildir.

4.Teşebbüslerin sorumlulukları    sermayeleri ile sınırlıdır.

Teşebbüslerin sermayesi, ilgili bakanlığın talebi üzerine Koordinasyon Kurulu’nca tespit edilir.

2929 Sayılı kanunda yer aldığı gibi Teşekküller KHK’de saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olacağı, Genel Muhasebe Kanunu, Devlet İhale Kanunu Hükümleri ve Sayıştay denetimi dışında tutularak resmi kuruluşlardan ayrı özerk bir yapılarının olduğu kabul edilmiştir.Sermaye artışlarının YPK kararları ile olması da gerekli prosedürü azaltmıştır.

Teşebbüslerin organları:

Madde 5-1.Teşebbüs organları, yönetim kurulu ve genel müdürlüktür.

2.Yönetim Kurulu, teşebbüsün en yüksek seviyede yetkili ve sorumlu karar organıdır.

3.Genel Müdürlük, teşebbüsün yetkili ve sorumlu yürütme organıdır.

Teşebbüs Yönetim Kurulu’nun teşkili:

Madde 6-1.Yönetim Kurulu bir başkan ve beş üyeden oluşur.

2.Genel müdür yönetim kurulu başkanıdır ve ilgili bakanın teklifi üzerine ortak karar ile atanır.

3.Yönetim kurulu üyelerinden; ikisi ilgili bakanın, biri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu bakanın, ikisi teşebbüs genel müdür yardımcıları arasından ilgili bakanın teklifi üzerine ortak karar ile atanır.

4.Genel müdürün bulunmadığı hallerde, genel müdürün yönetim kurulu üyeleri arasından görevlendireceği genel müdür vekili yönetim kuruluna başkanlık yapar.

Teşebbüs organları yönetim kurulu ve genel müdürlük olup; bir başkan ve beş üyeden oluşan yönetim kuruluna genel müdür başkanlık eder.

Genel müdür ilgili bakanın teklifi üzerine ortak kararla atanırken, yönetim kurulu üyelerinden ; ikisi ilgili Bakanın, biri Hazinenin bağlı olduğu bakanın, ikiside teşebbüs genel müdür yardımcıları arasından ilgili Bakanın teklifi üzerine ortak kararla atanır.

233 Sayılı KHK ile 2929 Sayılı Kanuna göre 5 olan üye sayısı bir arttırılmıştır.2929 Sayılı Kanun’dan farklı olarak iki genel müdür yardımcısının yönetim kurulu üyesi olması kabul edilerek yönetim kurulunda idareye ağırlık veren bir model benimsenmiştir.

Teşebbüs Yönetim Kurulu Üyelerinin nitelik ve şartları:

Madde 7-1.Teşebbüs yönetim kurulu üyeliklerine atanacakların, Devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip, yüksek öğrenim yapmış ve teşebbüsün faaliyet alanı ile ilgili idari ve mesleki ihtisasa sahip olmaları şarttır.Ancak, ilgili bakanın teklifi üzerine atanan üyelerden birinde idari veya mesleki ihtisasa sahip olma şartı aranmaz.

2.Teşebbüs yönetim kurulu başkan ve üyeleri; başka bir teşebbüste yönetim kurulu üyesi olamaz ve rakip kuruluşlar ile menfaat ilişkisi içinde bulunamazlar.

3.Birinci fıkradaki niteliklere sahip bulunan kamu görevlileri teşebbüs yönetim kurulu üyeliklerine atanabilirler. Esas görevleri devam etmek üzere atanan yönetim kurulu üyeleri , başka bir teşebbüs, bağlı ortaklık ve denetim kurulu üyesi olarak görev alamazlar.

Yönetim kurulu üyesi olarak atanacaklarda devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma, yüksek öğrenim görmüş olma ve teşebbüsün faaliyet alanı ile ilgili idari ve mesleki ihtisasa sahip olma şartları aranır.Ancak ilgili bakanın teklifi ile atanacaklardan birinde bu şart aranmaz.

Yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ancak bir teşebbüste yönetim kurulu üyesi olarak çalışmaları kabul edilmiştir.

Teşebbüs Yönetim Kurulu Üyelerinin görev süresi:

Madde 8-1.Yönetim kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır.Görev süresi sona erenler tekrar atanabilirler.Atandıkları usule göre görevlerinden alınabilirler.

2.Süre dolmadan üyeliğin boşalması veya üyelik için aranan niteliklerin ve şartların kaybedilmesi halinde, kalan süreyi tamamlamak üzere atama yapılır.

Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi TTK’nun 314. maddesine paralel bir düzenleme ile 3 yıl olarak tesbit edilmiştir.2929 Sayılı Kanun’dan farklı olarak yönetim kurulu üyelerinin atandıkları usullerle görevden alınabileceği belirtilmiştir.

Süre dolmadan üyeliğin boşalması halinde atanan üyeler kalan süreyi tamamlamak üzere atanırlar.

Teşebbüs Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri:

Madde 9- Yönetim Kurulu’nun görevleri ve yetkileri aşağıda gösterilmiştir.

1.Kanun, tüzük, yönetmelik, kalkınma planı ve yıllık programlar çerçevesinde teşebbüsün gelişmesini sağlayacak kararları almak,

2.Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıkların çalışmalarının verimli ve kârlı olarak yürütülmesi şartlarını oluşturacak esasları ve işletme politikalarını belirlemek,

3.Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklara ait yıllık program, bilanço ve netice hesapları ile yıllık ve uzun vadeli çalışma programlarına uygun olarak hazırlanan faaliyet raporlarını onaylayarak ilgili mercilere sunmak,

4.Müesseseler ve bağlı ortaklıklar arasında koordinasyonu sağlayacak kararları almak,

5.Yönetim Kurulunun onayı ile uygulanabilecek yönetim komitesi kararları hakkında, komite kararının teşebbüse ulaşmasını izleyen onbeş gün içinde karar almak,

6.Genel müdürün teklifi üzerine ; Genel Müdür yardımcıları, daire

başkanları, müessese müdürleri veya benzer görevlere alınacak personeli atamak,

7.Genel Müdürlük çalışmalarını izlemek,

8.Teşebbüslerin taşıt alım ve kullanımına ait Koordinasyon Kurulu’nca alınacak kararlarla ilgili uygulama esaslarını belirlemek,

9.Kanun, tüzük ve yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak,

10.Yönetim Kurulları sınırlarını açıkça belirlemek şartıyla yetkilerinden bir kısmını genel müdüre devredebilirler.Ancak; yetki devri yönetim kurulunun sorumluluğunu kaldırmaz.

399 Sayılı KHK’nin 59. maddesiyle 6. fıkradaki Genel Müdür yardımcıları metinden çıkarılmış, ortak kararla atanacağı kabul edilmiştir.

Yönetim Kurulu’na teşebbüsü yönetmesinin yanı sıra, bağlı müessese ve bağlı ortaklıkların çalışma esaslarının ve işletme politikalarının belirlenmesi, yıllık program, bilanço ve netice hesapları ile yıllık ve uzun vadeli çalışma programlarına uygun olarak hazırlanan faaliyet raporlarının onaylanması ve ilgili mercilere sunulması gibi görevler de verilmiştir.

Müessese ve bağlı ortaklıkla ilişkiler ise koordinasyonu sağlama düzeyinde belirlenmiştir.

Teşebbüs Yönetim Kurulunun toplantı ve karar yeter sayısı:

Madde 10-Yönetim kurulu, genel müdürün daveti üzerine ayda iki defadan az olmamak üzere üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alır.Oylarda eşitlik halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır

Teşebbüs genel müdürlüğü:

Madde 11-Genel müdürlük, genel müdür, Koordinasyon Kurulu Kararı ile belirlenecek sayıda genel müdür yardımcısı ve bağlı alt birimlerden teşekkül eder.

233 Sayılı    KHK’nin “ Teşebbüs Genel Müdürü ” başlıklı 12. maddesi 399 Sayılı KHK’nin 59. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış bu konu 399 Sayılı KHK’de değişiklik yapan 3771 Sayılı Kanun ile tekrar düzenlenmiştir.

Teşebbüs Genel Müdürün görev ve yetkileri:

Madde 13-Genel müdürün görev ve yetkileri aşağıda gösterilmiştir.

1.Teşebbüsü; kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile yönetim kurulu kararları doğrultusunda yönetmek,

2.Teşebbüsü, idare ve yargı mercilerinde ve üçüncü kişilere karşı temsil etmek ve temsil yetkisini gerektiğinde devretmek,

3.Genel müdür yardımcıları, daire başkanları, müessese müdürleri veya benzer görevlere alınacak personelin atanmalarını yönetim kuruluna teklif etmek,

4.Diğer personeli atamak

(Mülga:15/3/1990 – KHK – 408/5 Md.)

5.Teşebbüs sermayesi ile diğer mali kaynakların, verimlilik ve kârlılık ilkelerine uygun bir düzen içinde kullanılmasını sağlamak,

6.Kanunların verdiği diğer görevleri yapmak,

7.Genel Müdür, sınırlarını açıkça belirlemek şartıyla yetkilerinden bir kısmını astlarına devredebilir.Ancak; yetki devri Genel Müdürün sorumluluğunu kaldırmaz.

233 Sayılı KHK’nin 14. Maddesinde Genel Müdür yardımcılarının atanma şekli ve nitelikleri düzenlenmiş olup bu madde 399 Sayılı KHK’nin 59. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM
Müesseseler

Müesseseler ve kuruluşları:

Madde 15-1.Sermayesinin tamamı Devlete ait teşebbüsler, işletmelerini müessese halinde teşkilatlandırabilirler.

2.Bir müessese içinde toplanmasında yarar ve gerek görülmeyen işletmeler, Koordinasyon Kurulu Kararı ile doğrudan kamu iktisadi kuruluşuna bağlı olarak faaliyetlerini sürdürebilirler.

3.Tekel niteliğindeki mallar, müesseseler veya işletmeler tarafından üretilir.

4.Müesseseler, teşebbüs genel müdürün teklifi ve yönetim kurulunun kararı ile kurulur.

5.Müesseseler, statülerinin ticaret sicillerine kayıt ve ilanı ile tüzel kişilik kazanır.

6.Müesseselerin statüsünde, müessesenin ticaret ünvanı, çalışma alanı, idare merkezi, tahsis edilmiş sermayesi ve sorumluluğunun sermayesi ile sınırlı olduğu hususları yer alır.

7.Müesseseler, teşebbüs yönetim kurulunun görüşü alınarak ilgili bakanlığın teklifi üzerine Koordinasyon Kurulu Kararı ile bağlı ortaklık veya iştirak haline getirilebilir.

8.İşletmelerin müessese; müesseselerin bağlı ortaklık haline getirilmesine ve benzeri her türlü yapı değiştirmeye ait işlemler bütün vergi, resim ve harçlardan muaftır.

1.fıkra 331 Sayılı KHK ile , 5. fıkra ise 420 Sayılı KHK ile değiştirilmiştir.

2. fıkrada; bir müessese içinde toplanmasında yarar ve gerek görülmeyen işletmeler YPK kararı ile doğrudan KİK’na bağlı olarak faaliyetini sürdürebilir hükmü ile KİK’na bir ayrıcalık tanınmıştır.

Müesseselerin nitelikleri:

Madde 16-1.Müesseseler tüzel kişiliğe sahiptir.

2.Müesseseler , bu Kanun Hükmünde Kararname’de saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabidir.

3.Müesseseler, Genel Muhasebe Kanunu ile Devlet İhale Kanunu hükümlerine ve Sayıştay’ın denetimine tabi değildir.

4.Müesseselerin sorumluluğu sermayeleri ile sınırlıdır.

Müesseselerin organları:

Madde 17-1.Müessesenin organları, yönetim komitesi ve müessese müdürlüğüdür.

2.Yönetim Komitesi, müessesenin en yüksek seviyede karar organıdır.

3.Müessese müdürlüğü, müessesenin yetkili ve sorumlu yürütme organıdır.

Müessese Yönetim Komitesinin teşkili:

Madde 18-1.Yönetim komitesi bir başkan ve dört üyeden oluşur.

2.Yönetim komitesinin başkanı müessese müdürüdür.

3.Yönetim komitesinin üyeleri müessesenin üst seviyedeki yöneticileri arasından, teşebbüs genel müdürünün teklifi üzerine yönetim kurulunca atanır.

4.Müessese yönetim komitesi üyeliklerine atanacakların, teşebbüs yönetim kurulu üyelerinin nitelik ve şartlarına sahip olmaları gerekir.

Yönetim komitesinin görev, yetki ve toplanması:

Madde 19-1.Yönetim komitesi; teşebbüsçe tespit edilen esaslara, işletme bütçesi ve programlara uygun olarak, verimlilik ve kârlılık ilkeleri doğrultusunda müessesenin yönetimini sağlayacak kararları almakla görevli ve yetkilidir.

2.Yönetim komitesi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını çoğunlukla alır.Oylarda eşitlik halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış olur.

3.Yönetim komitesi, kararlarını karar gününü izleyen günden itibaren on gün içinde teşebbüse gönderir.

Müessese Müdürü:

Madde 20-1.Müessese müdürü, teşebbüs müdürünün teklifi üzerine yönetim kurulunca atanır.

2.Müessese müdürü olarak atanabilmek için, en az dört yıl kamu kurum ve kuruluşlarında olmak üzere toplam asgari sekiz yıl başarı ile çalışmış olmak ve genel müdürde aranan diğer niteliklere sahip bulunmak gerekir.

Müessese Müdürünün görev ve yetkileri:

Madde 21-1.Müessese Müdürü; müesseseyi, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile yönetim kurulu ve yönetim komitesi kararları doğrultusunda yönetir.

2.Müessese müdürü, idare ve yargı mercilerinde ve üçüncü kişilere karşı müesseseyi temsil eder.Temsil yetkisini gerektiğinde devredebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bağlı Ortaklıklar

Bağlı ortaklıkların kuruluşu:

Madde 22-1.Bağlı ortaklıklar;

a)Bir müessesenin bağlı ortaklık haline getirilmesi,
b)Teşebbüsün iştiraklerdeki hissesinin % 50’nin üstüne çıkması,
c)Teşebbüsün sermayesinde % 50’den fazla hisseye sahip olduğu

yeni bir şirket kurulması,

Şeklinde oluşur.

2.Mevcut müesseselerin veya işletmelerin bağlı ortaklık haline getirilmesi YPK, yeni bağlı ortaklıkların kurulması ise Bakanlar Kurulu Kararı ile olur.

2929 Sayılı Kanun’da Bağlı Ortaklıkların Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulacağı belirtilmişken 233 Sayılı KHK’de mevcut müesseselerin ve işletmelerin YPK kararı ile bağlı ortaklık haline getirilmesine imkan verilmiştir.

Bağlı ortaklıklara uygulanacak hükümler:

Madde 23 –1. Sermayelerinin en az % 91’i kamu iktisadi kuruluşlarına ait olan bağlı ortaklıkların genel kurulu ve denetçileri bulunmaz.

2.Bağlı ortaklıklar, bu Kanun Hükmünde Kararname’de saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabidir.

Kamu İktisadi kuruluşlarının en az % 91’ine sahip oldukları bağlı ortaklıkların genel kurulu ve denetçilerinin bulunmaması nedeniyle bunlar teşebbüsler gibi denetlenir.Bu KİK’na tanınan bir ayrıcalıktır.

Bağlı ortaklıkların Yönetim Kurulu, Genel Müdürü ve atamalar:

Madde 24-1.Bağlı ortaklıkların yönetim kurulu, genel müdür dahil beş üyeden oluşur.

2.Bağlı ortaklıkların genel müdürleri ile kamu kesimini temsil eden yönetim kurulu üyelerinde, teşebbüs genel müdürü ve yönrtim kurulu üyeleri için öngörülen nitelik ve şartlar aranır.

3.Genel müdür, ilgili bakanın teklifi üzerine ortak karar ile atanır.Bağlı ortaklık genel müdürü aynı zamanda yönetim kurulu başkanıdır.

4.Yönetim kurulunun en çok iki üyesi, özel kesimi oluşturan ortaklıkların hisselerinin her % 20’si için yönetim kurulunda bir temsilci bulundurma hakkına sahip oldukları dikkate alınarak genel kurulca seçilir.

5.Yönetim kurulunun genel müdür ile özel kesim temsilcilerinin dışında kalan ve teşebbüsü temsil edecek üyelerinden biri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu bakan, diğerleri ilgili bakan tarafından atanır.

6.Genel Müdür Yardımcıları Teşebbüs yönetim Kurulu tarafından atanır.

5.fıkranın bu hali 308 Sayılı KHK ile değişik şeklidir.Değişiklikten önce fıkra; genel müdür ile özel kesim temsilcilerinin dışında kalan ve teşebbüsü temsil edecek üyeleri biri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu bakan tarafından önerilmek kaydı ile kendi mensupları veya dışarıdan ilgili bakan tarafından atanır şeklinde idi.

Fıkranın her iki halinde 2929 Sayılı Kanunla teşekküle tanınan yönetim kurulu üyesi atama yetkisi terkedilmiştir.

Fıkrada Genel Müdür Yardımcılarının Teşebbüs Yönetim Kurulu tarafından atanacağı hükmü yer almış, bağlı ortaklıklarda teşekküllerden farklı olarak genel müdür yardımcılarının yönetim kurulu üyesi olmamaları nedeniyle karar ve yürütme fonksiyonları ayrılmıştır.

Bağlı ortaklık denetçilerinin seçimi:

Madde 25-1.Bağlı ortaklıkların denetim kurulu üç üyeden oluşur.

2.Özel kesimi oluşturan hisselerin toplam olarak % 20’yi geçmesi halinde; özel kesimi temsil eden üyeler, kendi aralarında oya katılanların çoğunluğu ile bu kesimi temsilen bir üye seçerler.

3.Denetim kurulunun geri kalan 2 üyesinden biri ilgili bakanlık, diğeri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu bakan ve gerektiğinde üçüncü üye teşebbüs tarafından kendi mensupları arasından veya dışarıdan atanır.

4.Denetçilerde, yönetim kurulu üyesi için gerekli nitelik ve şartlar aranır.Ancak, denetçilerden birinde mesleki ihtisas şartı aranmayabilir.

2929 Sayılı kararda Denetçilerde “mesleki ihtisas şartı aranmayabileceği” belirtilmişken 233 Sayılı KHK’de denetçilerden birinde mesleki ihtisas şartının aranmayabileceği kabul edilmiştir.

Bağlı ortaklık Yönetim Kurulunun ibrası:

Madde 26-1.Bağlı ortaklıkların, bilanço ve kar – zarar cetvellerini hazırlamaları ve en geç Mart ayı sonuna kadar Yüksek Denetleme Kuruluna göndermeleri zorunludur.

2.Yüksek Denetleme Kurulunun, bağlı ortaklığa ilişkin raporunu hazırlaması ve en geç mayıs ayı sonuna kadar bağlı ortaklık ve ilgili teşebbüse göndermesi gereklidir.

3.Bağlı ortaklık genel kurulu en geç Haziran ayının sonuna kadar toplanır ve Yüksek Denetleme Kurulunun raporunu da dikkate alarak kararlarını verir.

4.Genel kurul kararlarına ilişkin tutanak üç işgünü içinde Yüksek Denetleme Kuruluna gönderilir.Yüksek Denetleme Kurulu, bağlı ortaklık genel kurulunca alınan kararı İlgili teşebbüs hakkında düzenleyeceği raporda değerlendirir.

Bu madde 2929 Sayılı Kanun’un 26. maddesi ile aynı olup yeni düzenleme ile YDK Raporları dikkate alınarak Bağlı ortaklık genel kurulu yönetim kurulunu ibrası yönünde karar verir, bu durum teşekkül raporunda da yer alır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İştirakler

İştiraklerin teşkil ve nitelikleri:

Madde 27-1.Teşebbüs veya bağlı ortaklığın bir anonim şirkete iştiraki, ilgili teşebbüsün önerisi üzerine koordinasyon kararı ile yapılır.

2.Bir anonim şirkete iştirak için teşebbüsün veya bağlı ortaklığın şirket sermayesine katılma payının en az % 15 olması gerekir.Bu oran ortaklığın sermaye artırması halinde de % 15’den aşağı düşürülemez.

3.Aynı iştirake birden fazla teşebbüs veya bağlı ortaklık katılamaz.

4.Teşebbüs iştiraklerine ait hisse senetlerinin mülkiyeti teşebbüse bağlı ortaklık iştiraklerine ait hisse senetlerinin mülkiyeti ise bağlı ortaklığa aittir.

5.İştiraklerin teşkilinde, 2983 Sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkındaki Kanun Hükümleri saklıdır.

2. fıkrada iştiraklere katılma payı en az % 15 olması gerekir şeklindeki sınır 2929 Sayılı Kanunda % 26 olarak yer almıştı.Ayrıca 5. fıkrada 2983 Sayılı Kanun hükümleri saklı tutulmuştur.

İştiraklerin yönetimi:

Madde 28-1.Teşebbüs ve bağlı ortaklıklara ait iştiraklerin yönetim kurullarında, teşebbüs ve bağlı ortaklığı temsilen her % 15 hisse için en az bir üye bulundurulur.

2.Teşebbüs ve bağlı ortaklık temsilcileri, teşebbüsün veya bağlı ortaklığın kendi mensupları arasından ve imkan dahilinde iştirakin bulunduğu yere en yakın teşebbüs veya bağlı ortaklık birimi içinde veya dışardan teşebbüs veya bağlı ortaklığın yönetim kurulunun göstereceği adaylar arasından seçilirler.

3.Teşebbüs ve bağlı ortaklık temsilcileri, yönetim kurulu üyesi oldukları anonim şirketin faaliyetleri ve mali durumu hakkında, tüzükte belirtilen esaslara göre, teşebbüs veya bağlı ortaklığa bilgi vermekle yükümlüdürler.

4.Teşebbüs veya bağlı ortaklık, Türk Ticaret Kanunu gereğince ortakların haiz oldukları bütün haklara sahiptir.Bu haklar temsilcinin varlığı, ileri sürülerek kayıtlanamaz.

5.Her teşebbüs veya bağlı ortaklığa ait iştiraklerin bilanço ve netice hesapları, teşebbüs ve bağlı ortaklıkların yılık faaliyet raporlarına eklenir.

2929 Sayılı kanunla getirilen düzenleme 233 Sayılı KHK’de de aynen yer almıştır.

233 Sayılı KHK’nin “Mali Hükümler, Tasfiye ve Denetim” başlıklı “Üçüncü Kısım” da 29 –38 nolu maddelerden oluşan bölümde Mali Hükümler, Yatırımlar, finansman programları, muhasebe sistemi, bilanço ve netice hesapları, faaliyet raporları, teşebbüslerin fiyat ve tarifeleri gibi konular yer almıştır.

“Teşebbüslerin muhasebe sistemleri” başlıklı 33. maddede; Bankalar ve sigorta şirketleri dışındaki teşebbüs müessese ve bağlı ortaklıklarda”İktisadi Devlet Teşekkülleri Tek Düzen Muhasebe Sisteminin uygulanacağı belirtilmiştir.Ancak; Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın 213 Sayılı VUK’nun 175 ve mükerrer 257. maddelerinin verdiği yetkiye istinaden “Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği” 1 Ocak 1994 tarihinden geçerli olmak ve zorunlu olarak uygulanmak üzere 26.12.1992 tarih ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Sözkonusu tebliğ, KİT, Müessese, Bağlı Ortaklık ve Diğer Anonim Şirketleri de kapsamına almıştır.Öte yandan, YPK 25.11.1993 tarih ve 93/T – 109 Sayılı kararı ile sözkonusu tebliğin; 233 Sayılı KHK’nin 33. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen “İktisadi Devlet Teşekkülleri Tekdüzen Muhasebe Sistemi” olarak uygulanmasını kararlaştırmıştır.

Teşebbüslerin bilançoları, netice hesapları ve faaliyet raporları:

Madde 34-1.Bilançolar ve netice hesapları, İktisadi Devlet Teşekkülleri Tek Düzen Muhasebe Sistemine göre belirlenen tiplere uygun olarak, ait oldukları yılı izleyen üçüncü ayın sonuna kadar hazırlanır ve faaliyet raporlarıyla birlikte Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’na gönderilir.

2.Faaliyet raporları, yıllık ve uzun vadeli çalışma programlarına uygun olarak düzenlenir.Bu raporlar, dönem çalışma sonuçlarının program ve bütçelerle mukayesesini, bütçe ve programlarda öngörüldüğü halde gerçekleştirilmeyen işlerin sebeplerini ve bunlara ilişkin iktisadi ve mali analizleri kapsar.

3.Bilanço ve netice hesapları, teşebbüslerin Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesi ve onaylanmasından sonra, Resmi Gazete’de yayımlanır.

Teşebbüslerin fiyat ve tarifeleri:

Madde 35-1.Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklar, işletmelerinde üretilen mal ve hizmet fiyatlarını tespitte serbesttirler.

2.Üretilen mal ve hizmetlerin fiyatları, gerektiğinde Bakanlar Kurulu’nca tespit edilebilir.

3.Bakanlar Kurulu’nca tespit olunan fiyatlar maliyetlerin altında bulunduğu takdirde:

a)Zarar ile birlikte, mahrum kalınan kar ait olduğu veya ait olduğu

yılı izleyen yılın genel bütçesine konulacak ödenekle karşılanır.

b)Mahrum kalınan kâr miktarı, mal ve hizmetin satış maliyeti üzerinden % 10 kâr payı tahakkuk ettirilerek belirlenir.

c)Zararın miktarı, ilgili bakanlık ve Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nca teşebbüs muhasebe kayıtları esas alınarak birlikte tespit edilir.

4.Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklara konuları ile ilgili olarak Bakanlar Kurulunca görev verilebilir.Gerektiğinde bu görev için yapılacak ödeme miktarı Bakanlar Kurulu Kararı’nda belirtilir.Bu görevden doğan zarar ve mahrum kalınan kâr yukarıdaki esaslar dahilinde Hazine’ce karşılanır.

“Teşebbüslerin Fiyat ve Tarifeleri “ başlıklı 35. maddesi 2929 Sayılı Kanunun 33. maddesinde “Fiyat ve Tarifeler” başlık altında yer almış olup ilgili bakanlıklardaki değişikliğin dışında değişiklik olmamıştır.

Son yıllarda özellikle kamu bankalarının Hazine’den olan görev zararı alacakları, maddenin 3/a fıkrasında belirtilen ödeneğin bütçeye konmaması ve faiz tahakkuk ettirilmeleri sebebiyle gittikçe artmıştır.IMF ile yapılan görüşmeler sonucunda verilen Niyet Mektuplarında yer alan taahhütler nedeniyle görev zararı uygulamaları fiilen sona ermiştir.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Denetleme

Mali, İdari ve teknik denetim, denetleme raporları

Madde 39-Teşebbüsler, müesseseler ve bağlı ortaklıklar,

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun mali, idari ve teknik yönden sürekli denetimine tabidir.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu; teşebbüslerin, müesseselerin ve bağlı ortaklıkların bir yıla ait hesap ve işlemleri üzerindeki incelemelerini en geç ertesi yılın Ekim ayı sonuna kadar tamamlar.Kurulca düzenlenen raporlar ilgili mercilere verilir.

İlgili Bakanlığın gözetim ve denetimi: 

Madde 40-1.İlgili bakanlık; teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklık faaliyetlerinin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yürütülmesini gözetmekle görevlidir.

2.Birinci fıkrada belirtilen amaçla ilgili bakanlık, gerekli hallerde teşebbüslerin hesaplarını ve işlemlerini teftiş ve tahkike tabi tutmaya ve bunların iktisadi ve mali durumlarını tespit ettirmeye yetkilidir.Bu yetki, kuruluşların görev ve yetkilerini daraltmayacak, normal faaliyetlerini aksatmayacak şekilde kullanılır.

Denetleme ile ilgili konulara ayrı bir başlık altında ileride yer verilmiştir.

233 Sayılı KHK’nin “Personele İlişkin Hükümler” başlıklı Dördüncü Kısım’da 41-53. maddeleri 308 Sayılı KHK ile değiştirilmiş, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra bu maddeler 399 Sayılı KHK ile tekrar düzenlemiş, Anayasa Mahkemesinin iptali ile oluşan boşluk 3771 Sayılı kanunla tekrar düzenlenmiştir.

233 Sayılı KHK’nin “Çeşitli , Geçici ve Son Hükümler” başlıklı Beşinci Kısmın; “Devlet Malı Sayılma” başlıklı 57. maddesinde 2929 Sayılı Kanunun 62. maddesinden farklı olarak “Teşebbüsün taşınır ve taşınmaz her türlü malları haczedilemez” hükmü ilave edilmiş bu cümle 14.9.1994 tarih ve 4011 Sayılı Kanun ile kaldırılmıştır.

233 Sayılı KHK’nin 58. maddesinde istisnalar sayılmış bu maddeye 315 Sayılı KHK ile; teşebbüslerin, bu KHK’ye bağlı olmaksızın yurt dışında şirket kurmalarına, kurulmuş şirketlere iştirak etmelerine izin vermeye ve bu konularla ilgili esasları kurumlar itibariyle belirlemeye Bakanlar Kurulu’nun yetkili olduğu hükmü ilave edilmiştir.

2929 Sayılı Kanunun 64. maddesinde de yer alan 59. maddedeki Tüzük maddesi 331 Sayılı KHK ile kaldırılmıştır.

60. maddede ise bu KHK’ye tabi teşebbüsler ile bunlara ait müessese ve bağlı ortaklıkların listesinin KHK’ye ekli olduğu belirtilmiştir.

Geçici Madde 2 ve 3 ‘te iştirak paylarının Devir ve Tasfiyesi ile iştirak paylarının toplanması yer almış olup; teşebbüs ve bağlı ortaklıkların faaliyet alanları dışında kalan ve normal piyasa şartları altında elden çıkarılmaları mümkün olan iştirak paylarının devir ve tasfiyeleri, bu KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde bitirilecektir.Tekelcilik amacını önlemeye yönelik olanlar ile stratejik mal ve hizmet üretenler YPK kararı ile uygulama dışında bırakılabilecektir.

308 Sayılı KHK ile geçici maddede yapılan düzenleme ile; hazinenin veya çeşitli kamu kuruluşlarına ait iştirak hisseleri faaliyet alanına en yakın teşebbüs veya bağlı ortaklığa 10 yıl içinde devredilebilecektir.

Geçici 4. maddeye göre KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihte sermayesinin

% 51’i Devlet veya teşebbüslere ait bulunan limited şirketlerin bağlı ortaklık olarak faaliyetlerinin devamına veya tasfiyesine Koordinasyon Kurulu karar verecektir.

Geçici 5. maddede 14 fıkra halinde Geçiş Dönemine Ait Hükümler yer almıştır.

KHK’nin yayımından sonra 297 ve 370 sayılı KHK’lerle 3 adet geçici madde ilave edilmiştir.

Ayrıca 308 Sayılı KHK ile 233 Sayılı KHK’nin 16 maddesine eklenen fıkra ile oluşturulan Danışma Kurulu 12.12.1991 tarih ve 465 Sayılı KHK ile kaldırılmıştır.



II. KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NCE DENETLENMESİ


A-3460 Sayılı Kanun:

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1930’lu yıllardan sonra kalkınmasında devlet kuruluşlarına öncelik vermiş ve planlı bir şekilde Kamu İktisadi Teşebbüslerinin sayısı ve faaliyet alanı gittikçe artmaya başlamıştır.

KİT’lerin sayı ve faaliyet alanlarının artması, bu kuruluşları bazı ortak kurallara bağlama gereğini ortaya çıkarmıştır.Bu ihtiyaç Atatürk tarafından 1937 yılında TBMM’ni açış konuşmasında şu şekilde dile getirilmiştir:

“Endüstrileşme karar ve hareketimize mütenazır olarak bugünkü mevzuatımızda düşünülecek tadiller ve ilave edilecek bazı yeni hükümler vardır.Bunların başlıcalarını şöyle hülasa edebiliriz:

Sermayesinin tamamı veya büyük kısmı devlete ait ticari, sınai kurumların mali kontrol şeklini, bu kurumların bünyelerine ve kendilerinden istediğimiz ticari usul ve zihniyetle çalışma icaplarına süratle tevfik etmek.Bu gibi kurumların bugünkü usullerle çalışabilmelerine ve inkişaf etmelerine imkan yoktur.

Bu konuşma paralelinde 1938 yılında 3460 Sayılı “Sermayesinin Tamamı Devlet tarafından Verilmek Suretiyle Kurulan İktisadi Teşekküllerin Teşkilatıyla İdare ve Murakabeleri Hakkında Kanun”çıkarılarak KİT’lerle ilgili ilk genel düzenleme yapılmıştır.

Kanun’un 4. maddesinde bu kanun hükümlerine tabi teşekküllerin yetkili idare ve denetim organları;

I.Genel Kurul,
II.Umumi Murakebe Heyeti (Yüksek Denetleme Kurulu)
III.İdare Meclisi,
IV.Genel Müdürlük

Olarak tesbit edilmiştir.


II.Umumi Murakebe Heyeti (Yüksek Denetleme Kurulu):

3460 Sayılı Kanun’un 7 – 13. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Madde 7- Bu Kanun hükümlerine tabi teşekküllerle 26. madde gereğince kurulacak müesseseler idari, mali ve teknik bakımından, Yüksek Denetleme Kurulu’nun daimi nezaret ve murakabesi altında bulunurlar.

Yüksek Denetleme Kurulu Başbakanlığa bağlıdır.

Bu maddede belirtilen ve daha sonraki düzenlemelerde de sürekli olarak yer aldığı gibi; Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve Müesseseler idari, mali ve teknik bakımdan Yüksek Denetleme Kurulu’nun sürekli olarak gözetim ve denetimi altında bulunmaktadırlar.

Kanun’un 10. maddesinde Yüksek Denetleme Kurulu’nun vazifesi; bu kanun hükümlerine tabi teşekküllerle müesseselerin idare şekli ve tarzlarını gayelerine ve iktisadi, ticari ve sınai esas ve icablara uygun olarak verimli ve rasyonel bir şekilde işleyip işlemediklerini, hususi ile mevcut şartlara göre emsali müesseselerle mukayeseli maliyet hesaplarını her hesap yılı içinde en az bir defa tedkik, tahlil ve murakebe etmek ve buna dair raporlarını iktisat vekaletiyle ilgili vekalete ve teşekküle vermektir.

Kanunda Yüksek Denetleme Kurulu teşekküller ve müesseselerdeki denetimleri; kuruluşların idare şekli ve tarzları ile amaçlarına göre iktisadi ticari ve sınai esaslara ve gereklere uygun olarak verimli ve rasyonel bir şekilde işleyip işlemedikleri ile özelliği ve mevcut şartlara göre emsal müesseselerle karşılaştırmalı maliyet hesaplarını her hesap yılı içinde bir defa tedkik, tahlil ve murakebe etmek ve rapor düzenlemek olarak belirtilmiştir.

Yüksek Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan raporlar “Genel Kurul”da değerlendirilip teşekküllerin aklanıp aklanmamasına karar verilmektedir.

Kanun’un 5. maddesinde tüm KİT’leri topluca denetlemek üzere kurulması öngörülen Genel Kurul’un oluşum şekli belirtilmiştir.Genel Kurul; Başbakan’ın veya vekillerden tayin edilecek bir kişinin başkanlığı altında Çalışma, Maliye, Ekonomi ve Ticaret ve tarım Bakanlarıyla,TBMM Adalet, Bütçe, Çalışma, Ekonomi, Maliye, Sayıştay ve Tarım Komisyonları Başkanları, Başkan vekilleri, Sözcü ve Katiplerinden ve    bu    komisyonların    her toplantı yılı için kendi arasında seçecekleri beşer kişiden ve Sayıştay Başkanı, Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı ile 3460 Sayılı Kanun hükümlerine tabi teşekküllerden sermayeleri 1 milyon TL’dan fazla olan milli bankaların İdare Meclisi Başkan ve Genel Müdürlerinden oluşmaktadır.

Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı ile hesapları görüşülen teşekkül Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü teşekkülü ilgilendiren işlerde oy kullanamazlar.

Genel Kurul Başbakan’ın daveti ile toplanır.Toplanılacak gün 1 hafta önceden ilan olunur.Üyelerin yarısı ile toplanır.Mevcudun yarısı ile karar alır.Bu şekilde toplanan Genel Kurul KİT’leri toplu olarak denetlemekle görevli olup Kamu İktisadi Teşebbüslerinin 1938 yılı faaliyetleri ile ilgili olarak 15 adet rapor düzenlenmiş bu rapor 30 Kasım 1939 tarihinde Başbakan’ın başkanlığında toplanan ilk genel kurulun incelemelerine esas teşkil etmiştir.

Kanun’un 6. maddesinin 2. fıkrasına göre; Bu heyet tarafından verilmiş olan kararlar gerekçeleri ile birlikte basılarak TBMM üyelerine dağıtılır.

15.7.1960 tarihinde 3460 Sayılı Kanuna ek olarak çıkarılan 23 Sayılı Kanun ile Başbakanlığa bağlı olarak görev yapan Yüksek Denetleme Kurulu TBMM Başkanlığı’na bağlanmıştır.

27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesiyle ülke yönetimine gelen Milli Birlik Komitesi’nce yeni bir Anayasa yapmak için görevlendirilen Kurucu Meclisin hazırladığı Anayasa 9 Temmuz 1961 tarihinde halk oyuna sunularak kabul edilmiştir.

1961 Anayasası’nın temel değişikliklerinden birisi Yasama Organı olan TBMM’nin Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosundan oluşmasıdır.

Anayasa’nın 127. maddesinin 4. fıkrasında; Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesi kanunla düzenlenir demiştir.

1924 Anayasası’nın dayandığı “güçler birliği” prensibi doğrultusunda çıkarılan 3460 Sayılı Kanun’un getirdiği Umumi Heyet tarafından denetimin yerine “Güçler ayrılığı” prensibine dayanan 1961 Anayasası KİT’lerin denetimi yetkisini doğrudan TBMM’ne vermiştir. KİT’ler Bakanlara bağlı olarak faaliyetlerini sürdürdükleri için denetimleri yürütme organının dışında doğrudan Yasama Organına verilmiştir.

21.3.1964 tarih ve 11662 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 440 Sayılı “İktisadi Devlet Teşekkülleriyle Müesseseleri ve İştirakler Hakkında Kanun” ile 3460 Sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ve İktisadi Devlet Teşekkülleri yeniden düzenlenmiştir.

Kanun’un Denetleme başlıklı 20. maddesinde; Teşekküller ve müesseseler Yüksek Denetleme Kurulu’nun özel kanununda gösterilen esaslar dahilinde, bu kurulun, mali, idari ve teknik denetime tabidir.

Denetleme sonuçlarının sunulması başlıklı 21. madde de ise; Yüksek Denetleme Kurulu, teşekküllerin bir yıla ait hesap ve muameleleri üzerindeki incelemelerini en geç ertesi yılın Eylül ayı sonuna kadar tamamlayarak bunlar hakkında düzenlenen raporları kendi kanununda gösterilen mercilere vereceği belirtilmiştir.


B-468 Sayılı Kanun:

440 Sayılı Kanun’un yayımından sonra 22.5.1964 tarih ve 11709 Sayılı Resmi Gazete’de 468 Sayılı “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun’un “TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Karma Komisyonu” başlıklı 1. maddesinde Karma Komisyonla ile ilgili bilgiler verilmiştir.

Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesini sağlamak üzere, Cumhuriyet Senatosunca seçilecek onbeş Cumhuriyet Senatosu Üyesi ile Millet Meclisince seçilecek otuzbeş milletvekilinden oluşan bir TBMM KİT Karma Komisyonu kurulmuştur.Karma Komisyon üyeleri her toplantı yılı başında seçilirler.

Komisyonda siyasi partiler ve siyasi parti mensubu olmayan üyeler, sayılarının üye tamsayısına oranına uygun olarak temsil edilirler.

Karma Komisyonu her toplantı yılı başında bir başkan, bir başkan vekili, bir sözcü ve bir katip üye seçer.Başkan ve başkan vekili ile sözcü ve katip ayrı meclis üyelerinden seçilir.Gerekirse Raportörler seçilebilir.

Kanunun 3. maddesinde TBMM’nin KİT’nin denetlenmesi şekli açıklanmıştır.

Madde 3-Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi Teşebbüsleri Karma Komisyonu, Yüksek Denetleme Kurulu’nun raporlarıyla Başbakanlığın sevk edeceği diğer raporları inceler.Her teşebbüsün bilançosuyla netice hesaplarını kapsaması gereken bu raporlar, esas itibariyle bir yıl önceki duruma ait olmak üzere en geç her Kasım ayı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Başbakanlıkça sunulur ve derhal Karma Komisyona havale edilir.Karma Komisyon, incelemelerini, raporun kendisine havale edilmesinden itibaren doksan gün içinde tamamlar.

Karma komisyonun bütün KİT’leri kapsayan raporu Cumhuriyet Senatosuna sevk edilir.Cumhuriyet Senatosu bu rapor hakkında genel görüşme açar, onbeşgün içinde genel görüşme sonunda bilançolar ve netice hesaplarının tasvip edilip edilmediği hakkındaki görüşlerini Millet Meclisine bildirir.

Millet Meclisi Genel Kurulu, Karma Komisyon raporu ve Cumhuriyet Senatosunun bu rapor üzerinde ulaştığı sonuçlar üzerine genel görüşme açar.Bu genel görüşme en çok 20 gün sürer.Bu genel görüşme sonucunda Millet Meclisi genel kurulu, bilançolar ve netice hesaplarını tasvip etmek suretiyle KİT Yönetim Kurulu Üyelerinin ibra edilmesini karara bağlar veya bilançolarla netice hesaplarını tasvip etmemek suretiyle KİT Yönetim Kurullarının ibra edilmesini red eder.

Tasvip edilen bilançolarla netice hesapları Millet Meclisinin ibra kararıyla birlikte Resmi Gazete’de yayımlanır.Tasvip edilmemesi nedeniyle Yönetim Kurullarının ibra edilmemesi halinde bu konudaki kararda Resmi Gazete’de yayımlanır.

Bunun yanında bu kanuna tabi olmasının yanında genel kurulları TTK veya özel kanunlarına tabi şirket ve kurumların bilanço ve netice hesapları ile Karma Komisyonda hazırlanan raporlar hakkında yasama meclisleri genel kurulunda oylama yapılmaz ve bunların yönetim kurullarının ibra edilmesi veya ibra edilmemesi hususunda karar verilemez, bu raporlar sadece genel görüşme konusu olur.

TBMM denetimine tabi KİT ve bu KİT’in iştirakiyle kurulan diğer KİT’in denetimi üst teşebbüsün denetimi ile birlikte yapılır.Böyle bir teşebbüsün hangi KİT ile denetime tabi tutulacağı hususunda esas ödenmiş iştirak miktarı üstünlüğüdür.Bu miktar eşitse bu durumda Karma Komisyonca karar bağlanır.

Kanun’un”Bu kanunla kurulan denetime giren Kamu İktisadi Teşebbüslerinin tanımı “ başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında denetlenecek kuruluşlar şöyle tanımlanmıştır.

“Ödenmiş sermayesinin yarısından fazlası kamu tüzel kişilerince sağlanmış olan kurumlar ile bu kurumların ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını sağlamış oldukları diğer kurumlar ve yukarıda sayılanlardan olmamakla beraber kendilerine bazı kamu yetki ve görevleri verilmiş olup galip vasıfları bu kamu hizmetlerini yürütmek olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olmayan özel kanunlara tabi Kurumlar ve İller Bankası, bu kanunla konulan denetime tabidirler.”

Mahalli idarelerin ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ödenmiş sermayelerinin yarısından fazlasını sağladıkları kurumlar ile T.C. Merkez Bankası ve Milletlerarası anlaşmalar gereğince özel teşebbüsün idaresine bırakılan kurumlar bu kanunla konulan denetime tabi değildirler.


C-3346 Sayılı kanun:

1982 Anayasa’nın ; “E.Kamu İktisadi Teşebbüslerinin denetim” başlıklı 165. maddesi şöyledir.

“Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesi esasları kanunla düzenlenir.”

Anayasayı hazırlayan Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu’nun madde gerekçesi şöyledir.

“Kamu iktisadi teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından denetlenmesi usul ve esasları kanunla düzenlenmelidir.”

Bu denetimin şekil ve usulünün Anayasa’da açıkça gösterilmesi sakıncalı bulunmuş, kanun koyucuya bu konuda serbestlik tanınmıştır.

Madde metni Milli Güvenlik Kurulu Anayasa Komisyonu’ndaşimdiki şekle getirilerek değiştirilmiş gerekçesi de şöyle belirtilmiştir.

“Payının yarısından fazlasına Devletin sahip olduğu kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce , Yüksek Denetleme Kurulu raporlarıyla düzenlenecek diğer raporlar da esas alınarak denetlenmesine imkan verecek şekilde madde yeniden düzenlenmiştir."

Madde metninde Yüksek Denetleme Kurulu yer almamasına rağmen MGK Anayasa Komisyonunun maddeyi değiştirme gerekçesinde belirttiği gibi; payının yarısından fazlasına Devletin sahip olduğu kamu kuruluş ve ortaklıklarının TBMM'’nce Yüksek Denetleme Kurulu raporları ve diğer raporlar esas alınarak denetlenecek olması sonucu hem denetimin kapsamı hem de nasıl denetleneceği belirtilmiştir.

468 Sayılı Kanunun yerine geçen ve 1982 Anayasasına göre düzenlenen “Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında” 3346 Sayılı kanun 2.4.1987 tarihinde TBMM’nce kabul edilerek 9.4.1987 tarih ve 19426 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun 1. maddesinde kanunun amacı; kamu iktisadi teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kuruluş amaçlarına göre denetlenmesine dair usul ve esasları düzenlemektir.

Kanunun “kapsam “ başlıklı 2. maddesinde bu kanuna tabi denetim kapsamında olan kuruluşlar sayılmıştır.

Madde –2: Ödenmiş sermayesinin yarısından fazlası kamu tüzel kişilerince sağlanmış olan kurumlar ile bu kurumların ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını sağlamış oldukları diğer kurumlar ve yukarıda sayılanlardan olmamakla beraber kendilerine bazı kamu yetki ve görevleri verilmiş olup, galip vasıfları bu kamu hizmetlerini yürütmek olan ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından olmayan özel kanunlara tabi kurumlar ve İller Bankası, bu Kanunla konulan denetime tabidirler.

Mahalli idarelerin ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını sağladıkları kurumlar ile bu kurumların ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını sağladıklarıkurumlar " ve milletlerarası anlaşmalar gereğince özel teşebbüsün idaresine bırakılan kurumlar” bu Kanunla konulan denetime tabi değildirler.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kamu İktisadi Teşebbüsü sayılmaz.Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile “sermayesinin yarısından fazlası yukarıda anılan kişi ve kurumlar tarafından sağlanan kamu bankaları ve bu Kanun kapsamına dahil olup da bankacılık alanında da faaliyette bulunan kurumların bu faaliyetleri " bu Kanunla konulan denetime tabi değildir.

Sözü geçen bankaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesi Anayasa’nın 162 nci maddesinde söz konusu milli bütçenin incelenmesi yoluyla yapılır.

Kanun’un “Fonların denetlenmesi” ile ilgili Dördüncü Bölümün “Denetim Usulü” başlıklı 12. maddesi şöyledir.

Madde – 12: Kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulmuş olan fonlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetimine tabidir.Bu denetim fonların bağlı olduğu bakanlıkların yeni yıl bütçe kanunu tasarılarının tümü üzerindeki görüşmeler sırasında, Anayasa’nın 162 nci maddesinde belirtilen usule göre ve fonların müteakip yıl bütçe tahminleri ile bir önceki yıl faaliyet sonuçları üzerinden yapılır.

Fon bütçeleri bağlı oldukları bakanlık bütçeleri ile birlikte incelenerek ayrıca karara bağlanır.

Kanun’un yayımından sonra devrin Ana Muhalefet Partisi MeclisGrubu kanunun 2. maddesinin 2. ve 3. fıkralarındaki yukarıda “ ” işareti içersinde gösterilen hükümler ile Fonların denetimini düzenleyen 12. maddesinin Anayasa'nın Başlangıç bölümüyle 6., 10. ve 165. maddelerine aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmıştır.

Dava dilekçesinde iptal isteminin gerekçesi özetle şöyledir:

Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve İktisadi Devlet Teşekkülleri ile bunların müessese ve bağlı ortaklıkları mal ve hizmet üreten, ekonomik alanda faaliyet gösteren ve sermayelerinin yarıdan fazlası Devlete ait kuruluşlardır.

Anayasa’da, bu kurum ve kuruluşların nitelikleri ve aktiviteleri dikkate alınarak , özel bir usulle, TBMM tarafından denetlenmeleri esası getirilmiştir.Bu amaçla, Anayasa ‘nın 165. maddesinde KİT’lerin TBMM’nce denetlenmesi esasının kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

KİT’ler üzerindeki denetim, bu kuruluşların faaliyetlerinin iyileştirilmesine, kuruluşların Devlet aleyhine doğacak zararlarının önlenmesine, işletme bütçelerinin gereklerine, yapılan işlemlerin bütçelere, maliyet, bilanço ve sonuç hesaplarının dönem faaliyetlerine uygun olup olmadıklarının araştırılmasına, ileri işletmecilik, verimlilik ve kârlılık esaslarına, hukuka uygun olup olmadıklarına, yanlışlıkları gidermeye ve önlemeye, gelişip güçlenmelerini sağlamaya yönelik olarak tüm konuları ve sorunları üst düzeyde tartışmaya olanak veren bir nitelik taşır.Bu nedenlerle, faaliyetlerinin yıl boyunca, sürekli olarak iktisadi, mali, idari, hukuki ve teknik konularda uzman kişiler tarafından izlenmesi, irdelenmesi analiz edilmesi ve bunların sonuçlarının raporlar halinde TBMM’ne sunulması gerekir.Bu görevlerin tümünü, uzman kadrosuyla, Yüksek Denetleme Kurulu yapmaktadır.Nitekim, Anayasa’nın 165. maddesiyle ilgili Milli Güvenlik Kurulu Anayasa Komisyonu’nun değişiklik gerekçesinde, “payının yarısından fazlasına Devletin sahip olduğu kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce, Yüksek Denetleme Kurulu raporlarıyla düzenlenecek diğer raporlar da esas alınarak denetlenmesine imkan verecek şekilde madde yeniden düzenlenmiştir.” denilmek suretiyle bu maddeyle Yüksek Denetleme Kurulu’nun devrede bulunduğu özel bir denetim biçiminin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle 2. maddenin 2. fıkrasında yer alan “ milletlerarası anlaşmalar gereğince özel teşebbüsün idaresine bırakılan kurumlar”ın bu kanunla konulan denetime tabi olmaması konusundaki hükmün Anayasa’nın 6. maddesindeki egemenlik ilkesi, 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik ve 165. maddesine aykırı olduğu belirtilmiştir.

Kamu bankalarının ve bu kanun kapsamına dahil olup da bankacılık alanında da faaliyette bulunan kurumların bu faaliyetlerinin Anayasa’nın 165. maddesinin öngördüğü denetim şekli dışına çıkarılması Anayasa’ya aykırıdır.Anayasa’nın 162. maddesi, bütçenin görüşülmesine ilişkin kuralları içermektedir.Bu maddeye göre yapılacak denetim bütçenin yapılması ile ilgili olup, Anayasa’nın 165. maddesinde öngörülen denetimle benzer bir yanı bulunmamaktadır.

Fonlarda genelde sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan kuruluşlar olup kuruluş amaçları, kamu iktisadi teşebbüsleriyle aynı nitelliklerde olup fonların Anayasa’nın 165. maddesinin öngördüğü denetimin dışına çıkarılması Anayasa’ya aykırıdır.

Anayasa Mahkemesi iptal başvurusu üzerine talep edilen 3 hususu Anayasa’ya aykırı bularak 28.1.1988 tarihinde iptal etmiş iptal kararı 7.10.1988 tarih ve 19952 Sayılı Resmi Gazete’de “iptal nedeniyle meydana gelecek hukuki boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden “ iptal hükmünün 6 ay sonra yürürlüğe girmek üzere yayımlanmıştır.

Bu üç maddenin iptal gerekçeleri şöyledir:

-2. maddenin 2. fıkrasında yer alan “milletlerarası anlaşmalar gereğince özel teşebbüsün idaresine bırakılan kurumlar, bu kanunla konulan denetime tabi değildir” hükmünün iptal gerekçesi;

Anayasa’nın 165. maddesinde, “sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesi esasları kanunla düzenlenir.” Denilmektedir.Bu kural, 1961 Anayasa’sının 127. maddesinin son fıkrasındaki “kamu iktisadi teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesi kanunla düzenlenir.” biçimindeki hükümden değişiktir.Anayasa’nın 165. maddesinde, 1961 Anayasası’nın ilgili maddesinde olduğu gibi, “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin” denilmekle yetinilmemiş, “Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının “ denilerek kapsam genişletilmiştir.Kaldıki, kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimiyle ilgili kuralın, 1961 Anayasası’ndan farklı olarak ayrı bir maddede yer alması, yeni Anayasa’nın konuya gösterdiği özeni yansıtmaktadır.Anayasa’nın 165. maddesi, ayrık bir kural getirmeden “Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesi gerektiğini açık bir biçimde hükme bağlamıştır.Yasaya bırakılan, denetlenme esaslarının düzenlenmesidir.Yasayla düzenleme yapılırken, kimi kuruluşların denetim dışında tutulması, Anayasa’nın kapsamını belirleyen buyurucu kuralına aykırılık oluşturur.Dava konusu kural, uluslararası andlaşmalar gereğince özel teşebbüsün idaresine bırakılan kurumları, Anayasa’nın 165. maddesine göre çıkarılan “Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun”un kapsamı dışında kalmasını öngörmektedir.Böylece, bu kural nedeniyle, sermayesindeki Devlet payına bakılmaksızın “uluslararası andlaşmalar gereğince özel teşebbüsün idaresine bırakılan kurumlar” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin denetimine bağlı olmayacaktır.

Anayasa’nın 165. maddesi, herhangi ayrık bir hükme yer vermediği halde, dava konusu kuralın, sermayesindeki Devlet payı ne olursa olsun, uluslararası andlaşmalarla özel teşebbüsün idaresine bırakılan tüm kurumları Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimi dışında bırakması Anayasa’ya uygun düşmemektedir.

3346 Sayılı Yasa’nın 2. maddesinin son fıkrasında yer alan “sermayesinin yarısından fazlası yukarıda anılan kişi ve kurumlar tarafından sağlanan kamu bankaları ve bu kanun kapsamına dahil olup da bankacılık alanında da faaliyette bulunan kurumların bu faaliyetleri bu Kanunla konulan denetime tabi değildir.Sözü geçen bankaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesi Anayasa’nın 162 nci maddesinde söz konusu olan milli bütçenin incelenmesi yoluyla yapılır.” hükmü:

Anayasa’nın 165. maddesine göre çıkarılan 3346 Sayılı Yasa’nın 2. maddesinde yer alan dava konusu kuralla, sermayesinin yarısından fazlası maddede anılan kişi ve kurumlar tarafından sağlanan kamu bankalarının ve bu yasa kapsamına dahil olup da bankacılık alanında da faaliyette bulunan kurumların bu faaliyetleri, bu yasayla konulan denetimin dışında bırakılmıştır.Bu bankaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesi Anayasa’nın 162. maddesinde söz konusu milli bütçenin incelenmesi yoluyla yapılacaktır.

Anayasa’nın 162. maddesi, milli bütçe tahminlerini gösteren raporun, Bakanlar Kurulu tarafından, genel ve katma bütçe tasarıları ile mali yıl başından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmasını öngörmüştür.

1961 Anayasası’nın 126. maddesinin gerekçesinde “Milli bütçe resmi ve özel sektör dahil, bütün ekonomide, bir yıllık devre zarfında yapılacak harcamalarla, yekun kaynakların tahminini ihtiva eden bir vesikadır.Böylece, yekun mal ve hizmet arzı ile, muhtemel harcamalar karşılaştırılarak, ekonominin bütününü gözönünde bulundurmak mümkün olmaktadır.” Denilmektedir.

Öte yandan, “Muhasebei Umumiye Kanunu”nun 6. maddesine göre Devlet bütçesigelecek bir yıllık süre için Devlet gelir ve giderlerini tahmin eden ve gelirlerin toplanmasını ve giderlerin yapılabilmesi için yönetim organına yetki veren hukuksal bir tasarruftur.

Milli bütçe ise, milli ekonominin bütün faaliyetlerinin gelir ve giderler olarak meydana getireceği sonuçların bir tahmini niteliğindedir.Genel ve katma bütçe tasarılarıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan milli bütçe tahminlerini gösteren rapor, milli gelir, üretim, istihdam, kamu maliyesi, para kredisi, ödemeler dengesi, fiyatlar, uluslararası ekonomik gelişmeler gibi konularda açıklamalara yer vererek, ülkenin mali ve ekonomi politikasına verilecek yönü belirlemede yardımcı olmasına karşın, bir denetim yolu değildir.

3346 Sayılı yasanın sözkonusu bankalar için öngördüğü denetim yolu, genel ve katma bütçe tasarıları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan milli bütçe tahminlerini gösteren raporda, kamu bankalarıyla ilgili açıklamalara yer verilmesinden ve milli bütçenin incelenmesinden ibarettir.Milli bütçe tahminlerini gösteren raporda, izlenecek mali ve ekonomik politikaya yön verilebilmesi açısından, kamu ve özel bankalara ilişkin açıklamalar makro düzeyde yer almaktadır.Bu bakımdan, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait kamu bankalarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Anayasa’nın 165. maddesinin öngördüğü kapsamla denetlenmesi mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle inceleme konusu kural Anayasa’nın 165. maddesiyle bağdaşmamaktadır.

Yasa’nın 12. Maddesi:

 a.İptali istenen kural, Plan ve Bütçe Komisyonunca yasa metnine dahil edilmiştir.Komisyon raporunda eklemenin gerekçesi “çeşitli eleştirilere neden olan ve özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine tabi olmaması nedeniyle amacı dışında kullanabileceği şeklinde itirazlara sebep olan fonların, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine tabi kılınmasını sağlayan yeni bir metin.....teklife ilave edilmiştir.” Biçiminde ifade edilmiştir.

Görüldüğü üzere inceleme konusu kuralın getirilmesiyle güdülen amaç, yasayla ya da yasanın verdiği yetkiye dayanılarak kurulan fonların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin denetimine tabi kılınmasıdır.

Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki bir kararında belirtildiği gibi fon, “genel mevzuat ve bütçe prosedürü dışında özelliği olan bazı Devlet görevlerinin yürütülmesi ve gerçekleştirilmesi maksadıyla bütçeden veya bütçe dışı imkanlarla sağlanan para ve kıymetlerdir.”(AYM’nin, E.:1984/9, K.:1985/4 sayılı kararı; AYMKD Sayı:21, Sh.62). Fonlar, siyasal iktidarın ekonomiye esnek müdahale araçları olarak gelişmiştir.Fon kurulurken önde gelen amaç, mali mevzuatı ve bütçe sürecini bertaraf ederek uygulamaya esneklik ve çabukluk kazandırmaktadır.Fonlar, Devlete kamu harcaması yapma olanağını da verdiğinden kısa vadeli maliye politikası tedbirleri fonlar aracılığıyla uygulanabilmektedir.Öte yandan, fonlarla bütçenin ilişkin bulunduğu yıllık sınır aşılmakta ve fon harcamaları süreklilik kazanmaktadır.Fon uygulaması, geleneksel bütçe ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.

Anayasa’nın 165. Maddesi Yönünden İnceleme:

Dava dilekçesinde, “Fonlar genelde sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan kuruluşlardır.Sermayeleri Devlet bütçesinden, Devlet bankalarından, Devlet ortaklıklarından sağlanmaktadır.Kuruluş amaçlarına göre faaliyetleri, fonksiyonları ve işlevleri Kamu İktisadi Teşebbüslerinin genel gerekçe bölümünde arz ettiğimiz niteliklerine sahip kuruluşlardır.Bu kuruluşların adlarında fon kelimesinin bulunması, onların Kamu İktisadi Teşebbüsleri niteliğinde kuruluş olmadıklarını göstermez.

Bu nedenle özel kanunla kurulmuş ve sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan fonlar, Anayasa’nın 165. maddesinde öngörülen denetim şekline tabidirler.Bu madde, bu fonların denetimini Anayasa’nın 165. maddesinde öngörülen denetim dışına çıkararak, Anayasa’nın 162. maddesindeki bütçe görüşmelerine ilişkin hükümlere tabi tutmaktadır.” denilmektedir.

Konunun öncelikle Anayasa’nın 165. maddesinin kapsamı yönünden incelenmesi gerekmektedir.

Bundan sonra Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 162. maddesinde belirtilen “Bütçenin görüşülmesi” ile 165. maddesinde belirtilen “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin denetimi” arasındaki farklara değinilmiş ve sonuç olarak şu karara varılmıştır.

Uygulamayla ilgili denetim teknik bir nitelik arzeder.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, yapısı, çalışma usulü ve zamanla sınırlılık gibi nedenlerle fonların müteakip yıl bütçe tahminlerini bir önceki faaliyet sonuçları üzerinden etkin bir biçimde inceleyebilmesi olanaklı değildir.Bütçe Komisyonu, bir dereceye kadar uzmanlaşmış ise de , bu denetimi yapabilecek donanıma ve zamana sahip değildir.Kaldıki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yıl bütçe yasa tasarısı ile kesin hesap yasa tasarısını görüşüp incelerken, aynı süre içersinde fonların müteakip yıl bütçe tahminleri ile bir önceki yıl faaliyet sonuçları üzerinde yeterince durabilmesi mümkün olmayacaktır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle 3346 Sayılı Yasanın 12. maddesi, yasalarla veya yasaların verdiği yetkiye dayanarak kurulmuş olan fonların, Anayasa’nın 165. maddesinin öngördüğü anlam ve kapsamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin denetimine yer vermemektedir.Bu nedenle iptali gerekir.

Anayasa Mahkemesi 3346 Sayılı Kanunun 2. maddesinin 2. hükmü ile 12. maddesinin iptali kararını verdikten sonra iptal kararının sonuç bölümünün (D) fıkrasında; iptal nedeniyle meydana gelecek hukuki boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünde, Anayasa’nın 153 ve 2949 Sayılı Yasa’nın 53. maddeleri uyarınca iptal hükmünün iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı günden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girmesine oy birliği ile karar vermiştir.

Ancak 28.1.1988 tarihinde Anayasa Mahkemesinde iptal edilen yasa hükümleri ile ilgili gerekçeli karar 7.10.1988 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış 6 aylık süre 7.4.1989 tarihinde dolmuş olmasına rağmen şu ana kadar (Şubat –2001) herhangibir düzenleme yapılmamıştır.

25.11.2000 tarih ve 24241 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4603 Sayılı “T.C. Ziraat Bankası, T.Halk Bankası A.Ş. ve T.Emlak Bankası A.Ş. Hakkında Kanun’un” 1.5. maddesinde bu bankaların tabi olmayacağı Kanunlar sayılırken 3346 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonlar’ın TBMM’nce Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da sayılmıştır.

3346 Sayılı Kanun’un kamu bankalarının denetiminin KİT Komisyonunda değil Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılması konusundaki düzenlemeyi Anayasa’nın 165. maddesine aykırı bularak iptal etmesine ve 4046 Sayılı Özelleştirme Kanunu’nun 11/2 maddesine göre; özelleştirme programına alınan kuruluşlar, sermayelerindeki kamu payı % 50’nin altına düşünceye kadar 3346 Sayılı Kanun ile 72 Sayılı Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde Kararname esaslarına göre denetlenir hükmüne rağmen böyle bir düzenleme yapılması nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı’nca Kanunun imzalanmasından sonra bu konudaki eksikliğin giderilmesi için Hükümetin uyarılmasına gerek duyulmuştur.

Kanun’un tümünün iptali için ana muhalefet partisi tarafından Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılması yanında Hükümetçe 4603 Sayılı kanunun 1.5. maddesindeki “3346 Sayılı Kanunun ibaresinin kanun metninden çıkarılması konusunda yeni bir düzenleme yapılmasını sağlayacak kanun tasarısı TBMM Başkanlığına sunulmuştur.

3346 Sayılı Kanun’un “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu”başlıklı “İKİNCİ BÖLÜM”ün “Komisyonun kuruluşu” başlıklı 3. maddesi şöyledir.

Madde-3:“Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenmesini sağlamak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi teşebbüsleri Komisyonu kurulmuştur.Bu Komisyon üyelikleri için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır.İlk seçilenlerin görev süresi iki, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi üç yıldır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde mevcut siyasi parti grupları ve siyasi parti grubu mensubu olmayanlar, meclisteki sayılarının – boş üyelikler hariç – üye tamsayısına nispet edilmesiyle bulunacak yüzde oranına uygun olarak Komisyonda temsil edilirler.Siyasi parti grubu mensubu olmayanların temsili siyasi parti gruplarının temsilini engelleyecekse, siyasi parti grupları herhalde kendilerine düşen sayıları aşmamak şartıyla tercih olunur.”

Komisyon dönem başında 2 yasama yılı için bir başkan, bir başkan vekili, bir sözcü ve bir de katip seçer, ikinci devre için seçilenler 3 yıl görev yaparlar.

Başkan komisyon üyelerinin görüşünü alarak raportörler seçebilir ve alt komisyonlar kurabilir.Süreler 2 ve 3 yıllıktır.

Komisyonlar üye tam sayısının 1/3’ü ile toplanır, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alır ancak bu sayı hiçbir şekilde üye tam sayısının 1/4’ünün 1 fazlasından az olamaz.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Denetlenmesi

Komisyon inceleme usulleri

Madde 7-   Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun raporlarıyla Başbakanlığın sevkedeceği diğer raporları ve varsa kendisince tesbit edilen konuları inceler.Her teşebbüsün bilançosu ile netice hesaplarını kapsaması gereken bu raporlar; ilgili bakanlıkların görüşleri ve denetlenen kuruluşların cevapları ile birlikte , en geç ertesi yılın Aralık ayı sonuna kadar Başbakanlıkça, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulur.

Başkanlığa sunulan raporlar, üç gün içinde Komisyona havale edilir.Komisyon, incelemelerini, raporun kendisine havale edilmesinden itibaren doksan gün içinde tamamlar.

Komisyon ve altkomisyonlar, denetleyecekleri kuruluşların durumunu, ulusal ekonomiye faydalı olabilmeleri için özerk bir tarzda, ekonominin kuralları ve ekonomik gerekler dahilinde , verimlilik ve kârlılık ilkeleri doğrultusunda yönetilerek, kuruluş amaçlarına ulaşmalarını teminen; faaliyetlerinin mevzuata, uzun vadeli kalkınma planına ve planın uygulama programlarına uygunluğu yönlerinden inceler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin denetimine tabi kamu iktisadi teşebbüsleri ile bu kamu iktisadi teşebbüslerinin iştirakiyle kurulan diğer kamu kuruluşlarının denetimi, üst teşebbüsün denetimi ile bir arada yapılır.Değişik kamu kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş olan böyle bir teşebbüsün hangi üst teşebbüsle bir arada denetime tabi tutulacağı hususunda esas, ödenmiş iştirak miktarı üstünlüğüdür.Bu miktarlar eşitse , bu husus, Komisyonca karara bağlanır.

İnceleme ve değerlendirme, esas olarak dosya üzerinde yapılır.Komisyonun çalışmaları sırasında denetlenen kuruluşların yöneticileri ve ilgili bulundukları bakanlık temsilcileri ile Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu yetkilileri bulunur ve gerekirse dinlenir.

Komisyon Başkanı, gerekli gördüğünde altkomisyonlar eliyle, kuruluşlarda yerinde inceleme yaptırır.

Merkezleri Başkentten başka bir yerde bulunan kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimi için raportörler veya altkomisyonların en fazla onbeş gün süreyle Ankara dışına gitmelerine Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunca karar verilebilir.Bu karar, gerekli yolluğun tahakkuku için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir yazı ile bildirilir.

Altkomisyonlar ve raportörler, inceleme sonuçlarını Komisyon Başkanına sunarlar.Komisyon, altkomisyonların ve raportörlerin raporlarını, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporları ve ilgili kuruluş ve bakanlıkların görüşleriyle birlikte ele alarak, kuruluşların durumlarını yeniden inceler ve bunların bilanço ve netice hesaplarını tasvip ederek yönetim kurullarının ibra edilmesine veya bilanço ve netice hesaplarını tasvip etmeyerek yönetim kurullarının ibra edilmemesine gerekçeli olarak karar verir.

Komisyonun, bütün kamu iktisadi teşebbüslerini kapsaması gereken, tasvibe ve genel görüşmeye sunulan raporları basılıp Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine dağıtılır, dağıtım tarihindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanağına eklenir ve Hükümete iletilir.

Komisyon raporunun kesinleşmesi

Madde 8- Dağıtılan rapora; siyasi parti grupları, 20 milletvekili veya Hükümet dağıtım tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edebilir.Bu süre içinde itirazda bulunulmazsa, Komisyon raporu kesinleşir.

İtiraz, incelenen kuruluşlardan hangilerinin bilanço ve netice hesaplarına yapılacaksa; gerekçe gösterilerek ve yazılı olarak komisyon Başkanlığına bildirir.

İtiraz olunan raporlar; Komisyonca itiraz süresinin bitiminden itibaren en çok 30 gün içinde itiraz olunan hususlara dair Komisyonun görüşü ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulur.

Bu raporlar, Genel Kurulda öncelikle görüşülür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu raporu hemen gündemine alır ve 20 gün içerisinde bu rapor üzerinde genel görüşme açar, genel görüşme en çok 15 gün sürer.Bu genel görüşme sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, bilançolarla netice hesaplarını tasvip etmek suretiyle kamu iktisadi teşebbüslerinin yönetim kurullarının ibra edilmesini karara bağlar ve yahut bilançolarla netice hesaplarını tasvip etmemek suretiyle kamu iktisadi teşebbüslerinin yönetim kurullarının ibra edilmesini reddeder.

İbra etmeme kararlarının ilgili mercilere bildirilmesi

Madde 11-İbra edilmeyen kuruluşların sorumluları hakkında genel hükümlere göre adli kovuşturma veya işlem yapılabilmesi için karar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca, Başbakanlığa ve ilgili adli mercie bildirir.

Genel görüşmeye tabi olan kuruluşlar

Madde 9-2 nci maddenin birinci fıkrası hükmüne tabi olup da, genel kurulları Türk Ticaret Kanununa veya özel kanunlarına tabi şirket ve kurumlarhakkında da , 7 ve 8 inci