FONLAR
A-Mevzuat:

YDK'nın denetimine tabi  tutulan fonlar, kalkınmada öncelikli bazı ekonomik, kültürel ve sosyal içerikli projeleri finanse etmek, alt yapı yatırımlarını tamamlamak, temel mal ve hizmetlerde fiyat istikrarını sağlamak, istihdama katkıda bulunmak gibi amaçlarla kurulmuştur.

Fonlar, bazı kamusal faaliyetlerin Bütçe dışı kaynaklarla  finansmanı ve yönlendirilmesini sağlayan bir mali politikanın sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Kamusal anlamda fon, bir kanunla veya kanunla verilmiş bir yetkiye dayanılarak kurulan, belirli bir amaç ve iş için gerektikçe kullanılmak üzere ayrılıp, işletilen para ve likit değerler olarak tanımlanmaktadır. Kamu kesiminde fon uygulamasının başlatılmasının başlıca nedenleri, çabuk karar alabilmek, kolay ve daha az formalite ile harcama yapabilmek, hizmetlerin planlanmasına daha çok etkinlik kazandırabilmek şeklinde gösterilmektedir.

Çeşitli Kanun, KHK, Bakanlar Kurulu Kararı ve yönetmeliklerle oluşturulmuş bulunan fonların kuruluş amaçları, her türlü gelir kaynakları, ödenek ve kullanımlarına ilişkin esas ve usuller; kendi kuruluş mevzuatlarında, mali yıl bütçe kanunlarında,  ilgili kararnamelerde, Maliye Bakanlığı Bütçe uygulama talimat ve tebliğlerinde düzenlenmiştir.

Fonların büyük bir bölümü, 1992 Mali Yılı Bütçe Kanunu ile Genel Bütçe kapsamına alınırken, diğer kısmı Bütçe dışına çıkarılmıştır.

1999 yılı sonu itibariyle, Bütçe kapsamına alınan fonların sayısı 58'dir. Bu fonlardan 11'i mevzuat gereğince YDK’nın denetimine tabidir. YDK denetimine bağlı olmakla birlikte, Bütçe kapsamına alınmayan fonların sayısı ise 5'tir.

Müşterek Fon Hesabı kapsamında Genel Bütçe'ye dahil fonların her türlü gelirleri ve giderleri, "toplu gelir ve ödenek yöntemi" ile Bütçe'de gösterilmektedir.

Bütçe dışında kalan fonların T.C.Merkez Bankası nezdindeki hesapta toplanan gelirlerinin ne kadarlık bölümünün Bütçe'ye gelir kaydedileceğini ve buna ilişkin usul ve esasları tespit etmeye ilgili Bakanın teklifi üzerine Başbakan yetkili bulunmaktadır.

Fonların tasfiyesine yönelik çalışmaların sonucunda çıkarılan 26.05.2000 tarih ve 4568 sayılı, 03.03.2001 tarih ve 4629 sayılı, 03.07.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanunlarla ve alınan Bakanlar Kurulu kararlarıyla fonların büyük bir bölümünün tasfiyesine ilişkin hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemelerden sonra YDK denetimine dahil bütçe kapsamındaki fonların tamamı 01.01.2002 tarihi itibariyle tasfiye edilecektir.

B-Uygulama: 

YDK denetimine giren fonların son iki yıllık başlıca göstergeleri, aşağıdaki 92 sayılı çizelgede gösterilmiştir.

Çizelge : 92 - YDK denetimine giren fonlarla ilgili başlıca bilgiler

Toplu bilgiler

Ölçü

1998

1999

İki yıl farkı

Tutar

%

Öz kaynaklar

Milyar TL

-

-

-

-

Yabancı kaynaklar

"

2.890.934

3.903.938

1.013.004

35,0

Yabancı kaynaklara sirayet eden zarar

"

1.383.590

1.778.459

394.869

28,5

Finansman giderleri

"

1.059.397

1.302.416

243.019

22,9

Fonlara tahsis edilen kaynaklar:

-Genel Bütçe ödeneği

"

53.391

188.269

134.878

252,6

-Diğer fonlardan aktarmalar

"

16.506

145.781

129.275

783,2

-Hazine'den aktarmalar

"

1.038

0

(1.038)

(100,0)

Fonlardan yapılan kaynak aktarmaları:

-Genel Bütçe'ye

"

30.362

221.958

191.596

631,0

-YDK denetimine tabi fonlara

"

60.967

33.529

(27.438)

(45,0)

-Diğer fonlara

"

0

100.482

100.482

-

-Hazineye

"

0

224.134

224.134

-

Personel sayısı (Ortalama)

Kişi

988

1.023

35

3,5

Personele yapılan tüm giderler

Milyar TL

3.413

6.270

2.857

83,7

GSMH’ye katkı (Alıcı fiyatlarıyla)

"

269.103

(149.199)

(418.302)

(155,4)

Gelirler toplamı

"

1.958.009

1.982.850

24.841

1,3

Giderler toplamı

"

2.548.929

2.977.580

428.651

16,8

Dönem gelir gider farkı

"

(590.920)

(994.730)

(403.810)

68,3


Fonların hizmetleri, büyük ölçüde, kendi personelinin yanı sıra, bağlı oldukları Bakanlık veya Kamu kuruluşlarınca görevlendirilen personel tarafından yürütülmektedir.

YDK tarafından denetlenen fonların sektör esasına göre yapılan incelenmesi sonucunda, 1999 yılı sonu itibariyle 533,6 trilyon lira tutarındaki öz kaynaklarının tamamen yitirildiği ve 1.778,5 trilyon lira tutarındaki zararın yabancı kaynaklara sirayet ettiği görülmektedir. 1999 yıl sonu itibariyle yabancı kaynak kullanımı 3.903,9 trilyon liraya ulaşmış olup, finansman ihtiyaçları özellikle Genel Bütçe ve diğer fonlardan yapılan kaynak transferleriyle karşılanmaktadır.

1999 yılı hesap döneminde, fonlarda konsolide olarak toplanan kaynaklar, bir önceki yıla göre %1 oranında artarak 1.958 trilyon liradan 1.982,9 trilyon liraya ulaşmıştır. Buna karşılık, fonların 1999 yılına ilişkin toplam kullanımları, bir önceki yıla göre %16,8 oranında artış göstermiş, 2.548,9 trilyon liradan 2.977,6 trilyon liraya yükselmiştir.

Fonların 1999 yılı faaliyet döneminde gayrı safi milli hasıla GSMH'ye katkısı 149,2 trilyon lira eksi bakiye vermiştir.

YDK denetimine giren 16 adet fonun 1999 yılı gelir ve gider gerçekleşmeleri ile gelir-gider farkları, 1998 yılı ile değerleriyle birlikte aşağıdaki 93 sayılı çizelgede özetlenmiştir.



YDK'ca denetlenen ve sayısı 16 adet olan fonun 1999 mali yılı faaliyetlerinde, konsolide olarak sağlanan 1.982,9 trilyon lira tutarında gelire karşılık, 2.977,6 trilyon liralık harcama yapılmış ve hesap dönemi 994,7 trilyon lira gider fazlasıyla kapanmıştır. Toplam fon gelirlerinin harcamaları karşılama oranı %67 olarak gerçekleşmiştir.

1999 yılında, 9 adet fonun dönem hesapları gelir fazlası, diğer 7 adet fonun dönem hesapları da gider fazlası vermiştir.

Fonların 1999 yılına ait toplam gelirlerinin, 1.648,8 trilyon lirası (%84) normal fon faaliyetlerinden elde edilmiş; 188,3 trilyon lirası (%9) Genel Bütçe ve 145,8 trilyon lirası (%7) da YDK denetimine tabi olmayan fonlardan yapılan kaynak transferlerinden sağlanmıştır.

1999 yılında fonlardan, normal fon faaliyetleri için toplam 2.397,5 trilyon lira (%81) harcamada bulunulmuş; Hazine'ye 224,1 trilyon lira (%8), Genel Bütçe'ye 222 trilyon lira (%7), YDK denetimine giren fonlara 33,5 trilyon lira (%1), diğer fonlara da 100,5 trilyon lira (%3) milyar lira kaynak aktarılmıştır.

Geçen yıla göre, 1999 yılı fon dengesi açığının büyümesi; Kamu Ortaklığı Fonu, Ekici Tütünleri Satış Piyasalarının Devlet Nam ve Hesabına Destekleme İşleri, Toplu Konut Fonu, Özelleştirme Fonu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, Özel Çevre Fonu, Tütün Fonu ve Tarım Reformu Fonu cari yıl hesaplarının zararla kapanmasından kaynaklanmıştır.

Fonların 1999 yılında birbirlerine yaptıkları kaynak transferlerinin giderilmesi halinde, cari döneme ilişkin toplam net gelirleri 1.949,3 trilyon lira, toplam net giderleri de 2.944,1 trilyon lira olmaktadır.

YDK denetimine tabi fonlar hakkında aşağıda özet bilgiler verilmiştir.

-Özel İskan Fonu:

1934 yürürlüğe giren 2510 sayılı İskan Kanunu ile bu kanuna ek  olarak çıkarılan 1306, 3583 ve 5098 sayılı kanunlar çerçevesinde, çeşitli nedenlerle yapılan kamulaştırmalar sonucu yerleşim yerlerini terketmek zorunda kalanların gösterilecek yerlerde iskan edilmesi, köylerin daha elverişli yerleşim alanlarına nakledilmesinin sağlanması, dağınık yerleşim birimlerinin bir yerde toplanması, yeni yerleşim alanlarına ilişkin imar planı ve tip projeler üretilmesi, sosyal tesis ve konutlar için kredi açılması, Türkiye'de yerleşmek isteyen Türk soyundan gelen göçmen, mülteci ve gezgincilere iskan sağlanması, Türk kültürüne bağlılık, nüfus oturuşu ve yayılışının gerçekleştirilmesi, bu konularda yapılacak harcamaların karşılanması amacıyla, 1970 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı "Özel  İskan Fonu" kurulmuştur.

Fon'un tüzel kişiliği bulunmadığından, Fon faaliyetleri, 3202  sayılı Kanun gereğince Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından  yürütülmektedir. Fon'un gelir kaynakları, büyük ölçüde, Genel ve Katma Bütçe'den tahsis edilen ek ödeneklerle karşılanmaktadır.1999  yılı içinde Fona Bütçe'den 7.998 milyar liralık gelir tahakkuku yapılmıştır.

1999 yılında, iskan projelerine 6.941 milyar lira yatırım yapılmış; 1.O14 aileye iskan kredisi verilmiş, iskana tabi tutulan aile sayısı ise 664 olmuştur.

Son yıllarda, yurt dışından gelen göçmenler ile yapımına başlanan barajlar nedeniyle iskan bekleyen aile sayısının giderek artması yanında, deprem ve terör nedeniyle göçebe ve gezginci nüfusun iskanına ağırlık verilmesi, yeni bir kredi sistemi geliştirilmesi, bölgesel koşullara uygun tip projeler üretilmesi, iskan projelerinin zamanında gerçekleştirilmesi, tapu tescil işlemlerin zamanında yapılması gibi nedenler sonucu Fon çalışmaları yeni boyutlar kazanmıştır.

03.03.2001 tarih ve 4629 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Tarım Reformu Fonu:

Türkiye'de toprak mülkiyetinin ve tarımsal işletmelerin verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun biçimde düzenlenmesi, topraksız veya yeterli toprağı bulunmayan çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurmalarına imkan sağlanması amacıyla, 1973 yılında yürürlüğe giren 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu'na göre, Toprak ve Tarım Müsteşarlığı bünyesinde, "Toprak ve Tarım  Reformu Fonu" tesis edilmiştir.

Ülkede, Cumhuriyet Dönemi'nde çıkarılan Medeni Kanun, Arazi Kanunu, Toprak İskan Kanunu ve Çiftçiyi Topraklandırma Kanunlarından sonra, ilk toprak ve tarım reformu uygulaması 1757 sayılı Kanunun yürürlüğe konulmasıyla başlamıştır. Tarım Reformu Kanunu'nun uygulama alanı Şanlıurfa ili tespit ve ilan olunmuşsa da, sonradan bazı il, ilçe, kasaba ve köylere de teşmil edilmiştir. 1757 sayılı Kanunun 1978 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine, 1984 yılında yürürlüğe giren 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uyarınca, fon çalışmalarının "Tarım Reformu Fonu" altında sürdürülmesi esasa bağlanmıştır.

3083 sayılı Kanunun başlıca amaçlarından birisi, mevcut tarım arazilerinin korunmasını sağlamaktır. Ancak, özellikle GAP Projesi kapsamı içerisinde bulunan birinci sınıf tarım arazileri üzerinde giderek yoğunlaşan bir yapılaşmanın başlatıldığı gözlenmektedir.

Tarım Reformu Uygulama alanı ilan edilen GAP Projesine dahil tarımsal toprakların korunması ve bu arazilerde giderek yoğunlaşan yasadışı ve usulsüz yapılaşmaların önlenmesine yönelik gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, GAP bölgesi için hayati önem taşıyan "Toplulaştırma Projesi" kapsamında sulamaya açılması planlanan alanların toplulaştırma ve tarla içi hizmet çalışmalarının en kısa sürede sonuçlandırılması, bölgede bulunan kamu kurum ve kuruluşlarıyla tarımsal projelerin yönlendirilmesi konusunda gerekli işbirliği ve eşgüdümün sağlanması, dolayısıyla tarımsal toprakların bilimsel ve teknolojik destek sağlanarak ekonomik üretime ve ihracata yönlendirilmesi gerekmektedir.

03.03.2001 tarih ve 4629 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Kamu Ortaklığı Fonu:

Kamu Ortaklığı Fonu, 1984 yılında, Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında 2983 sayılı Kanunla, "istikrarlı ve güvenilir gelir verilmesi suretiyle tasarrufların teşvik edilmesi ve sağlanacak ek finansman kaynakları ile kamu yatırımlarının süratle gerçekleştirilmesi" amacıyla oluşturulmuştur.

Fon'un en büyük gelir kaynağını, menkul kıymet ihracı suretiyle iç borçlanmalar oluşturmuştur. Bunun yanı sıra, Fon'dan finanse edilen altyapı tesislerinin işletme gelirleri ve akaryakıt tüketim vergisi üzerinden alınan paylar ve dış krediler diğer önemli gelir kalemleri arasındadır.

Fon kaynakları, büyük ölçüde otoyol, baraj, hidroelektrik santralı, içme suyu ve serbest bölge gibi altyapı yatırım projelerinin finansmanında kullanılmaktadır. 1999 yıl sonu itibariyle, 2.881 km'lik otoyol ve bağlantı yolu ihale edilmiş, 1.694 km yol da işletmeye açılmıştır.

Fon'dan finanse edilen altyapı tesisleri arasında en büyük  paya sahip otoyol ve köprü yapım ve kontrollük hizmetleri için 12.103 milyon ABD Doları harcama yapılmıştır. Fon kaynaklı baraj ve hidroelektrik santralları için sağlanan finansman ise 159 trilyon liraya ulaşmıştır. 1985-1999 döneminde işletmeye alınan 14 baraj ve hidroelektrik santrallarının elektrik üretimleri toplamı 234 milyar kWh olarak  gerçekleşmiştir. Devreye alınan hidroelektrik santrallarının gelirleri 1995 yılına kadar Fon'un diğer altyapı tesislerinin finansmanına tahsis edilmiştir. 1999 yılı sonu itibariyle Fon'dan finanse edilen içme suyu projeleri için 49.173 milyar lira finansman sağlanmıştır. Ayrıca, özellikle kalkınmada öncelikli yörelerdeki kuruluşlara finansman temini için 1984-1998 döneminde toplam 958 milyar lira yatırım ve işletme kredisi verilmiştir.

Fon, "Bazı Fonların Tasfiyesine ilişkin 4568 sayılı Kanun" çerçevesinde, 01.01.2001 tarihi itibariyle tasfiye edilmiştir.

-Toplu Konut Fonu:

Toplu Konut Fonu, Türkiye'nin konut ihtiyacının ve düzenli kentleşmenin karşılanabilmesi, konut sorununun çözümlenmesi, konut inşaatı yapanların tabi olacağı usul ve esasların düzenlenmesi, ülkenin her  türlü şartlarına uygun endüstriyel inşaat teknolojisinin  geliştirilmesi, Devletin örgütlenmiş gelirler yoluyla desteklemelerde bulunması, konutların finansmanı için bankaların iştiraklerinin  sağlanması, özellikle kalkınmada öncelikli yörelerde konut inşaatı ile ilgili şirketlere iştirak edilmesi ve konutlara kredi verilmesi amacıyla, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile T.C.Merkez Bankası nezdinde, 1984 yılında kurulmuştur.

1999 faaliyet yılında Fon gelirleri 318.138 milyar lira, Fon  kullanımları 148.086 milyar lira ve hesap döneminin sonunda oluşan  gelir fazlası 170.052 milyar lira olmuştur.

Toplu Konut Fonu'nun kaynakları, dinamik gelir unsurlarına  dayanmakta olup, Fon'un en önemli finansman kaynağı, Genel Bütçe ödeneği, kredi dönüşü ve satış hasılatlarıdır.

Fon'a 1999 Mali Yılı Bütçe Kanunu ile 3 trilyon lira ödenek ayrılmıştır.1987-1999 döneminde muhtelif konut inşaatlarına 89 trilyon lira kredi sağlanmıştır. 1984-1999 döneminde toplam 18.583.235 m² arsa satın alınmış ve karşılığında yaklaşık 2 trilyon lira ödenmiştir. 1999 yılı sonu itibariyle kredilendirilen 1.048.116 adet konut %92 oranında tamamlanmış; ayrıca, kredi kullandırma yoluyla 1.086.270 adet konutun üretimine katkıda bulunulmuş; İdarenin kendi arsaları üzerine inşa ettiği ve sattığı konut sayısı 43.131 adet olarak gerçekleşmiştir.

1999 yılı fon kaynaklarının %59 oranında 37 trilyon lirası  konut inşaatlarına tahsis edilmiş; dönem içinde 23 trilyon lira konut  kredisi kullandırılmış; İdare'ce yapılan konutlar için 40 trilyon  lira harcanmış; kooperatifler ve belediyeler aracılığıyla yaptırılan  konut projelerine 15 trilyon lira ödenmiştir.

Yapı teknolojisine uygun ekonomik yapılaşma tarzı konusunda yeterince ön çalışmalar yapılmadığından, konut maliyetleri devamlı  olarak artmaktadır. İnşaat maliyetleri enflasyon düzeyinde artmakla birlikte, konut başına verilen toplu konut fonu kredisi miktarı giderek azalmış ve bu durum konut üretiminde gerilemeye neden olmuştur. Yüksek kentleşme hızı nedeniyle de, kentlerin alt ve üst yapı yatırımları, artan nüfusun ihtiyaçları karşısında yetersiz kalmakta, konut üretimi sayısı ihtiyacın altında seyretmekte ve buna bağlı olarak kentlerdeki yasa dışı yapılaşma konut ve çevre kalitesini bozmaktadır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı birim maliyet fiyatları üzerinden konut üretilip dar gelirli kesimlere satılmasında da güçlükler bulunmaktadır.

İdare'ce daha fazla konut üretimine katkıda bulunmak ve mevcut konut açığını gidermek amacıyla, konut inşa ederek satmak yerine, konut sahibi olmak isteyenlere alt yapısı hazır arsa üretmek ve bu arsaları kooperatifler kanalıyla satmak için yeni bir kredi verme sistemi geliştirilmesi; yüklenicilerle yapılan sözleşmelerde konut maliyetlerini gereksiz yere artırıcı ek külfetler getirilmemesi; kredi dönüşlerine etkinlik kazandırıcı hukuki ve kurumsal düzenlemeler yapılması yararlı olacaktır.

03.07.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Madencilik Fonu:

3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca, 1985 yılında, madencilik sektöründe arama, teknolojik araştırma, geliştirme, proje, tesis, altyapı, istihsal, ihracat ve finansman kredilerinde kullanılmak, madencilik faaliyetlerinde istikrarı sağlamak ve desteklemek üzere, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde "Madencilik Fonu" oluşturulmuştur. Fon'un tüzel kişiliği bulunmamaktadır.

Dönem içinde fon kaynaklarından, toplam 6.292 milyar lira kredi tahsisi yapılmış; Genel Bütçe'ye 5.095 milyar lira, muhtelif  fonlara da 630 milyar lira kaynak aktarılmıştır.

Madencilik sektörüne yapılan projelendirme, kredi tahsisi, kredi geri dönüşüm, kontrol ve denetim işlemlerine daha çok etkinlik kazandırılması için, 3213 sayılı Yasada  gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

03.03.2001 tarih ve 4629 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Serbest Bölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu:

Türkiye'de ihracat için yatırım ve üretimin artırılması, yabancı sermaye ve teknoloji girişinin hızlandırılması, ekonominin girdi ihtiyacının ucuz ve düzenli şekilde sağlanması, dış finansman ve ticaret imkanlarından yararlanılması için, serbest bölgeler kurulması ve modernize edilmesi amacıyla, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'na göre, 1985 yılında, Hazine Müsteşarlığı'na bağlı, T.C.Merkez Bankası nezdinde, "Serbest Bölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu" kurulmuştur.

Yasa'da, serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye ve işletilmesine izin vermeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Buna göre, ülkede 26 adet serbest bölge kurulmuştur. Bunlardan 17'si (Antalya, Mersin, Adana-Yumurtalık, Ege, İstanbul Atatürk Hava Limanı, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve Uluslararası Menkul Kıymetler Serbest Bölgesi, Trabzon, İstanbul Deri, Mardin, İstanbul-Trakya, Mardin, Samsun, Rize, Kayseri, İzmir-Menemen Deri, Trakya-Çorlu, Gaziantep) faaliyet göstermektedir.

Adana-Yumurtalık, Samsun, Rize, Kayseri, İstanbul-Trakya, İzmir-Menemen Deri serbest bölgeleri kuruluş (etüd-proje ve inşaat çalışmaları) aşamasında; Bursa, Hopa-Batum, Zonguldak-Filyos ise fizibilite aşamasında bulunmaktadır. İzmir-Aliağa Serbest Bölgesi ve İstanbul Kıyı (Off-Shore) Bankacılığı Merkezi'nin kurulmasına ilişkin hukuki prosedür, alt ve üst yapı çalışmaları henüz tamamlanmamıştır.

Serbest bölgelerde, %66'sı alım satım konularında, 2.146  yerli, 352 yabancı olmak üzere toplam 2.498 şirkete faaliyet ruhsatı verilmiştir. Bu firmalarca 1999 yılında 7.887 milyon ABD doları tutarında ticaret hacmi gerçekleştirilmiştir.

Fon, 1999 yılında, Hazine'ye 15.253 milyar lira, muhtelif fonlara 1.884 milyar lira kaynak transferi yapmış; altyapı yatırımları için 10 milyar lira harcamada bulunmuştur.

Dünya ticaretinin yaklaşık olarak %10`u serbest bölgeler üzerinden gerçekleşmektedir. Serbest bölgeler, piyasa ekonomisinin ve ticaretin globalleşmesinde önemli bir araç olma niteliğini sürdürmektedirler. Dünya ticaretindeki globalleşmeye uyum sağlanması doğrultusunda, noksan kalan serbest bölge fizibilite çalışmalarının bilimsel açıdan bütün yönleriyle değerlendirilmesi, gerekli hukuki ve kurumsal düzenlemelerin yapılması, devreye alınan serbest bölge sayısının artırılması, serbest bölgelerde ihracata dönük bir imalat yapısının oluşturulması, ileri teknolojinin getirilmesi, istihdam hacminin ve yaratılan katma değerin beklenen seviyelere çıkarılması önem arz etmektedir.

03.07.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Tütün Fonu:

Türkiye'de monopol kapsamında bulunan tütüncülüğün idaresine 1862 yılında başlanılmış, 1884 yılında tütüncülük Devlet inhisarına alınmış ve ülke ekonomisine katkısı bakımından tütün üretiminin iyileştirilmesi yolunda çalışmalar yapılmıştır. Tütün üretiminin geliştirilmesi ve üreticilerin desteklenmesi amacıyla, 3780 sayılı Milli Koruma Kanunu ile başlatılan destekleme alımları, 1961 yılından bu yana, 196 sayılı Ekici Tütünleri Satış Piyasalarının Devlet Nam ve  Hesabına Desteklenmesine Dair Kanun hükümleri gereğince TEKEL  tarafından yürütülmüştür.

Son yıllarda, tütün sektöründe ekonomik gereklere uygun olarak verimli ve karlı çalışma zorunluluğu getirilmesi, tütün üretiminin geliştirilmesi ve üreticilerin finansman yönünden desteklenmesinde ortaya çıkan kaynak yetersizliği sorununa çözüm bulunması için yeni yasal düzenlemeler yapılmıştır.

1986 yılında yürürlüğe giren 3291 sayılı Kanun ve diğer hukuki düzenlemelerle tütündeki Devlet inhisarı kaldırılmış, 1177 sayılı Tütün ve Tütün Tekeli Kanunu çerçevesinde, Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan Tütün Üretimi Geliştirme Fonu’nun adı, 1991 yılında yapılan fon yönetmeliği tadilatıyla "Tütün Fonu" olarak değiştirilmiştir.

Ülkede, Tütün ve Tütün Tekeli Kanununun monopol hükümlerinin  kaldırılması dikkate alınarak, tekel sigara fabrikaları ile yaprak tütün bakım ve işletme tesislerinin modernizasyonunun sağlanması, uygun tipte tütün ekiminin yapılması, tütün borsasının kurulması, ihracatın geliştirilmesi ve sektörün uluslararası standartlarda etkin bir şekilde faaliyet göstermesi amacıyla, mevcut yatırım projelerine yeterli finansal destek temin edilmesi yerinde olacaktır.

Dönem içinde, Fon kaynaklarından, Genel Bütçe'ye 41.497 milyar lira, muhtelif fonlara da 20.671 milyar liralık kaynak aktarılmıştır.

Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 05.02.2001 tarih ve 2001/6 sayılı Kararı ile TEKEL özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.

03.03.2001 tarih ve 4629 sayılı Kanunla da Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Yatırımları Teşvik Fonu:

Türkiye'de ihracat gelirlerinin artırılması ve sanayileşme yönündeki çabalara bir teşvik sistemi çerçevesinde etkinlik kazandırılması planlı dönemle birlikte gündem konusu olmuştur. Yatırımların ve döviz kazandırıcı hizmetlerin, Kalkınma Planı ve Yıllık Programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yönlendirilmesi ve teşvik edilmesini sağlamak üzere, 933 ve 1615 sayılı Yasalar, 84/8860, 88/13458, 89/14865, 92/2805, 94/6411, 98/0755 ve 99/2477 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları çerçevesinde, T.C.Merkez Bankası nezdinde, "Yatırımları Teşvik Fonu" kurulmuştur.

1999 yılında mevcut mevzuata göre imalat, hizmetler, enerji, madencilik ve tarım sektörlerinde, komple yeni, tevsi, finansal kiralama, modernizasyon, yenileme, tamamlama vb. projeleri içeren toplam 4.879 trilyon lira tutarındaki yatırım için 2.968 adet teşvik belgesi verilmiştir. Yatırım teşviklerinden en büyük pay alan bölgeler, sırasıyla Marmara, Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Güneydoğu ve Karadeniz'dir.

Öte yandan, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere (KOBİ), İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Marmara, Akdeniz ve Ege bölgelerinde 58 trilyon liralık yatırım karşılığı olarak toplam 1.695 teşvik belgesi verilmiştir. Ayrıca; genel teşvik mevzuatından ayrı olarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 26 ilde yarım kalmış veya işletme sermayesi yetersizliği nedeniyle faaliyete geçememiş yatırımların ekonomiye kazandırılması için yatırım ve/veya işletme kredileri sağlanmaktadır.

Teşvik önceliklerinin tespit edilmesi suretiyle selektif bir uygulamanın benimsenmesi yanında, Fon kaynaklarından finanse edilen yatırımların bir an önce ekonomiye kazandırılmasına yönelik gerekli hukuki ve kurumsal düzenlemelerin yapılması; bankalar aracılığıyla kullandırılan Fon kaynaklı kredilerin geri dönüşlerine etkinlik kazandırılması önem taşımaktadır

Dönem içinde, Fon kaynaklarından, Hazine'ye 167.955 milyar lira, muhtelif fonlara 20.759 milyar liralık transfer yapılmıştır.

Fonun tasfiyesine yönelik olarak alınan Bakanlar Kurulu Kararı, henüz yürürlüğe girmemiştir.

-Özel Çevre Koruma Fonu:

2872 sayılı Çevre Kanunu'yla, özel çevre koruma bölgesi ilan edilen alanların sahip olduğu çevre değerlerini korumak ve çevresel sorunları gidermek, bu alanların koruma ve kullanma esaslarını belirlemek, bölgesel plan ve projeler oluşturmak, artan çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin mevzuatı düzenlemek ve uygulamaya konulmasını sağlamak üzere, 1989 yılında, T.C.Merkez Bankası nezdinde Çevre Bakanlığı'na bağlı "Özel Çevre Koruma Fonu" tesis edilmiştir.

Son yıllarda çevre koruma konularında yapılan uluslararası işbirliği çalışmaları yoğunluk kazanmış, çevre sorunlarının çözümüne ilişkin 27 adet uluslararası çevre anlaşması imzalanmıştır.

Ülkede Fon'a görev olarak verilen 12 adet özel çevre koruma bölgesi vardır. Ancak, yapılan çalışmalar sonucu saptanan ve Fonun görev alanına dahil edilmesi gereken, sayıları 153'ü aşan özel çevre koruma bölgeleri bulunmaktadır.

Söz konusu alanların, özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmesi; çevreyi olumsuz etkileyen plan ve uluslararası standart dışı yapılaşmaların önlenmesi için kuruluşlar arası koordinasyon ve işbirliği sağlanması; çevre ile ilgili mevzuatta yeni düzenlemeler yapılması ve bilinçli bir kamuoyu oluşturulmasını teminen Çevre Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulması gerekmektedir.

03.07.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Elektrik Enerjisi Fonu:

 3096 sayılı TEK Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanunun uygulanması ile ilgili olarak, enerji sektöründe bilimsel araştırma, geliştirme, etüt, proje ve denetim faaliyetlerinin finansmanına katkıda bulunmak ve elektrik enerjisi fiyatlarında istikrar sağlamak amacıyla, 1990 yılında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde "Elektrik Enerjisi Fonu" oluşturulmuştur.

Fon'un başlıca gelir kaynağı, elektrik enerjisi satış tarifelerine konulan katkı paylarıdır.

Fon kaynaklarından, GAP kapsamında bulunan ve Yap-İşlet-Devret modeli ile yürütülen Birecik Baraj ve Hidroelektrik Santralı Projesi kamulaştırmalarının finansmanında kullanılmak üzere "köprü kredi" sağlanmakta, özel elektrik şirketlerine de mücbir sebep "force major" nedeniyle kredi açılabilmektedir.

Fon kaynaklarından bugüne kadar elektrik sektörüne toplam 34 trilyon lira kredi açılmıştır.

Elektrik enerjisi sektörünün Avrupa Birliği (AB) standartlarına göre yeniden yapılandırılması; enerji sektöründeki yeni gelişmeler göz önünde bulundurularak; Fon kaynaklarının sağlıklı bir şekilde takip ve tahsil edilmesi; imzalanan enerji  sözleşmelerinden doğan yükümlülükler, kredi açılması, enerji alım, satım ve fiyatlandırma usul ve esasları ile Elektrik Enerjisi Fonu'nun işleyişine ilişkin uygulamalara açıklık getirilmesi üzerinde durulması gereken başlıca konuları teşkil etmektedir.

03.07.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Sinema ve Müzik Sanatını Destekleme Fonu:

Kitle haberleşme araçlarının en önemlilerinden olan sinema, video ve müzik yapıtlarının eğitici, öğretici, kültür yayıcı ve aktarıcı, Türkiye'yi tanıtıcı fonksiyonlarına işlerlik kazandırmak, yapım, denetim, gösterim, programlama ve teknoloji kullanımı yönünden geliştirmek, bu sanat kollarına milli birlik, bütünlük ve devamlılık açısından destek sağlamak, çalışmalarını teşvik etmek üzere 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu gereğince, 1986 yılında, Kültür Bakanlığı bünyesinde, "Sinema ve Müzik sanatını Destekleme  Fonu" oluşturulmuştur.

1998 yılında, Fon tarafından, Türkiye'nin yurt dışında tanıtımı için toplam 49 milyar lira harcamada bulunulmuş; başarı ödülü almış sinema sanatçılarına ve muhtaç sanatçılara dönem içinde 29 milyar lira karşılıksız yardım yapılmıştır.

03.03.2001 tarih ve 4629 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Ekici Tütünleri Satış Piyasalarının Devlet Nam ve Hesabına Desteklenmesi İşleri:

Türkiye'de tütün sektörü, Cumhuriyet Dönemi ile birlikte Devlet kontrolüne alınmış, 3780 sayılı Milli Koruma Kanunu ile 1941 yılında başlatılan tütün destekleme alımları, 196 sayılı Ekici Tütünleri Satış Piyasalarının Devlet Nam ve Hesabına Desteklenmesine Dair Kanunla günümüze kadar sürdürülmüştür.

Tütün üretim, alım, işleme, bakım ve imalatına ilişkin tüm faaliyetler, 1926 yılından bu yana, T.C.Tütün İnhisarlar İdaresi, İnhisarlar Umum Müdürlüğü ve TEKEL Genel Müdürlüğü'nce yürütülmüştür. Sigara sanayiinin bir Devlet monopolü durumunda bulunması ve üretimin TEKEL tarafından yapılması, ülkede üretilen tütünlerin yurt içi alım ve satımının belirli esas ve usullere bağlanmasını zorunlu kılmıştır. Ekici tütünleri satış piyasalarının devlet nam ve hesabına desteklenmesi, ekici elinde kalan tütünlerin devlet adına satın alınması, ihraç edilmesi ve yurt içi sigara sanayiinde kullanılması, 196 sayılı Kanun uyarınca TEKEL'e ek bir görev olarak verilmektedir. Bakanlar Kurulu kararlarıyla TEKEL'e verilen destekleme tütün alımları yapma yetkisi, tali bir görev olmaktan çıkarılarak, asli bir görev niteliği kazanmıştır.

Diğer yönden, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 05.02.2001 tarih ve 2001/6 sayılı Kararı ile TEKEL özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.

Destekleme alımları özellikle Ege, Güneydoğu, Karadeniz ve diğer bölgelerde yapılmaktadır. 1999 yılında, ekici tütünler satış piyasalarından Devlet nam ve hesabına yapılan 136.982 ton işlenmemiş yaprak tütün alımları için üreticilere toplam 150.167 milyar lira bedel ödenmiş, üretilen 44.924 ton işlenmiş yaprak tütün miktarı için 51.299 milyar lira tutarında da işleme ve bakım gideri yapılmış, satılan 35.250 ton işlenmiş tütünlerden toplam olarak 33.382 milyar lira hasılat sağlanmıştır. Hasılatın 94 milyon dolarlık bölümü ihracat karşılığı döviz girdisidir. İdare, zararlı bir işletme faaliyeti göstermektedir.

Öte yandan, destekleme işlerinin öz kaynağı bulunmamaktadır. Destekleme tütün alımları için Hazine tarafından herhangi bir kaynak tahsis edilmediğinden, her yıl çıkarılan kararnamelerde, destekleme tütün alımları için gerekli finansman ihtiyacının TEKEL tarafından temini ve bu görevden doğan her türlü zarar ve mahrum kalınan karın destekleme hesabından karşılanması öngörülmektedir. TEKEL tarafından yürütülen destekleme işlemlerinin finansmanı yine bu kuruluşun kendi kaynaklarından sağlanmakta ve destekleme hesaplarına aktarılmaktadır. İdare'nin, destekleme işleri için, 1999 yılı finansman giderleri 396 trilyon liraya ulaşmıştır. Bu bağlamda, Hazine'nin, destekleme  alımlarından dolayı TEKEL'e olan borç tutarı 771 trilyon liraya yükselmiştir.

Destekleme alımlarına ilişkin finansman giderleri, tütün alım maliyetlerini ve dönem zararlarını her geçen yıl büyük ölçüde artırmakta; destekleme alımları, yıllar pahalı bir finansman modeli olarak sürdürülmektedir.

Türk tütüncülüğünün geliştirilmesi, destekleme alımlarının gerek TEKEL, gerekse Hazine üzerindeki finansman yükünün azaltılması amacıyla; destekleme ile ilgili yıllık yatırımların, yıllık yatırım programları kapsamına alınması; yıllık üretim kontenjanlarının, mevcut stok miktarı, talep ve azami stok seviyeleri dikkate alınarak, ihtiyaç duyulan bölge tütünlerine göre belirlenmesi yanında, ürün kalitesinin yükseltilmesi, işleme tekniğinin geliştirilmesi ve dış piyasadaki satış payının artırılması konularında çalışmalarda bulunulması gerekmektedir.

Uygulanmakta olan İstikrar Programı’nda, 2001 yılında Tütün  Kanunu’nun çıkartılması ve tütün destekleme alımlarının sona erdirilmesi öngörülmektedir.

-Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu:

Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlara, gerektiğinde Türkiye'ye kabul edilmiş kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler almak, gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmek amacıyla, 3294 sayılı Kanunla, 1986 yılında, Başbakanlığa bağlı, T.C.Merkez Bankası nezdinde, "Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu" kurulmuştur.

Fon faaliyetlerinin ülke çapında yaygınlaştırılması, Fon'da toplanan kaynakların ihtiyaç sahibi vatandaşlara ayni ve nakdi mali yardım olarak dağıtımının sağlanması için 79 ilde ve 846 ilçede toplam 930 adet sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı kurulmuştur.

Fon tarafından fakir ve muhtaç ailelerin orta öğretim çağındaki çocuklarının barınmasını teminen inşa edilen 49.013 öğrenci kapasiteli 322 adet öğrenci yurdu ve aşevi faaliyet göstermektedir.

Dönem içinde yüksek öğrenim öğrencilerine toplam 17.195 milyar lira burs verilmiştir.

-Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi:

Türkiye yüzölçümü ve nüfusunun yaklaşık %10'unu oluşturan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin süratle kalkındırılması; toprak, su ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, tarım, enerji, sanayi, ulaştırma, eğitim, sağlık ve turizm gibi sektörlerin kentsel ve kırsal altyapısının bir bütün olarak ele alınması, yıllık program ve projelerle yönlendirilmesi amacıyla, 388 sayılı KHK ile, 1989 yılında, Başbakanlığa bağlı, hükmü şahsiyeti haiz, Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatı kurulmuştur.

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), öncelikle sulama ve elektrik enerjisi üretimine yönelik 66 adet proje demetinden oluşan, master plan çerçevesinde yürütülen çok yönlü bölgesel entegre bir kalkınma projesidir. GAP'ın toplam yatırım tutarı 32 milyar ABD Doları olarak öngörülmüştür.

14.12.1997 tarih ve 23200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4314 sayılı Kanunla; İdare'nin bütçesi, Hazine, Devlet Planlama Teşkilatı ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken oluşturulması, gerekli finansman ihtiyacının Genel Bütçe'ye konulan ödenekten karşılanması öngörülmüştür.

Daha önce finansman ihtiyacını Kamu Ortaklığı Fonu ve Toplu Konut Fonu’ndan yapılan aktarmalarla sağlayan Başkanlığın fon kaynaklarını kullanma imkanı bu düzenleme ile ortadan kalkmış bulunmaktadır.

Sosyo-ekonomik kalkınmayı hedefleyen GAP'ın mevcut projelerinin 32'si 1999 yılı sonu itibariyle sonuçlandırılmıştır. Bu amaçla 14 milyar ABD Doları harcama yapılmış ve projelerde %44 oranında bir gerçekleşme sağlanmıştır. Halen GAP kapsamında kalan 34 proje üzerindeki çalışmalar sürdürülmektedir.

Projenin bütününde, Fırat ve Dicle ile bunların kolları üzerinde 22 baraj ve 19 hidroelektrik santralı öngörülmektedir.

Türkiye'de üretilen bir yıllık yaklaşık 35 milyar kWh'lık hidroelektrik enerjisi içinde GAP'ın %43 oranında önemli bir payı vardır. GAP enerji projesi tamamlandığında, ülkenin mevcut hidrolik gücünün %75'ine eşit enerji üretileceği planlanmaktadır.

Bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında büyük ve olumlu değişmeler meydana getirecek olan bu büyük projenin bir an önce tamamen gerçekleşmesi için; DPT ve DSİ ile GAP İdaresi arasında gerekli koordinasyon ve işbirliği sağlanması; GAP'ın ekonomik ve toplumsal boyutu dikkate alınarak, bu projenin gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulacak sayıda ve nitelikte çekirdek kadrolar oluşturulmasına yönelik kurumsal düzenlemeler yapılması; GAP İdaresince, arazi kullanım planlarının yapılması, arazi düzenleme ve toplulaştırma projeleri ile yer teslimi ve tapulama işlemlerinin tamamlanması; master plan çerçevesinde, bölgede modern tarımsal faaliyetlerin kademeli olarak yaygınlaştırılması; sulama yatırımı yapılacak alanlarda karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olunan ürünlere ağırlık verilmesi; sulu tarıma geçilmesiyle birlikte sulama tekniği ve metotlarının saptanması; oluşturulacak bitkisel üretim deseninde yem bitkileri üretimine önem verilmesi; hayvancılık işletmelerinin, süt ve besi hayvancılığı, koyunculuk, arıcılık ve hindiciliğin geliştirilmesi konusunda gerçekçi ve etkin yeni projeler hazırlanması; ekonomik ölçekte işletmelerin oluşturulması; GAP Bölgesi araştırma, eğitim ve yayım projesi çalışmalarının yeterli düzeye çıkarılması; çiftçi ve işletmeci eğitimine özel olarak etkinlik kazandırılması; çevrenin korunması, Dicle ve Fırat nehirleri havzalarının ağaçlandırılması, rehabilite edilmesi, erozyona karşı korunması, tarımsal arazinin başka amaçlarla kullanılmamasına yönelik bölgede birbirini tamamlayan görevler üstlenen ilgili kuruluşlar arasında koordineli radikal çalışmalar yapılması; master plan çerçevesinde, korunması ve canlandırılması; tarım ürünlerinin sigortalanması sisteminin kurulması üzerinde önemle durulmalıdır.

-Küçük ve Orta Ölçekli Sanayii Geliştirme ve Destekleme Fonu:

Türkiye'nin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin payını ve etkinliğini artırmak, rekabet güçlerini yükseltmek, sanayide entegrasyonu sağlamak için, 3624 sayılı Kanun uyarınca, 1990 yılında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı kurulmuş ve bu İdare'nin amacını gerçekleştirmek üzere, T.C.Merkez Bankası nezdinde, "Küçük ve Orta Ölçekli Sanayii Geliştirme ve Destekleme Fonu" oluşturulmuştur.

Ülkede sanayi kesiminde, 5.312 adet KOBİ'ye rekabet gücü yüksek ileri teknoloji, finansman, pazar araştırma ve ihracat, kalite, danışmanlık ve eğitim destekleri veren projeler hazırlayan ve uygulayan Fon hizmetlerinin finansmanı büyük ölçüde Bütçe'den verilen ödenek ve yasal aidatlardan karşılanmaktadır.

KOBİ'lerle yeteri kadar iletişim kurulamaması, organizasyon ve teşkilatlanmanın tamamlanmaması nedeniyle, hedeflenen program, proje, yatırım ve danışmanlık hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesinde yetersiz kalınmaktadır. KOBİ'lerin ekonomideki payının ve rekabet gücünün artırılması amacıyla, ekonomik çerçeve programların uygulanmasına önem verilmesi; yapılacak danışmanlık hizmetlerinde üniversite ve diğer uzmanlık kuruluşları ile eşgüdüm ve işbirliği oluşturulması; yeni projeler üretilmesi; Kalkınma Planı'nda da öngörüldüğü üzere, KOBİ'lerin ihracat sektörü içinde etkin bir organizasyon altında toplanarak dış pazarlara açılması ve sermaye piyasasından gerekli kaynak sağlayabilmesini teminen sektörel dış ticaret şirketlerinin desteklenmesi; İdare'nin, ülkedeki yörelerin ve illerin sanayi ve ticaret potansiyeline göre bölgesel olarak yapılandırılması konularında değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.

03.07.2001 tarih ve 4684 sayılı Kanunla Fon tasfiyesi edilmiştir.

-Özelleştirme Fonu:

Özelleştirme Fonu, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla kurulmuştur.

Yasayla Fon ve Özeleştirme İdaresi’ne çok geniş bir alanı kapsayan görev ve yetkiler verilmiş olmasına karşın, Fon faaliyetleri henüz yönetimsel ilkelere ve yasal gereklere uygun, etkin ve verimli düzeyde kurumsallaşamamıştır.

İdarenin, amaçlara uygun olarak, daha da kurumsallaşmış, istikrarlı ve etkin bir yönetim yapısına ihtiyacı bulunmaktadır.

Bugüne kadar özelleştirme programına alınan kuruluş sayısı 192, blok ve varlık satışı, halka arz ve hisse senedi yoluyla özelleştirilen kuruluş sayısı ise 116'dır.

1999 faaliyet yılında Fon gelirlerinin 204.480 milyar lira, buna karşılık fon kullanımlarının 245.848 milyar lira düzeyine ulaştığı ve hesap dönemin 41.368 milyar lira dönem zararı ile sonuçlandığı görülmektedir.

Yeterli ölçüde özelleştirme geliri elde edilememesi nedeniyle Fon'un kaynak ihtiyacı özellikle tahvil ihracı suretiyle karşılanmaktadır.

Özelleştirme programında olan kuruluşların finansman ihtiyaçlarının giderilmesi ve mali durumlarının düzeltilmesi için 1999 yılı sonu itibariyle fon tarafından verilen krediler, tahakkuk eden faizleriyle birlikte 66 trilyon liraya ulaşmıştır. Daha çok kuruluşların personel ücret ödemelerinde ve sermaye artışlarında kullanılan bu kredilerin önemli bir bölümünün geri dönüşü sağlanamamaktadır. Uzun yıllardan beri özelleştirme programında bulunan bazı kuruluşların özelleştirilememeleri kendi işletme faaliyetlerini olumsuz etkilemesi yanında, Özelleştirme Fonu kaynaklarının verimli alanlarda kullanılmasını da büyük ölçüde engellemektedir.

Özelleştirilmeleri sürekli gündemde bulunan ve henüz özelleştirilememiş kuruluşlardaki belirsizlikler, işletme ve yatırım faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemekte, personelin çalışma verimi ve motivasyonunu düşürmekte, ekonomik kayıplara yol açmaktadır.

Öte yandan; özelleştirme uygulamalarında diğer önemli bir konu da, gerek 4046 ve gerekse 3096 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlarda çalışan personelin özelleştirme sonrasında sosyal güvenlik ve özlük haklarının korunmasıdır.

Özelleştirme gelirlerinin, ülkenin ekonomik sorunlarının çözümüne katkı yapacak verimli alanlarda kullanılması hususunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Özelleştirme uygulamalarında etkinlik sağlanması, Fon kaynaklarının israfına ve kamuoyunda güvenin zedelenmesine yol açılmaması için; özelleştirme programına alınmadan önce kuruluşların sektörel altyapı incelemesi ve fizibilite etüdünün yapılmasına özen gösterilmesi; özellikle kaynak yaratamayan ve verimli çalışamayan kuruluşların özelleştirilmesi konusunun ele alınması; özelleştirme kapsamına alınacak kuruluşların belirlenmesinde, kısa sürede özelleştirilebilir yapıda olmalarına dikkat edilmesi; yasal alt yapı eksikliklerinin tamamlanması; 4046 sayılı Kanun'un 37 inci maddesinde öngörülen özelleştirme usul ve ihaleleri ile özelleştirme yöntemleri ve değer tespitine ilişkin usul ve esasların bir yönetmelikle düzenlenmesi; özelleştirme sürecinin yakından takip edilmesi ve değerlendirilmesi, özellikle özelleştirme stratejisinde kamuoyu desteğinin alınması; konuya önemli bir yaklaşım olarak, sektörel özelleştirme projelerinin ekonomik analizlerinin önceden yapılarak özelleştirmeden beklenen makroekonomik faydanın göz önünde tutulması; özelleştirme politikaları ve uygulamalarında kamu sermayesinin tabana yayılmasını teminen şirket hisselerinin belirli ölçüde halka ve çalışan kesime İMKB yoluyla arz yöntemine ağırlık ve öncelik verilmesi; özelleştirme işlemlerinin uzamasının kuruluşlar ve çalışan personel üzerindeki olumsuz etkilerin önlenmesi ve yeni sorunlara yol açılmaması için özelleştirme yöntem ve uygulamalarının değerlendirilmesi; özelleştirme sürecinde, atıl halde tutulan ihtiyaç fazlası personelin daha verimli alanlarda istihdamının sağlanması; kuruluşların özelleştirme sonrası performanslarının tespitine yönelik özelleştirmenin amaç ve sonuçları hakkında değerlendirme raporu  hazırlatılması; Özelleştirme Fonu hesaplarının ve mali tablolarının usulüne uygun olarak hazırlanması; Fon kaynaklarının ekonomik kullanımının sağlanması gerekmektedir.