KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİN
ÖZELLEŞTİRİLMESİ

A-Genel Durum:

Özelleştirme uygulamaları 1970’li yılların sonlarından itibaren gelişmiş ülkelerin içine girdiği ekonomik kriz ve buna bağlı olarak gelişmekte olan ülkelerde iflas eden ithal ikameci sanayileşmeye dayanan kalkınma ekonomisi yaklaşımlarına bir alternatif olarak ortaya çıkmış, kamu kesiminde verimliliği sağlamak, bütçe açıklarını azaltmak, sermayenin tabana yayılmasını sağlamak ve benzeri çok yönlü amaçlar için bir yöntem ve politika olarak 1980’li yıllardan itibaren geniş bir uygulama alanı bulmuştur.

Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde 1929 sonrasında yaşanan ekonomik kriz ve büyük bunalım, liberal ekonomik teorinin terk edilmesine neden olmuş, 1930’lu yılları izleyen dönemde Keynes’çi iktisat teorisi çerçevesinde uygulanan ekonomik politikalar, devletin iktisadi yaşamdaki rolünü ve ağırlığını arttırmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde devletin ekonomik yaşamdaki rolünü arttıran diğer bir etmen de değişen devlet anlayışıdır. “Sosyal Refah Devleti” olarak ifade edilen bu anlayış, Birleşmiş Milletler bildirilerinde, giderek ülkelerin anayasalarında yer almış, 1950-70 arasında yaşanan ekonomik konjonktür de sosyal devlet anlayışının ekonomik yaşama geçirilişinin maddi olanaklarını sağlamıştır. Bu süreçte, gelişmiş ülkelerin yanı sıra az gelişmiş ülkeler de kamu desteğiyle (ithal ikameci sanayileşme modelleri çerçevesinde) kalkınma sürecine girmişlerdir.

Devletin sosyo-ekonomik yaşama müdahalesi ve  “sosyal refah devleti” olarak ifade edilen anlayışın hakimiyeti sonucu kamu ekonomik kuruluşları, gerek sayısal gerekse ulusal hasılalardaki oransal pay olarak önemli büyüklüklere ulaşmışlardır.

1970’li yıllarda yaşanan petrol şokları ve ekonomik krizle birlikte iktisat teorisinde yeni arayışlara yönelinmiş, Keynes’çi politikalar ve kamu girişimciliği ile kamu müdahaleciliği ciddi bir sorgulamaya tabi tutulmuştur. Neoliberalizm olarak adlandırılan iktisadi ve siyasi düşüncenin Avrupa ve Amerika’da hakim olması sonucu, geçmiş dönemdeki devlet müdahalesi anlayışı yerini, ekonomide liberalleşme ve serbest rekabet anlayışına bırakmıştır.

Devletin ekonomik yaşamdaki varlığının azalması ve giderek ortadan kalkması, böylece ekonomik liberalleşmenin sağlanarak rekabetçi piyasa yapılarının oluşturulması, bütçe açıklarının azaltılması, sermayenin tabana yayılması ve benzeri çok yönlü amaçlar için özelleştirme, hemen hemen bütün ülkelerde bir politika ve yöntem olarak ağırlık kazanmıştır.

Özelleştirme en dar anlamıyla, kamu ekonomik kuruluşlarının mülkiyetinin kısmen veya tamamen özel kuruluşlara devri olarak tanımlanmaktadır. Daha geniş bir yorumla ele alındığında ise, mülkiyet devrinin yanı sıra bu tür kuruluşların özel kesime kiralanması, kamu kesimi tarafından üretilen mal ve hizmetlerin finansmanının özel kesimce sağlanması, yönetimin özel kesime devri, mal ve hizmetlerin üretimindeki kamu tekellerinin kaldırılması ile piyasaya kamunun  müdahalede bulunmaması da özelleştirme kavramı içinde yer almaktadır.

Türkiye ekonomisi 24 Ocak 1980 kararları ile başlayan dönemde yapısal bir dönüşüm sürecine girmiş, bu dönüşümle dışa nispeten kapalı, ithal ikamesine dayalı bir ekonomik yapıdan, rekabetçi ve ihracata yönelik sanayileşmeye dayanan ekonomik bir yapıya geçiş hedeflenmiştir. Bu dönemde kamu kesiminin yeniden yapılanma çalışmaları da sürdürülerek; kamu kesiminde verimliliği sağlamak, ekonomideki ağırlığını azaltmak, bütçe açıklarını azaltmak vb. amaçlar için bir yöntem olarak özelleştirme, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemine yerleşmiştir.

Türkiye’de özelleştirme fiilen 1985 yılında başlamış, ancak gerek yasal ve yönetsel yapının oluşturulması çalışmalarının uzun sürmesi, gerekse uygulamalar konusunda ortaya çıkan sorunlar, özelleştirmede önemli aşamalar kaydedilmesini engellemiştir.

B- Yasal  ve  Yönetsel  Durum:

Türkiye’de devletin zorunlu olmadıkça ekonomik yaşama girmemesi, devletçe gerçekleştirilen ekonomik faaliyetlerin de zaman içinde özel kesime devredilmesi prensibi, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. Türkiye’de ilk KİT’ler kurulurken, kuruluş yasalarında ileride özel sektöre devredileceklerine ilişkin hükümlerin de yer aldığı görülmektedir. KİT’lerin özel sektöre devri, 1950’li yıllarda hükümet programlarına bile girmiş, ancak uygulamaya yönelik ilk ciddi çalışmalar 1980’li yıllarda başlamıştır. 24 Ocak Kararlarını izleyen süreçte, devlet bütçesine getirdikleri yükü ortadan kaldırmak için kısa vadeli bir çözüm olarak KİT fiyatları serbest bırakılmış, uzun dönemli ve kalıcı bir çözüm olarak “özelleştirme” gündeme gelmiş, V. 5 Yıllık Kalkınma Planından itibaren de özelleştirme, kalkınma planlarına bir hedef olarak girmeye başlamıştır.

Özelleştirmeye ilişkin gerçekleştirilen temel yasal düzenlemeleri, 2983, 3291 ve 4046 sayılı yasalar olarak sıralamak mümkündür. Söz konusu yasalar genel olarak özelleştirmeye ilişkin hususları düzenlemekle birlikte 1980’li yıllardan 2000 yılına kadar gelen süreçte, sundukları hizmetin özelliklerinden kaynaklanan yasal nedenlerle, enerji ve telekomünikasyon alanlarında ayrı düzenlemeler yapılmış, ayrıca ekonominin liberalleşmesi politikası doğrultusunda tekel niteliğini haiz bazı kamusal üretim alanlarında da (çay ve tütün gibi) özel sektörün de faaliyet göstermesine olanak sağlayan yasal değişikliklere gidilmiştir.

Söz konusu 3 temel yasanın yanı sıra, esas olarak KİT’lerin kuruluş ve faaliyetlerini düzenleyen 233 sayılı KHK’de de, özelleştirmeye ilişkin hükümler yer almıştır.

Özelleştirme uygulamalarına dayanak teşkil edecek  yasal ve yönetsel altyapı oluşturma çalışmaları  şu şekilde özetlenebilir.

-Özelleştirmenin yasal altyapısını oluşturmaya yönelik ilk hukuki düzenleme  17.3.1984 tarihinde yürürlüğe giren "Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılmasına Dair Kanun"dur.  Bu Kanunla; kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara ait tesislere, hisse senedi ihracı yoluyla gerçek ve tüzel kişilerin ortak edilebilmesine veya bu tesislerin işletme hakkının  belli sürelerle devrine olanak tanınmıştır. Söz konusu enstrümanlar, Türkiye’de özelleştirme uygulamalarında bir başlangıç teşkil eden hukuki düzenlemeler olması yönünden önem taşımaktadır.

-18.6.1984 tarih ve 18435 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında KHK, esas olarak KİT’lerin çalışma usul ve esaslarını düzenlemekle birlikte, Kararnamenin tek maddeden oluşan “Tasfiye” başlıklı 4’üncü bölümünde KİT’lerin tasfiye ve satışlarına ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

233 sayılı KHK’nin 4’üncü bölümde yer alan 38 maddede: “Kararname kapsamındaki teşebbüs, müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimlerinin ve iştiraklerinin tasfiye, devir, satış ve işletme haklarının verilme kararının Koordinasyon Kurulu tarafından alınacağı, tasfiye devir, satış veya işletme hakkının verilmesinin, 2983 sayılı Yasanın öngördüğü esaslara göre Kamu Ortaklığı Kurulu tarafından yürütüleceği” ve genel nitelikli bazı hususlar hükme bağlanmıştır.

-Türkiye’de özelleştirmeyle ilgili ilk kapsamlı düzenleme 1986 yılında çıkarılan 3291 sayılı Yasa ile gerçekleştirilmiştir. 3291 sayılı Yasa, yalnızca özelleştirme uygulamalarına yönelik olmayıp, 7 ayrı kanunda daha değişiklik yapan bir metin olarak düzenlenmiş, aynı zamanda 1177 sayılı Tütün Tekeli Kanunu da aynı düzenleme ile yürürlükten kaldırılmıştır. 

Yasa ile “özelleştirme” sözcüğü ilk defa mevzuatımızda yer almış, yeterli düzeyde olmasa da; KİT’lerin özelleştirme kapsamına alınması ve uygulamaların yürütülmesine, özelleştirilen kuruluş personelinin sosyal güvenlikle ilgili haklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Yasanın “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin özelleştirilmesi ile ilgili Hükümler” başlıklı 4 maddeden oluşan 5. Bölümünde özelleştirmeyle ilgili hususlar düzenlenmiş, KİT statüsünde faaliyet gösteren kuruluşların özelleştirme kapsamına alınmasına Bakanlar Kurulu, KİT'lerin müessese, bağlı ortaklık, işletme ve işletme birimleri ile iştiraklerindeki paylarının özelleştirme kapsamına alınmasına Yüksek Planlama Kurulu yetkili kılınmış, özelleştirme programının yürütülmesi konusunda ise 2983 sayılı Kanun ile oluşturulan Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı görevlendirilmiştir.

Özelleştirme uygulamalarından beklenen hedeflere ulaşılmasında karşılaşılan güçlüklerin giderilmesi amacı ile uygulamalara esas teşkil eden 2983 ve 3291 sayılı yasalarda, çeşitli tarihlerde değişikliğe gidilmiştir. Ancak gerçekleştirilen bu değişiklikler, zaten dağınık olan mevzuatı daha da karışık hale sokmuştur.

3291 ve 2983 sayılı yasalarda yapılan değişiklikleri şu şekilde özetlemek mümkündür.

-31.12.1987 tarih ve 19681 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 304 sayılı KHK ile 2983 sayılı Yasanın TKKOK’nun teşkiline ilişkin  maddesi yürürlükten kaldırılmış, Yüksek Planlama Kurulunun (YPK) oluşumuna ilişkin düzenlemeler yapılarak,  ilgili mevzuatta TKKOK’na verilmiş olan görevler (YPK)’ya verilmiş, 2983 Yasa ve 233 sayılı KHK’de yer alan TKKOK, Kamu Ortaklığı Kurulu ve Koordinasyon Kurulu ibareleri YPK olarak değiştirilmiştir.

-Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı  İdaresi Başkanlığı, 10.04.1990 tarih ve 20488 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 412 ve 414 sayılı KHK'ler ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı olarak yeniden oluşturulmuş, özelleştirme uygulamalarının yürütülmesinde Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı görevli kılınmıştır.

-6.1.1992 tarihinde yürürlüğe giren 473 sayılı KHK ile 2983 sayılı Kanunda değişiklik yapılarak özelleştirme uygulamaları konusunda karar mercii Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu olarak değiştirilmiştir.

-13.9.1993 tarihinde yürürlüğe giren  513 sayılı KHK ile 3291 sayılı Kanuna ek madde eklenmek suretiyle, TEK’in özelleştirilmesi yetkisi Bakanlar Kuruluna, müessese, bağlı ortaklık, işletme ve işletme birimlerinin özelleştirilme yetkisi YPK’ya verilmiştir. Aynı düzenlemede, özelleştirilmesine karar verilen teşekkül, müessese, kuruluş, iştirak, bağlı ortaklık, işletme ve işletme birimlerinin, çeşitli mevzuatta öngörülen şartlar aranmaksızın anonim ortaklığa dönüşmüş sayılacağı öngörülmüştür.

-1.3.1994 tarih 3974 sayılı Kanunla, 513 sayılı KHK ile yapılan düzenlemeler kanunlaştırılmış, özelleştirme ile ilgili ek maddeler getirilmiştir.

Özellikle 3291 sayılı Kanunda yer alan özelleştirmeye ilişkin hükümlerin gelişen koşullar karşısında yetersiz kalması, özelleştirmede ortaya çıkan yetki kargaşası ve özelleştirmenin hukuki alt yapısının süratli bir özelleştirmeye imkan vermemesi, özelleştirme uygulamalarıyla ilgili hukuki düzenlemelerin yeniden yapılması gereğini doğurmuş, bu amaçla çıkartılan 11.5.1994 tarih ve 3987 sayılı yetki Kanununa (Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesi ile Özelleştirme Sonucunda Doğabilecek İstihdamla İlgili  Sorunların Çözümlenmesine İlişkin KHK'ler Çıkartılması  Amacıyla Yetki Verilmesine Dair Kanun) dayalı olarak 5 adet KHK Hükümetçe yürürlüğe konulmuştur.

Söz konusu KHK'lerin dayanağı olan 3987 sayılı yetki Kanununun Anayasa Mahkemesi'nce 7.7.1994 tarihinde, 3987 sayılı Kanuna dayanarak çıkartılan KHK'lerin de 21.7.1994 tarihinde iptal edilmesi üzerine ortaya hukuki bir boşluk çıkmış ve bu boşluk, Bakanlar Kurulu’nca 31.7.1994 tarihinde çıkarılan kararname uyarınca özelleştirme işlem ve faaliyetlerinin önceki mevzuatla yürütülmesinin düzenlenmesi ile doldurulmuştur.

Özelleştirme uygulamalarının hukuki alt yapısını oluşturmaya yönelik olarak çıkartılan ve halen yürürlükte bulunan en son düzenleme 4046 sayılı "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"dur.

4046 sayılı Kanunla; 3291 sayılı Kanunun özelleştirme ile ilgili maddeleri yürürlükten kaldırılmış, özelleştirme uygulamalarından sorumlu Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yeniden yapılandırılmış ve özelleştirmede hız ve esneklik sağlanabilmesi bakımından İdare geniş yetkilerle donatılmıştır.

4046 Kanunla getirilen yeni düzenlemeler ve daha önceki mevzuatta yapılan değişiklikler şu şekilde özetlenebilir.

-Özelleştirme uygulamalarında tek yetkili karar organı olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu, yalnızca özelleştirme uygulamalarını yürütmek ve sonuçlandırmak üzere Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kurulmuştur.

-Özelleştirme gelirlerinin bir hesapta toplanması amacıyla  Özelleştirme Fonu oluşturulmuş ve bu fonun kullanım alanları belirlenmiştir.

-Özelleştirmenin kapsamı genişletilerek KİT'lerin yanı sıra, Devletin diğer mal ve hizmet üreten birimlerinin de özelleştirilmesine olanak sağlayan düzenlemeler yapılmıştır.

-Özelleştirme kapsamına alınan KİT'lerdeki istihdam fazlasının azaltılması amacıyla erken emekliliği teşvik uygulaması getirilerek, emeklilik hakkını kazananların bu hakkı kazanmalarından itibaren 2 ay içinde emekli olmayı istemeleri halinde, ikramiyelerinin %30'u oranında ek ödeme yapılması hükme bağlanmıştır.

-Kamu yararının korunması amacıyla, stratejik nitelikteki kuruluşların Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca belirlenerek, bu kuruluşlarda imtiyazlı hisse bulundurulması öngörülmüştür.

-Özelleştirme programındaki kuruluşların özelleştirilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması veya tasfiyesi durumunda, bu kuruluşlarda çalışan memur ve sözleşmeli personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki boş kadro ve pozisyonlara atanmalarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.

-Özelleştirme uygulamalarıyla işini kaybeden işçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için mevcut haklarına ilaveten iş kaybı tazminatı ödenmesi ve meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi imkanını sağlayarak, bu konuda doğabilecek olumsuzlukların giderilmesi öngörülmüştür.

4046 sayılı Kanunda özelleştirmenin amacı ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak olarak belirlenmiş, ayrıca;

-Kuruluşların özelliklerine ve içindeki bulundukları şartlara göre özelleştirme yöntemlerinin belirlenmesi,
-Özelleştirme uygulamalarından elde edilecek gelirlerin genel bütçe harcama ve yatırımlarında kullanılmaması,
-Oluşabilecek tekelci bir yapının olumsuz etkilerinin önlenmesi,
-Mülkiyetin yaygınlığının yanı sıra, yönetim sorumluluk ve yetkilerini üstlenebilecek ortak grubunun temini,
-Özelleştirme işlemlerinin değer saptaması da dahil aleniyet içinde yürütülmesi,
-Özelleştirme uygulamalarında, milli güvenlik ve kamu yararının gerektirdiği durumlar hariç, kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelere devir yapılmaması,
-Özelleştirme uygulamaları çerçevesinde kamu bankalarının da öncelikle özelleştirilecek kuruluşlar arasına alınarak, süratle özelleştirilmesinin sağlanması,
-Tabii kaynakların belli bir süre için sadece işletme hakkı verilmesi suretiyle özelleştirilmesi, 

gibi ilkelerin esas alınması benimsenmiştir.

Daha önce özelleştirmenin yasal dayanağını oluşturan 3291 sayılı Kanunla, sadece KİT, bağlı ortaklıkları, müesseseleri ve iştiraklerinin özelleştirilmesi öngörülürken, 4046 sayılı Kanunla özelleştirmenin kapsamı genişletilmiştir. Buna göre KİT ve bağlı birimlerinin dışında; KİT statüsü taşımayan kamu kuruluşlarının kurdukları ticari amaçlı kuruluşlar veya ticari kuruluşlardaki iştirak payları, Hazineye ait paylar, genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve KİT'lerden kamu iktisadi kuruluşu (KİK) olanların gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan ilgili olmayan varlıkları ve iştiraklerindeki kamu payları, belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar, genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar vb.) ile kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi hakları da özelleştirme kapsamına alınabilecektir.

Özelleştirme uygulamalarına ilişkin oldukça ayrıntılı düzenlemeler yapan 4046 sayılı Kanunda ayrıca, uygulanacak özelleştirme yöntemlerinin neler olduğu, değer tespitinin hangi yöntemlerle ve nasıl yapılacağı, özelleştirme ihale yöntemleri ve nasıl uygulanacağı belirtilmiştir.

Özelleştirme uygulamalarının başladığı 1980’li yıllardan, 1999 yılına kadar gelen süreçte, gerek genel olarak KİT’lerin özelleştirilmesine ilişkin  yasal mevzuatın, gerekse telekomünikasyon ve enerji alanlarındaki özelleştirme uygulamalarına ilişkin yasal düzenlemelerin önemli bir bölümü Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Anayasada özelleştirme ile ilgili herhangi bir hükmün yer olmaması karşısında, Anayasa Mahkemesi, özelleştirme ile ilgili olarak çıkartılan ve Anayasaya aykırılık iddiasıyla incelemelerine sunulan çeşitli kanunları ve/veya kanun maddelerini, “özelleştirme, Anayasada yer alan Devleştirmenin karşıtıdır” yorumu çerçevesinde değerlendirmiş ve ilgili maddelerin bazıları bu yorumla iptale konu olmuştur.

Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin “kamu hizmetine” ilişkin tanımlama ve yorumları, Anayasanın uluslararası tahkime olanak tanımaması ve imtiyaz sözleşmelerinin Danıştay incelemesinden geçme zorunluluğu gibi düzenlemeler, özellikle yüksek teknoloji ve büyük finansman gerektiren alt yapı yatırımlarının özelleştirilmesi (YİD ve benzeri) uygulamalarında önemli sorunlar yaratmış, enerji, telekomünikasyon gibi sektörlerde kamu tekelini ortadan kaldıran bazı düzenlemeler de AYM’ce Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Anayasanın mevcut hükümleri karşısında, söz konusu sorunların yasa ve KHK düzeyindeki düzenlemelerle giderilemeyeceğinin ortaya çıkması üzerine, 1999 yılında çıkartılan 4446 sayılı Yasa ile Anayasa değişikliğine gidilerek, devleştirmeyle ilgili 47 nci, idarenin eylem ve işlemelerine karşı yargı denetimine ilişkin 125 inci ve Danıştay’ın oluşum  ve yetkilerini içeren 155 inci maddeleri  yeniden düzenlenmiştir.

13.8.1999 tarihinde kabul edilen ve 14.8.1999 tarih ve 23786 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4446 sayılı Yasa ile;

-Anayasa’nın 47 nci maddesinin kenar başlığı “E. Devletleştirme ve Özelleştirme” şeklinde değiştirilerek, bu maddeye 2 nci fıkrasından sonra;

“Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerin ve diğer kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.

Devlet, Kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek ve tüzel kişilere yaptırabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir.” hükmü,

-Anayasa’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna;

“Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.” hükmü eklenmiş,

-Anayasanın 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ise;

“Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasaları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.” şeklinde değiştirilmiştir.

Söz konusu düzenlemeler ile Anayasaya ilk kez özelleştirme kavramı girerken, Kamu hizmetlerinin “özel sözleşmelerle “ yaptırılabilmesine ve kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden kaynaklanabilecek uyuşmazlıkların, uluslararası tahkim yoluyla çözülmesine olanak sağlanmış, Danıştay’ın görevleri arasında bulunan imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerindeki “inceleme” yetkisi, “görüş bildirmeye” dönüştürülmüştür.

Anayasa değişikliğine paralel olarak;

-22.12.1999 tarih ve 23914 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4493 sayılı Yasa  ile “Bazı yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında” ki 3996 sayılı Yasada değişiklik yapılarak, yasa kapsamı ”enerji, iletim, iletim, dağıtım ve ticareti“ faaliyetleri de dahil edilmek suretiyle genişletilmiş, ayrıca “YPK’ca belirlenen İdare ile sermaye şirketi veya yabancı şirket arasında yapılacak sözleşme, özel hukuk hükümlerine tabidir.” hükmü getirilerek, yasa kapsamındaki yatırım ve hizmetlerin, özel hukuk sözleşmeleri çerçevesinde yaptırılacağı belirtilmiştir.

-21.12.1999 tarih ve 23913 sayılı resmi Gazete de yayımlanan 4492 sayılı yasa ile “Danıştay Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu”nun bazı maddelerinde değişikliğe gidilerek, Danıştay’ın kamu hizmeti, imtiyaz sözleşmelerindeki inceleme yetkisi, tahkim yolu öngörülmeyen sözleşmelerle sınırlanmıştır.

-Son olarak 22.01.2000 tarihinde 4501 sayılı “Kamu Hizmetleri ile ilgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun” yürürlüğe konularak, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz sözleşmelerinde, bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi durumunda, taraflarca sözleşme yapılırken uyulması gereken usul ve esaslar belirlenmiştir.

Bu yasa ayrıca, mevcut imtiyaz sözleşmelerinden özel hukuk statüsüne geçmek isteyenlerin veya imtiyaz statüsü ile devam edip uyuşmazlıkların çözümü için tahkim yolunu kabul etmek isteyenlerin bu taleplerinin Bakanlar Kurulunca değerlendirileceğini hükme bağlanmıştır.

Özelleştirme uygulamaları, halen mevcut mevzuat çerçevesinde,  Özelleştirme İdaresi, Enerji Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere üç ana kurum tarafından yürütülmektedir.

-Özelleştirme İdaresi, 4046 sayılı Kanun çerçevesinde, KİT, KİT statüsünde olmayan ve hisselerinin çoğunluğu devlete ait iştirakler, Hazineye ait paylar, genel ve katma bütçeli idarelerin doğrudan hizmeti ile ilgili olmayan varlıkların özelleştirilmesi uygulamalarını gerçekleştirmektedir.

-Enerji Bakanlığı, 3096 sayılı Kanun çerçevesinde, elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı ile ilgili olan özelleştirme uygulamalarını gerçekleştirmektedir.

-Ulaştırma Bakanlığı, 406 sayılı Telefon ve Telgraf Kanununa ek olarak çıkarılan 4161 sayılı Kanun çerçevesinde, Türk Telekom ve GSM Hatlarının özelleştirme işlemlerini gerçekleştirmektedir. Bu özelleştirme işlemleri bağımsız bir komisyon tarafından yürütülmekte olup, Ulaştırma Bakanlığı ve ÖİB mali işlerden sorumludur. Komisyonların giderleri de Özelleştirme Fonundan karşılanmaktadır.

Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin Özelleştirme Çalışmaları:

Telekomünikasyon hizmetleri, 1924 yılında yürürlüğe giren 406 sayılı Telgraf ve Telefon Yasası ile posta hizmetleri de 1950 yılında yürürlüğe giren 5584 sayılı Posta Yasasına göre, kısaca PTT olarak adlandırılan Posta, Telgraf ve Telefon Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte iken, 1993 yılından itibaren yapılan düzenlemelerle hukuksal yapıda önemli değişiklikler yapılmıştır.

Telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesine ilişkin ilk düzenleme 3911 sayılı Yetki Kanununa istinaden çıkartılan ve 406 sayılı Yasa ile 5584 sayılı Posta Yasasında değişiklik yapan 509[1] sayılı KHK ile yapılmıştır.

Söz konusu KHK ile T.C Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi (PTT) Genel Müdürlüğü’nden, posta ve telgraf hizmetleri dışında kalan hizmetler ayrılarak, haberleşme hizmetlerini yürütmek üzere Türk Telekomünikasyon A.Ş. ünvanı ile yeni bir şirket  kurulmuş ve bu şirketin statü ve yönetimine ilişkin hükümlerin yanı sıra, gerek şirket hisselerinin satışına, gerekse tesislerinin işletme hakkının verilmesine ilişkin düzenlemeler yapmak suretiyle, telekomünikasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi doğrultusunda ilk adım atılmıştır.

509 sayılı KHK’nin AYM’ce iptal edilmesi üzerine 1994 yılında çıkartılan 4000[2] sayılı Yasa ile 406 ve 5584 sayılı mevzuatta değişiklik yapılarak;

-Posta ve telgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetler için T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünün, telekomünikasyon hizmetleri içinse Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin kuruluşuna,

-Şirketin en fazla %49 oranındaki hisselerinin satışına ve satışla ilgili usul ve esasların belirlenmesine,

-Şirket tarafından görülmekte olan diğer katma değerli hizmetlerin (mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi vb) işletme lisans ve ruhsatlarının verilmesine,

ilişkin konularda düzenlemeler yapılmıştır.

4000 sayılı yasanın, özelleştirmeyle ilgili düzenlemeler yapan maddeleri, Anayasanın 7. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiş[3], 4000 sayılı Kanunun iptalinden sonra çıkartılan 4107([4])  sayılı Kanunla Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin özelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş, bu konularda ÖİB ile ÖYK’ya çeşitli görev ve yetkiler verilmiştir. Yasa ile ayrıca, Türk Telekomünikasyon A.Ş. hisselerinin satışından elde edilecek gelirin %20'sinin posta hizmetleri, %20'sinin telekomünikasyon hizmetlerinin iyileştirilmesinde; lisans satışlarından elde edilecek gelirlerin %20'sinin telekomünikasyon hizmetlerinin iyileştirilmesinde kullanılması, kalan kısmın ise öncelikle borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazine'ye devredilmesi, hususları hükme bağlanmıştır.

4107 sayılı Yasanın da özelleştirme uygulamalarında usul ve esasları belirleyen, ÖYK ve ÖİB’yi yetkili kılan maddeleri Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.[5]

Söz konusu iptal kararlarının ardından, AYM’nin gerekçeleri de dikkate alınarak çıkartılan 4161[6] sayılı Yasa ile Telgraf ve Telefon Kanununun özelleştirme uygulamalarına ilişkin maddeleri yeniden düzenlenmiştir. 

406 sayılı Telgraf ve Telefon Yasasının, 4000, 4107, 4161 ve 4502 sayılı yasalarla değiştirilen ve eklenen maddeleri uyarınca oluşturulan hukuki yapıyı ve özelleştirmeye ilişkin uygulamaları şu şekilde özetlemek mümkündür.

-Kısaca PTT olarak bilinen Posta, Telgraf ve Telefon Genel Müdürlüğünün yürütmekte olduğu hizmetler yeniden tanımlanarak, posta ve telgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetlerin T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü, telekomünikasyon hizmetlerinin ise Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından yürütülmesi hükme bağlanmıştır. (4000 sayılı Kanun)

-Türk telekomünikasyon A.Ş.; KİT mevzuatı (233 sayılı KHK) kapsamından çıkartılarak, 406 sayılı Yasa ve özel hukuk hükümlerine tabi bir şirket statüsüne kavuşturulmuştur. (4502 sayılı Kanun)

-Şirket hisselerinin devrine ilişkin hususlar Ek 17-21. maddelerde düzenlenmiş olup;

-Şirket hisselerinin en çok %49’unun devredilebileceği, bu hisselerden %10’unun P.İ. Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak verileceği, hisse satışında P.İ. ile Telekom çalışanları ve küçük tasarruf sahiplerine %5, gerçek ve tüzel kişilere %34 pay ayrılacağı,

-Hisselerin satışına ilişkin usuli işlemlerin 4046 sayılı Yasa çerçevesinde ÖİB tarafından yürütüleceği,

-Hisselerin değerinin günün ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak uluslararası finans ve sermaye piyasalarında kabul görmüş değerleme yöntemleri kullanılmak suretiyle değer tespit komisyonlarınca tespit edileceği,

-Hisse satışının, halka arz, blok satış, yurt içi ve/veya yurt dışı sermaye piyasalarında satış, borsada, borsa usul ve esasları çerçevesinde satış, menkul kıymetler yatırım fonları ve/veya menkul kıymetler yatırım ortaklarına satış suretiyle yapılacağı,

-Değer tespit sonuçlarına, hisse satış oranına, satış yönteminin ve çalışanlarla küçük tasarruf sahiplerine ayrılan %5’lik pay oranına, ÖİB’nin görüşü, Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca karar verileceği, blok satış ihalesinde nihai devir işlemlerinin Bakanlar Kurulu’nca onaylanacağı

hükme bağlanmıştır.

Mevcut hükümler çerçevesinde Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin özelleştirme çalışmaları 2 aşamalı olarak yürütülmektedir.

Birinci aşamada sektör politikası, satış stratejisi ve şirket değerini belirlemekle yükümlü “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı temsilcisinin başkanlığında, Ulaştırma Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve TTAŞ’nin temsilcilerinden” oluşan Değer Tespit Komisyonu (DTK) kurulmuştur.

DTK’nın “Sektör Reformu ve Değer Tespiti” başlığı altında toplanan çalışmaları[7] 31.12.1997 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’na sunulmuş, Ulaştırma Bakanlığı da söz konusu kararı Bakanlar Kurulunun onayına sunmuş ve Bakanlar Kurulunca 1998 yılında onaylanmıştır.

Bakanlar Kurulu’nun 06.08.1998 tarih ve 98/11472 sayılı Kararı uyarınca, “TTAŞ hisselerinin kanunen satışı öngörülen %39’luk bölümden, %20’ye kadar olan kısmının, uluslararası sabit telefon altyapısı sahibi bir telekomünikasyon işletmecisine veya sabit telefon altyapısına sahip işletmecilerin çoğunluğu temsil ettiği stratejik bir çekirdek ortaklığa blok olarak satılmasına, %5’lik bölümünün T.C Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ile TTAŞ çalışanları ve küçük sahiplerine yurt içi sermaye piyasalarında halka arz yöntemi ile satılması, geri kalan kısmının ise yurt dışı sermaye piyasalarında halka arz edilmesine, yurt içi talep miktarının %5’in üzerinde olması durumunda yurt dışında satılacak hisse miktarından karşılanmasına” karar verilmiştir.

Satış stratejisi ve değer tespitinin Bakanlar Kurulu’nca onaylanmasının ardından özelleştirme çalışmalarının ikinci aşaması olarak Değer Tespit Komisyonu ile aynı yapıda ihale komisyonu oluşturulmuş ve 17.06.2000 tarihinde ihaleye çıkılmıştır.

Ancak, gerek uluslararası konjonktürde meydana gelen gelişmeler, (sabit telefonun mobil telefon karşısında cazibesinin azalması, telekomünikasyon hizmetlerinde uluslararası ölçekte gerçekleşen diğer özelleştirmeler vb) gerekse, yönetim katılımını sağlayacak düzeyde olmayan %20’lik satış oranının sektörle ilgilenenlere cazip gelmemesi gibi nedenlerle ihaleye katılım gerçekleşmemiştir.

Bunun üzerine 30.11.2000 tarih ve 2000/1653 sayılı ve 08.12.2000 tarih ve 2000/88 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile Türk Telekom A.Ş.’nin satış stratejisi; “satılacak hisse oranının %20’den, %33,5’e çıkarılması ve blok satıştaki stratejik ortağa TTAŞ yönetim kurulunda hissesi oranında temsil hakkı, İdari mali konulara ilişkin alınacak kararlarda onay hakkı ve genel müdür olarak atanacak adayları belirleme hakkı tanınması” şeklinde yeniden belirlenmiş, bu strateji çerçevesinde Aralık/2000 tarihi itibariyle yeniden ihaleye çıkılmıştır.

Mevzuat uyarınca ihale, rekabet Kurumu ve Bakanlar Kurulu’nun Kararı, Cumhurbaşkanının onayından sonra sonuçlanmış olacaktır.

GSM Lisans Devirleri:

1994 yılından bu yana GSM cep telefonu hizmeti vermekte olan Turkcell ve Telsim’in TTAŞ ile imzalamış bulundukları gelir paylaşım sözleşmeleri, 4161 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca Ulaştırma Bakanlığı tarafından her biri 500 Milyon ABD Doları bedelle karşılığında, 1998 yılında 25 yıllık lisana dönüştürülmüştür.

Lisans anlaşmalarının yürürlüğe girmesinden sonra GSM pazarında giderek artan talebi karşılamak ve yeni teknolojik gelişmelerin uygulanmasına imkan vermek amacıyla mevcut iki işletmeye ek olarak üç tane daha lisans verilmesi gündeme gelmiştir. Bu amaçla, Ulaştırma Bakanlığı’nca TTAŞ’nin önerisi üzerine  bir tanesi kendisine diğer ikisi ise yapılacak ihale sonucu özel sektöre verilmek üzere toplam üç adet GSM 1800 lisansının satılması planlanmıştır.

Bu çerçevede, lisansların değer tespit çalışmaları gerçekleştirmek üzere, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı temsilcisinin başbakanlığında, Ulaştırma Bakanlığı, ve TTAŞ temsilcilerinden oluşan GSM 1800 Değer Tespit Komisyonu kurulmuştur. Komisyonun çalışmaları Bakanlar Kurulu’nca onaylanmış ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından ihale süreci başlatılmıştır. İki ayrı ihale yapılması suretiyle satışı planlanan GSM 1800 cep telefon lisansları için Nisan/2000 tarihinde yapılan ilk ihalede en yüksek teklif 2 milyar 525 milyon ABD Doları (KDV hariç) bedelle İş Bankası-Telecom Italia Grubu tarafından verilmiş, Diğer ihale ise söz konusu grup dışındaki 4 teklif sahibinin katılımı ile 17 Nisan 2000 tarihinde yapılmış, Ancak 2 milyar 525 milyon ABD Doları taban fiyat üzerinden gerçekleştirilen ihale teklif sahiplerinin çekilmesi üzerine iptal edilmiştir.

C- 4046 sayılı Kanun Kapsamındaki Kuruluşlarda Özelleştirme İş Akışı:

4046 sayılı Kanun ile getirilen prosedür aşağıda özetlenmiştir.   

1) Kapsama alınma :

Kanunda belirtilen kuruluşların birlikte ve/veya ayrı ayrı özelleştirme kapsamına alınmasına  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) teklifi üzerine Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca (ÖYK) karar verilmektedir. Kapsama alınmaya ilişkin ÖYK kararında; bu kuruluşlardan hangilerinin mali ve hukuki yönden özelleştirmeye hazırlık işlemine tabi tutulacağı, hangilerinin özelleştirilmek üzere doğrudan özelleştirme programına alınacağı, özelleştirmenin hangi yöntemle ve hangi süre içinde gerçekleştirileceği de belirtilmektedir.

Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlardan, mali ve hukuki yönden özelleştirmeye hazırlanmalarına karar verilenlerin bu hazırlık işlemleri tamamlanıncaya kadar bunların bağlı bulundukları bakanlık veya kurumlar ile ilgileri  ve önceki statüleri aynen devam etmektedir. Mali ve hukuki yönden özelleştirmeye hazırlık işlemleri, ÖYK'nca belirlenecek kuruluş veya kuruluşlar tarafından yürütülmekte, özelleştirmeye hazırlık işlemleri tamamlananlar  ÖYK'nun vereceği yeni bir karar ile özelleştirme programına alınmaktadırlar.

Kapsama alınan kuruluşlardan zaman içinde değişen şartlar da dikkate alınarak, özelleştirme kapsamından çıkarılmaları gerekli görülenlerin eski statülerine iadeleri yine ÖYK kararı ile olmaktadır.

2) Programa alınma:

Özelleştirmeye hazırlık işlemi tamamlanan kuruluşlar  ÖYK'nun vereceği yeni bir kararla özelleştirme programına alınmakta olup, özelleştirme programına alınan kamu iktisadi kuruluşlarının, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, mülkiyetin devri dışındaki yöntemlerle yapılacak özelleştirme işlemleri ÖİB’ce yürütülmektedir.

Özelleştirme kapsamında iken özelleştirme hazırlık işlemleri tamamlanarak özelleştirme programına alınanlar ile doğrudan özelleştirme programına alınanlar (bağlı ortaklıkların iştirak payları ve varlıkları ile bağlı ortaklık statüsünde olmayan ancak sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait kuruluşların iştirak payları ve varlıkları hariç)  ÖYK kararının alındığı tarihte başka bir işleme gerek olmadan ve bedel alınmaksızın ÖİB'ye devredilmiş sayılmakta, bağlı bulundukları Bakanlık veya kurumla ilişkileri kesilerek İdareye bağlanmaktadırlar.

Kuruluşların özelleştirme programına alınmalarına ilişkin  kararlar Resmi Gazetede yayımlanmaktadır.

Özelleştirme kapsamına alınmış kuruluşların özelleştirilmek üzere hazırlanması çalışmaları  İdare tarafından yürütülmekte olup, 4046 sayılı Kanun çerçevesinde bu çalışmalar;

-Mevcut durumları itibariyle anonim şirket statüsünde olan kuruluşların ana sözleşmelerinin 4046 sayılı Kanun hükümlerine uygun hale getirilmeleri, anonim şirket statüsünde bulunmayanlardan gerekli görülenlerin ana sözleşmelerinin hazırlanarak anonim şirket statüsüne dönüştürülmeleri,
-Finansman sorunu olan şirketlere sermaye artırımı ya da borç verilmesi suretiyle kaynak aktarılması,
-Özelleştirme kapsamındaki şirketlerden gerekli görülenlerin bağımsız denetimlerinin ve/veya mali, teknik değerlendirmelerinin yapılması,
-Şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyelikleriyle ve personelin çalışma şartlarıyla ilgili düzenlemelerde bulunulması,

şeklinde özetlenebilecek içerikte yürütülmektedir.

Kuruluşların nitelikleri ve uygulanacak özelleştirme yöntemleri de dikkate alınarak, özelleştirmede esas alınmak üzere değer tespiti çalışmaları yapılmaktadır. 8 Nisan 1997 tarih ve 22958 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4232 sayılı Kanunla, 4046 sayılı Kanunun “değer tespiti” ve “ihale komisyonlarının oluşumuyla ihale usul ve işlemlerine” ilişkin maddelerinde değişiklik yapılmıştır.

4232 sayılı Kanunla getirilen değişiklik uyarınca; beş kişiden oluşan değer tespit komisyonları İdare Başkanının teklifi ve Başbakanın onayı üzerine göreve başlamakta, komisyonca gerekli görüldüğü takdirde, değer tespit çalışmalarına yardımcı olmak üzere ve kararlara katılmamak şartıyla İdare tarafından yeterli sayıda yerli ve/veya yabancı uzman görevlendirilebilmektedir. Değer tespit çalışmaları Kanunda yazılı yöntemlerden en az üçünü uygulamak suretiyle yürütülmektedir.

D-Uygulamalar:

1-Kapsamdaki kuruluşlar:

Özelleştirme uygulamalarının başladığı 1985 yılından 1999 yıl sonuna kadar sermayesinde kamu payı bulunan, 17’si teşekkül, 52’si bağlı ortaklık, 129’u iştirak, 10’u banka olmak üzere toplam 208 kuruluş ile 21 tesis, 5 taşınmaz ve 4 elektrik santrali özelleştirme kapsamına alınarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredilmiştir. Kapsama alınan kuruluşların listesine ve bunlarla ilgili bazı bilgilere raporun ekinde (EK:6) yer verilmiştir.[8]

1999 yıl sonuna kadar özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşlardan 3’ü tasfiye edilmiş, 17 kuruluş ile 4 elektrik santrali özelleştirme programından çıkarılmış, 113 kuruluş ile 13 tesiste hisse senedi, varlık satış/devri biçimlerinde özelleştirme uygulaması yapılarak hiç kamu payı kalmamış, 26 kuruluşta ise kısmen özelleştirme uygulaması yapılmıştır.

1999 yıl sonu itibariyle özelleştirme kapsam ve programında bulunan kuruluş ve tesislere ilişkin bazı bilgilere aşağıda yer verilmiştir.

1999 sonu itibariyle 76 kuruluş ve 4 adet taşınmaz özelleştirme kapsam ve programında bulunmaktadır. Kapsam ve programda olan kuruluşlardan sermayesinin tamamı kamuya ait olan kuruluş sayısı 13, sermayesindeki kamu payı %100’den az, %50’den fazla  olan kuruluş sayısı 17, %50’den az olan kuruluş sayısı ise 46 adettir.

2-Kısmen veya tamamen özelleştirilen kuruluşlar:

1999 yılında, blok satış veya hisse satışı yöntemiyle özelleştirme uygulaması olmamış, verilen yetkiler çerçevesinde programdaki kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen gayrimenkul satışları dışında, ORÜS’e ait 4 işletme, Deniz Nakliyat A.Ş., Abant Bolu Çevresi Turizm A.Ş., TURBAN Akçay ve Carlton Oteli arsaları, Ankara ve Güven Sigorta Şirketleri, ETAĞ, TAKSAN ve EBÜ A.Ş.’ye ait 5 kombina ve 1 işletme için ihaleye çıkılmış, ancak bu şirket ve varlıklardan yıl içinde ORÜS Cide İşletmesinin satışı ile 1998 yılında ihaleye çıkılan TURBAN Ürgüp Motelinin satış işlemleri sonuçlandırılmış, EBÜ A.Ş.ye ait 4 kombinanın satış sözleşmeleri 2000 yılında gerçekleşmiş, diğer ihale işlemleri ise yeterli teklif alınamaması nedeniyle iptal edilmiştir.

Şirketlere verilen yetkiler çerçevesinde gerçekleştirilen uygulamalarla; EBÜ A.Ş.’ye ait 9 parsel arsanın, TZDAŞ’ye ait 9 adet taşınmazın, TÜGSAŞ’a ait 2 taşınmaz ve 1 tesisisin, Sümer Holding A.Ş.’ye ait 3 mağaza ve 18 taşınmazın, BASF Sümerbank A.Ş.’deki iştirak payının  satışı ile Sümer Holding’e ait 2 adet yarım kalmış tesisin satışı, ayrıca programdaki bazı şirketlerin taşınmazlarının 4046 sayılı Kanunun 2/i maddesi uyarınca çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına bedelli olarak devri gerçekleştirilmiştir.

1999 yılında özelleştirme işlemleri tamamlanan şirket, işletme, varlık ve tesisler ile işletme hakkı devirlerine ilişkin genel bilgiler aşağıdaki çizelgede verilmiştir.

Çizelge : 95- Tesis ve varlık satışları

TESİS ve  VARLIK SATIŞ veya DEVRİ:

SATIŞ / DEVİR BEDELİ

(Milyon TL)

(ABD Doları)

EBK 9 arsa

83.219

241.700

TURBAN Ürgüp Moteli

1.166.164

3.100.000

TÜGSAŞ - 2 Taşınmaz ve 1 Tesis

977.713

2.204.238

S.HOLD.3 Mağ.,18 taşınmaz

1.511.882

3.085.949

BASF Sümerbank Türk Kim. San.**

3.563.258

7.137.821

TZDAŞ'ye ait Taşınmaz devirleri

734.961

1.582.700

ORÜS – Cide İşletmesi

500.830

975.000

Tesis ve Varlık Satış veya Devri Toplamı

8.538.027

18.327.408

YARIM KALMIŞ TESİS SATIŞI:

   

S. HOLD.-Boyabat Ayakkabı Fab.

150.000

306.794

S. HOLD.-Dumlu Yün İpliği Fab.

105.000

214.756

Yarım Kalmış Tes. Satış Toplamı

255.000

521.550

BEDELLİ DEVİR İŞLEMLERİ:

   

TDİ Ataköy Yolcu Gemisi

4.600

12.495

THY 1 adet uçak

5.919.270

15.000.000

TAKSAN 1 Adet Taşınmaz

17.834

39.005

Asil Çelik 2 adet taşınmaz

997

2.138

S. HOLD. 1 Adet Taşınmaz

50.000

102.265

TZDAŞ'ye ait Taşınmaz devirleri

1.797.973

3.850.359

EBÜ A.Ş. 3 adet taşınmaz

2.372

4.648

SEKA Pompa istasyonu arsası

248.960

468.785

Bedelli Devir Toplamı

8.042.006

19.479.695

GENEL TOPLAM

16.835.033

38.328.653


-Et ve Balık Ürünleri A.Ş.:

Et ve Balık Ürünleri A.Ş.’ne ait kombinaların satış yöntemiyle özelleştirilmesi doğrultusunda, İdare tarafından 1999 yılında 5 kombina ve 1 işletme için ihaleye çıkılmış, İdare’nin verdiği yetki çerçevesinde kullanım dışı bazı gayrimenkullerin satış yöntemiyle özelleştirilmesi ise Şirket tarafından gerçekleştirilmiştir.

1999 yılında, Sivas, Burdur, Eskişehir ve Gaziantep Kombinaları ile Fatsa İşletmesi için ihaleye çıkılmış, teklif gelmeyen Kayseri Kombinası ve yetersiz teklif alınan Fatsa Balık Mamulleri İşletmesi ihaleleri iptal edilmiş, ÖYK’nın vermiş olduğu yetki çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 05.01.2000 tarih ÖİB-K.01 sayılı kararı ile Burdur Kombinasının 875.000 ABD Doları bedelle satışı, ÖYK’nın 04.02.2000 tarih ve 5 nolu Kararı ile Eskişehir Kombinası’nın 1.176.000 ABD Doları bedelle, Gaziantep Kombinası’nın 1.075.000 ABD Doları bedelle, Sivas Kombinası’nın ise 1.225.000 ABD Doları bedelle satışları onaylanmıştır.

Söz konusu ihale işlemleri 1999 yılında gerçekleştirilmesine rağmen gerek satış kararlarının alınması, gerekse satış sözleşmelerinin imzalanması işlemleri 2000 yılında gerçekleştiği için, satış değerleri yukarıdaki tabloda yer almamıştır.

İdarece yetki çerçevesinde Şirket tarafından gerçekleştirilen ihaleler neticesinde, Kayseri, Erzincan, Ankara Malatya, Kırıkkale ve Siirt’teki bazı arazilerin satışı,  İdare’nin 28.01.1999 tarih ve ÖİB-K-99/01 sayılı onayına istinaden sonuçlandırılmış, diğer taraftan bazı gayrimenkuller de, 4046 sayılı yasanın 2/i maddesi çerçevesinde ÖYK onayına istinaden kamu kurum ve kuruluşlarına bedelli olarak devredilmiştir.

Turban Turizm A.Ş.:

TURBAN’ın varlıklarının önemli bir bölümünün özelleştirilmesi 1998 yılı itibariyle tamamlanmış, 1999 ve 2000 yıllarında gerçekleştirilen satış ve devirler neticesinde özelleştirmeye konu varlıkları olarak Kilyos Motel, Akçay arsası ve Kuşadası C Blok Ünitesi kalmıştır.

Şirket ÖYK’nın 12.10.1999 tarih ve 99/76 sayılı kararı ile Yalova Termal Tesisleri’nin işletmeciliğinden kira bitim süresinden önce çekilerek, tesisler mülk sahibi Sağlık Bakanlığı’na iade edilmiş, ÖYK’nın 30.1.1999 tarih ve 99/16 sayılı kararı Küçüksu arsaları, 4046 sayılı Kanunun 2/i bendi çerçevesinde TBMM Genel Sekreterliği Milli Saraylar Dairesi Başkanlığı’na tahsis edilmek üzere Maliye Hazinesi’ne, ÖYK’nın 09.04.1999 tarih ve 32 sayılı kararı ile Şirketin, Altyapı İşletme ve Turizm A.Ş.’de bulunan %1 oranındaki hissesi 4046 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (i) bendi çerçevesinde Kemer Belediyesi’ne bedelsiz olarak devredilmiştir.

Şirketin özelleştirmeye konu tesislerinden Ürgüp Oteli için 1998 yılında gerçekleştirilen ihale işlemi neticesinde, 30.1.1999 tarih ve 99/13 sayılı ÖYK kararı ile Ürgüp Otelinin 3.100.000 ABD Doları bedelle satışı onaylanmış ve yıl içinde imzalanan sözleşme ile satış işlemi tamamlanmıştır.

- Sümer Holding A.Ş:

Sümer Holding A.Ş.’nin özelleştirme kapsamına alınmasından 1999 yıl sonuna kadar 13 işletme, 1 fabrika ve 3 iştirakteki payı ve bankacılık birimi satış yöntemiyle özelleştirilmiş, 9 işletme ve tesis bedelsiz olarak çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına devredilmiş, 1 bağlı ortaklığı ise (Sümer Halı A.Ş.) özelleştirme kapsam ve programından çıkartılmıştır.

1999 yılında Sümer Holding varlıklarından sadece BASF-Sümerbank Türk Kimya Sanayi A.Ş.’ndeki iştirak payı ve 2 adet yarım kalmış fabrika ile bazı arazi ve arsalar satış yöntemiyle özelleştirilmiş, herhangi bir işletmenin özelleştirilmesi gerçekleştirilememiştir.

1999 yılında ayrıca, TZDAŞ, TÜGSAŞ, Asil Çelik, TAKSAN ve TDİ’ye ait bazı varlık satışları, İdare tarafından verilen yetkiler çerçevesinde söz konusu şirketler tarafından gerçekleştirilmiştir.


[1] 509 sayılı “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi Kurulması Hakkında KHK” 14.09.1993 tarih ve 21698 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.

[2] 4000 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunun Bir maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Ek ve Geçici Maddeler eklenmesine dair kanun” 18.06.1994 tarih 21964 sayılı resmi Gazete de yayımlanmıştır.

[3] AYM’nin 1994/65-1 sayılı  yürütmeyi durdurma kararı 20.08.1994 tarih 22027 sayılı, 1994/65-2 sayılı iptal kararı 28.01.1995 tarih 22185 sayılı resmi Gazete de yayımlanmıştır.

[4] 4107 sayılı “Telgraf ve Telefon kanunun Bazı ek maddeler eklenmesine Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 06.05.1995 tarih 22279 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.

[5]AYM’nin 1996/1 sayılı yürütmeyi durdurma kararı 02.03.1996 tarih ve 22568 sayılı Resmi Gazete de, 1996/7 sayılı iptal kararı ise 24.05.1996 tarih 22645 sayılı resmi Gazete de yayımlanmıştır.

[6] 4161 sayılı “Telgraf ve Telefon Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 05.08.1996 tarih ve 22718 mükerrer sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[7] Değer tespit çalışmalarında ihale sonucu belirlenen Goldman Sachs firması önderliğindeki danışman konsorsiyumdan hizmet alınmıştır.

[8] Ek:6’da yer alan tablo, 2000 ve 2001 yıllarında özelleştirme programına alınan kuruluşları da kapsamaktadır.