SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞLARI

A-Mevzuat :

Tarih boyunca, hemen her toplumda, daha çok sosyal yardım veya sosyal hizmet biçiminde çeşitli sosyal etkinliklerin yer aldığı görülmektedir. Söz konusu etkinliklerin büyük bir bölümü dinsel kaynaklı görevlerin yerine getirilmesi şeklinde başlamış olup, bu görevler batı toplumlarında kiliseler, İslam toplumlarında da vakıf ve benzeri hayır kurumları aracılığıyla gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.

Batı Avrupa ülkelerinin sanayi toplumları haline dönüştüğü 19 uncu yüzyıldan itibaren, iş ve çalışma olanağı bularak sınai tesislerin çevresindeki kentlere yerleşenlerin yaşama ve çalışma koşullarının yanı sıra hastalık, malullük, yaşlılık ve işsizlik gibi sosyal risklerle karşılaştıklarındaki sorunların çözümlenmesi de bir kısım düzenlemelerin gerçekleştirilmesini zorunlu kılmıştır.

Sosyal güvenlik terimi ilk kez 1935 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongresi tarafından kabul edilen Sosyal Güvenlik Kanunu’nda yer almış ve zamanla diğer ülkelerde de benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır.

Birleşmiş Milletler tarafından 10.12.1948 tarihinde kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 22 nci maddesinde; her kişinin toplumun bir üyesi olarak sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ilkesine yer verilerek, her ülkenin sosyal ve ekonomik kaynakları göz önünde tutularak söz konusu hakkın gerçekleşmesi için ulusal çaba ve uluslar arası işbirliği öngörülmüştür.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı bünyesinde oluşturulan Uluslararası Çalışma Teşkilatı(1) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(2) gibi kuruluşlara Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin sosyal güvenlik politikaları ve organizasyonlarına yardımcı olma görevi verilmiştir.

Özellikle II.Dünya Savaşı’ndan sonraki tarihlerde yürürlüğe konulan çeşitli ülkelere ait anayasalarda, devletin niteliği belirtilirken, devletin sosyal hukuk devleti olduğu vurgulandıktan sonra herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip bulunduğuna ve devletin bu hakkın kullanımını sağlayacak ortamı ve olanakları hazırlaması gerektiğine ilişkin hususlar düzenlenmiştir.

Osmanlı Devleti’nde de, ilk kuruluş yılarından itibaren sosyal yardım ve sosyal hizmet niteliğinde çeşitli sosyal etkinlikler gerçekleştirilmiştir. İslamiyet’in yoksul, kimsesiz, hasta kişilere yönelik olarak öngördüğü kural ve kurumlar Osmanlı Devleti’nde sosyal güvenlik alanında çok önemli fonksiyonları yerine getirmiştir.

Muhtaç ve düşkünler için açılan imarethaneler, hastalar için tesis edilen şifahaneler sosyal amaçlı kurumlardır. Vakıflar tarafından yönetilen bu kurumlar, vakfiyelerinde öngörülen gelir kaynaklarını kullanarak, devlet bütçesinden herhangi bir katkı almaksızın, uzun yıllar önemli hizmetler sunmuşlardır.

Sadece belirli meslek mensuplarını kapsamına almış olmakla birlikte lonca teşkilatları da ekonomik olduğu kadar, sosyal alanda da hizmet vermişlerdir. Mesleki kuralların yanı sıra çırak, kalfa ve usta ilişkilerini düzenleyen loncalar, aynı meslek kolundan “Harici aza” adını verdikleri güçsüz, malul ve hasta kişilere yardım etmişlerdir.

Bu günkü anlamda sosyal güvenlik ilk kez, 1839 Tanzimat Fermanını takip eden yenileşme hareketleriyle birlikte devlet memurlarının aylıklarının ödenmesi belirli usul ve esaslara bağlanırken, Devlet hizmetlerinde çalışanların geleceklerine ilişkin bir kısım güvenceler verilen kamu görevlileri için düşünülmüştür. Bu amaçla, 1866 yılında askeri personel, 1880 yılında da mülki personel için ayrı ayrı emeklilik sandıkları kurulmuştur.

1909 yılında, askeri ve idari personelin sosyal güvenliklerini düzenleyen sandıklar “Askeri ve Mülki Memurlar Sandığı” adı altında birleştirilmiştir.

Bu dönemde, subay ve memur gibi kamu görevlileri dışında, bazı kurumlarda işçi statüsünde çalışanların sosyal güvenlikleriyle ilgili olarak da bazı düzenlemeler yapılmıştır. 10.09.1921 tarih ve 151 sayılı Ereğli Havzai Fahmiyesi Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun ile oluşturulan ve “Amele Birliği” olarak da adlandırılan “Ereğli Kömür Havzası Amele Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığı” bugün de yardımcı bir sosyal güvenlik kurumu olarak varlığını sürdürmektedir.

Askeri ve Mülki Memurlar Sandığı’nın kaynakları, sandık iştirakçisi personelin ve bu personeli çalıştıran kurumların ödediği primlerden oluşmuştur. Ancak, uzun süren savaşlar sırasında şehit ve malul olanlar ile bunların dul ve yetimlerinin sayısındaki artışlar nedeniyle Sandık kaynaklarının yetersiz kalması üzerine 11.06.1930 tarih ve 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanunu ile prim sistemi terkedilmiş, Sandıkça yapılan ödemelerin tamamının Devlet Bütçesine konulan ödeneklerden karşılanması uygulamasına geçilmiştir.

1683 sayılı Kanun, sadece genel bütçeye dahil kuruluşlar ile katma bütçeli 3 kuruluşu kapsamına almış, diğer katma bütçeli kuruluşlar ile özel idare ve belediyeler hakkında yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar eski hükümlerin uygulanmasını öngörmüştür. 1933 yılında da, 2097 sayılı Kanunla, özel idare memurları ve öğretmenler için İçişleri Bakanlığı nezdinde 1683 sayılı Kanuna göre faaliyet göstermek üzere “Vilayetler Hususi İdareleri Tekaüt Sandığı” adıyla yeni bir sandık oluşturulmuştur.

Bu yıllarda, söz konusu sandıklar kapsamına girmeyen kamu kuruluşlarındaki personel için sosyal güvenlik alanında kendilerine özgü emekli sandıkları da kurulmuş olup, 1947 yılına kadar kurulan tekaüt ve emekli sandıklarının sayısı 11’e yükselmiştir.

1945 yılından itibaren de yeni ihdas edilen bazı sigorta dallarının kapsamına işçi statüsünde çalışanların alınması uygulamasına geçilmiştir. Bu amaca yönelik olarak kamu görevlileri dışındaki çalışan kesimin sosyal güvenlikleri ile ilgili ilk ve en önemli yasal düzenleme, “İşçi Sigortaları Kurumu”nun oluşumuna imkan veren 09.07.1945 tarih ve 4792 sayılı Kanunla yapılmıştır.

İlgili sigorta kanunlarını yürütmekle görevlendirilen İşçi Sigortaları Kurumunun faaliyete geçmesinden sonra, 27.06.1945 tarih ve 4772 sayılı Kanunla “İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortası”, 02.06.1949 tarih ve 5417 sayılı Kanunla “İhtiyarlık Sigortası”, 04.01.1950 tarih ve 5502 sayılı Kanunla “Hastalık ve Analık Sigortaları”, 30.01.1950 tarih ve 6900 sayılı Kanunla da “Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları” ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

01.01.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5434 sayılı Kanunla; tüm kamu görevlileri emeklilikleri açısından aynı hukuki statüye kavuşturulmuş, daha önce emeklilik mevzuatını düzenleyen 75 ayrı kanun tamamen, 85 ayrı kanunun ise bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

17.07.1964 tarih ve 506 sayılı Kanunla da İşçi Sigortaları Kurumu’nun adı “Sosyal Sigortalar Kurumu” olarak değiştirilmiştir.

1969 yılında 1135 sayılı Kanunla avukatlar, 1972 yılında 1512 sayılı Kanunla noterler sosyal güvenlikleri açısından “Topluluk Sigortası” yoluyla 506 sayılı Kanunla ilgilendirilmişlerdir.

Toplumda sosyal güvenlikten yoksun, çok geniş bir kesimi oluşturan esnaf ve diğer bağımsız çalışanların sosyal güvenlikleri ise 01.10.1972 tarih ve 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu ile düzenlenmiştir. 29.08.1977 yılında 2108 sayılı Kanunla köy ve mahalle muhtarları sosyal güvenlik kapsamına alınarak Bağ-Kur ile ilgilendirilmiştir.

Türkiye’de sosyal güvenlik kapsamına zorunlu olarak alınanlar dışında, belirli koşulların varlığı halinde SSK veya Bağ-Kur’a isteğe bağlı sigortalı olma olanağı da getirilmiştir.

1979 yılında 2229 sayılı Kanunla ev kadınları, 1983 yılında da 2926 sayılı Kanunla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar sosyal güvenlikleri açısından Bağ-Kur ile ilgilendirilmişlerdir.

1961 Anayasası’nın 48 inci maddesinde yapılan sosyal güvenlikle ilgili düzenlemelere paralel bir düzenleme, 1982 Anayasası’nın 60 ıncı maddesinde de yapılmıştır. Sosyal güvenlik başlığı altında yapılan düzenlemede “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilmek suretiyle sosyal güvenlik alanında Devlete önemli görevler verilmiştir.

05.11.1985 tarih ve 3235 sayılı Kanunla 1479 sayılı Kanuna tabi esnaf ve sanatkarlar ile bağımsız çalışanlar, 04.11.1998 tarih ve 4386 sayılı Kanunla da 2926 sayılı Kanuna tabi tarım sigortalıları ile bu kanunlar gereğince yaşlılık ve malullük sigortasından aylık almakta olanlar, bunların bakmakla yükümlü bulundukları aile bireyleri ile ana-babaları, ölüm sigortasından aylık almakta olanlar sağlık sigortası kapsamına alınmak suretiyle Bağ-Kur da, T.C.Emekli Sandığı ve SSK gibi sağlık yardımı da sunan bir sosyal güvenlik kurumu statüsüne kavuşmuştur.

Söz konusu üç sosyal güvenlik kuruluşu günümüze kadar faaliyetini sürdürmüş olup, son olarak 08.09.1999 tarih ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile de; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak çalışanların 7000 gün veya 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları halinde kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak çalışanların 25 fiili hizmet yılını doldurmaları halinde kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 1475 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa tabi olarak çalışanların 25 tam yıl sigorta primlerini ödemiş olmaları halinde kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması şartı getirilmiştir.

Aynı Kanunla, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2 nci maddesinde belirtilen sigortalılar ile Geçici 20 nci maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları ve mütekabiliyet esasına dayalı olarak yapılan anlaşmalara göre çalışan yabancı işçileri kapsamak üzere; bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli bir süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren “İşsizlik Sigortası Fonu” kurulmuştur. İşsizlik sigortasının primlerini toplamakla SSK, gerekli iş ve hizmetleri yürütmekle İş ve İşçi Bulma Kurumu yetkili kılınmıştır.

04.10.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 616 sayılı KHK ile; 4792 sayılı Kanun, ceza ve vergilere ilişkin birkaç maddesi dışında tamamen yürürlükten kaldırılmış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuş, Sosyal Sigortalar Kurumunun Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ilgili kuruluşu olarak Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı adı altında yeniden yapılandırılması, sigorta ve sağlık hizmetlerinin iki ayrı genel müdürlük tarafından yürütülmesi öngörülmüştür.

04.10.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 619 sayılı KHK ile; daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olan Bağ-Kur Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ilgili kuruluşu olarak belirlenmiştir.

05.10.2000 tarihli 24191 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05.10.2000 tarih ve E.2000/45, K.2000/5 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla söz konusu kararnamelerin dayanağını oluşturan 4588 sayılı Yetki Kanununun yürürlüğü durdurulmuş, 28.10.2000 tarih ve 24124 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05.10.2000 tarih ve E.2000/45, K.2000/27 ayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla da söz konusu yetki kanunu iptal edilmiştir.

Yetki Kanununun iptal edilmesinden sonra, söz konusu 616 ve 619 sayılı kararnameler de iptal edilmiş, ancak söz konusu iptal kararları sonucu ortaya çıkan boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden;

-619 sayılı KHK ile ilgili iptal kararının, kararın yayımlandığı 08.11.2000 tarihinden itibaren 9 ay sonra,
-616 sayılı KHK ile ilgili iptal kararının, kararın yayımlandığı 10.11.2000 tarihinden itibaren 1 yıl sonra

yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.

B-Uygulama :

Sosyal güvenlik kuruluşları ile ilgili başlıca bilgilere aşağıdaki 91 sayılı çizelgede yer verilmiştir.

Çizelge :  91  -Sosyal güvenlik kuruluşlarına ilişkin başlıca bilgiler.

Toplu bilgiler

Ölçü

1995

1996

1997

1998

1999

Son iki
yıl
farkı

Artış
veya azalış
%

Kaynaklar :

               

Öz kaynaklar

Milyar TL

38.884

66.820

117.013

360.215

444.332

84.117

23,4

Yabancı kaynaklar :

               

 -Kısa süreli

"

85.758

96.628

540.273

826.387

1.402.877

576.490

69,8

-Uzun süreli

"

154.633

256.783

202.415

16.901

57.183

40.282

238,3

Varlıklar :

               

 -Dönen varlıklar(Net)

"

235.545

348.712

681.685

757.245

1.212.192

454.947

60,1

 -Duran varlıklar(Net)

"

43.730

71.518

123.787

446.259

692.200

245.941

55,1

Yatırım harcamaları (Nakdi)

"

2.513

4.267

9.866

15.512

30.611

15.099

97,3

Sigortalı sayısı :

               

 -Emekli sandığı

Kişi

1.880.437

1.963.751

1.994.509

2.071.867

2.118.085

46.218

2,2

 -SSK

"

5.767.248

6.071.417

6.420.433

6.782.660

7.002.977

220.317

3,2

 -Bağ-Kur

"

2.669.000

2.651.000

2.804.000

2.908.000

3.063.000

155.000

5,3

Prim gelirleri :

               

 -Emekli sandığı

Milyar TL

100.129

214.557

456.587

898.054

1.490.329

592.275

66,0

 -SSK

"

103.651

299.175

721.280

1.402.428

2.437.428

1.035.000

73,8

 -Bağ-Kur

"

19.452

41.730

126.012

214.814

402.963

188.149

87,6

Sübvansiyonlar

"

72.019

179.318

230.955

1.076.941

2.414.722

1.337.781

124,2

Aylık bağlananlar :

               

 -Emekli sandığı

Kişi

1.820.000

1.928.000

2.020.000

2.093.000

2.176.000

83.000

4,0

 -SSK

"

2.337.755

2.539.696

2.731.793

2.930.752

3.148.826

218.074

7,4

 -Bağ-Kur

"

880.000

947.000

1.032.000

1.104.000

1.197.000

93.000

8,4

Yapılan ödemeler :

               

 -Emekli sandığı

Milyar TL

111.455

259.590

585.236

1.133.371

2.103.135

969.764

85,6

 -SSK

"

69.740

92.961

136.264

1.314.556

2.322.576

1.008.020

76,7

 -Bağ-Kur

"

21.413

69.041

233.330

412.736

761.238

348.502

84,4

Personel:

               

Memur ve sözleşmeli per.(ortalama)

Kişi

57.566

57.677

60.936

62.260

61.872

(388)

(0,6)

İşçi (ortalama)

"

7.068

5.685

5.012

4.425

3.774

(651)

(14,7)

Toplam memur ve söz.per. giderleri

Milyar TL

16.134

34.061

76.807

136.721

243.575

106.854

78,2

Toplam işçi giderleri

"

3.062

4.025

9.829

14.342

24.559

10.217

71,2

Aylık kişi başına mem.ve söz.per.gid.

Bin TL

23.356

49.212

105.038

182.997

328.063

145.066

79,3

Aylık kişi başına işçi giderleri

"

36.102

59.000

163.424

270.094

542.285

272.191

100,8

Tahakkuk eden tüm vergiler

Milyar TL

38

70

65

577

341

(236)

(40,9)

GSYİH'ya katkı (üret. fiyatlarıyla)

"

115.787

395.487

699.660

644.714

984.255

339.541

52,7

GSYİH'ya katkı (Alıcı fiyatlarıyla)

"

43.786

216.194

468.701

432.648

(1.433.416)

(1.866.064)

(431,3)

Finansman giderleri(yatırımlar hariç)

"

2.034

9.883

5.276

24.140

125.770

101.630

421,0

Dönem gelirleri fazlası

Milyar TL

167.838

315.310

587.147

464.435

800.186

335.751

72,3

Dönem gider fazlası

Milyar TL

17.552

45.054

162.739

199.608

628.835

429.227

215,0


T.C. Emekli Sandığı’ndan emeklilik ve malûllük aylığı alanlar ile dul ve yetim aylığı bağlananların toplam sayısı 1998 yılında 1.172.741 iken, 1999 yılında %5,6 oranında artarak 1.239.314’e yükselmiştir. Buna karşılık iştirakçi sayısı 1998 yılında 2.071.867 iken, 1999 yılında %2,2 oranında artarak 2.118.085 olmuştur. Böylece sandıktan aylık alan kişi açısından aktif/pasif dengesi 1,77’den 1,70’e gerilemiştir.

20.02.1992 tarih ve 3774 sayılı Kanunla emekli olabilmek için yaş sınırının kaldırılması ve 20 fiili hizmet yılını dolduran kadın iştirakçilere 38 yaşında, 25 fiili hizmet yılını dolduran erkek iştirakçilere de 43 yaşında emekliye ayrılma imkanının tanınmasından sonra, son yıllarda emekli olmak için başvuran iştirakçilerin yaklaşık %55-60’lık bölümünü bu yaş grubundaki genç emekliler oluşturmaktadır. 1999 yılı sonu itibariyle, Emekli Sandığı’ndan aylık alan emekli ve malûllerin %25’i 50 yaşın, %47’si 55 yaşın, %64’ü de 60 yaşın altındadır.

Genç yaşta emekliliğin sosyal güvenlik sisteminde ortaya çıkardığı ve her yıl katlanarak artan olumsuzluklar karşısında 1999 yılında yeni düzenlemelere gidilmiş, 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunla iştirakçilerin emekli olabilmeleri için kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş sınırı getirilmiştir.

1999 yılında, faturalı ödemeler karşılığı tahsilat hariç olmak üzere 1.534 trilyon liralık Sandık geliri, 2.042 trilyon liralık Sandık giderlerini karşılamaya yetmediğinden 507,5 trilyon liralık gider fazlası Maliye Bakanlığı Bütçesinin “Sosyal transferler” bölümünden karşılanmıştır. 1999 yılında 2.042 trilyon liralık Sandık giderinin %80,6’sını emekli, malul, dul ve yetimlere bağlanan aylıklar ve diğer ödemeler, %17,6’sını sağlık yardımları, %1,2’sini de yönetim giderleri ile diğer giderler oluşturmaktadır.

T.C.Emekli Sandığı’na tabi kuruluşlarda son yıllarda uygulanan sıkı personel politikaları nedeniyle teşkilat yapılarını küçültmeye, mevcut kadrolarını daraltmaya yönelik çalışmalar sonucunda Sandığa kesenek ödeyen iştirakçi sayısındaki artış daha az olurken, emekliliği kolaylaştıran mevzuat değişikliklerinin de etkisiyle Sandıktan aylık bağlananların sayısı daha hızlı artmaktadır. Bunun sonucunda Sandık iştirakçileri ile Sandıktan aylık alanlar arasındaki aktif/pasif dengesi olumsuz yönde etkilenmekte ve Sandık gider fazlaları giderek artmaktadır.

Sağlık harcamalarında görülen artışlar da Sandık gelir-gider açıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. 1999 yılında sağlık giderleri toplam giderlerin %17,6’sını oluştururken, Sandık gelir-gider açığının %70’ine karşılık gelmektedir.

Türkiye’de kamu kurumu hukuki statüsündeki üç sosyal güvenlik kuruluşunun en eskisi olan T.C.Emekli Sandığı, belirli konumdaki kamu görevlilerinin sosyal güvenlikleriyle ilgili işlevinin yanı sıra Devletin sosyal yardım niteliğindeki bir kısım görevlerini yerine getirmekle de yükümlü bulunmaktadır.

1101 sayılı Kanuna göre vatani hizmet tertibinden aylık alanlar ile Kore ve Kıbrıs gazilerine, 1005 sayılı Kanuna göre İstiklal Madalyası sahibi, şeref aylığı bağlananlara, 2022 sayılı Kanun gereğince 65 yaşını doldurmuş, muhtaç ve kimsesizler ile sakatlara genel bütçeye konulan ödeneklerden yapılan ödemelerde T.C.Emekli Sandığı aracı olmaktadır.

Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) kapsamında, 1999 yılı sonu itibariyle, 5.832.215 zorunlu sigortalı, 901.265 isteğe bağlı sigortalı, 193.826 tarım işçileriyle ilgili 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalı, 43.755 sosyal güvenlik destek pirimi ödeyen, 25.329 topluluk sigortasına dahil olan ve 6.587 kısmi sigorta kollarına tabi olan çıraklar olmak üzere, toplam 7.002.977 kişi prim ödemekte; buna mukabil, 122.056 kişi iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasından gelir, 3.026.770 kişi de malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından aylık olmak üzere toplam 3.148.826 kişi gelir ve aylık almaktadır.

SSK bünyesinde; prim ödeyenlerin gelir ve aylık alanlara oranı dikkate alındığında, 1999 yıl sonu itibariyle 2,2 aktif sigortalı bir pasif sigortalıyı finanse etmektedir. Uluslararası normlarda bu oranın 6-7 olarak kabul edildiği dikkate alındığında ise Türkiye’deki bu değerin  çok düşük olduğu görülmektedir.

1999 yılında yaşlılık aylığı bağlanan 198.879 kişinin %66’sının yaşlarının 35 ile 50 arasında olduğu dikkate alındığında, erken emeklilik, üst göstergeden emeklilik, prim afları, sosyal yardım zammı ödemeleri vb. uygulamalar SSK’nın aktüeryal dengesini olumsuz yönde etkilemektedir.

 Kurumun ana gelir kaynağını sigorta primleri teşkil etmektedir. 1999 yılında mevcut prim gelirlerinin yeterli olmaması nedeniyle genel bütçeden SSK bütçesine 1.111 trilyon lira aktarma yapılmıştır. SSK’nın genel bütçeden aldığı ödenek dahil 1999 yılı gelirleri 3,9 katrilyon lira, giderleri 3,1 katrilyon lira olarak gerçekleşmiş ve dönem 800 trilyon lira gelir fazlası ile kapanmıştır.

Aktüeryal dengeler dikkate alınarak, genç yaşta emeklilikten kaynaklanan sorunların çözülmesi amacıyla, 1999 yılı Eylül ayında yürürlüğe giren 4447 sayılı yasa ile emekliliğe ilişkin yaş haddinde kadınlar için 58, erkekler için de 60 yaş sınırlaması getirilmiştir.

4447 sayılı Kanunla; çalışanların sigorta kapsamına alınması amaçlanmasına rağmen, işsizlik oranının yüksek olması ve çalışanlar için yeterli iş güvencesinin olmaması gibi nedenlerle kayıt dışı işçi çalıştırılması önlenememektedir. 1999 yılında zorunlu sigortalı ve çırak sayısı ile topluluk sigortasına tabi olanların sayısı önceki yıla göre %5 oranında artarken, diğer sigortalıların sayısında azalma olduğu ve toplam sigortalılar artış oranının %3 düzeyinde kaldığı görülmektedir.

 İstanbul’da bulunan SSK’ya bağlı İlaç ve Tıbbi Malzeme Sanayii Müessesesi’nin tüm üretimi SSK’ya yönelik olup, Müessesenin 1999 yılı dönem kârı 510 milyar lira olmuştur.

Erken emeklilik, üst göstergeden emeklilik, prim afları, sosyal yardım zammı ödemeleri, sosyal güvenlik kurumları arası yatay geçiş kolaylığı gibi sigortacılık anlayışından uzak ve aktüeryal dengeyi gözetmeyen uygulamaların yanı sıra sosyal güvenlik kurumları arası norm ve standart farklılıklarının giderilememesi, ulusal düzeyde sosyal güvenlik politikalarının tespit edilememesi, bu güne kadar “Sosyal Güvenlik Temel Kanunu”nun çıkarılamaması ve kayıt dışı sektörde ücretli olarak çalışanların kapsama alınamaması Kurumun finansman sıkıntısının en önemli nedenlerini oluşturmaktadır.

Bağ-Kur, esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanların sosyal güvenliklerini 1479 sayılı Kanuna, tarımda kendi adına ve hesabına çalışanların sosyal güvenliklerini de 2926 sayılı Kanuna göre yürütmekle görevlidir. Köy ve mahalle muhtarları 2108, ev kadınları da 1479 sayılı kanunlar uyarınca Bağ-Kur kapsamında sosyal güvenlik hakkına sahiptirler. 1479 sayılı Kanuna tâbi olanlar 3325 sayılı Kanunla 1985 yılında, 2926 sayılı Kanuna tâbi olanlar ise 4386 sayılı Kanunla 01.01.1999 tarihinden itibaren sağlık sigortası kapsamına alınmış bulunmaktadırlar.

1479 ve 2926 sayılı kanunlar kapsamında bulunan Bağ-Kur sigortalılarına ilişkin en önemli sorun, sigorta primlerinin tahsili ve takibinin güçlüğüdür. SSK ve T.C. Emekli Sandığı’ndan farklı olarak Bağ-Kur sigortalılarının herhangi bir işverene bağlı olmadan çalışmaları, primlerin gelirlerinin kaynağında kesilmesini imkansız kılmakta, sigortalılar primlerini bankalardaki Bağ-Kur hesaplarına veya Kurum veznesine yatırmaktadır. 1999 yıl sonu itibariyle, toplam 3.064.619 Bağ-Kur sigortalısının %26’sını oluşturan 802.025 kişi hiç prim ödememiş, primlerini düzgün ödeyenler ise toplam sigortalıların yalnızca %6’sını oluşturan 185.942 kişiden ibaret kalmıştır. 1479 ve 2926 sayılı kanunlara tâbi sigortalılardan, 1999 yılında sağlık sigortası dahil tahsil edilen tüm primler, bu kanunlara tâbi olanlara bağlanan aylıklar ve sağlık yardımlarının ancak %34’ünü karşılayabilmiş, aradaki 917 trilyon liralık açığın 796 trilyon lirası Hazinece karşılanmış, dönem  121 trilyon lira gider fazlası ile kapanmıştır.

T.C. Emekli Sandığı’nın 508 trilyon lira, SSK’nın 1.111 trilyon lira ve Bağ-Kur’un 796 trilyon lira olmak üzere, sosyal güvenlik kuruluşları 1999 yılında  toplam 2.415 trilyon lira açık vermiş ve bu açıklar kamu kaynaklarından karşılanmıştır.



(1) ILO, International Labour Organisation.

(2) ISSA, International Social Security.