• ANASAYFA
  • KURUMSAL
  • DENETİM PORTFÖYÜ
  • DENETİM SÜRECİ
  • YÜKSEK DENETİM
  • MEVZUAT
  • EĞİTİM
  • FAALİYETLER
  • İLETİŞİM

YDK denetim sürecinin TBMM kısmına ilişkin gündemini buradan takip edebilirsiniz.

YDK raporlarının sektör esasına göre ayrılmış TBMM Alt Komisyonlarında görüşülme gündemi.

 
YOLSUZLUKLA MÜCADELE HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER


KURUMSAL E-POSTA ERİŞİMİ
BORDRO BİLGİLERİNE ERİŞİM

GENEL MEVZUAT ARAMA
 

Ankara'da
Hava Durumu

TÜRKİYE EKONOMİSİ RESMİ İSTATİSTİKLERİ

 

Online   ziyaretçi

                                          

Yüksek Denetleme Kurulu’nun Kuruluş ve Gelişimi

Ekonomik gelişmede öncülük görevi yapmak, gelecekteki yatırımlar için sermaye birikimi sağlamak, deneyimli ve bilgili personel  yetiştirmek amacıyla kurulan devlet teşebbüsleri planlanırken, denetim şekli ve usulü üzerinde de durulmuş ve Yüksek Denetleme kurulu (YDK) bu ihtiyaçtan doğmuştur.

 Bu denetim ihtiyacı, kamu iktisadi teşebbüslerinin gerek iş hacmi, gerekse sayısal olarak giderek ekonomideki etkinliklerinin artması sonucu yoğun bir şeklide hissedilmeye başlanmış ve nihayet bu ihtiyaç, Atatürk’ün 1 Ekim 1937 tarihinde yaptığı TBMM  açış konuşmasında:

 “... Endüstrileşme karar ve hareketimize mütenazır olarak bugünkü mevzuatımızda düşünülecek tadiller ve ilave edilecek bazı yeni hükümler vardır. Bunların başlıcalarını şöyle hülasa edebiliriz:

 “Sermayesinin tamamı veya büyük kısmı devlete ait ticari, sınai kurumların mali kontrol şeklini, bu kurumların bünyelerine ve kendinden istediğimiz ticari usul ve zihniyetle çalışma icaplarına süratle tevfik etmek...”  şeklinde dile getirilmiştir.

 Atatürk’ün yaptığı TBMM açış konuşması üzerine, 4 Temmuz 1938 tarihinde, kamu iktisadi teşebbüslerini; yönetim, çalışma esasları ve denetim yönünden ortak bir düzenlemeye tabi tutan 3460 sayılı Sermayesinin Tamamı Devlet Tarafından Verilmek Suretiyle Kurulan İktisadi Teşekküllerin Teşkilatıyla İdare ve Murakabeleri Hakkında Kanun çıkarılmıştır. Bu Kanun, aynı zamanda Yüksek Denetleme Kurulu (Kanundaki adıyla Umumi Murakabe Heyeti)’nun kuruluş, görev ve çalışma esaslarını da düzenlemiştir.

 Bu Kanunu göre YDK, iktisadi devlet teşekkülleri, müesseseleri ve sermayesindeki kamu payı %50’nin üzerinde olan iştirakleri, mali, idari ve teknik bakımdan sürekli olarak denetim ve gözetim altında bulundurmak üzere Başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur.

 YDK’nın görevi; yukarıda sayılan kuruluşların, idare şekil ve tarzlarını; gayelerine uygun olarak iktisadi, ticari ve sınai esas ve gereklere paralel şekilde, rasyonel ve verimli bir tarzda çalışıp çalışmadıklarını, özellikle, benzer müesseselerle karşılaştırmalı olarak her hesap yılı içinde en az bir defa incelemek, tahlil ve denetlemek şeklinde belirlenmiştir.

 Ayrıca YDK, denetime tabi kuruluşların bilançolarıyla kar ve zarar hesaplarını, bu kuruluşların hesap ve işlemlerini incelemek ve bunlarla ilgili tahlilleri kapsayan ayrıntılı bir rapor hazırlamakla görevlendirilmiştir .

 3460 sayılı Kanun’un geçici A maddesinin 1’inci fıkrasında da, YDK’nın, 1yıl içinde (04.07.1939 tarihine kadar) bu kanun hükümlerine göre, bu görevi ifa edecek şekilde teşkilatlanacağı öngörülmüştür.

 YDK'nın kuruluşu esas olarak 6 Eylül 1938 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile  gerçekleşmiş ve kurulun 1 başkan ve 7 üyeden oluşacağı tespit edilmiş; 28 Eylül 1938 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de Başkanlığa Şirketi Hayriye eski müdürü Yusuf Ziya  Erzin’in ataması yapılmış, 3 Aralık 1938 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile üyeliklere, kendi çalışma alanlarının seçkin kişilerinden Kemal Süleyman Vaner, Atıf Eker, Şevket Raşit Hatiboğlu, Muhlis Ete ve Hamit Hasan Can atanmıştır.

 Bu atamaları takiben çalışmalarına başlayan YDK’ca İktisat Vekaleti’ne yazılan 23.05.1939 tarihli bir yazıda, “Umumi Murakabe Heyeti, Bahsi geçen kanunun (3460) muvakkat maddesi 1 inci fıkrası hükmüne ve maksadına henüz tamamı ile intibak edecek surette teşekkül ve tekemmül etmiş sayılmaz  ise de, vazifeye başlamış ve kamu iktisadi teşebbüslerinin 1938 senesi hesap ve muamelelerine de temas imkanı elde etmiş bulunmaktadır.” denildikten sonra, denetime tabi teşekküllerin 1938 yılı bilançoları ile kar ve zarar hesaplarının tahliline ait raporların kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimi ile görevli “Umumi Heyetin” toplanmasından önce ilgili makama sunulacağı belirtilmiştir. Nitekim, 1938 yılında  3460 sayılı Kanun kapsamına giren kuruluşlar için 15 adet rapor düzenlenmiş ve bu raporlar, 30 Kasım 1939 günü Başbakanın başkanlığında toplanan ilk genel kurulun incelemelerine esas teşkil etmiştir.

 YDK’nın ilk bütçesinin düzenlendiği 1939 yılında; Kurul’un denetimine tabi 6 teşekkül ile bunlara bağlı buruluşların adedi 80 olarak hesaplanmış, kuruluşların denetiminde görevlendirilmek üzere 15 denetçi ve 10 denetçi yardımcısı kadrosu tertip edilmiştir.

 1940 yılında, Türkiye için yepyeni bir konu olan ekonomik denetimin en etkin şekilde yapılabilmesini teminen, denetim alanındaki çalışmaları ile tanınmış yabancı batılı firmaların deneyim ve hizmetlerinden yararlanılmıştır.

 YDK faaliyetlerini, 1960 yılına kadar, 3460 sayılı Kanunda yer alan hükümleri göre yürütmüştür. 1960 yılında 3460 sayılı Kanuna ek olarak çıkarılan 23 sayılı Kanunlu Kurul, doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlanmış, görev alanı diğer bir kısım kuruluşları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

 3460 ve 23 sayılı kanunlar 12.03.1964 tarihinde kabul edilen 440 sayılı İktisadi Devlet Teşekkülleriyle Müesseseleri ve İştirakleri Hakkında Kanunla yürürlükten kaldırılmış; ancak, aynı Kanun’un geçici 6’ncı maddesi hükmü ile YDK hakkındaki kanun yürürlüğe girinceye kadar, 3460 ve 23 sayılı kanunların YDK ile ilgili hükümleri yürürlükte kalmıştır. 12.05.1964 tarihinde kabul edilen 468 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlemesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un  6’ncı maddesi ile de, 23 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi değiştirilerek; YDK tekrar Başbakanlığa bağlanmış ve görev alanı, 440 sayılı Kanuna tabi iktisadi devlet teşekkülleri ile müesseseleri ve özel kanunlarında YDK’nın denetimine tabi olduğu belirtilen kuruluşların tümünü kapsayacak şekilde belirlenmiştir.

 440 sayılı Kanun, 11.04.1983 tarih ve 60 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve daha sonra bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabulüne ilişkin 19.10.1983 tarih ve 2929 sayılı İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları Hakkındaki Kanunla kaldırılmış, ancak, geçici 7’nci maddesi hükmü ile YDK’ya ilişkin hükümleri yürürlükte bırakılmıştır.

YDK, 24.06.1983 tarihinde kabul edilen 72 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Yüksek Bir Denetleme Organı” sıfatıyla yeniden yapılandırılmak suretiyle tüzel kişiliğe kavuşturulmuş olup, denetim faaliyetlerini bu Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan hükümler çerçevesinde sürdürmektedir.

 

Yüksek Denetleme Kurulu’nun Kuruluş Nedenleri
 

Türkiye’de devletin ekonomik alanda sınai ve ticari işletmeler kurarak faaliyet göstermesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde başlamış, daha ziyade ordunun ve sarayın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmak üzere, devlete ait bazı fabrikalar kurulmuştur. Ancak, bu tesisler gerek teknoloji ve gerekse kapasite yönünden istenilen seviyeye ulaşamamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması, ülkenin siyasi bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tehlikeye düşürmesinin yanı sıra, esasen çok zayıf durumda olan ekonomik yapısın da ciddi surette etkilemiştir. Bu nedenle, Kurtuluş Savaşı çok güç şartlarda sürdürülmüştür. Siyasi başarıların, ekonomik başarılarla desteklenmedikçe sürekli olamayacağı gerçeğinden hareket eden Atatürk, Büyük zaferin hemen ardından, çökmüş durumdaki ekonomiyi canlandırma ve ülkeyi ileri bir sanayi ülkesi durumuna getirme çabalarına ağırlık vermeye başlamıştır.

Nitekim, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını müteakip, henüz cumhuriyetin dahi ilan edilmediği bir sırada, 17.02.1923 tarihinde, izlenecek ekonomik politika konusundaki önerileri tespit ve buna göre bir strateji takip etmek üzere, İzmir’de bir iktisat kongresi toplanması öngörülmüştür. Çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi temsilcilerinden oluşan birçok delegenin katıldığı kongrede, özel teşebbüse ağırlık verilmesi, bu yönde teşvikler ve kolaylıklar getirilmesi ve devletin de bu gayretleri desteklemesi yolunda kararlar alınmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında milli sanayinin kurulması bir hedef olarak benimsenmiş ve bu maksatla yapılan araştırmalarda; sermaye birikiminin yetersizliğinin yanı sıra, fertlerin şirket şeklinde iktisadi teşebbüsler kurması hususunda da yeterli bir bilgi ve deneyime sahip olmadıkları görülmüştür. Bu nedenle, ülkede sürekli bir kalkınmanın, ancak devletin ekonomi alanında daha aktif bir rol alması yolu ile mümkün olabileceği anlaşılmıştır. Diğer taraftan, ülkede bol miktarda bulunan ve mamul hale getirilemeyerek ihraç edilen hammaddelerin, daha sonra işlenmiş şekliyle ithal edildiği anlaşılmıştır. Büyük sermaye ve teknik bilgi ile teçhiz edilmiş fabrikalar kurma ve devam ettirme zarureti, önce sanayi bankalarının kurulmasını gündeme getirmiş, bu maksatla ilk olarak 19.04.1925 tarihinde, 633 sayılı Kanun “Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası” kurulmuştur.

Banka, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulmuş olan Feshane Yünlü Dokuma, Beykoz Deri ve Kundura ile Hereke  İpekli ve Yünlü Dokuma Fabrikalarını devralarak işletmeye başlamıştır.

 Bu uygulamada, devlet işletmeciliği geçici bir dönem için tasarlanmış, bankanın esas görevi, o günün şartları içinde gelişmeyen özel teşebbüsleri destekleyerek sermaye birikimini sağlamak şeklinde anlaşılmıştır. Bu arada özel teşebbüse,  28.05.1927 tarihinde çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu ile çeşitli teşvik ve kolaylıklar da getirilmiştir.

Ekonomik kalkınmanın özel teşebbüse bir takım teşvik ve kolaylıklar sağlanmak suretiyle gerçekleştirilmesini öngören bu ekonomik politika, o günkü şartlar altında ve özel teşebbüsün ekonomik gelişmeyi sağlayacak imkanlara sahip bulunmayışı nedeniyle başarılı olamamıştır. Sanayi ve Maadin Bankası’nın, şirket kurma ve kendisine devredilen sınai tesisleri, kuracağı şirketlere devretme gibi uygulamaları da başarısız kalmıştır. Ayrıca, banka kaynaklarının yetersizliği, bu şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanmasında ciddi zorluklar doğurmuştur. Bununla birlikte, kendisine devredilmiş sınai tesislerin tevsii ve islahı suretiyle modernize edilmesi konusunda sözü geçen banka önemli hizmetler vermiştir.

1930’lu yıllara gelindiğinde; çeşitli teşvik ve kolaylıklara rağmen, özel teşebbüsün ekonomik kalkınmayı başarmada yetersiz kalışı göz önüne alınarak, 1929 yılında bütün dünyada yaşanan ekonomik krizin, uygulanan ekonomik sisteme olan güveni sarsmasının da etkisiyle, yeni ekonomik politikaların arayışı içine girildiği görülmektedir. Nitekim, ilk olarak, bilhassa bankacılık alanında, başarısız kalan Sanayi ve Maadin Bankası’nın yerine, Devlet Sanayi Ofisi Türkiye Sanayi Kredi Bankası gibi iki yeni kuruluşun oluşturulması cihetine gidilmiştir.

Devlet Sanayi Ofisi, Sanayi ve Maadin Bankasından farklı olarak, sınai tesisler kurmak ve işletmek üzere, 03.07.1932 tarih ve 2058 sayılı Kanunla kurulmuş ve Sanayi ve Maadin Bankasına ait tesisler Devlet Sanayi Ofisi’ne devredilmiştir.

Türkiye Sanayi Kredi ise, Sanayi ve Maadin Bankası’nın statüsünde değişiklik yapılması suretiyle 07.07.1932 tarih ve 2063 sayılı Kanunla kurulmuştur.

Ancak, kuruluşundan bir yıl gibi kışa bir süre sonra, Türkiye Sanayi Kredi Bankası, sermayesinin tamamına yakın bir kısmını Devlet Sanayi Ofisine verilen görevleri yapamaz duruma düşmüştür. Daha sonra, Devlet Sanayi Ofissi de, milli sermayenin gelişimine yeterli derecede yardımcı olamadığı düşüncesiyle, 1933 yılında kurulan Sümerbank’a devredilmiştir.

Ülke ekonomisinin temel taşlarından biri olarak günümüze kadar gelen Sümerbank, 03.06.1933 tarih ve 2262 sayılı Kanunla kurulmuştur.

Sanayileşmenin itici gücü olarak düşünülen Sümerbank, 1933 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın uygulaması ile görevlendirilmiş ve ülke sanayiinin kurulmasında büyük rol oynamıştır.

Sümerbank’ı 1935 yılında; özellikle madencilik, metalürji ve enerji alanlarında büyük görevler üstlenen Etibank’ın kuruluş izlemiş, daha sonra da yeni bir statüyle T.C. Ziraat Bankası, Denizbank ve Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu hizmete girmiştir.  Bu yıllardan sonra, iktisadi alanda faaliyet gösteren devlet teşebbüslerinin sayısı artmış, faaliyet alanları genişlemiş  ve bu gelişme günümüze kadar sürmüştür.

Devletin ekonomik alanda sınai ve ticari faaliyete girişmesi ve bunun boyutlarının giderek genişlemesi, bu kuruluşların denetlenmesi mecburiyetini de beraberinde getirmiştir. Diğer taraftan, kuruluşların ticari ve sınai faaliyetlerinin, ekonomik alan içinde rekabete dayalı bir çalışma kolu olması, günün koşullarına göre ve zamanında kara verilmesini gerektirmesi, karakteri icabı kar-zarar gerçeğini beraberinde taşıması, tabi olacakları denetim biçiminde ciddi şekilde etkili olmuştur.

 

 

                                                 

BAYRAĞIMIZ

 

 

 

 

 

T.C. BAŞBAKANLIK YÜKSEK DENETLEME KURULU

 

mail

telefon

faks

 Nevzat Tandoğan Caddesi No:4
Kavaklıdere - Ankara

 

ydk@ydk.gov.tr

0 (312) 419 21 45
(10 hat)

0 (312) 419 16 99

             YDK Bilişim Ekibi 2008 (c)