|
Modern anlamda denetim, olasılık
ve görelilik (probability ve relativity) esaslarıyla belirlenmiş
hedef ve standartlar doğrultusunda ortaya çıkan sonuçların
verimlilik, etkinlik ve ekonomiklik derecelerini ölçmek,
karşılaştırmak ve değerlendirmektir. Diğer bir anlatımla denetim,
bir kuruluşun ekonomik faaliyetlerine ve olaylarına ilişkin
açıklanan bilgilerin, önceden belirlenmiş kriterlere uygunluk
derecesini belirlemek ve raporlamak amacıyla bu ekonomik
faaliyetlere ve olaylara ilişkin bilgilerle ilgili kanıtların
tarafsızca toplanması, değerlendirilmesi ve sonucun bilgi
kullanıcılarına raporlanması şeklinde tanımlanabilir.
I-
DENETİMİN SINIFLANDIRILMASI
Denetimi; denetleyen kurumlar,
denetlenen kurumlar, denetimin amacı ve kapsamı ile denetimin
kamusal veya özel sektör nitelikli oluşuna vb. yaklaşımlarla çeşitli
sınıflandırmalar yapmak olasıdır. Günümüzde denetimin kamusal veya
özel sektör ayrımı giderek geçerliliğini yitirmekte, birbirinin
yerine geçmekte, birbirine girmektedir. Özel sektör üzerindeki
kamusal denetim sürerken, kamu kesiminin denetiminde de özel sektör
denetim kuruluşlarından artarak faydalanıldığı görülmektedir. Yine
özel sektör üzerindeki kamusal denetim de gidereközel sektör denetim
kuruluşlarına yaptırılmaktadır. Yukarıda sayılan nedenlerle denetimi
kesin sınırlarıyla sınıflandırmak giderek güçleşmektedir.
Klasik anlamda denetim, konularına
ve amaçlarına göre finansal denetim, uygunluk denetimi ve performans
denetimi olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Ancak, bu üç denetim türünün
bir arada yürütülmesi halinde ekonomik denetim adında dördüncü bir
denetim türü ortaya çıktığı da görülmektedir. Denetimi, statüsüne
göre ise iç denetim ve dış denetim olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Dış denetim; bağımsız denetim ve kamu denetimi olmak üzere de kendi
içinde ikiye ayrılır. Yüksek denetim kurumlarının (yüksek denetleme
kurulları, sayıştaylar) kamu kuruluşları üzerinde parlamentolar
adına yaptıkları denetim geçmişte dış denetim kapsamında
değerlendirilirken, günümüzde tamamen “yüksek denetim (supreme
audit)” adında üçüncü bir denetim statüsü olarak kabul edilmektedir.
Denetçinin niteliğine göre yapılan sınıflandırmalar temelde,
denetçinin örgüt personeli olup olmamasına ve örgüt dışında ise
denetçi ile örgütü bir araya getiren hukuki bağa göre
biçimlenmektedir
A- Denetimin amacı yönünden türleri:
1- Finansal denetim (finansal tablolar denetimi, mali
tablolardenetimi, auditing):
Finansal denetim (audit of
financial statements), bir işletmenin finansal tablolarının önceden
belirlenmiş kriterlere uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği
konusunda bir görüş belirlemek amacıyla bu finansal tabloların
incelenmesini kapsar. Bu kriterler genel kabul görmüş muhasebe
ilkeleri veya vergi mevzuatı hükümleridir. Bu denetim bağımsız
denetçiler ve kamu denetçileri tarafından yürütülür. Denetimin
konusu, ortaklara veya ilgili kamu kuruluşlarına verilen finansal
tablolardır.
2- Uygunluk denetimi
(düzenlilik, usul denetimi, mali denetim):
Uygunluk denetimi (compliance,
regularity, propriety audit), bir örgütün mali işlemlerinin ve
faaliyetlerinin belirlenmiş yöntemlere, kurallara veya mevzuata
uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla incelenmesidir. Bu denetim
türünde belirlenmiş kriterler farklı kaynaklar tarafından
oluşturulur. Uygunluk denetimi , iç denetçiler ve dış denetçiler ile
kamu denetçileri tarafından yürütülür. Denetimin konusu, örgütün
mali işlemleri ve faaliyetleridir.
Uygunluk denetimi üst makamlar ve
yasal mevzuat tarafından önceden saptanmış kurallara uyulup
uyulmadığının araştırılmasıdır. Bu üst makamlar kuruluş içinden
olabileceği gibi kuruluş dışından da olabilir. Yasal düzenlemelere,
yazılı sözleşmelere uygunluk incelemesi, soruşturması ve
araştırmaları, denetçiler tarafından yapılan bir denetim türüdür.
Uygunluk denetiminde ulaşılan sonuçlar geniş bir kitleye değil,
sınırlı olarak ilgili ve yetkili kişi ve kuruluşlara raporlanır. Bu
nedenle çoğunlukla uygunluk denetimi iç denetçiler, gerekli
durumlarda ise dış denetçiler tarafından yapılır.
3- Performans denetimi (işletme
denetimi, faaliyet denetimi):
Performans denetimi (operational
audit, performance audit), bir örgütün faaliyetlerinin verimlilik ve
etkinliğini değerlemek amacıyla bu faaliyetlerle ilişkili usul ve
yöntemlerin uygulanışının gözden geçirilmesini kapsar. Faaliyet
denetiminde, denetçilerden tarafsız gözlemlerde bulunması ve belirli
faaliyetlerin ayrıntılı analizini yapması beklenir. Faaliyet
denetiminde, faaliyet sonuçları verimlilik standartlarıyla
karşılaştırılır ve örgütün önceden belirlenmiş amaç ve hedeflere
ulaşıp ulaşmadığı ölçülür. Denetimin kapsamı, örgütün tamamı veya
bir bölümü, bir şubesi ya da üretim, finans, pazarlama gibi bir
fonksiyonu olabilir.
Performans denetiminde, finansal
ve finansal olmayan bilgileri değerlemek amacıyla kriterleri
belirleme son derece sübjektif bir konu olduğundan, faaliyet
denetimi yönetim danışmanlığına benzer. Denetimin sonunda
faaliyetlerde etkinlik ve verimliliğin artırılmasına ilişkin
önerilerde bulunulur. Performans denetimi, kamu ve özel sektör
işletmelerinde iç denetçiler tarafından, ayrıca kamu kuruluşlarında
kamu denetçileri tarafından yürütülür.
4- Ekonomik denetim (iktisadi denetim, sistemci denetim):
Ekonomik denetim (economy audit),
finansal tablolar, uygunluk ve performans denetimlerinin birlikte
yürütüldüğü ve raporlandığı bir denetim türüdür. Ekonomik denetim
kapsamında; bir taraftan kuruluşun faaliyetlerinin yürürlükteki
mevzuata uygun olarak yapılıp yapılmadığını, diğer taraftan finansal
tablolarının yürürlükteki mali mevzuat ve genel kabul görmüş
muhasebe standartlarına uygunluğu ayrıntılı bir auditing yapılmak
yoluyla ortaya konulmakta, öte yandan kuruluşa tahsis edilen
kaynakların tüm işletme fonksiyonları dikkate alınarak rasyonel
esaslara göre etkinlik, verimlilik, kârlılık ve tutumluluk ilkeleri
doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını ölçer ve bu doğrultuda
önerilerde bulunur. Ekonomik denetimde temel amaç performans
denetimi olup, finansal tablolar denetimi ile desteklenmektedir.
Uygunluk denetimi; ekonomik denetim kapsamında temel bir amaç
olmayıp, performans denetimi ve finansal tablolar denetimi birlikte
yürütülürken, denetlenen kuruluşun mali işlemlerinin ve
faaliyetlerinin belirlenmiş yöntemlere, kurallara veya mevzuata
aykırı uygulamaları tespit edilmesi durumunda söz konusu olmaktadır.
B- Denetimin statüsüne göre türleri:
Denetçi, denetim faaliyetini
yürüten, mesleki bilgi ve deneyime sahip, bağımsız davranabilen ve
yüksek ahlaki nitelikleri taşıyan kariyer sahibi, uzman bir kişidir.
Burada denetimin statüsüne göre denetim türleri; iç denetim, dış
denetim ve yüksek denetim olarak sınıflandırılmaktadır.>
1- İç denetim (internal auditing):
İç denetim, örgüt
faaliyetlerinin ve uygulayıcılarının yaptıkları iş ve işlemlerin
uygunluk ve etkinliğinin, üretilmiş her türlü bilginin güvenirliğinin
mevzuat, finansal, muhasebe ve diğer tüm yönlerden bu amaçla çalışan
iç denetçi adı verilen kişilerce araştırılıp, incelenip üst yönetime
rapor edilmesidir. Diğer bir anlatımla iç denetim, örgüte hizmet
amacıyla örgütün tüm faaliyetlerini incelemek ve değerlemek için
örgüt içinde kurulmuş bağımsız bir değerleme fonksiyonudur. Kısaca
iç denetim, finansal denetimi, uygunluk denetimini ve performans
denetimini kapsamaktadır.
İç denetimin finansal denetim
yönü, finansal tabloların doğruluğunun araştırılmasından çok,
finansal tablolara temel oluşturan muhasebe bilgilerinin doğruluk ve
güvenirliğini araştırmak ve bu bilgileri elde etmek için kullanılan
kayıt ortamını ve raporlama sistemini gözden geçirmektir. Yine iç
denetimin finansal denetim kapsamına; hata ile hukuka uygun olmayan
işlemlerin bulunması, önlenmesi ve işletmenin kayıtlarında bulunan
varlıkların mevcut olup olmadığını belirlemek de girmektedir.
İç denetim, örgüt faaliyetlerinin
yönetim politikalarına, planlarına, programlarına ve yasalara
uygunluğu ölçerek, iç kontrol sisteminin amacına uygun işleyip
işlemediğini değerlendirir. İç denetim, örgütün iç kontrol
sisteminin etkinliğini değerlendirdiği için aynı zamanda bizzat
kendisi iç kontrol aracıdır. İç kontrol sisteminin etkinliğinin
gözden geçirilmesi çalışmaları, iç denetimin uygunluk denetimi
yönünü oluşturur.
İç denetim, aynı zamanda örgütün
kaynaklarının ekonomik (iktisadilik, tutumluluk) ve verimli (etkin)
kullanılıp kullanılmadığını değerler. Örgüt yönetimi tarafından
verimlilik standartları belirlenmişse, iç denetçi standartların
uygulatıcılar tarafından anlaşılıp anlaşılmadığını, standartlardan
sapmaların belirlenip analiz edilip düzeltici önlemleri almakta
sorumlu yöneticilere analiz sonuçlarının iletilip iletilmediğini ve
önlemlerin alınıp alınmadığını araştırır.Yine iç denetçi, iç kontrol
sisteminin yeterliliğini gözden geçirerek, örgütün amaçlarına,
hedeflerine ekonomik ve verimli bir şekilde ulaşıp ulaşamayacağı
konusunda iç kontrol sisteminin yeterli olup olmadığını belirler. İç
denetimin bu yönü, performans denetimi özelliğini oluşturur.
İç denetim, denetim alanı
itibariyle çok geniş bir kapsama alanını içerse de; özü, yapısı,
fonksiyonları ve denetim sonuçları yönlerinden örgütün üst
yönetimiyle sınırlıdır. Çünkü iç denetçiler örgütün bizzat kendi
personelidir, bu nedenle iç denetçiler üst yönetimin belirlediği
çerçeve içerisinde denetim fonksiyonu yerine getirmek
durumundadırlar. Yapısı gereği iç denetim, örgüt üst yönetiminin
kararlarına,planlarına, programlarına, hedef ve stratejileri ile iç
ve dış mevzuata vb. uygunluk dışında bir denetim fonksiyonu
üstlenemez.
2- Dış denetim (external auditing):
Dış denetim; örgütün, kendi
personeli olmayan denetçilerden oluşan, örgütle doğrudan ilgili,
bağlı vb. şekilde organik bağı olmayan bağımsız ve farklı bir tüzel
kişiliği olan denetim organı, grubu veya kişisi tarafından
denetlenmesidir. Dış denetim, bağımsız denetim ve kamu denetimi
şeklinde ikiye ayrılır.
a) Bağımsız denetim
(independent auditing):
Bağımsız denetim, müşterilerine
profesyonel denetim hizmeti sunan, serbest meslek sahibi olarak
kendi adına çalışan veya bir denetim kurumuna / firmasına bağlı
olarak faaliyet gösteren denetçi veya denetçiler tarafından
işletmenin talebi ile ve bir denetim sözleşmesi çerçevesinde
işletmelerin finansal tablolarının denetimi ile uygunluk ve
performans denetimlerinin yapılmasıdır. Bağımsız denetimde asıl amaç
finansal denetimdir.
Bağımsız denetim tarafından
yapılan finansal denetim, muhasebenin bir dalı olmayıp, muhasebe ve
diğer işlemlerin sonuçlarına ve verilere dayanan bağımsız bir
disiplin olarak ortaya çıkmaktadır. Bağımsız denetim, yönetimin
finansal işlemleri değerlendirmesinde ve yorumlamasındaki olumlu ve
olumsuz yönleri belirler ve bir yerde işletmenin finansal tabloları
üzerinde onay fonksiyonu üstlenmiş durumdadır.
Bağımsız denetim tarafından
yapılan denetimlerin büyük bir kısmının muhasebe bilgileri ile
ilgili olması ve bağımsız denetim yapan birçok denetçinin muhasebe
konusunda uzman olması gerektiğinden, bazen muhasebe ve denetim
kavramları birbirine karıştırılmaktadır. Bir çok ülkede bağımsız
denetçilere muhasebe uzmanı veya benzer bir unvan verilmesi bu
karışıklığı daha da artırmaktadır. Örneğin Amerika’da bağımsız
denetçilere yeminli serbest muhasebeci anlamına gelen “CPA-
Certificated Public Accountant” denilmektedir.
Muhasebe, karar alıcılara mali
bilgi sağlamak amacıyla bir örgütün veya bireysel bir işletmenin
ticari ve mali nitelikteki işlem ve onaylarına ilişkin verilerin
kaydedilmesi, sınıflandırılması ve özetlenmesi sürecidir. Bu sürecin
sonunda finansal tablolar ve işletme yöneticileri için muhasebe
raporları düzenlenir. Muhasebeciler karar alıcıların kararları ile
ilgili bilgileri sağlamak için, muhasebe bilgisinin hazırlanmasında
temel alınan genel kabul görmüş muhasebe ilkelerini bilmek
zorundadırlar.
Bağımsız denetimde, muhasebe
verileri denetimin konusunu oluşturur ve kaydedilen bilgilerin
muhasebe döneminde meydana gelen mali ve ticari işlemleri gerektiği
gibi yansıtıp yansıtmadığı belirlenir. Genel kabul görmüş muhasebe
ilkeleri, muhasebe bilgilerinin gerektiği gibi kaydedilip
kaydedilmediği değerlemede ölçüt olduğundan, denetçi bu ilkeleri
bilmek zorundadır.
Bağımsız denetçinin muhasebe
konusunda uzman olması yanında, denetim kanıtlarını toplama ve
değerlemede de uzman olmalıdır. Bu uzmanlık, bağımsız denetçiyi
muhasebeciden ayıran temel unsurdur. Bağımsız denetim tarafından
yapılan uygunluk ve performans denetimi bir zorunluluk olmayıp,
genelde işletmelerin talebi üzerine yapılmaktadır.
Bağımsız denetçiler kâr amacı olan
ya da olmayan işletmelere ve kamu kurum ve kuruluşlarına hizmet
verebilirler. Bağımsız denetçiler serbest meslek faaliyeti sürdüren
kişilerdir. Bağımsız denetçiler faaliyetlerinde bağımsız olarak
çalışırlar ve hizmetleri karşılığında denetledikleri kişi veya
kuruluşlardan ücret alırlar.
b) Kamu denetimi (public /
state, auditing / supervision):
Kamu denetimi, görev ve
yetkilerini yasalardan alan ve kamu adına, kamunun ihtiyaçlarını
karşılamak üzere denetim yapan kişi ve kurumlarca gerçekleştirilen
finansal tablolar, uygunluk ve performans denetimlerini ifade eden
kamusal bir fonksiyondur.
Kamu denetim kuruluşları, çeşitli
devlet kurumları içinde örgütlenmiş olup; kuruluşların
faaliyetlerinin yasal mevzuata, devletin ekonomi politikasına, kamu
yararına uygunluk düzeyini araştırır ve denetler. Yine kamu denetim
kuruluşları bağlı oldukları kamu birimlerine denetledikleri
kuruluşlar ve olaylarla ilgili olarak rapor verirler.
Kamu kesiminde yer alan dış
denetim kuruluşları amaç ve fonksiyonlarına bağlı olarak
yapılandırılmaktadır. Bu kuruluşların görev alanları ve yetkileri,
bünyelerinde yer aldıkları kamu otoritesinin statüsüne, denetimi
kapsamında olan kamu kuruluşlarına, özel statülü kuruluşlara ve özel
işletmelere bağlı olarak değişebilmektedir. Kamu kesiminde yer alan
bazı denetim kuruluşları hem iç denetim kuruluşu hem de dış denetim
kuruluşu özelliklerini birlikte taşıyabilmektedir. Kamu denetim
kuruluşları; iç denetim kuruluşu, dış denetim kuruluşu veya aynı
anda hem iç hem de dış denetim kuruluşu olabilmektedir. Örneğin
bakanlıklar denetim organlarının, bakanlıklarına bağlı kurum ve
kuruluşlardaki denetim görev ve yetkileri iç denetim, bakanlıklarına
bağlı olmayan kurum ve kuruluşlardaki denetim görev ve yetkileri
ise, dış denetim kapsamında değerlendirilmektedir.
3- Yüksek denetim (supreme
audit):
Klasik anlamda yüksek denetim, dış
denetim kapsamında değerlendirilirken, dış denetimin yüksek denetim
kurumlarının (yüksek denetleme kurulları, sayıştaylar) kamu
kuruluşları üzerindeki parlamentolar adına yaptıkları denetimi tam
olarak kapsamaması nedeniyle, günümüzde uluslararası literatürde
ayrı bir denetim statüsü olarak kabul edilmektedir.
Uluslar arası literatürde yüksek
denetim, anayasal dayanağı ve meslek mensuplarının yasal
güvenceleri olan, bazı ülkelerde yargısal yetkilerle donatılmış,
bağımsız ve özerk denetim kuruluşları tarafından kamu kurum ve
kuruluşlarının tamamı üzerinde parlamentolar adına yapılan denetim
olarak tanımlanmaktadır.
II-
YÜKSEK DENETİMİN KAPSAMI VE GENEL ÖZELLİKLERİ
Kavram olarak yüksek denetim, kamu
kaynaklarının hukuka uygun olarak harcanması ve kamu kaynaklarının
ekonomik, kârlı ve verimli olarak kullanılmasının sağlanması ile
bunların düzeyini ölçmeyi amaçlamaktadır.
Genel olarak literatürde yüksek
denetim; kaynağını anayasalardan alan, meslek mensuplarının yasal
güvenceleri bulunan, idari, mali ve hukuki özerkliğe sahip, bağımsız
denetim kuruluşlarınca parlamentolar adına kamu kurum ve kuruluşları
üzerinde yapılan denetimi tanımlamaktadır. Yüksek denetimin temel
kuralı parlamento adına kamu kurum ve kuruluşları üzerinde denetim
yapılmasıdır.
Yapılan tanımlarda yüksek
denetimin temel özellikleri;
- Yüksek denetim, yasama, yürütme
ve yargı içinde yer almayan bir kamusal denetim faaliyetidir,
- Yüksek denetim, denetim görev ve yetkilerini anayasalardan alan
bir denetim faaliyetidir,
- Yüksek denetimi yürüten yüksek denetim kurumlarının idari ve mali
özerkliği vardır,
- Yüksek denetimi yürüten meslek mensuplarının yasal güvenceleri
bulunmaktadır,
- Yüksek denetim parlamento adına yapılan bir denetimdir.
- Yüksek denetim kurumları parlamento adına yapılan denetim
faaliyetini; planlamada, uygulamada ve denetim sonuçlarının
parlamentoya ulaştırılmasında tamamen bağımsızdır,
şeklinde belirlenmektedir. Yüksek
denetim, bu özellikleri nedeniyle dış denetimden ayrılmakta ve
farklı tanımlanması zorunluluğunu getirmektedir.

A-
Yüksek denetim kurumlarının yapısal özellikleri:
Yüksek denetim kurumlarının temel
görevi kamusal fonların kullanılmasının izlenmesi ve
denetlenmesidir. Yüksek denetim kurumlarının asıl işlevi, yüksek bir
denetim organı olarak parlamentolara denetimleri alanında katkıda
bulunmaktır. Dünyanın birçok ülkesinde yüksek denetim kurumları
parlamentoların denetim fonksiyonlarıyla ilişkili ve uyumlu olarak
çalışmaktadır. YDK’ların statüleri genellikle anayasalar veya ilgili
denetim yasalarınca belirlenmekte ve ülkelerin siyasi ve hukuki
yapıları doğrultusunda yüksek denetim kurumları
yapılandırılmaktadırlar.
Yüksek denetim kurumlarının
yapılandırılmalarında Dünyada ofis (Westminster) ve kurul
(Napoleonic) türü olmak üzere genelde iki model ön plana
çıkmaktadır. Kurul türü model; yasalara ve mevzuata uygunluğun
denetlendiği ve yargılamasının yapıldığı uygunluk bazlı bir
sistemdir (Fransa, Latin Avrupa ülkeleri). Kurul türü yüksek denetim
kurumları genelde Kıta Avrupa’sı ülkelerde uygulanmakta olup,
yargısal yetkileri olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye
ayrılmaktadır. Yargısal yetkileri olmayan yüksek denetim kurumları,
denetimine tabi kamu kuruluşlarıyla ilgili olarak denetim raporları
düzenlemekte ve bu raporları parlamentoya ve/veya hükümete
sunmaktadır (Almanya, Hollanda, Japonya). Yargısal yetkileri olan
yüksek denetim kurumları, denetim bulgularını ya yargılama yoluyla
sonuçlandırmakta yada uygunluk bildirimi yoluyla denetim sonuçlarını
parlamentoya bildirmektedir (Fransa, Belçika, İtalya, İspanya).
Ancak yargılama yetkisi olan yüksek denetim kurumlarının, kamu
kesimi hesap ve işlemlerinin denetimleri sonucu elde edilen denetim
bulgularının buralarda sonuçlandırılması, bu denetim kurumlarının
yargı organları oldukları anlamına gelmemektedir. Ofis türü model;
uzmanlaşmış denetim elamanlarından yararlanılarak parlamentolara
periyodik raporlar hazırlayan Yüksek Denetleme Kurumu Başkanı
(general auditor & comptroller) esasına göre düzenlenmiştir
(İngiltere, ABD, İsrail, Kanada, Anglosakson ülkeleri). Westminster
modeli bazı ülkelerde Başkanlık esası yerine bir başkan ve üyelerden
oluşan küçük kurullar marifetiyle yürütülmektedir (Endonezya,
Japonya, Kore ve bazı Asya ülkeleri). Westminster modelinde uygunluk
denetimine daha az önem verilir, denetime tabi kuruluşlar üzerinde
daha çok finansal ve performans denetimine yönelik raporlar hazırlar
ve parlamentolara sunulur. İsveç, Finlandiya ve Türkiye (Sayıştay,
Yüksek Denetleme Kurulu) gibi bazı ülkelerde birden fazla yüksek
denetim kurumlarının olduğu, birleşik veya eyalet Devlet sistemini
benimsemiş ülkelerde (ABD, Kanada) her eyalette, her bölgede ayrı
ayrı yüksek denetim kurumu oluşturulduğu görülmektedir. Türkiye’de;
Sayıştay, kurul tipi modeli benimsemiş, yargısal yetkileri olan
yüksek denetim kurumu, Yüksek Denetleme Kurulu ise özellikle bazı
Asya ülkelerinde uygulanan, bir Başkan ve Üyelerden oluşan ofis türü
modeli benimsemiş, yargısal yetkileri olmayan bir yüksek denetim
kurumudur.
Yüksek denetim kurumlarının
parlamentoya rapor sunması kural olmakla beraber, bu uygulama
ülkeden ülkeye değişiklikler göstermektedir. Yargısal yetkileri olan
yüksek denetim kurumları, daha çok denetim bulgularını yargılama
yoluyla sonuçlandırırken, parlamentoya rapor sunma işlevini ikinci
planda tutmaktadırlar. Yargısal yetkileri olmayan yüksek denetim
kurumları ise daha çok denetim bulgularını denetim raporuna
dönüştürerek parlamentoya sunmakta ve denetim bulguları genelde
parlamentoda sonuçlandırılmaktadır. Örneğin; Fransa (Cour des
Comptes) ve Türkiye’deki (Sayıştay) yüksek denetim kurumları denetim
bulgularını yargılama yoluyla kendi içinde sonuçlandırmakta, denetim
sonuçlarını uygunluk bildirimi şeklinde parlamentolarına
sunmaktadırlar. Ancak Cour des Comptes, özellikle sermayeli kamu
kuruluşlarıyla (KİT’ler) ilgili Fransa Parlamentosuna denetim
raporları hazırlayıp sunmaktadır. Yine bazı ülkelerde İngiltere
(National Audit Office), bazı Asya ülkelerinde ve Türkiye’de (Yüksek
Denetleme Kurulu) olduğu gibi yüksek denetim kurumları
denetledikleri kamu kuruluşlarıyla ilgili olarak denetim bulguları
raporlanmakta ve bu denetim raporları kendi parlamentolarında
sonuçlandırılmaktadır.
Yüksek denetim kurumlarının
bağımsızlıkları ve özerklikleri Dünyanın birçok ülkesinde anayasa
veya yasalarla güvence altına alınmaya çalışılmıştır. Yüksek
denetleme kurumları genelde yasayla kurulmaktadır. Ancak buna
karşılık statüleri açısından çeşitli farklılıklar göstermektedir.
Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ve siyasi yapılanmaları doğrultusunda
yüksek denetleme kurumlarının kurumsal, bireysel ve mali bakımlardan
bağımsızlıkları sağlanmaya çalışılmaktadır. Buna karşılık yüksek
denetleme kurumlarının yönetsel bakımdan yürütmenin içinde ve/veya
dışında kaldıkları görülmektedir. Yüksek denetleme kurumları;bazı
ülkelerde parlamentoya bağlı (İngiltere, Avusturya, Mısır, ABD,
Kanada), bazı ülkelerde yürütme ve yasama organları dışında bağımsız
(Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Yunanistan, Türkiye-Sayıştay),
bazı ülkelerde yürütmeye bağlı (hatta maliye bakanlığına bağlı)
(İsveç, Finlandiya, Norveç, İzlanda, Türkiye-Yüksek Denetleme
Kurulu)olarak görev yapmaktadırlar. Ancak yüksek denetim
organlarının yürütmenin içinde yer aldığı ülkelerde bu kuruluşların
bireysel, kurumsal bağımsızlıkları sağlanmış bulunmaktadır. Yine
Türkiye’de Yüksek Denetleme Kurulu bireysel ve kurumsal bağımsızlık
yanında mali bağımsızlığa da sahiptir. Birçok ülkede yüksek
denetleme kurumlarının mali bağımsızlığı bulunurken, bazılarında da
mali bağımsızlıkları bulunmamaktadır. Mali bağımsızlık yönünden
yüksek denetim kurumları, bazı ülkelerde kendi bütçelerini yapma
serbestliğine sahipken, bazı ülkelerde bütçeleri yürütme tarafından
yapılmaktadır.
Genelde yüksek denetleme
kurumlarının tamamının denetsel faaliyetlerini yürütmede kurumsal
bağımsızlıkları bulunmaktadır. Ancak yüksek denetleme kurumlarının
bireysel bağımsızlıkları ülkeden ülkeye değişiklikler
gösterebilmektedir. Yüksek denetim kurumlarında başkan, üye ve
denetim personeli gibi meslek mensuplarının atanmaları da ülkelere
göre değişiklikler göstermektedir. Yüksek denetim kurumlarının
üyeleri; Belçika ve Yunanistan’da denetim personeli arasından,
Finlandiya, Avusturya, İsveç ve İngiltere’de kamu kurum ve
kuruluşlarında belli görevlerde bulunmuş kişiler arasından, İspanya
ve Türkiye’de (Sayıştay, Yüksek Denetleme Kurulu) ise belirli kısmı
denetim personeli arasından, belirli bir kısmı ise kamu kurum ve
kuruluşlarında belirli görevlerde bulunmuş kişiler arasından
seçilmekte ve/veya atanmaktadır. Başkan ve üyelerin atanması;
Avusturya, İspanya, Danimarka, Belçika ve Türkiye’de (Sayıştay)
yasama tarafından, İsveç, İtalya, Yunanistan, Finlandiya, Fransa,
Portekiz ve Türkiye’de (Yüksek Denetleme Kurulu) yürütme tarafından,
İngiltere, İrlanda, Lüksemburg, Almanya ve Hollanda’da ise yasama ve
yürütme tarafından ortaklaşa yapılmaktadır. Yüksek denetim
kurumlarında denetim personelinin sayısı, nitelikleri, mesleğe
girişleri her ülkede verilen görevin gerekleri doğrultusunda
değişiklik göstermektedir. Yüksek denetim kurumlarının bazıları çok
değişik alanlarda konusunda uzman olan kişileri istihdam ederken,
bazıları ise özellikle yargısal yetkilerle donatılmış olanlarının
alan sınırlandırmasını tercih ettikleri görülmektedir. Performans
denetimi yapan İngiltere (NAO) örneğinde görüldüğü gibi, meslek
mensupları kariyerden yetiştirildiği gibi hemen her konuda uzmanlığı
olan kişilerin de istihdam edildiği, hatta kendi konularında uzman
olanların part-time dahi çalıştırıldığı görülmektedir. Yine
Türkiye’de Sayıştay’da meslek mensupları için alan sınırlaması
(hukuk, iktisat, işletme, siyaset bilimi vb.) yapılmışken, Yüksek
Denetleme Kurulunda performans denetimi yapılması nedeniyle alan
sınırlaması yapılmamıştır. Bu doğrultuda Türkiye’de Sayıştay’da
mesleğe giriş sadece denetçi yardımcılığı yöntemiyle olabilirken,
Yüksek Denetleme Kurulunda mesleğe giriş hem denetçi yardımcılığı
yöntemi hem de konusunda uzmanlaşmış kişilerin doğrudan denetçi
olarak atanma yöntemi ile olabilmektedir.
B- Yüksek denetim kurumları ve INTOSAI:
Yüksek denetim kurumları arasında
işbirliğinin sağlanması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi amacıyla
1953 yılında Küba’da INTOSAI (International Organization ofSupreme
Audit Institutions-Uluslararası Yüksek Denetleme Kurumları Birliği)
oluşturulmuştur. INTOSAI nin amacı; yüksek denetleme kurumları
arasındaki ilişkileri geliştirerek güçlendirmek, özellikle kamusal
mali denetim alanında bilgi ve görüş alış verişi ile deneyimlerin
paylaşılması, üyelerine gereksinim duyulan alanlarda destek sağlamak
şeklinde özetlenebilir. INTOSAI bağımsız, özerk ve non-politik,
yüksek denetleme kurumları arasındaki ilişkileri geliştirmeyi
amaçlayan uluslararası bir organizasyondur. INTOSAI ye sadece
Birleşmiş Milletlere veya Birleşmiş Milletlerin yan kuruluşlarından
birine üye olan ülkelerin yüksek denetleme kurumları üye
olabilmektedir. INTOSAI’nin; OLACEFS, AFROSAI, ARABOSAI, ASOSAI,
SPASAI, CAROSAI, EUROSAI olmak üzere yedi adet bölgesel birliği
bulunmaktadır. INTOSAI ye üye olacak yüksek denetim kurumlarının
veya yüksek denetim kurumu olmanın temel koşulu, yasayla kurulmuş
olmaları ve parlamento adına denetim yapıyor olmaları gerekmektedir.
Statü gereğince INTOSAI ye her ülkeden bir yüksek denetim kurumu üye
olabildiğinden, Türkiye’den sadece Sayıştay üye durumundadır.
Mart 1998 tarihinde Avrupa Birliği
Yüksek Denetim Kurumları (European Court of Auditors) Başkanlarınca
bir çalışma grubu oluşturulmuş ve bu grup, Merkezi ve Doğu Avrupa
yüksek denetim kurumlarının Avrupa Birliğine uyum sağlamaları için
gerekli ana kriterleri belirlemekle yükümlü kılınmıştır. Anılan
çalışma grubu, ilk aşamada, bir yüksek denetim kurumunun
kuruluşunda, işlevini gerektiği gibi yerine getirebilmesinde ve kamu
kaynaklarının verimli kullanımının sağlanmasında yararlı olacağı
düşünülen öncelikli alanlarda bir dizi öneri oluşturmayı amaç
edinmiştir. Söz konusu çalışma grubunu önerileri;
- Yüksek denetim kurumlarının,
anayasa ve yasalar ile belirlenmiş ve diğer düzenlemelerle
ayrıntıları hüküm altına alınmış sağlam, kalıcı ve uygulanabilir bir
yasal dayanağının bulunması gerekmektedir.
- Yüksek denetim kurumları, görevlerini objektif ve etkin bir
biçimde yerine getirebilmek için gerekli işlevsel, kurumsal,
görevsel ve mali bağımsızlığa sahip olmalıdırlar.
- Yüksek denetim kurumları, tüm kamu fonları, kaynakları ve
faaliyetlerini bunların ulusal bütçeye dahil edilip edilmediğine ve
anılan fon ve kaynakların kim tarafından kullanıldığına
bakılmaksızın denetlemeli ve bu yetkileri anayasa ve ilgili yasada
açıkça yer almalıdır.
- Yüksek denetim kurumları tüm kamu sektörü dış denetimini
düzenlilik ve performans denetimlerini kapsayacak şekilde
yürütmelidirler.
- YDK’ lar çalışma sonuçlarını hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın
özgürce rapor etme yetkisine sahip olmalıdır. YDK raporları
parlamentoya sunulabilmeli ve kamunun bilgisine sunulmalıdır.
- Yüksek denetim kurumları, ulusal uygulamayı yadsımadan, formel bir
biçimde, INTOSAI Denetim Standartları, INTOSAI Denetim Standartları
için Avrupa Uygulama Rehberi ve IFAC tarafından yayınlanarak Avrupa
Birliğinde uygulanmak üzere kabul edilen çeşitli kamu sektörü
denetim standartlarına uygun olan denetim standart ve politikalarını
kabul etmeli, yürürlüğe koymalı ve yayınlamalıdır. Yapılan denetimin
kabul edilebilir kalite ve yeterlikte olmasını sağlamak amacıyla
denetim standartları tutarlı ve güvenilir bir biçimde YDK’ nın
işlerine uygulanmalıdır. Bu nedenle YDK’ lar belirlenmiş
standartların uygulamada kullanımının ve benimsenmesinin
sağlanmasına yardımcı olmak açısından denetim rehberleri ve
ayrıntılı teknik rehberler hazırlamalıdırlar.
- Yüksek denetim kurumları, sahip oldukları tüm insan ve mali
kaynakların, görevlerinin etkin bir biçimde yerine getirilmesini
temine yönelik olarak en verimli şekilde kullanılmasını
sağlamalıdır. Bu anlamda, YDK yönetimi, denetimde ve denetim
sonucunu gösterir raporlarda yüksek kalite ve etkinliğin sağlanması
için gerekli yapılanmayı gerçekleştirecek uygun politika ve önlemler
geliştirmek ve uygulamak zorundadır.
- Yüksek denetim kurumları iç organizasyonlarını, ön geçiş süreci
istemlerini karşılamaya elverişli bir yapıya kavuşturmalıdırlar.
- Yüksek denetim kurumları, meslek mensuplarının uluslararası
standartlara ve Avrupa uygulama örneklerine uygun etkin bir
denetimin yerine getirilmesini temin edecek yeterlikte ve yetenekte
olmalarını ve kendilerini bu amaca adamalarını sağlamalıdır.
- Yüksek denetim kurumları meslek mensuplarının teknik ve mesleki
yeterliliğini öğrenim ve eğitim yoluyla geliştirmelidir.
- Yüksek denetim kurumları denetlenen kurumlarda yüksek kaliteli ve
etkin iç kontrol sistemlerinin geliştirilmesi üzerinde
odaklanmalıdır.
Şeklinde olmuştur.
C- Yüksek denetimin kapsamı:
Ülkelerdeki yüksek denetim
kurumlarının denetimleri; bazılarında sadece uygunluk denetimini,
bazılarında uygunluk denetimi ve performans denetimini, bazılarında
ise uygunluk denetimi, finansal denetim ve performans denetimini
kapsamaktadır. Yüksek denetim kurumlarının denetimlerinin kapsamı
ülkeden ülkeye değişiklik göstermekle beraber, yüksek denetim
kurumlarının uygunluk denetimi yanında mutlaka performans denetimi
yapmaları konusunda tüm ülkelerde ve uluslararası organizasyonlarda
oluşmuş ortak fikir birliği bulunmaktadır.
INTOSAI yüksek denetim
kurumlarının denetim kapsamını belirlerken finansal denetimi,
uygunluk denetimi kapsamında değerlendirerek düzenlilik
denetimi (regularity audit) olarak adlandırmıştır. Düzenlilik
denetimi genel olarak mali nitelikteki işlem ve olayların yasal
mevzuata uygun olarak yapılıp yapılmadığını, mali raporların
gerçekleri yansıtıp yansıtmadığını saptamaya yönelik denetimi
kapsamaktadır. INTOSAI denetim standartlarına göre düzenlilik
denetimi;
- Hesap veren birimlerin mali
kayıtlarının incelenmesini ve değerlendirilmesini,
- Finansal tablolar hakkında görüş bildirilmesini (onaylanması),
- Bir bütün olarak kamu yönetiminin mali hesap verme sorumluluğunun
doğrulanması,
- Mali sistemlerin ve işlemlerin mevcut yasalara ve kurallara
uygunluğunun değerlendirilmesini kapsayacak şekilde denetlenmesini,
- İç kontrol ve iç denetim sistemlerinin denetlenmesini,
- Denetlenen kuruluşlarca alınan yönetsel kararların doğruluk ve
uygunluğunun denetimini,
- Yüksek denetim kurumunun açıklanmasını gerekli bulduğu denetimden
kaynaklanan veya başka konuların raporlanmasını,
kapsamaktadır.
Yüksek denetim kurumları
tarafından yapılan finansal denetim (audit of financial statements),
bir kamu kuruluşunun finansal tablolarının önceden belirlenmiş
ölçütlere uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği konusunda bir görüş
belirlemek amacıyla bu finansal tabloların incelenmesini kapsar. Bu
ölçütler genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri veya mali mevzuat
hükümleridir. Finansal denetimin konusu, kamu kurum ve
kuruluşlarınca düzenlenen finansal tablolardır. Finansal denetimde
amaç, finansal tabloların bir bütün olarak önceden saptanmış
ölçütlere uyum içinde bulunup bulunmadıklarını araştırmaktır. Genel
kabul görmüş muhasebe ilkeleri doğrultusunda hazırlanmaları gereken
ve denetim kapsamına giren finansal tablolar; bilanço, gelir
tablosu, kâr dağıtım tablosu, fon akım tablosu, nakit akım tablosu,
satılan mal ve hizmetler maliyeti tablosu ve benzeridir.
Yüksek denetim kurumları
tarafından yapılan performans denetimi (operational audit,
performance audit) bir kamu kurum veya kuruluşunun faaliyetlerinin
verimliliği ve etkinliğini değerlendirmek amacıyla bu faaliyetlerle
ilişkili usul ve yöntemlerin uygulanışının gözden geçirilmesini
kapsar. Performans denetiminde, faaliyet sonuçları verimlilik ile
varsa kârlılık ve ekonomiklik standartlarıyla karşılaştırılır ve
örgütün önceden belirlenmiş amaç ve hedeflere ulaşıp ulaşmadığı
ölçülür. Denetimin kapsamı, örgütün tamamı veya bir bölümü, bir
şubesi ya da üretim, finans, pazarlama gibi bir fonksiyonu olabilir.
Performans denetiminde, finansal ve finansal olmayan bilgileri
değerlemek amacıyla kriterleri belirleme son derece sübjektif bir
konu olduğundan, faaliyet denetimi yönetim danışmanlığına
benzemektedir. Denetimin sonunda faaliyetlerde etkinlik ve
verimliliğin artırılmasına ilişkin önerilerde bulunulur.
Bir kamu kuruluşunun programının,
faaliyetinin veya fonksiyonlarının tarafsız bir gözle incelenerek
kârlılık-verimlilik-ekonomiklik olanaklarını belirlemeyi amaçlayan
performans denetimi; sermaye araçlarının, kullanılan fonların
ve/veya insan kaynaklarının yönetiminde hesap verme sorumluluğu
(accountability) mekanizmasının işlerliğine yardım eden bir denetim
türüdür. Performans denetimi, başarı ve başarısızlığın ölçülmesi,
başarı ve başarısızlığın nedenlerinin belirlenmesi ve çözüm
önerileri şeklindeki ortak özellikler taşırlar.
Dünyada performans denetiminin
önemi giderek artmaktadır. Dünyada yüksek denetim kurumlarının kamu
kurum ve kuruluşları üzerinde performans denetimi yapmaları, ya da
geçmeleri ısrarla öngörülmektedir. Bu nedenle performans denetimi
uygulamayan yüksek denetim kurumları, performans denetimine geçmek
için kendi mevzuatlarında düzenlemeler yapmakta, çalışmalarını
hızlandırmaktadır. Ancak performans denetiminin artan önemi yanında,
yüksek denetim kurumları tarafından yapılan uygunluk denetimi ile
finansal denetimin daha az önemli olduğu anlamına gelmemektedir. Bu
nedenle yüksek denetim kurumları tarafından uygulanan, uygunluk
denetimi, finansal denetim ve performans denetimi birbirine karşı
olan, birbirini yok eden, birbirinin yerine geçen denetim türleri
olarak değil, birbirlerini tamamlayan, birbirlerini güçlendiren,
birbirlerini geliştiren denetim türleri olarak değerlendirmek
gerekmektedir.
III-
TÜRKİYE’DE YÜKSEK DENETİM
Türkiye’de Devletin gelir ve
giderleri ile mallarının parlamento adına denetlenmesi amacıyla 1862
yılında ilk yüksek denetim kurumu Sayıştay (Divan-ı Ali-i Muhasebat)
(Audit Court) adıyla kurulmuştur. 1930 lu yılların başından itibaren
Türkiye ekonomisinde yapısal dönüşümler doğrultusunda kamunun
ekonomik alandaki ağırlığı giderek artmaya başlamış ve Devlet kamu
sermeyeli kuruluşlar (KİT’ler) oluşturmaya başlamıştır. Kamu
sermayeli kuruluşların nitel ve nicel olarak ağırlıklarının artması
bunların parlamento adına denetimlerinin nasıl yapılacağını gündeme
getirmiştir. 1938 yılında Devletin gelir ve giderleri ile mallarını
parlamento adına denetlemekle görevli yüksek denetim kurumu olarak
Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) varken, kamu sermayeli kuruluşların
parlamento adına denetiminde tercih Sayıştay’dan yana kullanılmamış,
Atatürk’ün direktifi ile kamu sermayeli kuruluşların parlamento
adına denetimini yapmak üzere 1938 yılında Türkiye’nin ikinci yüksek
denetim kurumu olarak Umumi Murakabe Heyeti (General Audit Board)
adıyla kurulmuş ve 1960 yılında Yüksek Denetleme Kurulu (The Supreme
Audit Board) adını almıştır.
1938 yılından itibaren bütün kamu
kurum ve kuruluşları üzerindeki parlamento adına denetim görev ve
yetkisi kabaca ifade edilirse, Türkiye’de Sayıştay ve Yüksek
Denetleme Kurulu arasında paylaştırılmıştır. Türkiye’de söz konusu
iki yüksek denetim kurumu tercihi 1961 Anayasasında olduğu gibi,
1982 Anayasasında da benimsenmiştir. Anayasal dayanaklarını;
Sayıştay Anayasanın 160 ıncı maddesinden, Yüksek Denetleme Kurulu
ise Anayasanın 165 inci maddesinden almaktadır.
A- Sayıştay:
Anayasanın 160 ıncı maddesinde
“Sayıştay genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri
ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve
sorumlularının hesap işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla
verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla
görevlidir. Sayıştay'ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı
bildirim tarihinden itibaren on beş gün içinde bir kereye mahsus
olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar
dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz. Vergi ve benzeri mali
yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ve Sayıştay kararları
arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.
Sayıştay'ın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının
nitelikleri, atanmaları, ödev yetkileri, hakları ve yükümlülükleri
ve diğer özlük işleri, başkan ve üyelerinin teminatı kanunla
düzenlenir. Silahlı Kuvvetler elinde bulunan Devlet mallarının
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlenmesi usulleri, Milli
Savunma hizmetlerinin gerektirdiği gizlilik esaslarına uygun olarak
kanunla düzenlenir denilmektedir.
Anayasanın 160 ıncı maddesi
doğrultusunda düzenlenen başlangıcı 1967 tarihli 832 sayılı Sayıştay
Kanuna göre; Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin Türkiye
Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve
işlemlerini yargılama yoluyla kesin hükme bağlamak ve kanunlarla
verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla
görevlidir.
832 sayılı Kanuna göre Sayıştay;
- Genel ve katma bütçeli
dairelerin,
- Genel ve katma bütçeli daireler tarafından sermayesinin
yarısı veya yarısından fazlasına katılmak suretiyle sabit veya döner
sermayeli veya fon şeklinde kurulan kurum ve teşebbüslerin,
- Kanunlarla Sayıştay denetimine tabi tutulan diğer
kurumların bütün gelir, gider ve mallarıyla nakit, tahvil, senet
gibi kıymetlerinin alınıp verilmesini, saklanma ve kullanılmasını
denetler, sorumluların hesap ve işlemlerini yargılayarak kesin hükme
bağlar,
- Devlete ait ikraz, istikraz, ve taahhütlerle çeşitli
kaynaklardan bağış ve yardım suretiyle elde edilen nakdi veya ayni
kıymetleri, Hazine bonolarını, bütün kefalet, kredi ve Hazine
avanslarını kaydedip denetler,
- Genel ve katma bütçelere ilişkin genel uygunluk
bildirimlerini, Anayasada belirtilen süre içerisinde Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunar,
- Gerektiğinde mali işlere ve hesap usulleriyle gelir
tahakkuk sistemlerine dair Türkiye Büyük Millet Meclisine rapor
verir,
- Denetimine tabi kuruluşların hesap ve işlemlerinin
incelenmesi sonucunda gerekli gördüğü hususlara dair Türkiye Büyük
Millet Meclisine rapor verir,
Görevleriyle yükümlüdür.
832 sayılı Sayıştay Kanunun Geçici
8 inci maddesine göre; Anayasanın 127 inci maddesi gereğince il özel
idareleriyle belediyelerin mali işlemlerinin denetlenmesine dair
kanun yürürlüğe girinceye kadar, 16 Haziran 1934 tarihli 2514 sayılı
Divanı Muhasebat Kanununun il özel idareleri ve belediyelere ait
hükümleri yürürlükte kalır, denilerek yerel yönetimler yüksek
denetleme kurumu kurulana kadar belediyelerin ve il özel
idarelerinin denetimlerinin Sayıştay tarafından yapılması
öngörülmüştür.
832 sayılı Kanuna göre Sayıştay
meslek mensupları; Birinci Başkan, Daire Başkanları ve Üyeleri,
Raportörler, Uzman Denetçi, Başdenetçi, Denetçi ve Denetçi
Yardımcılarıdır. Raportörler, Uzman Denetçi, Başdenetçi,
Denetçilerdenetçi yardımcılığından yetişirler. Sayıştay’da bir
başkan ve altı üyeden oluşan daireler birer hesap mahkemesidir.
Daireler Kurulu daire başkanları ve üyelerinden oluşur. Daireler
Kurulu 832 sayılı Kanunla kendisine verilen görevleri yapar. Daire
başkanları, dairelerine ayrılan hesapların yargılama ve bunlara
ilişkin tutanak ve ilamların düzenleme ve sonuçlandırılması
işleriyle ve diğer işlerin yapılmasını sağlamakla görevlidir. Üyeler
denetçi raporlarını inceler ve düşüncelerini yazılı olarak belirtir.
Ayrıca bu kanunda gösterilen diğer işleri yapar.
1996 yılında Sayıştay Kanuna
yapılan ek madde ile; “Sayıştay, denetimine tabi kurum ve
kuruluşlarının kaynakları ne ölçüde verimli etkin ve tutumlu
kullandıklarını incelemeye yetkilidir. Bu inceleme sonuçları
Sayıştay Birinci Başkanı tarafından bir değerlendirme raporuyla
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulur” denilerek
Sayıştay’ın denetimine tabi kuruluşlarda performans denetimi
yapabileceği öngörülmüştür.
B- Yüksek Denetleme Kurulu:
1- Yüksek Denetleme Kurulunun
tarihçesi:
Yüksek Denetleme Kurulu, kamu
iktisadi teşebbüslerinin ekonomik alanda etkin işlevler üstlenmeye
başladığı 1930’lu yılların ikinci yarısında anılan kuruluşların
çalışma usul ve esasları ile denetimlerini düzenleyen 17.6.1938
tarih ve 3460 sayılı Kanunla ve “UMUMİ MURAKABE HEYETİ ”
adıyla Başbakanlığa bağlı olarak kurulmuştur.
Kamu iktisadi teşebbüslerinin
işletmecilik kurallarına ve ekonominin genel ilkelerine uygun kârlı
ve verimli çalışmalarına yönelik tespit ve önerilerde bulunmak
amacıyla anılan kuruluşları sürekli gözetim ve denetim altında
bulunduran bilanço ve sonuç hesaplarını inceleyen yöneticilerin
aklanmasına veya aklanmamasına ilişkin raporlar düzenleyen Yüksek
Denetleme Kurulu daha sonra 15.7.1960 tarih ve 23 sayılı Kanunla
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bağlanmıştır. Ancak Yüksek Denetleme
Kurulunun Yasama Organına bağlılığı uzun sürmemiş, 23 sayılı Kanunu
değiştiren 12.5.1964 tarih ve 468 sayılı Kanunla tekrar Başbakanlığa
bağlanmış, bu arada 12.3.1964 tarih ve 440 sayılı Kanunun geçici 6
ıncı maddesinde, kendi özel kanunu yürürlüğe girinceye kadar 3460 ve
23 sayılı Kanunların Yüksek Denetleme Kurulu ile ilgili hükümlerinin
uygulanması öngörülmüştür.
Öte yandan, 1961 Anayasasının 127
inci maddesinin son fıkrasındaki Kamu İktisadi Teşebbüslerinin
Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesinin kanunla
düzenleneceğine ilişkin hüküm gereğince çıkarılan 12.5.1964 tarih ve
468 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet
Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunla, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu
oluşturulmuş ve bu komisyonun kamu iktisadi teşebbüslerini Yüksek
Denetleme Kurulu raporlarını esas alarak denetleyeceği
öngörülmüştür.
Yürürlükteki 1982 Anayasasının 165
inci maddesinde de sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya
veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce denetlenme esaslarının kanunla
düzenleneceği kuralı getirilmiştir. Anayasanın 165 inci maddesinin
gerekçesinde de belirtildiği üzere, TBMM’nin bu denetimini Yüksek
Denetleme Kurulu aracılığı ile yapması öngörülmüştür. Buna
dayanılarak çıkarılan 2.4.1987 tarih ve 3346 sayılı Kamu İktisadi
Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince
Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda da, genel olarak mülga
468 sayılı Kanun doğrultusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu
İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunun Kamu İktisadi Teşebbüslerini
Yüksek Denetleme Kurulu raporlarını inceleyerek denetleyeceğine
ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Yüksek Denetleme Kurulu Hakkındaki
24.6.1983 tarih ve 72 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 17.06.1938
tarih ve 3460 sayılı Kanundan sonra yürürlüğe konulmuş, Yüksek
Denetleme Kurulunun kuruluşu ile görev ve yetkilerine ilişkin
kurallar içeren bir düzenlemedir.Anayasa mahkemesinin 1988/3 sayılı
Kararı ile de teyit edildiği üzere, Anayasanın 165 inci maddesinde
öngörülen TBMM denetiminin, Yüksek Denetleme Kurulu raporları esas
alınarak yapılması zorunluluğu, YDK’yı ismi anayasanın ilgili
maddesinde ifade edilmeyen, fakat madde gerekçesinde belirtilen bir
Anayasal kuruluş konumuna getirmektedir.
2-
Yüksek Denetleme Kurulunun yapısı ve
raporlarla ilgili işlemler:
Yüksek Denetleme Kurulunun denetim
kapsamına; kamu iktisadi teşebbüsleri, özel kanunlarında Yüksek
Denetleme Kurulunun denetimine tabi olduğu belirtilen kurum ve
kuruluşlar, sosyal güvenlik kuruluşları, 4046 sayılı Özelleştirme
Kanunun 11 inci maddesine göre özelleştirme kapsamına alınan
kuruluşlar ile 3346 sayılı Kanun çerçevesinde TBMM tarafından
denetimi Yüksek Denetleme Kuruluna verilen kuruluşlar girmektedir.
72 sayılı KHK’ya göre Yüksek
Denetleme Kurulu Başbakanlığa bağlı, tüzel kişiliğe sahip yüksek bir
denetleme organıdır. Yüksek Denetleme Kurulu 1 Başkan, 18 Üyeden
oluşan Üyeler Kurulu, denetim ve inceleme grupları ile idari
birimlerden oluşmaktadır. Denetim ve inceleme grupları ekonomik
sektörler dikkate alınarak; 1 üyenin başkanlığında yeteri kadar
başdenetçi, denetçi ve denetçi yardımcılarından oluşur. Meslek
mensuplarının yeteri kadarı yüksek mühendislik eğitimi almış,
konusunda tecrübe sahibi teknik başdenetçi ve denetçilerden
oluşmaktadır.
Yüksek Denetleme Kurulu tarafından
denetime tabi kuruluşlarla ilgili olarak düzenlenen denetim ve
inceleme raporları aşağıdaki gibidir.
- Yıllık denetim raporu;
denetlenen kuruluşların işlem, bilanço ve sonuç hesaplarının
aklanması veya aklanmamasına ilişkin görüşleri içeren gerekçeli ve
karşılaştırmalı olarak hazırlanan rapordur.
- İvedi durum raporu;
Yüksek Denetleme Kurulunca denetlemeler sırasında
karşılaşılan ve ivedi olarak incelenmesi, teftişi, tahkiki gereken
hususları ile alınması gereken önlemleri içerir.
- Genel rapor;
denetlenen kuruluşların yıllık faaliyetlerinin
sonuçlarını, sektör esasına bağlı olarak , topluca belirten
rapordur.
- Özel inceleme raporu;
Başbakanın görevlendirmesi veya Üyeler Kurulunun
istemi üzerine, Yüksek Denetleme Kurulunun denetim kapsamına giren
kuruluşlarda, denetim ve inceleme gruplarınca yapılan inceleme
sonuçlarını gösteren rapordur.
Yüksek Denetleme Kurulu tarafından
düzenlenen yıllık denetim raporları tam bir takım çalışması ile
ortaya çıkar. Denetime tabi bir kuruluşun yıllık denetim raporu
düzenleyen denetim ekibinde en az 2 idari, 1 teknik denetim
görevlisinin olması esastır. Denetim ekibi uzun süren incelemeler ve
denetlemeler sonucunda kendi arasında tüm konuları etraflıca
tartışarak, görüş alışverişinde bulunarak kuruluşun yıllık denetim
raporunu hazırlar. Denetim ekibi tarafından düzenlenen kuruluşun
yıllık denetim raporu, ilgili grup başkanı üyenin ve denetim
ekibinin de hazır olduğu Üyeler Kurulunda görüşülür, incelenir ve
son şekli verilir. Artık söz konusu yıllık denetim raporu Yüksek
Denetleme Kurulunun tüzel kişiliğine aittir.
72 sayılı KHK’ya göre Yüksek
Denetleme Kurulu tarafından düzenlenen yıllık denetim
raporu,denetlenen kuruluşa, kuruluşun ilgili yada bağlı olduğu
bakanlığına, TBMM’ye, Devlet Planlama Teşkilatına ve Hazine
Müsteşarlığına Başbakanlık aracılığıyla gönderilir. Denetime tabi
kuruluşlar yıllık denetim raporları üzerine hazırlayacakları
cevaplarını, yetkili organlarından geçirmek kaydıyla kırk beş gün
içinde ilgili bakanlığa ve Yüksek Denetleme Kuruluna gönderirler.
İlgili bakanlıklar bu cevapları kendi görüşleri ile birlikte en geç
on beş gün içinde Başbakanlığa ve Yüksek Denetleme Kuruluna
gönderirler.
Yüksek Denetleme Kurulu
raporlarında; inceleme, teftiş veya tahkiki istenen durumlar
Başbakanlıkça yetkili mercilere intikal ettirilir. Özellikle YDK
tarafından ilgili bakanlıklarca incelenmesi, teftişi ve tahkiki
istenen konular, bakanlıklarca sonuçlandırılır ve sonuçtan
Başbakanlığa ve Yüksek Denetleme Kuruluna bilgi verilir. Yüksek
Denetleme Kurulu, sonuçlandırılan inceleme, teftiş veya tahkik
raporlarına ilişkin görüşünü ayrıca Başbakanlığa bildirir (72 sayılı
KHK).
Anayasanın 165 inci maddesi
gereğince düzenlenen 3346 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve
Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin
Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Komisyonu 35 kişilik muhalefet ve iktidar milletvekillerinden
oluşmaktadır. KİT Komisyonu kendi arasında yaptığı seçimle
denetlenen kuruluşların büyüklüğüne ve özelliklerine göre en az
beşer-altışar kişilik alt komisyonlar oluştururlar.
Denetlenen kuruluşun alt
komisyonu; komisyon üyesi milletvekilleri, Yüksek Denetleme
Kurulunun denetim görevlileri, denetlenen kuruluşun üst düzey
yöneticileri ile Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine ve ilgili
bakanlık temsilcilerinin hazır olduğu toplantıda, Yüksek Denetleme
Kurulu tarafından düzenlenen yıllık denetim raporu etraflıca
incelenir ve görüşülür. Alt Komisyon toplantısında yıllık denetim
raporunda yer alan temenniler ve inceleme konuları, kuruluşun ve
ilgili bakanlığın cevapları ayrıntılı olarak görüşülür. Alt
Komisyon, Üst Komisyona gönderilecek temenni ve tavsiyeleri tespit
eder, kuruluşun bilanço ve sonuç hesaplarını tasvip ederek yönetim
kurullarının ibra edilmesini veya bilanço ve sonuç hesaplarını
tasvip etmeyerek yönetim kurullarının ibra edilmemesini gerekçeli
olarak karar verir. Artık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından
düzenlenen yıllık denetim raporu, TBMM KİT Alt Komisyonuna aittir.
TBMM KİT Alt Komisyonu tarafından,
KİT Komisyonuna gönderilen temenniler ve inceleme konuları Yüksek
Denetleme Kurulu raporu, Alt Komisyonda bulunan görevlilerin ve 35
milletvekilinin hazır olduğu Üst Komisyonda görüşülür ve karar
bağlanır. Ancak Üst Komisyon toplantısında denetlenen kuruluşla
ilgili Yüksek Denetleme Kurulu raporunda yer alan veya raporda yer
almamakla birlikte ilavesi uygun görülen her konu görüşülüp
tartışılabilir Alt Komisyonun görüşüne aykırı sonuçlara, kararlara
varılabilir.
KİT Komisyonun bütün kamu iktisadi
teşebbüslerini kapsayan tasvibe ve genel görüşmeye sunulan raporları
basılıp tüm TBMM üyelerine dağıtılır. Dağıtılan rapora; siyasi parti
grupları, 20 milletvekili veya Hükümet 15 gün içinde itiraz
edebilir. Bu süre içinde itirazda bulunulmazsa KİT Komisyonu raporu
kesinleşir. İtiraz olunan raporlar TBMM Genel Kurulunda öncelikle
görüşülür. TBMM Genel Kurulu 20 gün içerisinde bu rapor üzerine
genel görüşme açar. TBMM Genel Kurulu, bilançolarla sonuç
hesaplarını tasvip etmek suretiyle kamu iktisadi teşebbüslerinin
yönetim kurullarının ibra edilmesini karar bağlar veyahut
bilançolarla sonuç hesaplarını tasvip etmemek suretiyle kamu
iktisadi teşebbüslerinin yönetim kurullarının ibra edilmesini
reddeder. İbra edilmeyen kuruluşların sorumluları hakkında genel
hükümlere göre adlî kovuşturma veya işlem yapılabilmesi için karar,
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca, Başbakanlığa ve ilgili
adlî mercie bildirilir.
3- Yüksek Denetleme Kurulu
tarafından yapılan denetimin türü ve niteliği:
Yüksek Denetleme Kurulu
denetiminin temel kaynağı Anayasanın 165 inci maddesidir. Anayasanın
165 inci maddesi ise denetlenen kuruluşları sermayelerinin yarıdan
fazlasının doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan
istisnasız bütün kamu kuruluş ve ortaklıkları şeklinde sınıflama
yaparak kapsamına almıştır. 3346 sayılı Kanunun 2 inci maddesinde
“Ödenmiş sermayesinin yarısından fazlası kamu tüzel kişiliklerince
sağlanmış olan kurumlar ile bu kurumların ödenmiş sermayesinin
yarısından fazlasını sağlamış oldukları diğer kurumlar ve yukarıda
sayılanlardan olmamakla beraber kendilerine bazı kamu yetki ve
görevleri verilmiş olup galip vasıfları bu kamu hizmetlerini
yürütmek olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından
olmayan özel kanunlara tabi kurumlar ve İller Bankası, bu Kanunla
konulan denetime tabidirler.”denilmiş ve denetlenen kuruluşların
kapsamı daha da genişletilmiştir.
3346 sayılı Kanunun 7 inci
maddesinde “Komisyon ve Alt Komisyonlar, denetleyecekleri
kuruluşların durumunu, ulusal ekonomiye faydalı olabilmeleri için
özerk bir tarzda, ekonominin kuralları ve ekonomik gerekler
dahilinde, verimlilik ve kârlılık ilkeleri doğrultusunda
yönetilerek, kuruluş amaçlarına ulaşmalarını teminen;
faaliyetlerinin mevzuata, uzun vadeli kalkınma planına ve planın
uygulama programlarına uygunluğu yönlerinden inceler.” denilmiş ve
denetlenen kuruluşlarda uygunluk denetimi yanında esas olarak
finansal denetim ve performans denetimi yapılması öngörülmüştür. Ve
bu tür denetim görevi de 3346 sayılı Kanun ve 72 sayılı KHK ile
Yüksek Denetleme Kuruluna verilmiştir.
72 sayılı KHK’ nin 22 inci
maddesinde Yüksek Denetleme Kurulunun denetleme konuları;
- Denetlenen kuruluşların kanun
veya statülerinde belirlenen amaç ve esaslara, uzun vadeli kalkınma
planı ile programlara uyulup uyulmadığı,
- İşletme bütçelerinin gereklere, işlemlerinin bütçelere; maliyet,
bilanço ve sonuç hesaplarının dönem faaliyetlerine uygunluğu,
- Çağdaş işletmecilik esaslarına uyulup uyulmadığı,
- İşlemlerin hukuka uygunluğu,
- Verimlilik ve kârlılık ilkelerine uyulup uyulmadığı,
- İşletmenin zarara uğratılıp uğratılmadığı,
şeklinde belirlenmiş ve kuruluşlarda uygunluk denetimi yanında esas
olarak finansal denetim ve performans denetimi yapılması
öngörülmüştür.
Yüksek Denetleme Kurulu tarafından
yapılan denetim, ekonomik (iktisadi, sistemci) denetim olup;
uygunluk denetimi ve esas itibariyle finansal denetim ile performans
denetimidir. Bilindiği gibi finansal denetim, uygunluk denetimi ve
performans denetimi birbirlerinin yerine geçen denetimler olmayıp,
tam tersine birbirini tamamlayan denetim türleridir. Yüksek
Denetleme Kurulunun kuruluşlar üzerinde yaptığı denetimde amaç suçu,
suçluyu aramaktan ziyade kuruluşun faaliyetlerini, ekonomik denetim
kavramı çerçevesinde kârlılık ve verimlilik esasları doğrultusunda
sürdürüp sürdürmediğini ortaya koymaktır. Yüksek Denetleme Kurulu
ekonomik denetim kapsamında; bir taraftan kuruluşların
faaliyetlerini yürürlükteki mevzuata uygun olarak yapılıp
yapılmadığını, diğer taraftan finansal tablolarının yürürlükteki
mali mevzuat ve genel kabul görmüş muhasebe standartlarına uygunluğu
ayrıntılı bir auditing yapılmak yoluyla ortaya konulmakta, öte
yandan kuruluşa tahsis edilen kaynakların tüm işletme fonksiyonları
dikkate alınarak rasyonel esaslara göre etkinlik, verimlilik,
kârlılık ve tutumluluk ilkeleri doğrultusunda kullanılıp
kullanılmadığını ölçmekte ve bu doğrultuda önerilerde bulunmaktadır.
Yüksek Denetleme Kurulunun denetim modelinde temel amaç performans
denetimi olup, finansal tablolar denetimi ile desteklenmektedir.
Uygunluk denetimi; Yüksek Denetleme Kurulu için temel bir amaç
olmayıp, performans denetimi ile finansal tablolar denetiminin
birlikte yürütülmesi sırasında, denetlenen kuruluşun mali
işlemlerinin ve faaliyetlerinin belirlenmiş yöntemlere, kurallara
veya mevzuata aykırı uygulamaları tespit edilmesi durumunda söz
konusu olmaktadır. Yüksek Denetleme kurulu denetimleri sırasında
mevzuata aykırı bir uygulama tespit etmesi halinde, söz konusu
mevzuata aykırılığın ilgili iç denetim kuruluşlarınca (bakanlıklar
ve genel müdürlükler teftiş kurulları) inceleyip ve/veya soruşturup
sonuçlandırmasını istemektedir.
Gelişmiş ve/veya gelişmekte olan
ülkelerin tümünde, denetim anlayışı ve uygulamalarının performans
denetimine doğru hızla gittiği bir aşamada, 1938 yılından bu yana
performans denetimi yapmakta olan YDK, bu konudaki birikim ve
deneyimini; söz konusu denetimi, buna yapısal anlamda hazır ya da
uygun durumda olan, sadece KİT’ler üzerinde uygulayarak değil,
sermaye, organizasyon yapıları ve faaliyet alanları birbirlerinden
son derece farklı kamusal üretim ve hizmet kuruluşlarını da, üstelik
KİT’lerin denetime tabi kuruluşlar içerisindeki oranının giderek
azaldığı şu dönemlerde başarıyla denetleyerek ispatlamış ve saygın
bir izlenim oluşturmuştur.
4- Yüksek Denetleme Kurulu'nun bağımsızlığı ve denetim standartları:
Yüksek Denetleme Kurulu; kurumsal,
bireysel ve mali bağımsızlık bakımından niteliği uluslararası genel
kabul görmüş denetim standartları ile uyum göstermektedir.Yüksek
Denetleme Kurulunun denetim programlarının hazırlanması, denetim
konuları, denetlenecek kuruluşların belirlenmesi, denetimin
yapılması ve raporlanması, denetim raporlarının işleme konulması
konularında hiç bir makamdan önceden ve/veya sonradan izin ya da
onay almamaktadır. Yüksek Denetleme Kurulunun yaptığı denetim
sürecine idari yada siyasi bakımdan hiçbir irade müdahale
edememektedir. Yüksek Denetleme Kurulu kurumsal açıdan (batılı
ülkelerde de örnekleri olduğu gibi) Başbakanlığa bağlı olmakla
beraber, bağımlı bir kuruluş değildir. YDK’nın Başbakanlığa
bağlılığı, sadece, Türk idari yapısının bir gereği olarak,
hiyerarşik düzendeki yerinin belli edilmesi amacına yöneliktir.
Hazırlanan denetim raporları,
denetim ekiplerinin de hazır bulunduğu, üyeler kurulu
toplantılarında bütün ayrıntıları ile görüşülür, tartışılır ve nihai
karara bağlanır. Nihai raporlar hiçbir makamın onayı ya da izni
olmaksızın; denetlenen kuruluşa, kuruluşun ilgili veya bağlı olduğu
bakanlığa, DPT, Hazine Müsteşarlığı ve TBMM’ye gönderilmektedir.
YDK raporlarının bu suretle kabul
edilerek, herhangi bir makam ya da iradenin onayına sunulmaksızın,
TBMM KİT Komisyonuna tasvip çalışmalarının gerçekleştirilmesine esas
denetim raporları olarak gönderilmesi keyfiyeti, idari
bağımlılık/bağımsızlık tartışmalarının gereksizliğine ilişkin önemli
bir belirti olmaktadır.
YDK’nın karar organını oluşturan
Başkan ve Üyeler Bakanlar Kurulu kararı ile atanmakta olup,
kararlarında tamamen bağımsızdırlar. Üyelerin atanma şartları
Kanunla belirlenmiş objektif kurallara bağlanmıştır. Üyelerin yarısı
Kanunda belirtilen şartları taşıyanlar arasından Bakanlar Kurulunca,
yarısı ise Üyeler Kurulunca başdenetçiler içinden belirlenecek,
atamaya esas sayının iki katı aday arasından Bakanlar Kurulu (batılı
ülkelerde de örnekleri olduğu gibi) tarafından atanmaktadır. Mesleğe
giriş esas olarak denetçi yardımcılığı sistemi ile olmakla beraber,
Kanunda belirtilen şartları taşıyanlar kırk beş yaşını aşmamış
olmaları koşuluyla denetçi olabilmektedir. Başdenetçi ve denetçiler
Üyeler Kurulunun kararını takiben, Başbakan veya ilgili devlet
bakanının onayı ile atanmaktadır. Yüksek Denetleme Kurulu meslek
mensupları mevzuat gereğince (Başkan, Üye, Başdenetçi, Denetçi)
mesleki teminata sahiptirler. Meslek mensupları kendi istekleri
dışında veya denetim hizmetlerinin gerekleriyle bağdaşmayan sağlık,
ahlaki veya mesleki yetersizlikleri tespit edilmedikçe görevden
alınamaz, başka görevlere atanamazlar.
Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetim
standartları; bağımsızlık, objektiflik, mesleki yeterlilik, mesleki
özen ve titizlik ile raporlamadır. Bu standartlar, YDK denetim ve
inceleme raporları yönetmeliği uyarınca yürürlüğe konulan ve 71 yılı aşkın
olan birikimle hazırlanmış, "Denetleme Kılavuzu"nda aynen
yer almış olup, özenle uygulanmaktadır. |